fatih kısaparmak balon baskılı balon Sen, darbe nedir bilir misin Ertuğrul Amca!-SENAİ DEMİRCİ - AK Parti |AKParti Forum |AK Gençlik |Recep Tayyip Erdoğan |AKPARTİ Gençlik Forumu|

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Sen, darbe nedir bilir misin Ertuğrul Amca!-SENAİ DEMİRCİ


ak_mavish
09-23-2007, 23:27
Gazetenizin alkışladığı Eylül darbesinin sımsıcak hissedildiği 80’li yıllardı. Bir gecede sizinki başı çekmek üzere, gazetelerin hepsi dehşetli bir kâbusla irkilmiş olmalıydılar ki, bir günün sabahına aynı manşetle çıktılar: “İrtica geliyor!” “Kara ses!” “Cumhuriyet tehlikede!” “Şeriat tehdidi!” Darbe sımsıcaktı! Manşetiniz çakmak çakmaktı: “Türkiye İran olacak!”
Hava soğuktu. İri manşetleriniz “darbe” vurdu incecik kalemlerimize. İran’a benzemesin ülkemiz diye, biz elleri soğuktan morarmış gencecik kızlar kapı önlerinde bırakıldık. İrtica uğramasın diye semtimize, babalarımızın ineğini, tarlasını satarak okuttuğu biz köylü kızları koca şehrin ortasında sahipsiz, okulsuz, harçlıksız ve burssuz kalakaldık. Elbette ki, üzerimizde, çekingen ve ürkek, biraz ağabeyvari kaş çatmalarla, biraz babacan tembihlerle derinleşen türden bir “mahalle baskısı” kurmak değildi niyetiniz. Onun yerine, tepeden inen, her defasında bizi küçük düşüren, her karşılaşmamızda bizi utandıran, sindiren, özgüvenimizi yerle bir eden “devlet baskı”sını saldınız üzerimize.

Hava soğuktu. Üniversite yemekhanesinde sıcacık çorbalar içiliyordu; biz uzaktan bakıyorduk. Şimdilerde “Haydi kızlar okula!” diye ellerinden tutuyormuş gibi yaptığınız, intiharlarını uzaktan haber yaptığınız biz Kürt kızlarının kuma olmamak, zorla evlendirilmemek için tutunduğu üniversite umudunu bir darbeyle kırdınız. İmam Hatip Yaptırma ve Yaşatma Dernekleri kurucusu amcalarımızın, bin bir yakarmayla okutulmamıza ikna ettikleri, “bağnaz”, “laftan anlamaz”, “mutaassıp” hacı amcaların kızları olan bizler, hayallerimizin en kırılgan yerinde, hazırlık sınıfında okurken; umutlarımıza sımsıkı tutunduğumuz demde, diplomamızı almamıza aylar kalmışken ani bir darbeyle yere yığıldık. Dereceyle hak ettiğimiz diplomaların yerine, soğuk ve acımasız “yassaaah!” uyarıları aldık. En kırılgan yanımızdan yedik darbeyi. Kalplerimizin kırılmasına engel olamadık. Özgüvenimiz tuzla buz olurken, bir şey yapamadık.

Pek saftık. Büyüklerimizin ihale hesaplarına, sosyal mühendislik manipülasyonlarına, politik markajlarına, ekonomik kamuflajlarına akıl erdiremeyeceğimiz bir yaştaydık. İki seçeneğimiz vardı: Başörtümüzü ya utançla bir lavabonun kuytusunda başımızdan çekecektik ya da başımızda tutup hayallerimizi dürerek eve dönecektik. “Bir başka seçenek daha olabilir mi?” diye düşünen, biz “kandırılmış”, “beyni yıkanmış” “kendini bilmez” kızlar nezaket abidesi “ikna odası” baskılarıyla tanıştı. Çok korktuğunuz o “mahalle baskısı”nı görmedik. Nereden geldiğini anlamadığımız bir darbeyle, aynı ideallerle büyüdüğümüz akranlarımız arasında “tehlikeli” diye etiketlendik, “öteki” sayılıverdik. Ülkesinin her bir köşesine aydınlık getirecek, körpecik çocuklara umut aşılayacak “okumuşlar” olacaktık ama...

Darbe tuttu ellerimizden. Manşetlerinizin baskısı ağır oldu. Omuzlarımız incecikti. Direnç gösteremedik. Şehirli olmaktan vazgeçtik. Köyümüze geri döndük. “Mahalle baskısı”na karşı koyamadık. Köylü kaldık. Yönetici olamadık. Yönetilenler arasında yerimizi aldık. Hizmet üretenlerden olamadık. “Hizmetliler” kadrosuna alındık.

Bir süredir de “katsayı” darbesi yiyoruz. Üniversite sınavında aynı puanı almak için daha çok soru yanıtlama baskısı altındayız. Hoşgöreceğinizi umduğumuz kabalığımız ve anlayışsızlığımız da bu yüzden. Birkaç matematik-fen sorusunu daha doğru yanıtlayalım derken, derin mecazlar yüklü “darbe” yazınızı anlayacak edebiyat zevkinden yoksun kaldık. Tıp fakültesinin kapısından geri çevrildiğimiz için, içimizde sinsi bir ur gibi sakladığımız o korkunç darbe niyetimizi ve baskı hevesimizi müşfik bir cerrah maharetiyle açığa çıkarıp teşhis etmenizi bile düşmanca algıladık. Derin saygı beslediğimiz hocalarımız tarafından “Çık dışarı!” diye terbiye edildiğimiz için kocası tarafından “darb” edilerek hizaya gelen cahil kadınlardan olmaya razı olduk; kadınların geleceğini tehlikeye attık.. Başörtülerimizin politik renklerini ve sinsi desenlerini başını bağla(ya)mayan hemcinslerimizin başına “değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez” bir anayasa maddesi gibi darb ettik. Çok pişmanız. Diz altına indirilmiş etek boylarımızla özgür kızların geleceğe doğru yürüyüşlerine tartışılmaz bir “Danıştay kararı” gibi “darbe” vurduğumuzu anlamakta çok geciktik. Utanıyoruz. Yerin dibine giriyor ve bir daha ne Çankaya civarında, ne Meclis koridorlarında, ne üniversite kapılarında, ne tiyatro salonlarında, ne yönetici koltuklarında, ne kentlerin ana caddelerinde, ne gizli saklı koylarda gözünüze görünmeyeceğimize söz veriyoruz.

Bir gün tarlamıza bir soğuk ayranımızı içmeye bekliyoruz. Korkmayın; başımızda folklorik değeri yüksek, yöresel desenlerle süslü, orijinal “köylü kadın yemenileri” olacak.

Kafes
09-23-2007, 23:29
okusunlar bu yaziyi.

sedef
09-23-2007, 23:31
asıl darbeyi onlar çoktan yediler ama bunu sindiremiyorlar
onun içinde darbe nedir bilmiyorlar sanırım

selahattin_ay
09-23-2007, 23:32
cok guzeldi tesekkurler paylaim icin

AkSa- 34
09-23-2007, 23:59
bir sorum olucak kendini okumuş sayan cahillere!bu yazıyı okuyup biraz kendinizi diger insanlarla özdeştirmeyi ögrenin.ha diyosanız nayır.o zaman unutmayın; eden bulur ya bu alemde yada unuttukları diğer alemde eden mutlak bulur.

aşk-ı ilahi
09-24-2007, 00:46
İmam Hatip Yaptırma ve Yaşatma Dernekleri kurucusu amcalarımızın, bin bir yakarmayla okutulmamıza ikna ettikleri, “bağnaz”, “laftan anlamaz”, “mutaassıp” hacı amcaların kızları olan bizler, hayallerimizin en kırılgan yerinde, hazırlık sınıfında okurken; umutlarımıza sımsıkı tutunduğumuz demde, diplomamızı almamıza aylar kalmışken ani bir darbeyle yere yığıldık. Dereceyle hak ettiğimiz diplomaların yerine, soğuk ve acımasız “yassaaah!” uyarıları aldık. En kırılgan yanımızdan yedik darbeyi. Kalplerimizin kırılmasına engel olamadık. Özgüvenimiz tuzla buz olurken, bir şey yapamadık.


bağnaz ve laftan anlamaz demiyeyim babama haksızlık ederim...ama binbir zorlukla aldığım izni ihl baş açtırıldığı için okutulmamış biriyim...gecelerce ağladım...ama asla tavizi kabul etmedim..edenlere saygı duyarım..ama ..umutsuzluk ve isteyipte yapamamanın acısını çektim ben ...umarım bizden sonrakiler çekmezler...