Gölge
01-18-2009, 03:53
http://www.timeturk.com/images/author/72_b.jpg
Kemal Özer
Merkezi New York'ta olan Birleşmiş Milletler (BM) adlı Siyonizm'in oyuncağı sözde bir örgüt var.
“Terörün hamisi ve İslam'ın düşmanı” bu örgütle ilgili “Siz hangi taraftansınız? (http://www.timeturk.com/Kemal-Ozer-Siz-hangi-taraftansiniz-666-yazisi.html)” makalemize göz attıkta sonra bu makaleye devam etmenizi dilerim.
Dünyada 223 ülke var. Birleşmiş Milletler adlı İslam düşmanı bu örgütün üye ülke sayısı ise 171'dir. Görüleceği üzere ülke olmak için bu örgüte üye olmanız şart değil.
BM'nin başına bugüne kadar 8 Genel Sekreter atanmıştır. Hepsi Hıristiyan, hiç Müslüman yok. Taşeronları varken Yahudiler buranın başına gelmezler.
Siyonistler tarafından “İsrail” adlı “faşist” terör devletinin ilan edilmesi ve Siyonizm'i korumak amaçlıyla kurulan BM'nin, Güvenlik Konseyi adlı bir birimi var.
BM'nin en etkin birimi olan bu konseyin ise 15 üyesi var. Bu üyelerden 10'nu iki yıl süreyle görev yapan geçici ve ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa'dan oluşan 5 daimi üyesi mevcut.
Hıristiyanlar, Budistler ve ateistlerden oluşan bu 5 daimi üyelerin en önemli özelliği “veto (bir kararın yürürlüğe girmesine karşı çıkma hakkı)” hakkına sahip olmalarıdır. 14 üye hangi kararı alırsa alsın veto hakkına sahip üyelerden biri kararı veto ettiği zaman o kadar bütünüyle ortadan kalkar.
“Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa / Yaşasın kefenimin kefili karaborsa” (NFK)
Geçici üyelerin fonksiyonu sadece “görüntüyü kurtarmak”tan ibarettir. Türkiye, 1 Ocak 2009 tarihi itibari ile Siyonizm'in bekçisi olan BM'nin Güvenlik Konseyi iki yıl süre ile geçici üyeliğini yapacak.
Kader'in cilvesine bakın ki Türkiye'nin güvenlik konseyi geçici üyesi olarak katıldığı ilk Güvenlik konseyi toplantısı Siyonizm'in Gazze katliamı ile olmuştur. Bu toplantı ABD ve İngiltere'nin veto etmesi nedeniyle karar almak şöyle dursun basın açıklaması bile yapamamıştır.
Güvenlik Konseyi “güvenlik” ve “barışı” korumakla görevliymiş. Hangi güvenlik? Elbette bu küfrün güvenliği ve Müslümanların güç kazanıp, insanlığı İslam'ın barış sancağı altına almasını engellemekten koruma bekçiliği.
Güvenlik Konseyi'nin kararları, dünyanın sınırları çizilmemiş terör devleti İsrail hariç, tüm üye ülkeler açısından bağlayıcıdır.
Türkiye böyle bir konseye geçici üye olmaktan “gurur” duyuyor olmalı. Bu “gurur” değil, bizim ve diğer Müslüman ülkeler için olsa olsa “zillet” olur. Siz karar alacaksınız ABD'de veto edecek siz buraya üye olmaktan sevinç duyacaksınız öylemi?
Şimdi İslam Konferans Örgütü (İKÖ), Birleşmiş Millet Milletler adlı örgüte; “Ya bu 5 ülkenin veto hakkına son ver. Yahut ta Müslüman ülkelerin aralarından seçecekleri bir ülke, Güvenlik Konseyi'nde veto hakkına sahip daimi üye olarak yer almalı. Aksi halde 50 İslam ülkesi BM'den çekiliyoruz” diye bir “isyan” bayrağı açsa ne olur?
İşte o gün “Siyonizm belâsı” biter. Bu talebe halkları Müslüman 50'den fazla ülkenin yanı sıra Venezüella gibi yiğit devletlerde mutlaka destek verir. BM ise bu talebi kabul etmek zorunda kalır.
Sayıca tamam fakat vasıfça eksik olan ülkelerin örgütü, İKÖ'nün başındaki değerli Prof Dr Ekmeleddin İhsan hoca bu önerimizi mutlaka gündemine almalıdır.
Halkı Müslüman ülkeleri yöneten diktatörler ve Siyonizm'in gönüllü üyeleri destekçileri bu teklife itiraz etmeye kalksalar bile halkları onları alaşa edeceklerinden hiçbir şüphe duymamak gerek.
Hatta Türkiye, tek başına “beni veto hakkına sahip 6. üye yapmazsanız BM'den çekiliyorum” dese BM bunu asla reddedemez.
İKÖ ve Türkiye bunu diyebilir mi? Keşke ama şimdilik zor gözükmekle birlikte herkes üzerine düşeni yaparak baskı uygularlarsa bu çok kısa sürede mutlaka gerçekleşir.
Kurt kocayınca, kuzunun maskarası olurmuş. Unutmayalım BM'de bugün bu durumdadır ve 'acziyet ve zillet' BM'nin başındadır.
Zulüm ebedi değildir. Zalimlerin zulmüne örtü görevi yapan İslam Düşmanı BM, son günlerini yaşıyor. Güçlü bir Müslüman ülkeye veto hakkını hemen vermeyen bir BM Cemiyet-i Akvam gibi yıkılmaya mahkûmdur.
Yaşamak gibi bir niyeti varsa ya veto hakkına sahip olan beş üyenin bu hakkını almak zorunda yahut ta Müslüman bir ülkeye de bu hakkı vermek zorundadır.
* * *
İlber Ortaylı hoca; “Bir toplumu toplum haline getiren, toplumun kimliğini ve hukukunu belirleyen, her şeyden evvel kendi tarih bilincidir. Toplumlar tarih bilinciyle ayakta durabilir ve kendini kabul ettirebilir. Türkler çok yakın zamana kadar tarihi değiştiren toplum oldukları halde, değişimin bilançosunu tutmamıştır. Bu, bir faciadır” diyor.
Ne acıdır ki çoğumuz Siyonizm'in gerçek yüzü tanımıyor. Siyonistlerin gerçek yüzünü ifşa eden Yaşar Kutluay, “Siyonizm ve Türkiye” adlı kitabını yazdıktan sonra Siyonist çetelerce ortadan kaldırılır. Hâlâ cesedi bile yoktur.
Kitabın kapağı kitabı şu şekilde özetler: “Siyonizm ve Siyonist kelimelerinin çok eski bir tarihi vardır. Siyonizm; en geniş anlamıyla "Arz-ı Mev'ud" yani Filistin dışındaki bütün Yahudileri yine orada toplamak ve sonra da Süleyman Mabedi'ni Siyon Dağı üzerinde yeniden inşa etmek idealdir.
Bu kitap; Siyonist hareketi ilk defa realize eden ve ölümüne kadar harekete liderlik yapan Thedor Herzl'in, Osmanlı Devleti'nden Filistin civarında toprak satın almak uğruna sonu gelmez faaliyetlerini, 2. Abdülhamid'in karşı tavırlarını ve gelişen olayları içermektedir”
“Siyonizm ve Türkiye” kitabını okumanızı dilerken Güvenlik Konseyi daimi üyeliği önerisinin yaygınlaştırılmasını ümit ediyorum.
tımeturk
Kemal Özer
Merkezi New York'ta olan Birleşmiş Milletler (BM) adlı Siyonizm'in oyuncağı sözde bir örgüt var.
“Terörün hamisi ve İslam'ın düşmanı” bu örgütle ilgili “Siz hangi taraftansınız? (http://www.timeturk.com/Kemal-Ozer-Siz-hangi-taraftansiniz-666-yazisi.html)” makalemize göz attıkta sonra bu makaleye devam etmenizi dilerim.
Dünyada 223 ülke var. Birleşmiş Milletler adlı İslam düşmanı bu örgütün üye ülke sayısı ise 171'dir. Görüleceği üzere ülke olmak için bu örgüte üye olmanız şart değil.
BM'nin başına bugüne kadar 8 Genel Sekreter atanmıştır. Hepsi Hıristiyan, hiç Müslüman yok. Taşeronları varken Yahudiler buranın başına gelmezler.
Siyonistler tarafından “İsrail” adlı “faşist” terör devletinin ilan edilmesi ve Siyonizm'i korumak amaçlıyla kurulan BM'nin, Güvenlik Konseyi adlı bir birimi var.
BM'nin en etkin birimi olan bu konseyin ise 15 üyesi var. Bu üyelerden 10'nu iki yıl süreyle görev yapan geçici ve ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa'dan oluşan 5 daimi üyesi mevcut.
Hıristiyanlar, Budistler ve ateistlerden oluşan bu 5 daimi üyelerin en önemli özelliği “veto (bir kararın yürürlüğe girmesine karşı çıkma hakkı)” hakkına sahip olmalarıdır. 14 üye hangi kararı alırsa alsın veto hakkına sahip üyelerden biri kararı veto ettiği zaman o kadar bütünüyle ortadan kalkar.
“Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa / Yaşasın kefenimin kefili karaborsa” (NFK)
Geçici üyelerin fonksiyonu sadece “görüntüyü kurtarmak”tan ibarettir. Türkiye, 1 Ocak 2009 tarihi itibari ile Siyonizm'in bekçisi olan BM'nin Güvenlik Konseyi iki yıl süre ile geçici üyeliğini yapacak.
Kader'in cilvesine bakın ki Türkiye'nin güvenlik konseyi geçici üyesi olarak katıldığı ilk Güvenlik konseyi toplantısı Siyonizm'in Gazze katliamı ile olmuştur. Bu toplantı ABD ve İngiltere'nin veto etmesi nedeniyle karar almak şöyle dursun basın açıklaması bile yapamamıştır.
Güvenlik Konseyi “güvenlik” ve “barışı” korumakla görevliymiş. Hangi güvenlik? Elbette bu küfrün güvenliği ve Müslümanların güç kazanıp, insanlığı İslam'ın barış sancağı altına almasını engellemekten koruma bekçiliği.
Güvenlik Konseyi'nin kararları, dünyanın sınırları çizilmemiş terör devleti İsrail hariç, tüm üye ülkeler açısından bağlayıcıdır.
Türkiye böyle bir konseye geçici üye olmaktan “gurur” duyuyor olmalı. Bu “gurur” değil, bizim ve diğer Müslüman ülkeler için olsa olsa “zillet” olur. Siz karar alacaksınız ABD'de veto edecek siz buraya üye olmaktan sevinç duyacaksınız öylemi?
Şimdi İslam Konferans Örgütü (İKÖ), Birleşmiş Millet Milletler adlı örgüte; “Ya bu 5 ülkenin veto hakkına son ver. Yahut ta Müslüman ülkelerin aralarından seçecekleri bir ülke, Güvenlik Konseyi'nde veto hakkına sahip daimi üye olarak yer almalı. Aksi halde 50 İslam ülkesi BM'den çekiliyoruz” diye bir “isyan” bayrağı açsa ne olur?
İşte o gün “Siyonizm belâsı” biter. Bu talebe halkları Müslüman 50'den fazla ülkenin yanı sıra Venezüella gibi yiğit devletlerde mutlaka destek verir. BM ise bu talebi kabul etmek zorunda kalır.
Sayıca tamam fakat vasıfça eksik olan ülkelerin örgütü, İKÖ'nün başındaki değerli Prof Dr Ekmeleddin İhsan hoca bu önerimizi mutlaka gündemine almalıdır.
Halkı Müslüman ülkeleri yöneten diktatörler ve Siyonizm'in gönüllü üyeleri destekçileri bu teklife itiraz etmeye kalksalar bile halkları onları alaşa edeceklerinden hiçbir şüphe duymamak gerek.
Hatta Türkiye, tek başına “beni veto hakkına sahip 6. üye yapmazsanız BM'den çekiliyorum” dese BM bunu asla reddedemez.
İKÖ ve Türkiye bunu diyebilir mi? Keşke ama şimdilik zor gözükmekle birlikte herkes üzerine düşeni yaparak baskı uygularlarsa bu çok kısa sürede mutlaka gerçekleşir.
Kurt kocayınca, kuzunun maskarası olurmuş. Unutmayalım BM'de bugün bu durumdadır ve 'acziyet ve zillet' BM'nin başındadır.
Zulüm ebedi değildir. Zalimlerin zulmüne örtü görevi yapan İslam Düşmanı BM, son günlerini yaşıyor. Güçlü bir Müslüman ülkeye veto hakkını hemen vermeyen bir BM Cemiyet-i Akvam gibi yıkılmaya mahkûmdur.
Yaşamak gibi bir niyeti varsa ya veto hakkına sahip olan beş üyenin bu hakkını almak zorunda yahut ta Müslüman bir ülkeye de bu hakkı vermek zorundadır.
* * *
İlber Ortaylı hoca; “Bir toplumu toplum haline getiren, toplumun kimliğini ve hukukunu belirleyen, her şeyden evvel kendi tarih bilincidir. Toplumlar tarih bilinciyle ayakta durabilir ve kendini kabul ettirebilir. Türkler çok yakın zamana kadar tarihi değiştiren toplum oldukları halde, değişimin bilançosunu tutmamıştır. Bu, bir faciadır” diyor.
Ne acıdır ki çoğumuz Siyonizm'in gerçek yüzü tanımıyor. Siyonistlerin gerçek yüzünü ifşa eden Yaşar Kutluay, “Siyonizm ve Türkiye” adlı kitabını yazdıktan sonra Siyonist çetelerce ortadan kaldırılır. Hâlâ cesedi bile yoktur.
Kitabın kapağı kitabı şu şekilde özetler: “Siyonizm ve Siyonist kelimelerinin çok eski bir tarihi vardır. Siyonizm; en geniş anlamıyla "Arz-ı Mev'ud" yani Filistin dışındaki bütün Yahudileri yine orada toplamak ve sonra da Süleyman Mabedi'ni Siyon Dağı üzerinde yeniden inşa etmek idealdir.
Bu kitap; Siyonist hareketi ilk defa realize eden ve ölümüne kadar harekete liderlik yapan Thedor Herzl'in, Osmanlı Devleti'nden Filistin civarında toprak satın almak uğruna sonu gelmez faaliyetlerini, 2. Abdülhamid'in karşı tavırlarını ve gelişen olayları içermektedir”
“Siyonizm ve Türkiye” kitabını okumanızı dilerken Güvenlik Konseyi daimi üyeliği önerisinin yaygınlaştırılmasını ümit ediyorum.
tımeturk