fatih kısaparmak balon baskılı balon Teziç giderken Abdurrahman Dilipak - AK Parti |AKParti Forum |AK Gençlik |Recep Tayyip Erdoğan |AKPARTİ Gençlik Forumu|

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Teziç giderken Abdurrahman Dilipak


selahattin_ay
12-08-2007, 11:58
Ne olacak bu memleketin hali?

Son olarak başımıza bir de şu anket derdi çıktı. Tarhan Erdem gibi bir ismi, bir kalemde harcadılar.

Seçim sonuçları üzerinde, sonucu önceden belirleyen tahmini ile ciddi bir güven kazanmıştı. Media canavarı bir çırpıda bu güveni yedi yuttu..

Toplumdaki güvenden yola çıkarak, bu güveni kullanarak toplumu maniple etmek istedi. Hem de daha birkaç ay önceki kamuoyu araştırmalarındaki sonuçları bir kenara itip, daha önceki verilerden yola çıkarak, 3 ay öncesi ile ilgili eski bir çalışmayı güncelmiş gibi ortaya sürdü.

Bunu niye yaptılar, sadece tiraj kaygısı için mi?

Erdem bu oyuna niye ses çıkarmadı, sadece para için mi? Yoksa bilmediğimiz başka derin işler mi sözkonusu!

Yoksa birileri iş üzerinde de, kamuoyu oluşturmak için mi bu yayın derin güçlerce kotarıldı?

Peki daha önce yapılan bir araştırma neden o gün yayınlanmadı da, bugün beklendi.. Konjonktür mü uygun değildi yoksa!

Elde edilen sonuçlarla yayınlanan veriler arasında bir çelişki var mı?

Erdem'in erdemli bir çıkış yapıp, bu kirli oyunun içyüzünü bize açıklaması gerek..

Bu komplo, geliyorum diyen daha vahim bir komplo için zemin oluşturtma çabalarının ürünü olabilir mi?..

TESEV’in bulguları farklı, hem de aynı dönemde yaptığı bir araştırmaya bakarak söylüyorum bunu.. MetroPoll ve A&G'nin çalışmaları da var.

Birileri daha girdi tartışmaya, türbanla başörtüsünü farklı iki örtünme biçimi olarak ele alıp, kafa karıştırmaya çalışıyorlar..

Türban diye bir tanım Doğramacı'nın YÖK Başkanlığı sırasında gündeme geldi. Başörtüsü yasak olacaktı, ama eğitimli, çağdaş Türk kadınının kendine yakıştıracağı yeni bir örtünme biçimi olması gerekirdi. Onun adı da türban olmalıydı. Yani türbanı YÖK keşfetti, önerdi.

Yoksa türban, Hindistan'da Sih erkeklerinin başlarına sardıkları sarığın adı.. İslâm’la da, kadınların başörtüsü ile de bir ilgisi yok..

Gel zaman-git zaman, türbanı düşman ilan eden de kendileri. Şimdi döndüler başörtüsünü savunuyorlar, ama bu defa da çenenin altında bağlanıp bağlanmadığına, toplu iğne ile tutturulup tutturulmadığına bakıyorlar..

Oysa başörtülülerin umurunda bile değil bu.. Toplumda öyle türban, başörtüsü ayırımı da yok.. Öteden beri bu işi gelenek olarak yapanlar var, dini hassasiyetleri sebebi ile yapanlar var..

Dini gerekçe ile örtünenlerin inanç özgürlükleri, vicdani kanaat özgürlükleri var. Gelenek olarak örtünenlerin ise felsefi kanaat, kültürel haklar çerçevesinde hakları var.

Bu iş ya çözülecek ya çözülecek.. Çözüm geciktikçe çözümün önünde engel olanlar toplumdan dışlanacaklar.

YÖK Başkanının değişimi, aslında sorunun çözümü açısından önemli bir gelişme olabilir.

Anayasa değişikliğinin ardından insan hakları karşıtlarının hızları ve nefesleri kesilecektir artık..

Bu kamuoyu araştırması, bana kalırsa yeni bir atağın tartışma zeminini oluşturmaya yönelikti, ama zamanlaması yanlış oldu..

Basın ve toplum hâlâ Tevhide'yi konuşuyor, tartışıyor.

Tartışma üniversite seviyesinden lise seviyesine indi..

Teziç dönemi, bir zamanların Cumhurbaşkanı Sezer'in inadı ile üst üste gelince sorun kangren halini aldı.. Teziç'in inadı YÖK’ü bitirdi. Üniversiteleri de kilitledi..

Teziç kendini de bitirdi.. YÖK öncesi ve sonrası birbirine tezat teşkil eden iki Teziç tanıdık..

Aslında Çankaya öncesi ve sonrası iki farklı Sezer örneğinde olduğu gibi..

İki hukuk adamı, sıradan bir kanun teknisyenine dönüştüler..

Sezer sonrası Çankaya gibi, Teziç sonrası YÖK de değişecektir..

Başörtüsü tartışmasına sebeb olan hukuk dışı dayatmalar ve inat kaç partiyi bitirdi. Üniversiteler çöktü, siyasi krizler, gerginlikler yaşandı. Kaç subay ordudan atıldı. Kaç kişi fişlendi. Kaç öğrencinin eğitimi yarım kaldı.. Sonuçta Çankaya'dan başlayarak 1. protokol büyük ölçüde değişti. İnadın şiddeti, değişimin hızını da yükseltmektedir..

Sonuçta halkla inatlaşmanın kimseye faydası olmuyor..

Peki bunun kime ne faydası oldu? Sonuç Türkiye'yi nereye getirdi?

Hayali kamuoyu araştırmaları ile birileri, birilerini harekete geçmeye çağırıyor sanki.

Öfke ile kalkanlar yine zararla oturuyorlar. Başından beri olduğu gibi, her adımda bu silah geri tepiyor, bu işi yüzlerine gözlerine bulaştırıyorlar..

İş insani, ahlaki boyutun dışına taşmaya başladı. Birileri kabadaylık yapıyor. Birileri aba altından sopa göstermeye çalışıyor. Birilerinin vehimleri, şizofrenik paranoyaya dönüşmeye başladı..

Bu konu temelde bir insan hakları sorunu. İşin teolojik, hukuki, sosyolojik ve kültürel boyutları var.. Siyaset bunların en sonunda yer alıyor. Kaldı ki bu iş siyasi bir konu olsa ne yazar. Siyasi simge olarak görse biri ne yazar. O zaman sizin saç, sakal modeliniz, yüzüğünüz de siyasi bir duruşu ifade edebilir.. Saçınızın rengi ya da makyajınız da öyle. Seçtiğiniz renkler de..

Sonuçta zırva te’vil götürmüyor..

İki ihtimal var ya susup oturacaklar, her şey tabii mecrasında akıp gidecek ya da inatlarını sürdürecekler, o zaman da tükenene kadar yolları var.. Ne kadar çok inatlaşırlarsa o kadar çabuk tükenecekler..

Teziç'e güle güle diyelim..

Ne kendin eyledin rahat, ne çevrene verdin huzur.

Çektin gittin nihayet, dayansın ehli fücur!

Yokluğun, bahtlarını kara ettiklerinin bahtları olsun! (Amin)

Selâm ve dua ile.