Enfal
11-21-2008, 15:57
Türk kültürünün genetik özelliğidir belki de baş göz etme alışkanlığı. Kimse köyünde, mahallesinde yapayalnız yaşayan insanların olmasına gönlü razı olmaz. Yalnızlığın, tek başına bırakılmışlığın, kimsesizliğin kimseli olmaktan daha üzüntü verici olduğu ve ferdi saadetin canlı doğasına ters olduğuna inanılır. Evine kuş alsa bir de eşini, bahçesine bir ağaç dikse kendisini tamamlayacak başka bir ağacı yanına düşünür.
Televizyonlarda ki evlendirme programlarından bahsetmek istiyorum. Eğlenceli olduğu kadar dramatik ve dramatik olduğu kadar da toplumsal kepazeliğimizi vermesi açısından ilginç. Kendisini göstermek isteyenlerden, hikayesini paylaşmak isteyenlere ve başına gelenleri hikaye ederek rahatlamak isteyenlere kadar birçok insan bu programın konusu(malzemesi) olabiliyor. Seyirci formatında seçilmiş stüdyo konukları, izleyiciyi ekranda tutabilecek sunucu görselliği ve aslında zor değil evlilik dedirtecek umut senaryoları…
Program o kadar tuttu ki benzerleriyle tv kanalları rekabet ediyorlar. Tanıştırılan, karşılaştırılan, alınan telefonlara bakılıp evlendirilmeye çalışılan insanlar düşünüldüğünde, aslında bu yayınların evlendirme işlevi görmediği, dünyalarımızdaki insanlara benzeyenlerin evlere şenlik duygusal gerilimlerle servis edildiği anlaşılıyor.
Gelen konuklar eğer sahicilerse ilk planda ilginç hikayeleri ile var oluyorlar. Katılım genelde orta yaş üzeri ve artık yaşamak istiyorum dedirten türden beklentilerle dolu. Yaşlı başlı insanlardan öyle duygular dilleniyor ki bakakaldığınız yerden sizin de istemli/istemsiz bir sözünüz olabiliyor. Zenginini bulsa genç istiyor; genç olsa evini, arabasını soruyor ama nedense evliliğe bir türlü yanaşmıyor bayanlar. Erkek arzının bayanlar kadar bir şey isteme lüksü yok, varsa da erkeğe yakışmaz düşüncesi ile dillendiremiyorlar.
İki genç insanın birbirlerini düşünürken istemediklerini yaşlı başlı insanların istemelerini birde elektrik algısı şahlandırıyor ki, çok şaşırtıcı. Oğlunu, kızını evlendirmiş kadınlar elektrik alamadım, diyor. Nedir bu elektrik? Genç yaşta evlendirilmiş, ayrılmış ve oraya gelince anlattığı acıklı hikayesiyle bilgilendiğimiz kadın, sana artık geçim sıkıntısı yaşatmayacağım diyen bir bey bulunca elektrik diyor. Bayların romantikleri ise sunucu bayanlar kadar güzelini istiyor. Çocuklarımı evlendirdim, yanımda kimse yok, seninle hacca gideriz vaatlerinden sonra, göz yüzü görünce adam yaşlandığına/yaşayacağına pişman oluyor; ve karşılıklı güzel sözlerin arkasından duygusal çöküşlerle, beni kovalayın buradan ifadeleri. İşte burada izleyici rengini buluyor: Gülüyor, mahcup oluyor ya da bir tarafa kızıyor…
Programda yaşatılanlar ya da katılan konukların toplumun değişik kesimlerini yansıtan tarafı var. Çevrenizden uygun birini mutlaka bulabilirsiniz ya da dinlediğiniz hikayeyi bildiğinizle tamamlayabilirsiniz. Yan yana yaşadığımız, hallerini soramadığımız bu insanların anlaşılması açısından da önemli de oluyor tabiki.
Bu programların en üzücü tarafı, insanların beklentilerinin sonucu itibariyle değerlendirildiğinde dalga konusu olması ve insan onurunu rencide etmesi. Kendisini emekleriyle ve sorumluluklarıyla tanıtan ve hayata umutla bakan beylerin ret edilmesi ile yaşadığı çöküntüler. Bütün ulusun önünde senden bir numara olmaz muamelesine maruz kalması ve mahcubiyet denen o ağır duyguyu yaşaması. Aynı şekilde bir kadının, kendisini şövalye zanneden bir bey tarafından dışlanması. Bunların bir insanda yaşanmasının verdiği eziklik ve derin düşünmelere itmesi ne kadar da kötü. Saygınlığına güvenerek orada olan insanların saygısızlaşması her halde bu insanlara yapılacak en büyük insanlık ayıbı...
Okan Şahin
Televizyonlarda ki evlendirme programlarından bahsetmek istiyorum. Eğlenceli olduğu kadar dramatik ve dramatik olduğu kadar da toplumsal kepazeliğimizi vermesi açısından ilginç. Kendisini göstermek isteyenlerden, hikayesini paylaşmak isteyenlere ve başına gelenleri hikaye ederek rahatlamak isteyenlere kadar birçok insan bu programın konusu(malzemesi) olabiliyor. Seyirci formatında seçilmiş stüdyo konukları, izleyiciyi ekranda tutabilecek sunucu görselliği ve aslında zor değil evlilik dedirtecek umut senaryoları…
Program o kadar tuttu ki benzerleriyle tv kanalları rekabet ediyorlar. Tanıştırılan, karşılaştırılan, alınan telefonlara bakılıp evlendirilmeye çalışılan insanlar düşünüldüğünde, aslında bu yayınların evlendirme işlevi görmediği, dünyalarımızdaki insanlara benzeyenlerin evlere şenlik duygusal gerilimlerle servis edildiği anlaşılıyor.
Gelen konuklar eğer sahicilerse ilk planda ilginç hikayeleri ile var oluyorlar. Katılım genelde orta yaş üzeri ve artık yaşamak istiyorum dedirten türden beklentilerle dolu. Yaşlı başlı insanlardan öyle duygular dilleniyor ki bakakaldığınız yerden sizin de istemli/istemsiz bir sözünüz olabiliyor. Zenginini bulsa genç istiyor; genç olsa evini, arabasını soruyor ama nedense evliliğe bir türlü yanaşmıyor bayanlar. Erkek arzının bayanlar kadar bir şey isteme lüksü yok, varsa da erkeğe yakışmaz düşüncesi ile dillendiremiyorlar.
İki genç insanın birbirlerini düşünürken istemediklerini yaşlı başlı insanların istemelerini birde elektrik algısı şahlandırıyor ki, çok şaşırtıcı. Oğlunu, kızını evlendirmiş kadınlar elektrik alamadım, diyor. Nedir bu elektrik? Genç yaşta evlendirilmiş, ayrılmış ve oraya gelince anlattığı acıklı hikayesiyle bilgilendiğimiz kadın, sana artık geçim sıkıntısı yaşatmayacağım diyen bir bey bulunca elektrik diyor. Bayların romantikleri ise sunucu bayanlar kadar güzelini istiyor. Çocuklarımı evlendirdim, yanımda kimse yok, seninle hacca gideriz vaatlerinden sonra, göz yüzü görünce adam yaşlandığına/yaşayacağına pişman oluyor; ve karşılıklı güzel sözlerin arkasından duygusal çöküşlerle, beni kovalayın buradan ifadeleri. İşte burada izleyici rengini buluyor: Gülüyor, mahcup oluyor ya da bir tarafa kızıyor…
Programda yaşatılanlar ya da katılan konukların toplumun değişik kesimlerini yansıtan tarafı var. Çevrenizden uygun birini mutlaka bulabilirsiniz ya da dinlediğiniz hikayeyi bildiğinizle tamamlayabilirsiniz. Yan yana yaşadığımız, hallerini soramadığımız bu insanların anlaşılması açısından da önemli de oluyor tabiki.
Bu programların en üzücü tarafı, insanların beklentilerinin sonucu itibariyle değerlendirildiğinde dalga konusu olması ve insan onurunu rencide etmesi. Kendisini emekleriyle ve sorumluluklarıyla tanıtan ve hayata umutla bakan beylerin ret edilmesi ile yaşadığı çöküntüler. Bütün ulusun önünde senden bir numara olmaz muamelesine maruz kalması ve mahcubiyet denen o ağır duyguyu yaşaması. Aynı şekilde bir kadının, kendisini şövalye zanneden bir bey tarafından dışlanması. Bunların bir insanda yaşanmasının verdiği eziklik ve derin düşünmelere itmesi ne kadar da kötü. Saygınlığına güvenerek orada olan insanların saygısızlaşması her halde bu insanlara yapılacak en büyük insanlık ayıbı...
Okan Şahin