ak_mavish
09-22-2007, 13:13
Biz kadınlar korkuyoruz Sayın Başbakan!
Kenar mahallelerden gelen, ev işlerine yardımcı kadınlarımızın, son 3 - 4 yılda art arda tesettüre girmeleri, tesadüf değil herhalde. Şimdi sıra hangi kesimde?
Başbakan Erdoğan, yeni Anayasa çalışmasıyla gündeme gelen türban tartışması ve "mahalle baskısı" olarak adlandırılan toplumsal dönüşüm işaretleri konusunda kadınlara güvence vermiş:
"Kadınlar korkmasınlar, hiç endişe etmesinler. Bakın 5 yıl AKP iktidarı oldu. Ne oldu Türkiye'de, nerede hangi sıkıntı doğdu?"
Kadınlar korkuyor Sayın Başbakan! AKP'ye oy vermeyen, başını örtmeyi asla düşünmeyen kadınlar, seçimden bu yana derin bir endişe içinde.
"5 yıllık AKP iktidarında, nerede hangi sıkıntı doğdu?" diye soruyorsunuz. Küçük ama çarpıcı bir örnekle anlatayım:
Son 5 yılda örtünenler
Cihangir'de, Caddebostan'da, Nişantaşı'nda çocuk bakmaya, ev işleri yapmaya gelen genç kadınların hepsi son yıllarda birer ikişer örtünmeye başladılar. Artık hepsi türbanlı; ama çalıştıkları evlerden içeri girinceye kadar...
Çünkü çalıştıkları evler, kendi evlerinden uzak mahallelerde. Gün boyu ev işi yaparken, çocuk bakarken kısa kollu tişörtlerle, diz altı eteklerle dolaşmakta, hatta eve gelen erkek tamircilere bu şekilde kapı açılmakta beis görmüyorlar. Zira AKP iktidar oluncaya kadar da böyle yaşamışlar zaten...
Ancak son yıllarda kendi mahallelerindeki baskı ağır basmış. Kimisi mahallede kendi yaşındaki genç hanımlar ardarda kapandığı için, kimisi gıda ve kömür yardımı almak uğruna, özellikle dul kadınlar mahallede kötü gözle bakılır diye son 3 - 4 yılda hızla kapanmışlar. Ve Sayın Başbakan emin olunuz; mahalle baskısı bir gün kalkacak olursa derhal başlarını açacaklar.
Kadın-korku anketi
Çoğumuz, evlerimizde çalışan yardımcılarımızda son yıllardaki bu zoraki değişime tanık olduk. Anayasa değişikliğiyle birlikte, kadınlar üzerindeki mahalle baskısının 8 - 10 yıl içinde bizlere kadar uzanmasından korkuyoruz.
Ekonomik özgürlüğünü kazanmış eğitimli kadınlarda 23 Temmuz sabahına kadar bu korku yoktu. Artık çok ciddi olarak var.
Seçimin hemen ertesindeki yazılarımda da belirtmiştim; son 2 aydır kendini azınlıkta gören ve çaresiz hisseden kadınlarımız için ağlama duvarı haline gelmiş bulunmaktayım. Ne bankadaki işimi, ne kasaptaki alışverişimi, ne bir sabah yürüyüşünü, tanımadığım ama beni tanıyan kadınların yakınmalarını dinlemeden bitiremiyorum. Bu yönde çok sayıda e - posta da alıyorum.
Sayın Başbakan; AKP çok başarılı ve geniş çaplı anket çalışmaları yapıyor. Lütfen zahmet edip yukarıda tanımladığım kadınlar için de bir anket çalışması yaptırın.
Bu anket çalışması, mahalle baskısı nedeniyle türban takan, ev işlerine yardımcı kadınlara yapılsa doğru sonuç vermez, ama beni ağlama duvarı haline getiren kadınlar, size "korkan kadınların" ruh halleri hakkında zengin ipuçları verebilir. Hatta o korkuların nasıl giderilebileceğinin yolunu da açar; tabii eğer böyle bir niyetiniz varsa...
Malum, ruh hali de bulaşıcıdır, tıpkı mahalle baskısı gibi. Ben de artık 8 - 10 yıl sonra Türkiye'de başımı örtmeden rahatça sokağa çıkarım diyemiyorum maalesef. Şimdilik bulduğum tek çare şu: Kadınlara mahalle baskısı, büyük kentlerin göbeğine kadar uzanacak olursa, bana müsaade...
Kızımı da alıp Türkiye'den gitmek zorunda kalabilirim
MERAL TAMER/MİLLİYET
Kenar mahallelerden gelen, ev işlerine yardımcı kadınlarımızın, son 3 - 4 yılda art arda tesettüre girmeleri, tesadüf değil herhalde. Şimdi sıra hangi kesimde?
Başbakan Erdoğan, yeni Anayasa çalışmasıyla gündeme gelen türban tartışması ve "mahalle baskısı" olarak adlandırılan toplumsal dönüşüm işaretleri konusunda kadınlara güvence vermiş:
"Kadınlar korkmasınlar, hiç endişe etmesinler. Bakın 5 yıl AKP iktidarı oldu. Ne oldu Türkiye'de, nerede hangi sıkıntı doğdu?"
Kadınlar korkuyor Sayın Başbakan! AKP'ye oy vermeyen, başını örtmeyi asla düşünmeyen kadınlar, seçimden bu yana derin bir endişe içinde.
"5 yıllık AKP iktidarında, nerede hangi sıkıntı doğdu?" diye soruyorsunuz. Küçük ama çarpıcı bir örnekle anlatayım:
Son 5 yılda örtünenler
Cihangir'de, Caddebostan'da, Nişantaşı'nda çocuk bakmaya, ev işleri yapmaya gelen genç kadınların hepsi son yıllarda birer ikişer örtünmeye başladılar. Artık hepsi türbanlı; ama çalıştıkları evlerden içeri girinceye kadar...
Çünkü çalıştıkları evler, kendi evlerinden uzak mahallelerde. Gün boyu ev işi yaparken, çocuk bakarken kısa kollu tişörtlerle, diz altı eteklerle dolaşmakta, hatta eve gelen erkek tamircilere bu şekilde kapı açılmakta beis görmüyorlar. Zira AKP iktidar oluncaya kadar da böyle yaşamışlar zaten...
Ancak son yıllarda kendi mahallelerindeki baskı ağır basmış. Kimisi mahallede kendi yaşındaki genç hanımlar ardarda kapandığı için, kimisi gıda ve kömür yardımı almak uğruna, özellikle dul kadınlar mahallede kötü gözle bakılır diye son 3 - 4 yılda hızla kapanmışlar. Ve Sayın Başbakan emin olunuz; mahalle baskısı bir gün kalkacak olursa derhal başlarını açacaklar.
Kadın-korku anketi
Çoğumuz, evlerimizde çalışan yardımcılarımızda son yıllardaki bu zoraki değişime tanık olduk. Anayasa değişikliğiyle birlikte, kadınlar üzerindeki mahalle baskısının 8 - 10 yıl içinde bizlere kadar uzanmasından korkuyoruz.
Ekonomik özgürlüğünü kazanmış eğitimli kadınlarda 23 Temmuz sabahına kadar bu korku yoktu. Artık çok ciddi olarak var.
Seçimin hemen ertesindeki yazılarımda da belirtmiştim; son 2 aydır kendini azınlıkta gören ve çaresiz hisseden kadınlarımız için ağlama duvarı haline gelmiş bulunmaktayım. Ne bankadaki işimi, ne kasaptaki alışverişimi, ne bir sabah yürüyüşünü, tanımadığım ama beni tanıyan kadınların yakınmalarını dinlemeden bitiremiyorum. Bu yönde çok sayıda e - posta da alıyorum.
Sayın Başbakan; AKP çok başarılı ve geniş çaplı anket çalışmaları yapıyor. Lütfen zahmet edip yukarıda tanımladığım kadınlar için de bir anket çalışması yaptırın.
Bu anket çalışması, mahalle baskısı nedeniyle türban takan, ev işlerine yardımcı kadınlara yapılsa doğru sonuç vermez, ama beni ağlama duvarı haline getiren kadınlar, size "korkan kadınların" ruh halleri hakkında zengin ipuçları verebilir. Hatta o korkuların nasıl giderilebileceğinin yolunu da açar; tabii eğer böyle bir niyetiniz varsa...
Malum, ruh hali de bulaşıcıdır, tıpkı mahalle baskısı gibi. Ben de artık 8 - 10 yıl sonra Türkiye'de başımı örtmeden rahatça sokağa çıkarım diyemiyorum maalesef. Şimdilik bulduğum tek çare şu: Kadınlara mahalle baskısı, büyük kentlerin göbeğine kadar uzanacak olursa, bana müsaade...
Kızımı da alıp Türkiye'den gitmek zorunda kalabilirim
MERAL TAMER/MİLLİYET