fatih kısaparmak balon baskılı balon Rahim Er - Ne Polis Devleti, Ne Yargıçlar Devleti - AK Parti |AKParti Forum |AK Gençlik |Recep Tayyip Erdoğan |AKPARTİ Gençlik Forumu|

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Rahim Er - Ne Polis Devleti, Ne Yargıçlar Devleti


Cihannur
01-04-2014, 15:01
Rahim Er

http://img703.imageshack.us/img703/1525/c7fh.jpg (http://imageshack.us/photo/my-images/703/c7fh.jpg/)

Ne polis devleti, ne yargıçlar devleti
.....

TSK, 10 yıl süren mücadelelerden sonra cuntacılardan ayıklanıp da kendi işine dönünce herkes, darbeler döneminin bittiğine inanmıştı.

Fakat maalesef bu inanış yanıltıcı oldu:

10 yıl sonra dünyanın 10. büyük gücü olmayı hedef almış, kısa sürede bölge lideri olmuş bir Türkiye'de bile darbe ihtiraslarının bitmediğini görmüş bulunmaktayız.

27 Nisan 2007 e-Muhtırası, darbeler ayıbının son sayfasıdır diye zannedilirken 17 Aralık 2013 Darbesiyle karşılaştık. Emniyet ve adliye içinden bir kısım cuntacının hükümeti devirip Başbakan'a kelepçe vurmaya yemin ettikleri öğrenildi. Gezi teröründe pasif destek verenler, "Kanal İstanbul, Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve 3. Havalimanı yapılmasın" diyen dış destekli o âsiler, başarılı olamayınca bu defa bizzat harekete geçtiler.

Hâdisenin evveliyatı 7 Şubat 2012'de MİT Başkanı Hakan Fidan'ın kellesinin istenmesine kadar gitmektedir. Fidan, teslim edilmediği için kırılamadı. Bu defa dershaneler ihtilafı patlak verdi. İktidar, dershaneleri dönüştürmede kararlı olunca emniyet ve adliyedeki cuntacılar eyleme başladılar. AK Parti iktidarının ideolojik kirlenmelerle malûl polis ve yargı mensuplarını temizleyerek onların yerlerine getirdiklerinden bazıları nankörlük ederek işi âleni kalkışmaya ve korsan bildirilere kadar vardırdılar.

Ne var ki hüsrandalar; yine başaramadılar.

Başaramazlar!..

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, TSK vesayetini ortadan kaldırırken milletin kahir ekseriyeti yanındaydı. Şimdi, STK/Sivil Toplum Kuruluşu vesayeti bertaraf edilirken kendini kandırılmış, hüsnü zannı zedelenmiş olarak hisseden millet, çok daha büyük bir azimle yine yanında.

Unutulmasın ki...
20 Mayıs 1622'de Sultan Genç Osman'ın Yedikule Zındanlarında boğulmasıyla biten isyan da 10 Şubat 1632 Yeniçeri isyanı da 28 Eylül 1730'da bir tellak olan Patrona Halil isyanı da 25 Mayıs 1807 Kabakçı Mustafa isyanı da 30 Mayıs 1876 Mithat Paşa isyanı 20 Mayıs 1878 Ali Suavi isyanı da, 31 Mart 1909 İttihatçı isyanı da 27 Mayıs'tan Gezi Parkı'na kadar yakın tarih isyanları da neticede isyancıların mağlubiyet ve hüsranıyla bitmiş ve fakat memleket de çok şey kaybetmiştir.
Bu isyan ve darbelerin arkasında çok kere yabancılar vardır. Sarıklı ihtilalci Ali Suavi’nin karısı İngiliz’dir. 27 Mayıs bir İngiliz destekli darbedir. 12 Eylül Darbesi Amerikan güdümlüdür. 17 Aralık, One Minute ve Mavi Marmara'nın intikamını alma tezgâhıdır.

10 Şubat 1632'de Sadrazam mangal yürekli yiğit Müezzinzâde Hâfız Ahmed Paşa, bir kısım ulema, başıbozuklar ve kapı kulu askeri isyancı güruh tarafından Sultan V. Murad'ın huzurunda 17 yerinden hançerlenerek hunharca şehîd edilmiştir.

Anlayana bu kadar söz yetişir...

Ne polis devleti, ne yargıçlar devleti; illa hukuk devleti!
Ne asker vesayeti ne STK vesayeti, illa hür ve güçlü iktidar.
Büyük hedeflere böyle varılabilir.

Kaynak (http://www.turkiyegazetesi.com/rahim-er/577487.aspx)

Türkiye 28.12.2013