milletinadami
01-09-2012, 19:26
Sahte Mücahidler ve Boş naraları(3)
Dünya Çapında Sapkınlık…
Hamd alemlerin rabbi olan Allah’a mahsustur.Salat ve Selam onun Habibi ile tertemiz Âli ve Ashabının üzerine olsun.
Dünya çapında,İslam ümmeti üzerindeki dolaşan tehlike bulutları arasında faaliyetlerini en sinsi ve masum şekilde yürüten bir taife…
Sahte mücahidlerin,yürüttükleri dünya çapında ki faaliyetlerden bir kesiti okuyucularımızla paylaşmak istedik.Mevla’dan talebimiz Şia tehdidi hakkında malumat sahibi olmayan Müslüman kardeşlerimizin bu konuda şuurlanmaları ve aydınlanmalarıdır.
Kuveyt’te (http://irananaliz.wordpress.com/2011/05/16/kuveytte-onemli-bir-yasa-tasarisi-teklifi/) önemli bir yasa tasarısı teklifi:
Kuveytli beş milletvekili parlamentoya sundukları yasa teklifinde Hz. Muhammed (sav), Sahabileri ve Peygamberin eşleri hakkında hakaret edenler hakkında ömür boyu hapis veya idam cezası verilmesini talep ederek harekete geçti.
Milletvekilleri Prof. Dr. Velid Tabatabai, Cem’an Herbiş, Felah el Sveg, Faysal el Müslim ve Mübarek Vellan’dan oluşuyor. Vekillerin yasa tasarısı teklifine göre Hz. Muhammed (sav)’e, sahabelerine veya eşlerine yönelik kötü söz söyleyen, yazan, çizen veya herhangi bir şekilde kamu mekanlarında veya başka yerlerde bu yönde eyleme girişen, bunu yaptıkları duyulan, görülen insanlar ölüm cezası veya müebbet hapis ile cezalandırılacak.
İkinci maddeye göre öneride eğer itham edilen şahıslar yaptıklarından ötürü tevbe eder veya pişman olur ise ceza geçici hapse çevirilecek ve bu da beş yıldan az olmayacak.
Milletvekili ve meşhur insan hakları aktivisti, üniversite profesörü de olan Prof. Dr. Velid Tabatabi neden böylesi bir yasa tasarısı teklifinde bulunduklarına dair soruya şu cevabı verdi: “Bu teklifi verdik, çünkü sürekli olarak Hz. Peygambere ve müminlerin annesi olan eşlerine yönelik hakaretlerle karşı karşıyayız.”(1)
Okuduğumuz yazıda dile getirilen ağır cezaların yürürlüğe girmesi için verilen yasa teklifine sebeb olan birçok olay yaşanmıştır.Bu olaylar,Kuveyt’te yaşayan azınlık Şia toplumunun içinden İran destekli bazı grupların Şia propagandası yaparak insanları Ehli sünnet’ten saptırmak ve Kuveyt’i İran’ın bir uydu devleti haline getirmek istemeleri ve bu yöndeki çabalarıdır.Aynı olaylar bölgedeki diğer Körfez devletlerinde yaşanmaktadır.
Kuveyt’in Mübarek El-kebir bölgesinde Zehra camisine,bir Şii Peygamber efendimizin mübarek ve pak zevcelerinden Hazreti Ayşe(R.A.) efendimizle alakalı, hakaret içeren sloganlar yazmış ve bu kişi polis tarafından yakalanmıştır.(2)
Bahreyn’in başkenti Manama’daki bir camide müezzinlik yapan bir kişinin dili Şii göstericiler tarafından kesildi.(3)
Bilindiği üzere Şii göstericiler diğer körfez ülkelerinde ki aynı emeller ile birçok gösteri yapmaktadır.Körfez ülkeleri bu gösterilerin destekçisi olarak İran’ı göstermekte ve faaliyet gösteren birçok İran ajanı yakalamaktadırlar.
Ayrıca Afrika kıtasında Şia propaganda ve fitne faaliyetleri tüm hızıyla devam etmektedir:
Fas Hükümeti aldığı bir kararla Eğitim Bakanlığı müfredatının tam aksine bir program yürüten ve Şii propagandası yürüterek Sünni olduklarından dolayı üç öğrenciyi okuldan uzaklaştıran Irak Okulunu kapattığını duyurdu. Açıklamada kapatma kararının geçtiğimiz Cumartesi gününden itibaren Eğitim Bakanlığına bağlı özel eğitim kurumlarının statüsü yasalarını çiğnediği gerekçesiyle bu okula uygulandığı bildirildi.Eğitim Bakanlığı soruşturma neticesinde Irak Okulunun mevcut yasa ve müfredata uymadığı yönünde bir rapor ile kapatma kararı verildiği nakledildi.
Raporda soruşturma komisyonun 3 Mart tarihinde Iraklı bir vatandaşın güvenlik makamlarına yönelik olarak bir şikayet dilekçesi gönderdiğini, Sünni olduklarından dolayı üç çocuğunun bu okul yetkililerince okuldan uzaklaştırıldığını söylediğini yazdı.(4)
Gambiya Cumhurbaşkanlığına yakın kaynakların aktardığına göre 25 Kasım 2010, Perşembe günü akşamı Gambiya Hükümeti beklenmedik bir şekilde İran silahlarıyla yüklü gizemli sevkiyatla ilgili olarak Tahran ile ilişkileri kesme yönünde karar aldı. Başkent Banjul’a doğru hareket eden sevkiyat nedeniyle alınan karara göre Gambiya devleti İran ile ilişkileri keserek ülkedeki İranlı resmi yetkililerden 48 saat içerisinde topraklarını terketmelerini istedi. Öte yandan konuyla ilgili olarak Gambiya Hükümeti herhangi bir yorum yapmazken tüm İran elçilik yetkililerinin bir çalışanın ifadelerine göre ülkeden ayrıldıkları bilgisi verildi.(5)
Komor İslam Cumhuriyeti Adalet ve İslami İlişkiler Bakanı Yusuf Bevana yaptığı düzenlemeler ile bir dizi oturumlar, konferanslar ve seminerler ile halkı ülkedeki Şii mezhebinin tehlikelerine dikkat çekerek bilgilendirmeye başladı. Ehli Sünnet vel Cemaat olan Komor Adaları halkı bu kararla birlikte Şafii mezhebinin dışında herhangi bir mezhebin öğretilmesinin yasaklandığını öğrenildi.
Birleşik Milletvekilleri Meclisinin kanunlaştırdığı yasaya göre Şafi mezhebi devletin resmi mezhebi kabul edilmiş oldu. Komor Adalarının Rafizi (Şii) devlet Başkanı Ahmed Abdullah Samibi birçok Sünni bakanı ve siyasetçiyi içlerinde şimdiki bakan Yusuf Bevana da olmak üzere Şiileştirme politikalarına karşı çıkan birçok kişiyi hapsetmişti.
Güvenilir kaynaklar Samibi hükümetinin çok sayıda genci eğitim görmek üzere Tahran’a gönderdiğini aktarırken bunların fanatik bir Şii olarak ülkeye döndüklerini, fitneye sebebiyet verdiklerini, bunun üzerine geçtiğimiz hafta siyasilerin yaptığı toplantıda “Ülkemizin Yemen Cumhuriyetindeki gibi bir belaya düçar kalmasından korkuyoruz.” denildiği açıklandı.
Bilindiği gibi Şii İran rejimi Yemen’deki birçok Husi mensubu kişiyi burslu olarak kendi ülkesinde eğitiyor, bunları Yemen rejimini devirmek için başta ideolojik olmak üzere silahlı ve sair alanlarda eğiterek besliyor.
Aynı şekilde Kenya’da gençliğe İngilizce öğretmek için burs veren yarı resmi kuruluşlar mevcut, bu gençlerin bir kısmı eğitim alıp Komor İslam Cumhuriyetine döndüğünde Şii zihniyetiyle donanmış olarak dönmüş, Ehli Sünnet Mezhebine göre namaz kılmayı reddederek ailelerini ve toplumu tekfir ederek ciddi toplumsal fitneye sebebiyet vermişlerdi.
İslam davetçisi Ali Hacı yaptığı açıklamasında Şii olan devlet başkanı Sambi’nin bu şekilde devam etmesi durumunda devletin Allah korusun bir Şii devlet olacağını ve İran’ın bölgedeki bir müttefiki halini alacağını ifade etti.(6)
İran’ın desteklediği Amerika’nın müdahalesi ile Şia etkisinin hızla yayıldığı Afganistan’da ise durum farklı değildir:
Afganistan’ın batı Herat eyaletindeki Müslüman alimler yaptıkları çağrıda Asif Muhsini adlı Şii’nin sahipliğini yaptığı televizyon kanalınca yayıma sokulan dizinin yasaklanması için hükümete çağrıda bulundu. İran Cumhuriyeti devlet kanalının yayımladığı Muhtarname adlı televizyon dizisinin dini farklılıklar temelinde şekillendiğine ve Sahabelere hakaret içerdiğine dikkat çekildi. Öte yandan televizyon yetkilileri dizide geçen hassas kısımların kaldırıldığını ve eklemeler yapıldığını aktardı. Türkçe’ye çevrilen birçok İran kaynaklı dizi filmde yer alan ve Sahabelere hakaret içeren kısımlar da orijinalinden farklı şekilde montajlanarak yayımlanıyor.(7)
Afganistan’ın Herat eyaletinde geçtiğimiz haftalarda İslam karşıtı mezhepçilik yapan, bölgedeki Sünni Müslümanları tahrik eden Cd’ler dağıtan ve toplumsal gerilime sebep olan bir Şii okul kapatılırken okul müdürü de tutuklandı.(8)
Şia tehdidinin Dünya sathında yürüttüğü faaliyetleriden bazılarını kısaca ve özetle aktarmaya çalıştık.Özellikle dikkat edilmesi gereken husus İran’a sözde İslami eğitim almak için giden gençlerin birer Şia Misyoneri haline getirilip,ülkelerine döndüklerinde sapkınlık hareketine girişmeleridir.
Ehli Sünnet ve’l cemaat düsturunca hareket eden Müslümanların İran ve Şia kaynaklı eğitim ve öğretim kurumlarından uzak durmaları gerekmektedir.Ayrıca bu yönde hareket eden medya kuruluşlarına ve kitabevlerine güvenmemelidirler.
İran devletinin Dünya çapında yürüttüğü Şiileştirme ve sapkınlaştırma faaliyetlerinin en büyük ayaklarından birinin ülkemizde olduğunun farkında olmamız gerekmekte ve bu yönde tedbiri elden bırakmamalıyız.
Zürriyetimizden,Ashab’ı kiram efendilerimize ve Alemlerin efendisinin zevcelerine saygı gösteren bir nesil gelmesi için elimizden gelen gayreti göstermek boynumuzun borcudur.
Allah’u Teala Hak olanı tanımayı ve ondan ebediyen ayrılmamayı bütün Müslümanlara nasip etsin.(AMİN)
Kaynaklar:
1-Sunni News
2-Difa Sunnah
3-El-Beyyine
4-El-Rashead Araştırma merkezi
5-El-Rashead Araştırma merkezi
6-El-Beyyine
7-Sunni News
8-Sunni News
İstikamet Dergisi(2011)----Abdulhamid Denge
Dünya Çapında Sapkınlık…
Hamd alemlerin rabbi olan Allah’a mahsustur.Salat ve Selam onun Habibi ile tertemiz Âli ve Ashabının üzerine olsun.
Dünya çapında,İslam ümmeti üzerindeki dolaşan tehlike bulutları arasında faaliyetlerini en sinsi ve masum şekilde yürüten bir taife…
Sahte mücahidlerin,yürüttükleri dünya çapında ki faaliyetlerden bir kesiti okuyucularımızla paylaşmak istedik.Mevla’dan talebimiz Şia tehdidi hakkında malumat sahibi olmayan Müslüman kardeşlerimizin bu konuda şuurlanmaları ve aydınlanmalarıdır.
Kuveyt’te (http://irananaliz.wordpress.com/2011/05/16/kuveytte-onemli-bir-yasa-tasarisi-teklifi/) önemli bir yasa tasarısı teklifi:
Kuveytli beş milletvekili parlamentoya sundukları yasa teklifinde Hz. Muhammed (sav), Sahabileri ve Peygamberin eşleri hakkında hakaret edenler hakkında ömür boyu hapis veya idam cezası verilmesini talep ederek harekete geçti.
Milletvekilleri Prof. Dr. Velid Tabatabai, Cem’an Herbiş, Felah el Sveg, Faysal el Müslim ve Mübarek Vellan’dan oluşuyor. Vekillerin yasa tasarısı teklifine göre Hz. Muhammed (sav)’e, sahabelerine veya eşlerine yönelik kötü söz söyleyen, yazan, çizen veya herhangi bir şekilde kamu mekanlarında veya başka yerlerde bu yönde eyleme girişen, bunu yaptıkları duyulan, görülen insanlar ölüm cezası veya müebbet hapis ile cezalandırılacak.
İkinci maddeye göre öneride eğer itham edilen şahıslar yaptıklarından ötürü tevbe eder veya pişman olur ise ceza geçici hapse çevirilecek ve bu da beş yıldan az olmayacak.
Milletvekili ve meşhur insan hakları aktivisti, üniversite profesörü de olan Prof. Dr. Velid Tabatabi neden böylesi bir yasa tasarısı teklifinde bulunduklarına dair soruya şu cevabı verdi: “Bu teklifi verdik, çünkü sürekli olarak Hz. Peygambere ve müminlerin annesi olan eşlerine yönelik hakaretlerle karşı karşıyayız.”(1)
Okuduğumuz yazıda dile getirilen ağır cezaların yürürlüğe girmesi için verilen yasa teklifine sebeb olan birçok olay yaşanmıştır.Bu olaylar,Kuveyt’te yaşayan azınlık Şia toplumunun içinden İran destekli bazı grupların Şia propagandası yaparak insanları Ehli sünnet’ten saptırmak ve Kuveyt’i İran’ın bir uydu devleti haline getirmek istemeleri ve bu yöndeki çabalarıdır.Aynı olaylar bölgedeki diğer Körfez devletlerinde yaşanmaktadır.
Kuveyt’in Mübarek El-kebir bölgesinde Zehra camisine,bir Şii Peygamber efendimizin mübarek ve pak zevcelerinden Hazreti Ayşe(R.A.) efendimizle alakalı, hakaret içeren sloganlar yazmış ve bu kişi polis tarafından yakalanmıştır.(2)
Bahreyn’in başkenti Manama’daki bir camide müezzinlik yapan bir kişinin dili Şii göstericiler tarafından kesildi.(3)
Bilindiği üzere Şii göstericiler diğer körfez ülkelerinde ki aynı emeller ile birçok gösteri yapmaktadır.Körfez ülkeleri bu gösterilerin destekçisi olarak İran’ı göstermekte ve faaliyet gösteren birçok İran ajanı yakalamaktadırlar.
Ayrıca Afrika kıtasında Şia propaganda ve fitne faaliyetleri tüm hızıyla devam etmektedir:
Fas Hükümeti aldığı bir kararla Eğitim Bakanlığı müfredatının tam aksine bir program yürüten ve Şii propagandası yürüterek Sünni olduklarından dolayı üç öğrenciyi okuldan uzaklaştıran Irak Okulunu kapattığını duyurdu. Açıklamada kapatma kararının geçtiğimiz Cumartesi gününden itibaren Eğitim Bakanlığına bağlı özel eğitim kurumlarının statüsü yasalarını çiğnediği gerekçesiyle bu okula uygulandığı bildirildi.Eğitim Bakanlığı soruşturma neticesinde Irak Okulunun mevcut yasa ve müfredata uymadığı yönünde bir rapor ile kapatma kararı verildiği nakledildi.
Raporda soruşturma komisyonun 3 Mart tarihinde Iraklı bir vatandaşın güvenlik makamlarına yönelik olarak bir şikayet dilekçesi gönderdiğini, Sünni olduklarından dolayı üç çocuğunun bu okul yetkililerince okuldan uzaklaştırıldığını söylediğini yazdı.(4)
Gambiya Cumhurbaşkanlığına yakın kaynakların aktardığına göre 25 Kasım 2010, Perşembe günü akşamı Gambiya Hükümeti beklenmedik bir şekilde İran silahlarıyla yüklü gizemli sevkiyatla ilgili olarak Tahran ile ilişkileri kesme yönünde karar aldı. Başkent Banjul’a doğru hareket eden sevkiyat nedeniyle alınan karara göre Gambiya devleti İran ile ilişkileri keserek ülkedeki İranlı resmi yetkililerden 48 saat içerisinde topraklarını terketmelerini istedi. Öte yandan konuyla ilgili olarak Gambiya Hükümeti herhangi bir yorum yapmazken tüm İran elçilik yetkililerinin bir çalışanın ifadelerine göre ülkeden ayrıldıkları bilgisi verildi.(5)
Komor İslam Cumhuriyeti Adalet ve İslami İlişkiler Bakanı Yusuf Bevana yaptığı düzenlemeler ile bir dizi oturumlar, konferanslar ve seminerler ile halkı ülkedeki Şii mezhebinin tehlikelerine dikkat çekerek bilgilendirmeye başladı. Ehli Sünnet vel Cemaat olan Komor Adaları halkı bu kararla birlikte Şafii mezhebinin dışında herhangi bir mezhebin öğretilmesinin yasaklandığını öğrenildi.
Birleşik Milletvekilleri Meclisinin kanunlaştırdığı yasaya göre Şafi mezhebi devletin resmi mezhebi kabul edilmiş oldu. Komor Adalarının Rafizi (Şii) devlet Başkanı Ahmed Abdullah Samibi birçok Sünni bakanı ve siyasetçiyi içlerinde şimdiki bakan Yusuf Bevana da olmak üzere Şiileştirme politikalarına karşı çıkan birçok kişiyi hapsetmişti.
Güvenilir kaynaklar Samibi hükümetinin çok sayıda genci eğitim görmek üzere Tahran’a gönderdiğini aktarırken bunların fanatik bir Şii olarak ülkeye döndüklerini, fitneye sebebiyet verdiklerini, bunun üzerine geçtiğimiz hafta siyasilerin yaptığı toplantıda “Ülkemizin Yemen Cumhuriyetindeki gibi bir belaya düçar kalmasından korkuyoruz.” denildiği açıklandı.
Bilindiği gibi Şii İran rejimi Yemen’deki birçok Husi mensubu kişiyi burslu olarak kendi ülkesinde eğitiyor, bunları Yemen rejimini devirmek için başta ideolojik olmak üzere silahlı ve sair alanlarda eğiterek besliyor.
Aynı şekilde Kenya’da gençliğe İngilizce öğretmek için burs veren yarı resmi kuruluşlar mevcut, bu gençlerin bir kısmı eğitim alıp Komor İslam Cumhuriyetine döndüğünde Şii zihniyetiyle donanmış olarak dönmüş, Ehli Sünnet Mezhebine göre namaz kılmayı reddederek ailelerini ve toplumu tekfir ederek ciddi toplumsal fitneye sebebiyet vermişlerdi.
İslam davetçisi Ali Hacı yaptığı açıklamasında Şii olan devlet başkanı Sambi’nin bu şekilde devam etmesi durumunda devletin Allah korusun bir Şii devlet olacağını ve İran’ın bölgedeki bir müttefiki halini alacağını ifade etti.(6)
İran’ın desteklediği Amerika’nın müdahalesi ile Şia etkisinin hızla yayıldığı Afganistan’da ise durum farklı değildir:
Afganistan’ın batı Herat eyaletindeki Müslüman alimler yaptıkları çağrıda Asif Muhsini adlı Şii’nin sahipliğini yaptığı televizyon kanalınca yayıma sokulan dizinin yasaklanması için hükümete çağrıda bulundu. İran Cumhuriyeti devlet kanalının yayımladığı Muhtarname adlı televizyon dizisinin dini farklılıklar temelinde şekillendiğine ve Sahabelere hakaret içerdiğine dikkat çekildi. Öte yandan televizyon yetkilileri dizide geçen hassas kısımların kaldırıldığını ve eklemeler yapıldığını aktardı. Türkçe’ye çevrilen birçok İran kaynaklı dizi filmde yer alan ve Sahabelere hakaret içeren kısımlar da orijinalinden farklı şekilde montajlanarak yayımlanıyor.(7)
Afganistan’ın Herat eyaletinde geçtiğimiz haftalarda İslam karşıtı mezhepçilik yapan, bölgedeki Sünni Müslümanları tahrik eden Cd’ler dağıtan ve toplumsal gerilime sebep olan bir Şii okul kapatılırken okul müdürü de tutuklandı.(8)
Şia tehdidinin Dünya sathında yürüttüğü faaliyetleriden bazılarını kısaca ve özetle aktarmaya çalıştık.Özellikle dikkat edilmesi gereken husus İran’a sözde İslami eğitim almak için giden gençlerin birer Şia Misyoneri haline getirilip,ülkelerine döndüklerinde sapkınlık hareketine girişmeleridir.
Ehli Sünnet ve’l cemaat düsturunca hareket eden Müslümanların İran ve Şia kaynaklı eğitim ve öğretim kurumlarından uzak durmaları gerekmektedir.Ayrıca bu yönde hareket eden medya kuruluşlarına ve kitabevlerine güvenmemelidirler.
İran devletinin Dünya çapında yürüttüğü Şiileştirme ve sapkınlaştırma faaliyetlerinin en büyük ayaklarından birinin ülkemizde olduğunun farkında olmamız gerekmekte ve bu yönde tedbiri elden bırakmamalıyız.
Zürriyetimizden,Ashab’ı kiram efendilerimize ve Alemlerin efendisinin zevcelerine saygı gösteren bir nesil gelmesi için elimizden gelen gayreti göstermek boynumuzun borcudur.
Allah’u Teala Hak olanı tanımayı ve ondan ebediyen ayrılmamayı bütün Müslümanlara nasip etsin.(AMİN)
Kaynaklar:
1-Sunni News
2-Difa Sunnah
3-El-Beyyine
4-El-Rashead Araştırma merkezi
5-El-Rashead Araştırma merkezi
6-El-Beyyine
7-Sunni News
8-Sunni News
İstikamet Dergisi(2011)----Abdulhamid Denge