fatih kısaparmak balon baskılı balon "Okutmanı istiyorum"dan "okumanızı istemiyorum"a..!! - AK Parti |AKParti Forum |AK Gençlik |Recep Tayyip Erdoğan |AKPARTİ Gençlik Forumu|

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : "Okutmanı istiyorum"dan "okumanızı istemiyorum"a..!!


Duygu'Seli~
08-17-2008, 00:53
Hiçbir sorun “insan”ın önüne geçemez, geçmemesi gerekir. Çünkü sorunlardan önce insan vardı. Evrende her şey insan içindir. İnsana ait sorunların ötelenmesi diye bir şey olmaz, olamaz. Ötelenirse insana zulmedilmiş olur.

İnsanın tabii hakları, hiçbir kişi ve kurum ile sınırlandırılamaz. Bu haklar insanın elinden alınamaz, alınmaması gerekir. Bunların başında yaşama hakkı gelir. Ardından şahsiyetin korunması hakkı, özel hayatın gizliliği hakkı, din ve düşünce özgürlüğü hakkı, eğitim öğretim hakkı, sağlık hakkı kimsenin inisiyatifinde değildir.

Bu hakları insan doğumla birlikte elde eder. Kimse bu hakları “ben verdim” demeye kalkışamaz. “Ben verdim” demek, her zaman verenin üstünlüğünü ifade eder ki, insanlar arasında böyle bir rüçhaniyet söz konusu değildir. Herkes “insan”dır, doğar, büyür ve ölür.

Ancak dünyamızda gasbedilmiş haklar vardır, adı üstünde gasbedilmiş!.. Bunların da iadesinin zamanı olmaz, ilk fırsatta iade edilmesi gerekir. “Önce insan”... Bu sebeple ekonomik haklar, insanın tabii hakkının önüne geçemez.

******************

Sorun çözmek için öncelikle iyi niyetli olmak gerekir. İyi niyetin olmadığı yerde sorun çözülmez. Birileri çağdaşlıktan ve çağdaş değerlerden bahsediyor, fakat söylediklerini eyleme dönüştürmüyorlar. Kılık kıyafet meselesi dolayısıyla medyada âkil kişi edasıyla konuşan ve yazan kişiler dinlemiyorlar, dinlemedikleri için anlamıyorlar fakat konuşmaya devam ediyorlar.

Karşısındaki ne diyor, ne istiyor diye merak dahi etmiyorlar. Bildiklerini ya da ezberlediklerini söylemeye devam ediyorlar. Hele çağdaşlık adına “empati”den bahsetmiyorlar mı, insanı çıldırtıyorlar.

XIX. yüzyıldan beri süre gelen inkâr hastalığı aydınlarda (!) hâlâ devam ediyor. İnkâr en kolay yoldur. “Ben sadece gördüğüme inanırım” mantığı ile hareket ediyor. “Benim ne kadar yaşama hakkım varsa benim dışımdakilerin de o kadar yaşama hakkı vardır” diyemiyor ve dolayısıyla insanlık basamağına yükselemiyor.

******************

“İnsan” deyince akla eğitim gelir. ALLAH ilk insanın eline kitap vermiştir, kitap okumaktır, dolayısıyla ilk insan kitaplı insandır. Bir müslüman okumaktan, bilgi edinmekten asla geri durmaz. Çünkü insanın, ALLAH’ın verdiği kitabı okuması, yemesi içmesi gibi fıtrî bir hadisedir.

Kitapla başlayan hayat kitapla devam eder ve edecektir. Aksi kitapsızlığı çıkarır karşımıza... Birileri cahilliği, gafleti hoş görebilir. Fakat bir müslüman hoş göremez çünkü ALLAH, “cahillerden yüz çeviriniz” buyuruyor.

******************

Birileri sürekli olarak milleti aşağılayıcı tavır sergiliyor ve sergilemeye devam ediyor. Çocuklarını okutmuyorlar, okula göndermiyorlar diye hakaretin ötesine geçen sözleri, yazıları hep dinledik ve okuduk. Kurtuluş Savaşı yıllarından sonra bu tavrın dozunun ne kadar yükseldiği de malumdur.

Kurtuluş Savaşı’nı kazanan halkı cahil, geri kafalı olarak aşağılayanlar, “Bu millete ne oldu da böyle küskün bir tavır içine girdi?” diye sorma zahmetine dahi girmediler. Onlardan kendilerini sorgulamalarını beklemek elbette mümkün değildir. Onlar kurtarılmış bir vatanın nimetlerini yemekten, içmekten ve küfretmekten başka bir şey bilmediler. Bugün de aynı tavrı devam ettirmek istiyorlar.

“Parya” olarak gördükleri millet, onların oyunlarını ve ezberlerini bozdukça çılgına dönüyorlar, akıl dışı yollara başvuruyorlar; millete burun kıvırıyorlar, küçük görüyorlar.

Millet-okul ilişkisini Mehmet Âkif Ersoy Safahat’ta (İstanbul 1966, s. 396-397) çok güzel anlatmaktadır. Millet her zaman okumanın yanında yer almıştır, fakat şiirde de anlatıldığı gibi küstüğü zamanlar olmuştur. Bugünden geriye doğru bakınca çocuklara kıyacak kadar tepkinin dozu çok ağır olmuştur. Fakat madalyonun diğer yüzünü görmemek olmaz.

Bugün gelinen noktaya bakınca: “Akrebin kıskacı”nda yoğrulan millet, “okutmak istiyorum”, çocukları da “okumak istiyorum” diyor. Fakat çocuklarını okula göndermeyenleri yobazlıkla, geri kafalılıkla suçlayanlar, bulundukları makamlardan ahkâm keserek “Okumanızı istemiyorum” diyor. Farkında mısınız, kim kime ne diyor?

Abdullah Öcalan ve benzerleri bu ülkede “yaşar”, bu ülkenin okullarında “okur”; fakat İstiklâl Marşı’nda felsefesini bulan ve millî değerlerine bağlı insanlar, vatanı için şehit olur, vatandaş olarak vergisini verir ama okulunda okuması yasaktır. Ancak şehit cenazelerinde gözyaşı dökmesi serbesttir.

Çağdaşlıktan dem vuruyorlar. Neye ve kime çağdaşsınız? Koca koca adamlar kadınların, kızların kılık ve kıyafetiyle uğraşıyorlar. Siz kılık kıyafet ilmi mi okudunuz? Gerçekten sizin ilminiz, irfanınız varsa, ilminizi isteyene veriniz. Bunun için maaş alıyorsunuz. Siyaset yapmak istiyorsanız, buyurunuz meydanlara!

İnsanî değerlere hasret kalınca Yûnus Emre’den, Mevlânâ’dan örnekler verirler. Mevlânâ’nın “Ne olursan ol, yine de gel” mesajını anlamlı bulurlar fakat aynı sözü kendileri gençlere söylemekten korkarlar!

İbretlik insanların bulunduğu bir ortamda yaşıyoruz velhasıl! Her şeye rağmen “oku”maya devam... Hiçbir güç, insanı “oku”maktan alıkoyamaz.


Dr. İhsan Alperen..