ceyhanli
12-17-2007, 14:33
Terörle mücadele anlayışı değişti
5 Kasım’da yapılan Erdoğan-Bush görüşmesinden bu yana Türkiye 2. kez sınır ötesi operasyon icra etti. İkinci operasyon, birincisine göre daha kapsamlı bir operasyon oldu. Operasyonun hedefi PKK terör örgütünün Kandil dağındaki karargahı ile Irak’ın kuzeyinde barındığı 50’nin üzerindeki kamptı.
Son operasyon şimdiye kadar yapılan operasyonlardan farklılıklar arz ediyor. Türk Hava Kuvvetleri ve diğer ateş destek vasıtaları operasyonu ilk kez gece şartlarında gerçekleştirdiler. Hava Kuvvetlerimiz dünyada gece şartlarında hareket yapma yeteneğine sahip ender kuvvetlerden biri. Hem gece şartlarında önceden planlanan hedefler vuruldu, hem de diğer uzaktaki üslerden gelen uçaklara havada yakıt ikmali yapıldı. PKK yanlısı internet sitelerinin, “Kış bastırdı. TSK sınırdan geri çekiliyor. Artık bahara kadar bir şey yapamazlar. Sınır ötesi operasyon başka bir bahara kaldı.” tarzında yorumlar yaptıkları bir zamanda, TSK tepelerine bombalar yağdırdı. Herkesin “Kış geldi artık bu şartlarda sınır ötesi harekat yapılmaz” dediği bir dönemde, bir tatil gününde ve hiç alışık olunmadığı gece yarısında yapılması ve tüm hedeflerin aynı anda vurulması harekatın baskın tarzında olmasını sağlamıştır. Baskın tarzındaki bir harekatta, karşı tarafın tedbir alma imkanı olmadığı için zayiatın yüksek olması kaçınılmazdır. Zamanlama mükemmeldir. TSK’nın her türlü hava koşullarında muharebe imkan ve kabiliyeti vardır. Irak’ın 150 km içlerine kaçsalar da T.C. devleti oradan da tepelerine binecek güçte olduğunu göstermiştir. Diğer taraftan, silahlı eyleme katılmamış teröristlerin dağdan indirilmesi ve dağa çıkan yolların kesilmesine yönelik hukuki düzenlemelerin tartışıldığı bir ortamda, bu operasyonun yapılması sürpriz olmuş ve baskın tarzında bir operasyon olmasına bu tartışma ortamı katkı vermiştir.
30 yıldır terörle mücadelesini sürdüren Türkiye son 1 yıldır bu alanda geçmişten farklı bir strateji izlemektedir. Nedir bu farklı yaklaşım:
*İlk kez devletin tüm kurumları (Cumhurbaşkanlığı, hükümet, TSK) bu alanda aynı dili konuşuyorlar. Terörle Mücadele Yüksek Kurulunda ve MGK’da her şey enine boyuna tartışılıp ortak akılla bir mücadele yürütülüyor. Kurumlar arasında bu alanda iyi bir koordinasyon ve karşılıklı güven ilişkisi oluşturulmuş durumda. Bu ciddi bir kararlılık görüntüsü oluşturuyor. Çatlak ses yok.
*Yine bu alanda ilk kez terörle mücadele işi sadece askere havale edilmiş değil. Askere iç güvenlik harekatının koordinasyonu ve icrası görevi verilirken, diğer yandan da devletin diğer kurumları terörle mücadelenin diplomatik, ekonomik, siyasi ve psikolojik boyutunu icra ediyorlar.
*Yine ilk kez hükümeti oluşturan siyasi parti, PKK’nın taban ve destek bulduğu yörede en çok oyu alarak terörün arkasındaki halk desteğini sıfırlama iddiasında. Bölge halkının büyük bir bölümünü yanına almış durumda. Hükümete bölgede güvenen ve inananların oranı her gün artarken, PKK’ya ve onun siyasi uzantısı gibi durmaya devam eden DTP’ye destek verenlerin sayısı ciddi bir oranda azalıyor.
Siyasi direktifin TSK’ya verilmesinden sonra ilk yapılan sınır ötesi operasyondan sonra, ABD’nin ve AB’nin “bu operasyonu Türkiye’nin kendisini savunma hakkı olarak değerlendiriyoruz” açıklamalarını yine ilk kez duyuyoruz. Daha sınırdan adımımızı atar atmaz feryat-ı figan eden uluslararası güç aktörleri ve Batı dünyası söylem olarak da olsa ilk kez karşımızda değiller. Terörle mücadelenin diplomatik boyutunu Hükümet ve Köşk son derece başarılı bir şekilde sürdürüyor.
*Yine bu alanda ilk kez bir hükümet hiçbir komplekse kapılmadan Kürt kökenli vatandaşlarını bağrına bastı. Onların her türlü sıkıntısı ile samimi olarak ilgileniyor. Onların her türlü sosyal ve kültürel haklarını kullanmaları için reformlar yaptı, yapmaya da devam ediyor. Terör örgütünün yöre halkını kandırıp yanına çekmek için istismar ettiği tüm sorunlara el atıp çözmeye çalışan hükümet, teröristle halkı birbirinden koparma konusunda başarılı oldu.
Bölgeye yapılan sağlık ve eğitim yatırımları, verilen teşvikler, konut ve altyapı hamleleri, GAP’ın bitirilmesi için başlatılan seferberlik olumlu sonuçlarını vermeye devam edecektir.
Ben terörle mücadele konusunda Sayın Başbakan’ın ısrarla halkla terörün bağını koparma politikası ve demokrasi, hukuk ve insan haklarından vazgeçmeden bu mücadeleyi sürdürme anlayışının orta ve uzun vadede PKK’yı marjinalleştireceğine yürekten inanıyorum.
T.C. Devleti bir taraftan ülkemize saldırıp insanımızı katleden bebek katillerinin tepesine yumruğu indirirken, diğer taraftardan da kanlı örgütün istismar etmeye çalıştığı yöre insanının her türlü sorununu çözme kararlılığını gösteriyor.
Neler Oluyor
Nuri Elibol
5 Kasım’da yapılan Erdoğan-Bush görüşmesinden bu yana Türkiye 2. kez sınır ötesi operasyon icra etti. İkinci operasyon, birincisine göre daha kapsamlı bir operasyon oldu. Operasyonun hedefi PKK terör örgütünün Kandil dağındaki karargahı ile Irak’ın kuzeyinde barındığı 50’nin üzerindeki kamptı.
Son operasyon şimdiye kadar yapılan operasyonlardan farklılıklar arz ediyor. Türk Hava Kuvvetleri ve diğer ateş destek vasıtaları operasyonu ilk kez gece şartlarında gerçekleştirdiler. Hava Kuvvetlerimiz dünyada gece şartlarında hareket yapma yeteneğine sahip ender kuvvetlerden biri. Hem gece şartlarında önceden planlanan hedefler vuruldu, hem de diğer uzaktaki üslerden gelen uçaklara havada yakıt ikmali yapıldı. PKK yanlısı internet sitelerinin, “Kış bastırdı. TSK sınırdan geri çekiliyor. Artık bahara kadar bir şey yapamazlar. Sınır ötesi operasyon başka bir bahara kaldı.” tarzında yorumlar yaptıkları bir zamanda, TSK tepelerine bombalar yağdırdı. Herkesin “Kış geldi artık bu şartlarda sınır ötesi harekat yapılmaz” dediği bir dönemde, bir tatil gününde ve hiç alışık olunmadığı gece yarısında yapılması ve tüm hedeflerin aynı anda vurulması harekatın baskın tarzında olmasını sağlamıştır. Baskın tarzındaki bir harekatta, karşı tarafın tedbir alma imkanı olmadığı için zayiatın yüksek olması kaçınılmazdır. Zamanlama mükemmeldir. TSK’nın her türlü hava koşullarında muharebe imkan ve kabiliyeti vardır. Irak’ın 150 km içlerine kaçsalar da T.C. devleti oradan da tepelerine binecek güçte olduğunu göstermiştir. Diğer taraftan, silahlı eyleme katılmamış teröristlerin dağdan indirilmesi ve dağa çıkan yolların kesilmesine yönelik hukuki düzenlemelerin tartışıldığı bir ortamda, bu operasyonun yapılması sürpriz olmuş ve baskın tarzında bir operasyon olmasına bu tartışma ortamı katkı vermiştir.
30 yıldır terörle mücadelesini sürdüren Türkiye son 1 yıldır bu alanda geçmişten farklı bir strateji izlemektedir. Nedir bu farklı yaklaşım:
*İlk kez devletin tüm kurumları (Cumhurbaşkanlığı, hükümet, TSK) bu alanda aynı dili konuşuyorlar. Terörle Mücadele Yüksek Kurulunda ve MGK’da her şey enine boyuna tartışılıp ortak akılla bir mücadele yürütülüyor. Kurumlar arasında bu alanda iyi bir koordinasyon ve karşılıklı güven ilişkisi oluşturulmuş durumda. Bu ciddi bir kararlılık görüntüsü oluşturuyor. Çatlak ses yok.
*Yine bu alanda ilk kez terörle mücadele işi sadece askere havale edilmiş değil. Askere iç güvenlik harekatının koordinasyonu ve icrası görevi verilirken, diğer yandan da devletin diğer kurumları terörle mücadelenin diplomatik, ekonomik, siyasi ve psikolojik boyutunu icra ediyorlar.
*Yine ilk kez hükümeti oluşturan siyasi parti, PKK’nın taban ve destek bulduğu yörede en çok oyu alarak terörün arkasındaki halk desteğini sıfırlama iddiasında. Bölge halkının büyük bir bölümünü yanına almış durumda. Hükümete bölgede güvenen ve inananların oranı her gün artarken, PKK’ya ve onun siyasi uzantısı gibi durmaya devam eden DTP’ye destek verenlerin sayısı ciddi bir oranda azalıyor.
Siyasi direktifin TSK’ya verilmesinden sonra ilk yapılan sınır ötesi operasyondan sonra, ABD’nin ve AB’nin “bu operasyonu Türkiye’nin kendisini savunma hakkı olarak değerlendiriyoruz” açıklamalarını yine ilk kez duyuyoruz. Daha sınırdan adımımızı atar atmaz feryat-ı figan eden uluslararası güç aktörleri ve Batı dünyası söylem olarak da olsa ilk kez karşımızda değiller. Terörle mücadelenin diplomatik boyutunu Hükümet ve Köşk son derece başarılı bir şekilde sürdürüyor.
*Yine bu alanda ilk kez bir hükümet hiçbir komplekse kapılmadan Kürt kökenli vatandaşlarını bağrına bastı. Onların her türlü sıkıntısı ile samimi olarak ilgileniyor. Onların her türlü sosyal ve kültürel haklarını kullanmaları için reformlar yaptı, yapmaya da devam ediyor. Terör örgütünün yöre halkını kandırıp yanına çekmek için istismar ettiği tüm sorunlara el atıp çözmeye çalışan hükümet, teröristle halkı birbirinden koparma konusunda başarılı oldu.
Bölgeye yapılan sağlık ve eğitim yatırımları, verilen teşvikler, konut ve altyapı hamleleri, GAP’ın bitirilmesi için başlatılan seferberlik olumlu sonuçlarını vermeye devam edecektir.
Ben terörle mücadele konusunda Sayın Başbakan’ın ısrarla halkla terörün bağını koparma politikası ve demokrasi, hukuk ve insan haklarından vazgeçmeden bu mücadeleyi sürdürme anlayışının orta ve uzun vadede PKK’yı marjinalleştireceğine yürekten inanıyorum.
T.C. Devleti bir taraftan ülkemize saldırıp insanımızı katleden bebek katillerinin tepesine yumruğu indirirken, diğer taraftardan da kanlı örgütün istismar etmeye çalıştığı yöre insanının her türlü sorununu çözme kararlılığını gösteriyor.
Neler Oluyor
Nuri Elibol