Yâren
02-02-2008, 02:25
Fransa'nın Türban Sorununu Çözen 18 Kişilik Akil Adamlar Komitesi'nin (Stası Komisyonu) Üyeleri Yeni Aktüel'e Anlattı
Türbana 'A LA FRANÇAISE' çözüm
SEMİN GÜMÜŞEL /
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan türban sorunu hakkında "Bir cümle ile çözülür" deyince, AKP ve MHP, Türkiye'nin 1980'lerin ortalarından beri giderek büyüyen sorununu çözmek için yarışa girdi. Aynı günlerde Türkiye - Avrupa Birliği Karma Parlamento Komisyonu Eş Başkanı Joost Lagendijk ise "Neden Fransız modelini uygulamıyorsunuz" sorusuyla dikkat çekti. Bu modelin en önemli özelliği liselerde ve kamu hizmeti verilen ortamlarda kesinlikle yasak olan türban ya da başörtüsünün üniversitelerde serbest olması! Aslında basında yer alan AKP-MHP uzlaşmasının da yakın bir çizgide olduğu söyleniyor. Ama detaylarının ne olduğu ve bu yöntemin Türkiye'de uygulanıp uygulanamayacağı henüz yanıtlanmamış sorular. Yeni Aktüel yanıtları, vaktiyle laiklik anlayışını da kopya ettiğimiz Fransa'dan yola çıkarak aradı…
64 milyonluk Fransa "laik" bir devlet ama Fransa'nın laiklikten anladığı din ve devlet işlerinin tamamen ayrılması; örneğin Türkiye'de olduğu gibi Fransa'da din adamlarının maaşlarının devlet tarafından ödenmesi asla söz konusu değil! 1905 yasalarıyla çok net tanımlanan laiklik, ülkede inananlarla da, inanmayanlarla da ilişkileri düzenliyor. Fransa nüfusunun yüzde 83 - 88'i Katolik, yüzde 2'si Protestan, yüzde 1'i Yahudi ve çok sayıda da hümanist ateist var. Ama kısa süre önce yapılan bir ankete göre Fransızlar'ın üçte biri kendini dinler ve ibadetlerle ilgisiz olarak tanımlıyor. Özellikle Magrip ülkelerinden ve Türkiye'den gidenlerin oluşturduğu 4,5 milyonluk Müslüman nüfusla İslam, ülkede ikinci din statüsünde. Geleneğinde İslam olmayan Fransa, özellikle 1989'dan itibaren, artan Müslüman nüfus ve kimilerine göre siyasileşen İslami hareketler yüzünden "liseye devam eden kız öğrencilerin okula başörtülü olarak gitme" talepleriyle karşı karşıyaydı. Bu öğrenciler özellikle Marsilya gibi güney Fransa'nın değişik kentlerinde tutucu Hıristiyan çocukların saldırılarına maruz kalıyordu ve okullarda başörtüsü yasağı tehlike yaratabileceği ihtimali yüzünden müdürlerin inisiyatifine bırakıldı. Ama karar yetersiz kalınca Fransa, 2003 yılında sorunu kökten çözecek bambaşka bir yöntem denedi.
Stasi Komisyonu gerçek laiklerden oluşuyordu
Dönemin Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, yakın arkadaşı Bernard Stasi'yi laiklik konusu ve laiklikle ilgili uygulamalar için bir çeşit "akil adamlar komitesi" kurmakla görevlendirdi. Müslümanlar'ın yanı sıra Yahudi ve Protestan hukukçu, araştırmacı, din adamı ve sosyologların da olduğu grubu Bernard Stasi biraraya getirdi. Fransa örneğini çok iyi bilen hukuk sosyoloğu ve Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Niyazi Öktem'in sözleriyle komisyon üyeleri "Gerçekten laik insanlardı, bizdeki gibi 'laikperest' değil!"
Komisyon üyelerinden biri de Paris Elele Vakfı'nın başkanı ve uzun süredir Franda'da yaşayan, göç, entegrasyon ve laiklik konularında çalışan Gaye Petek. Stasi Komisyonu'nun tek Türk üyesi olan Petek komisyonun kuruluşu ve çalışmaları hakkında Yeni Aktüel'e şunları söyledi: "1989'dan beri çok şiddetli olmasa da tartışmalar artmıştı. 1989'dan itibaren birtakım metinler, idari belgeler hazırlansa da hükümetlere göre farklı uygulamalar olmuştu. Birçok kişi Danıştay'a başvurmuştu. Başörtülü kız sayısı artıyordu. 1989'da üç vaka varken, Stasi Komisyonu kurulduğunda bu rakam 1500'ü geçmişti. Tartışmalar alevlenince, Cumhurbaşkanı bazı bilirkişilerin 'cumhuriyette laikliğin tatbikatı' üzerine bir rapor hazırlamalarını istedi ve biz davet edildik. Çalışma beş ay sürdü. Konuyla ilgili 120 kişiyi dinledik. İçlerinde dönemin İçişleri Bakanı Sarkozy de vardı; olay çıkan okulların öğretmenleri ve öğrenciler deGörüşmelerin çoğu televizyonlardan canlı yayınlandı."
Aralık ayı sonunda, Komisyon 18 üyesinden 17'sinin oybirliğiyle Cumhurbaşkanı'na bir rapor sundu. 15 Mart 2004'te ise, rapor doğrultusunda, Fransa'da laiklik konusunda birtakım düzenlemeler yapıldı. Bu düzenleme dini ya da siyasi simgeleri (başörtüsü, kippa, haç) liselerde ve kamu hizmeti verilen alanlarda yasaklıyor ama üniversitelerde serbest bırakıyordu! Başörtüsünün yanı sıra hastane ve mezarlıklar gibi birçok alanda laiklikle ilgili düzenleme önerileri getiren rapor, ülkedeki gerginliğin yumuşamasını sağladı. Nitekim Yeni Aktüel'in sorularını yanıtlayan ve Fransa'nın din konularıyla ilgili en ünlü avukatlarından olan Alain Garay 2004'teki medyada ve kamuoyunda geniş biçimde tartışılan kararlardan sonra tartışmalı davalar olsa da mahkemelerin bunları büyük hızla sonuçlandırdığını söylüyor ve ekliyor: "Bugün bu konuda istikrar sağlanmış durumda!" Garay "Demek ki Fransa'daki Müslümanlar durumdan memnun" yorumuna karşı da manidar bir yanıt veriyor: "Fransa kanunları karşısındakini Müslüman ya da Katolik olarak tanımlamaz, vatandaş olarak tanımlar. Bu düzenleme de tüm vatandaşlar için yapıldı. Yasada 'İslami başörtüsü' ifadesi geçmiyor."
Türbana 'A LA FRANÇAISE' çözüm
SEMİN GÜMÜŞEL /
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan türban sorunu hakkında "Bir cümle ile çözülür" deyince, AKP ve MHP, Türkiye'nin 1980'lerin ortalarından beri giderek büyüyen sorununu çözmek için yarışa girdi. Aynı günlerde Türkiye - Avrupa Birliği Karma Parlamento Komisyonu Eş Başkanı Joost Lagendijk ise "Neden Fransız modelini uygulamıyorsunuz" sorusuyla dikkat çekti. Bu modelin en önemli özelliği liselerde ve kamu hizmeti verilen ortamlarda kesinlikle yasak olan türban ya da başörtüsünün üniversitelerde serbest olması! Aslında basında yer alan AKP-MHP uzlaşmasının da yakın bir çizgide olduğu söyleniyor. Ama detaylarının ne olduğu ve bu yöntemin Türkiye'de uygulanıp uygulanamayacağı henüz yanıtlanmamış sorular. Yeni Aktüel yanıtları, vaktiyle laiklik anlayışını da kopya ettiğimiz Fransa'dan yola çıkarak aradı…
64 milyonluk Fransa "laik" bir devlet ama Fransa'nın laiklikten anladığı din ve devlet işlerinin tamamen ayrılması; örneğin Türkiye'de olduğu gibi Fransa'da din adamlarının maaşlarının devlet tarafından ödenmesi asla söz konusu değil! 1905 yasalarıyla çok net tanımlanan laiklik, ülkede inananlarla da, inanmayanlarla da ilişkileri düzenliyor. Fransa nüfusunun yüzde 83 - 88'i Katolik, yüzde 2'si Protestan, yüzde 1'i Yahudi ve çok sayıda da hümanist ateist var. Ama kısa süre önce yapılan bir ankete göre Fransızlar'ın üçte biri kendini dinler ve ibadetlerle ilgisiz olarak tanımlıyor. Özellikle Magrip ülkelerinden ve Türkiye'den gidenlerin oluşturduğu 4,5 milyonluk Müslüman nüfusla İslam, ülkede ikinci din statüsünde. Geleneğinde İslam olmayan Fransa, özellikle 1989'dan itibaren, artan Müslüman nüfus ve kimilerine göre siyasileşen İslami hareketler yüzünden "liseye devam eden kız öğrencilerin okula başörtülü olarak gitme" talepleriyle karşı karşıyaydı. Bu öğrenciler özellikle Marsilya gibi güney Fransa'nın değişik kentlerinde tutucu Hıristiyan çocukların saldırılarına maruz kalıyordu ve okullarda başörtüsü yasağı tehlike yaratabileceği ihtimali yüzünden müdürlerin inisiyatifine bırakıldı. Ama karar yetersiz kalınca Fransa, 2003 yılında sorunu kökten çözecek bambaşka bir yöntem denedi.
Stasi Komisyonu gerçek laiklerden oluşuyordu
Dönemin Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, yakın arkadaşı Bernard Stasi'yi laiklik konusu ve laiklikle ilgili uygulamalar için bir çeşit "akil adamlar komitesi" kurmakla görevlendirdi. Müslümanlar'ın yanı sıra Yahudi ve Protestan hukukçu, araştırmacı, din adamı ve sosyologların da olduğu grubu Bernard Stasi biraraya getirdi. Fransa örneğini çok iyi bilen hukuk sosyoloğu ve Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Niyazi Öktem'in sözleriyle komisyon üyeleri "Gerçekten laik insanlardı, bizdeki gibi 'laikperest' değil!"
Komisyon üyelerinden biri de Paris Elele Vakfı'nın başkanı ve uzun süredir Franda'da yaşayan, göç, entegrasyon ve laiklik konularında çalışan Gaye Petek. Stasi Komisyonu'nun tek Türk üyesi olan Petek komisyonun kuruluşu ve çalışmaları hakkında Yeni Aktüel'e şunları söyledi: "1989'dan beri çok şiddetli olmasa da tartışmalar artmıştı. 1989'dan itibaren birtakım metinler, idari belgeler hazırlansa da hükümetlere göre farklı uygulamalar olmuştu. Birçok kişi Danıştay'a başvurmuştu. Başörtülü kız sayısı artıyordu. 1989'da üç vaka varken, Stasi Komisyonu kurulduğunda bu rakam 1500'ü geçmişti. Tartışmalar alevlenince, Cumhurbaşkanı bazı bilirkişilerin 'cumhuriyette laikliğin tatbikatı' üzerine bir rapor hazırlamalarını istedi ve biz davet edildik. Çalışma beş ay sürdü. Konuyla ilgili 120 kişiyi dinledik. İçlerinde dönemin İçişleri Bakanı Sarkozy de vardı; olay çıkan okulların öğretmenleri ve öğrenciler deGörüşmelerin çoğu televizyonlardan canlı yayınlandı."
Aralık ayı sonunda, Komisyon 18 üyesinden 17'sinin oybirliğiyle Cumhurbaşkanı'na bir rapor sundu. 15 Mart 2004'te ise, rapor doğrultusunda, Fransa'da laiklik konusunda birtakım düzenlemeler yapıldı. Bu düzenleme dini ya da siyasi simgeleri (başörtüsü, kippa, haç) liselerde ve kamu hizmeti verilen alanlarda yasaklıyor ama üniversitelerde serbest bırakıyordu! Başörtüsünün yanı sıra hastane ve mezarlıklar gibi birçok alanda laiklikle ilgili düzenleme önerileri getiren rapor, ülkedeki gerginliğin yumuşamasını sağladı. Nitekim Yeni Aktüel'in sorularını yanıtlayan ve Fransa'nın din konularıyla ilgili en ünlü avukatlarından olan Alain Garay 2004'teki medyada ve kamuoyunda geniş biçimde tartışılan kararlardan sonra tartışmalı davalar olsa da mahkemelerin bunları büyük hızla sonuçlandırdığını söylüyor ve ekliyor: "Bugün bu konuda istikrar sağlanmış durumda!" Garay "Demek ki Fransa'daki Müslümanlar durumdan memnun" yorumuna karşı da manidar bir yanıt veriyor: "Fransa kanunları karşısındakini Müslüman ya da Katolik olarak tanımlamaz, vatandaş olarak tanımlar. Bu düzenleme de tüm vatandaşlar için yapıldı. Yasada 'İslami başörtüsü' ifadesi geçmiyor."