selahattin_ay
10-07-2007, 11:13
http://img401.imageshack.us/img401/9426/hakanalbayrak4bb0fa49e4ab1.jpg (http://imageshack.us)
Şırnak'ta katledilen 12 köylünün mezarları üzerinde yakıcı bir soru yükseliyor: “Neden?”
Geçmişte PKK'yı canla başla desteklemiş olan, fakat PKK'nın bugün hâlâ şiddette ısrar etmesine bir anlam veremeyen pek çok Kürt aydını da soruyor bu soruyu.
Diyor ki bu aydınlar:
'Bağımsız-Birleşik-Sosyalist Kürdistan davasının yerini süreç içinde Türkiyelilik davası aldı ve Abdullah Öcalan, kültürel farklılıkların zikredildiği bir anayasa maddesiyle yetinebileceklerini ifade etti. Öyleyse, silahlı mücadeleyi sürdürmenin ne alemi var? Devletin Kürtleri inkâr politikası büyük ölçüde değişmişken ve terör bahanesi kalmadığında bu sorunların daha rahat konuşulabileceği ve çözülebileceği apaçık ortada iken, PKK'nın şiddetten vazgeçmeye yanaşmaması nasıl izah edilebilir?'
'Tek taraflı ateşkes uygulaması, tam da Türkiye-AB ilişkilerinin tavan yaptığı ve bizim için hayati önem taşıyan AB'ye üyelik sürecinde büyük ilerlemelerin kaydedildiği bir dönemde sona erdirilmişti. Şimdi de, iktidar partisinin Kürt Sorunu'nu da dikkate alarak yürüttüğü sivil anayasa çalışmaları tam olgunlaşma safhasına girerken Şırnak'ta 12 köylü kurşuna diziliyor. Neden? Ne adına?'
'PKK, herkesin tüylerini diken diken eden ve sağlıklı bir diyalogu imkânsız kılan bu gibi kanlı eylemlerle neyi murat ediyor? Sivil siyaseti ve dolayısıyla Kürtleri sabote etmeye çalışan derin devlete hizmet ettiğinin farkında mı PKK?”
“Görünen o ki, PKK'nın aslında Abdullah Öcalan'ı kurtarmaktan başka davası kalmamıştır. Diğer bütün davalar bu davaya kurban edilmektedir. Örgütte tam bir histeri hali hüküm sürmektedir. Akıl, mantık ve vicdan devre dışıdır. Biz de Öcalan'ın hapisten çıkmasını isteriz; fakat bundan ibaret kalan bir dava için silahlı mücadele verilmez, insan öldürülmez, insanlar ölüme gönderilmez. Bu ahlaken de siyaseten de yanlıştır.”
* * *
Militarist etkilerden arınmış bir siyasetin önündeki en büyük engeli bugün PKK teşkil ediyor.
DTP'nin rahatça siyaset yapması da en çok PKK yüzünden mümkün olamıyor.
Irak Bölgesel Kürt Yönetimi ile Türkiye arasındaki en büyük sorun da PKK.
Yani PKK vurdukça Kürtler ve bütün Türkiye / Kuzey Irak kaybediyor.
Bu manzara karşısında PKK'yı aklı başında bir retorikle savunmanın imkânı kalmamıştır.
Onun için, DTP seçmenleri kitleler halinde AK Parti'ye yönelirken, PKK'nın ve PKK eksenli Kürt siyasetinin arkasındaki aydın desteği de hızla azalıyor.
Hem tabanını hem 'elit'ini kaybediyor PKK.
Rahat konuşabilseler, bazı DTP milletvekilleri bile PKK'ya veryansın edecekler.
Barzani ve Talabani de öyle.
Türkiye'de sivil siyasetin rahatlaması ve Irak Bölgesel Kürt Yönetimi üzerindeki baskının kalkması için bu işin bitmesi isteniyor, fakat “Kürt'ü satan Kürt” pozisyonuna düşmemek için PKK ile açık bir çatışmaya girmekten şimdilik imtina ediliyor
Kürtler nezdindeki itibarının gün geçtikçe azaldığını, arkasındaki desteğin önemli bir kısmının 'namus belasına' (veya düpedüz korku belasına) verilen gönülsüz bir destekten ibaret olduğunu, üstelik 'ulusal' ve 'uluslararası' dengelerin silah bırakmayı kaçınılmaz hale getirdiğini görmüyor mu PKK?
E, görsün artık.
* * *
Eskisinden daha cazibeli yeni bir “eve dönüş yasası” da yavaş yavaş gündeme gelse iyi olur…
Bu konuda bazı 'özgün' fikirlerim var.
İleride konuşuruz inşaallah.
Şırnak'ta katledilen 12 köylünün mezarları üzerinde yakıcı bir soru yükseliyor: “Neden?”
Geçmişte PKK'yı canla başla desteklemiş olan, fakat PKK'nın bugün hâlâ şiddette ısrar etmesine bir anlam veremeyen pek çok Kürt aydını da soruyor bu soruyu.
Diyor ki bu aydınlar:
'Bağımsız-Birleşik-Sosyalist Kürdistan davasının yerini süreç içinde Türkiyelilik davası aldı ve Abdullah Öcalan, kültürel farklılıkların zikredildiği bir anayasa maddesiyle yetinebileceklerini ifade etti. Öyleyse, silahlı mücadeleyi sürdürmenin ne alemi var? Devletin Kürtleri inkâr politikası büyük ölçüde değişmişken ve terör bahanesi kalmadığında bu sorunların daha rahat konuşulabileceği ve çözülebileceği apaçık ortada iken, PKK'nın şiddetten vazgeçmeye yanaşmaması nasıl izah edilebilir?'
'Tek taraflı ateşkes uygulaması, tam da Türkiye-AB ilişkilerinin tavan yaptığı ve bizim için hayati önem taşıyan AB'ye üyelik sürecinde büyük ilerlemelerin kaydedildiği bir dönemde sona erdirilmişti. Şimdi de, iktidar partisinin Kürt Sorunu'nu da dikkate alarak yürüttüğü sivil anayasa çalışmaları tam olgunlaşma safhasına girerken Şırnak'ta 12 köylü kurşuna diziliyor. Neden? Ne adına?'
'PKK, herkesin tüylerini diken diken eden ve sağlıklı bir diyalogu imkânsız kılan bu gibi kanlı eylemlerle neyi murat ediyor? Sivil siyaseti ve dolayısıyla Kürtleri sabote etmeye çalışan derin devlete hizmet ettiğinin farkında mı PKK?”
“Görünen o ki, PKK'nın aslında Abdullah Öcalan'ı kurtarmaktan başka davası kalmamıştır. Diğer bütün davalar bu davaya kurban edilmektedir. Örgütte tam bir histeri hali hüküm sürmektedir. Akıl, mantık ve vicdan devre dışıdır. Biz de Öcalan'ın hapisten çıkmasını isteriz; fakat bundan ibaret kalan bir dava için silahlı mücadele verilmez, insan öldürülmez, insanlar ölüme gönderilmez. Bu ahlaken de siyaseten de yanlıştır.”
* * *
Militarist etkilerden arınmış bir siyasetin önündeki en büyük engeli bugün PKK teşkil ediyor.
DTP'nin rahatça siyaset yapması da en çok PKK yüzünden mümkün olamıyor.
Irak Bölgesel Kürt Yönetimi ile Türkiye arasındaki en büyük sorun da PKK.
Yani PKK vurdukça Kürtler ve bütün Türkiye / Kuzey Irak kaybediyor.
Bu manzara karşısında PKK'yı aklı başında bir retorikle savunmanın imkânı kalmamıştır.
Onun için, DTP seçmenleri kitleler halinde AK Parti'ye yönelirken, PKK'nın ve PKK eksenli Kürt siyasetinin arkasındaki aydın desteği de hızla azalıyor.
Hem tabanını hem 'elit'ini kaybediyor PKK.
Rahat konuşabilseler, bazı DTP milletvekilleri bile PKK'ya veryansın edecekler.
Barzani ve Talabani de öyle.
Türkiye'de sivil siyasetin rahatlaması ve Irak Bölgesel Kürt Yönetimi üzerindeki baskının kalkması için bu işin bitmesi isteniyor, fakat “Kürt'ü satan Kürt” pozisyonuna düşmemek için PKK ile açık bir çatışmaya girmekten şimdilik imtina ediliyor
Kürtler nezdindeki itibarının gün geçtikçe azaldığını, arkasındaki desteğin önemli bir kısmının 'namus belasına' (veya düpedüz korku belasına) verilen gönülsüz bir destekten ibaret olduğunu, üstelik 'ulusal' ve 'uluslararası' dengelerin silah bırakmayı kaçınılmaz hale getirdiğini görmüyor mu PKK?
E, görsün artık.
* * *
Eskisinden daha cazibeli yeni bir “eve dönüş yasası” da yavaş yavaş gündeme gelse iyi olur…
Bu konuda bazı 'özgün' fikirlerim var.
İleride konuşuruz inşaallah.