ceyhanli
12-13-2007, 15:45
Üçüncü kişinin diliyle konuşmak
Ürdün hükümdarı Abdullah bin Tallal, bir günlük bir iş ziyareti için Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün davetlisi olarak Ankara’ya geldi ve gitti. Haşimî Hanedanının yönetimindeki Ürdün, bölgenin üstelik de İsrail’e komşu olduğu halde sakin, huzur içinde olan devletlerinden biridir.
Abdullah bin Tallal, adaşı Abdullah Gül ile birlikte basının önüne çıktığında yine her zamanki gibi cana yakın bir haldeydi. İki liderin sadece isimleri değil fıtratları da bir diğerine benziyordu. Misafir devlet başkanı, yaptığı konuşmayla Irak ve terörle mücadele siyasetimize açık ve net şekilde destek verdi. Bir de kendi üslubuyla Türkiye’nin bölge liderliğine atıfta bulundu. Ankara, Cumhurbaşkanı, başbakan ve bakanlarıyla bölge, Avrupa ve dünya ile sürekli temas halinde. Bu yakınlarda Başbakan Portekiz’deydi. Dışişleri bakanı Atina’daydı. Suudi Arabistan reisi Türkiye’deydi Cumhurbaşkanı yine kendisine çok benzeyen Türkmen devlet başkanının davetlisi olarak Aşkâbâd’daydı vs.
Artık şükür ki etliye sütlüye karışmaz, kokmaz, bulaşmaz mahcup, çekingen politikalar arkalarda kaldı. Artık oyun kurucusuyuz. Bu tarafı iyi. Abdullah bin Tallal’ın gelişi de bu canlılığın bir mahsulü. Yalnız şunu düşünülmeye değer buluyoruz. Bir zaman her gelen devlet adamına mutlaka Kıbrıs’a dair iki çift laf ettirirdik. Haşimî hükümdarın ismini söyleyerek bölücü örgütü kınamasını buna benzettik. Hasmı olduğundan çok konuşmak onu büyütmek ve muhatap almak olur.
Dikkatli vatandaşların nazarından kaçmamıştır:
Abdullah bin Tallal ve Abdullah Gül basının önüne çıktıklarında misafirimiz İngilizce hitap etti. Bunu diğer orta doğulular da yapmaktalar. Fevkalade yanlış. Ne bizimkiler oralara gidince İngilizce konuşmalı ve ne de oralardan gelenler İngilizce konuşmalı. Şayet onlar Türkçe ve bizimkiler Arapça bilmiyorlarsa bari kendi lisanlarını kullansınlar.
Kimse uluslararası dil itirazlarında bulunmasın.
Sömürgelik dil üstünlüğünden başlıyor.
Siyasette bu ufuk turunu çizerken böylesi hayati değerdeki bir hassasiyeti ihmal etmemeliyiz. Aynı hatayı Orta Asya’daki Türk Cumhuriyetleri devlet adamları da işlemekteler. Onlar da bir araya gelince Rusça konuşmaktalar. Ne bir Pakistanlı ne bir Arap veya Afrikalıyla üçüncü kişinin diliyle anlaşmamalıyız. Suriye, Pakistan, Ürdün veya bir başkasıyla karşılaşınca hem kardeş olduğumuza vurgu yap hem üçüncü dili kullan. İnsanın dili kardeşiyle aynı değil midir? Bilir misiniz? SSCB zamanında Türk devlet adamları Azeri devlet adamlarıyla Rus tercüman vasıtasıyla anlaşmaktaydılar. Azeri Rusca konuşur, tercüman Türkçe’ye çevirirdi. Veya şu misali verelim. 25 sene evveline kadar mesela Kahire veya Bağdat’a açılan telefon konuşması yahut gelen telefon Londra üzerinden gerçekleşirdi.
Yapacak o kadar çok iş var ki.
Türkçe...
Osmanlıda olduğu gibi.
İslam coğrafyasının neden ortak dili olmasın?
Batıyla sadece İngilizce değil, Almanca ve Fransızca da konuşalım ama, bütün doğumuzla, güneyimizle de Türkçe, Arapça, Farsça anlaşabilelim. Kazakistan devlet başkanı TBMM’de Türkçe konuşabilmeli. Türk Cumhurbaşkanının Özbek meclisindeki konuşmasını mebuslar rahatlıkla anlayabilmeli.
Yabancılaşma dilden başlamıştı.
Yakınlaşma yine dille olur.
Entellektüel Boyut
Rahim Er
Ürdün hükümdarı Abdullah bin Tallal, bir günlük bir iş ziyareti için Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün davetlisi olarak Ankara’ya geldi ve gitti. Haşimî Hanedanının yönetimindeki Ürdün, bölgenin üstelik de İsrail’e komşu olduğu halde sakin, huzur içinde olan devletlerinden biridir.
Abdullah bin Tallal, adaşı Abdullah Gül ile birlikte basının önüne çıktığında yine her zamanki gibi cana yakın bir haldeydi. İki liderin sadece isimleri değil fıtratları da bir diğerine benziyordu. Misafir devlet başkanı, yaptığı konuşmayla Irak ve terörle mücadele siyasetimize açık ve net şekilde destek verdi. Bir de kendi üslubuyla Türkiye’nin bölge liderliğine atıfta bulundu. Ankara, Cumhurbaşkanı, başbakan ve bakanlarıyla bölge, Avrupa ve dünya ile sürekli temas halinde. Bu yakınlarda Başbakan Portekiz’deydi. Dışişleri bakanı Atina’daydı. Suudi Arabistan reisi Türkiye’deydi Cumhurbaşkanı yine kendisine çok benzeyen Türkmen devlet başkanının davetlisi olarak Aşkâbâd’daydı vs.
Artık şükür ki etliye sütlüye karışmaz, kokmaz, bulaşmaz mahcup, çekingen politikalar arkalarda kaldı. Artık oyun kurucusuyuz. Bu tarafı iyi. Abdullah bin Tallal’ın gelişi de bu canlılığın bir mahsulü. Yalnız şunu düşünülmeye değer buluyoruz. Bir zaman her gelen devlet adamına mutlaka Kıbrıs’a dair iki çift laf ettirirdik. Haşimî hükümdarın ismini söyleyerek bölücü örgütü kınamasını buna benzettik. Hasmı olduğundan çok konuşmak onu büyütmek ve muhatap almak olur.
Dikkatli vatandaşların nazarından kaçmamıştır:
Abdullah bin Tallal ve Abdullah Gül basının önüne çıktıklarında misafirimiz İngilizce hitap etti. Bunu diğer orta doğulular da yapmaktalar. Fevkalade yanlış. Ne bizimkiler oralara gidince İngilizce konuşmalı ve ne de oralardan gelenler İngilizce konuşmalı. Şayet onlar Türkçe ve bizimkiler Arapça bilmiyorlarsa bari kendi lisanlarını kullansınlar.
Kimse uluslararası dil itirazlarında bulunmasın.
Sömürgelik dil üstünlüğünden başlıyor.
Siyasette bu ufuk turunu çizerken böylesi hayati değerdeki bir hassasiyeti ihmal etmemeliyiz. Aynı hatayı Orta Asya’daki Türk Cumhuriyetleri devlet adamları da işlemekteler. Onlar da bir araya gelince Rusça konuşmaktalar. Ne bir Pakistanlı ne bir Arap veya Afrikalıyla üçüncü kişinin diliyle anlaşmamalıyız. Suriye, Pakistan, Ürdün veya bir başkasıyla karşılaşınca hem kardeş olduğumuza vurgu yap hem üçüncü dili kullan. İnsanın dili kardeşiyle aynı değil midir? Bilir misiniz? SSCB zamanında Türk devlet adamları Azeri devlet adamlarıyla Rus tercüman vasıtasıyla anlaşmaktaydılar. Azeri Rusca konuşur, tercüman Türkçe’ye çevirirdi. Veya şu misali verelim. 25 sene evveline kadar mesela Kahire veya Bağdat’a açılan telefon konuşması yahut gelen telefon Londra üzerinden gerçekleşirdi.
Yapacak o kadar çok iş var ki.
Türkçe...
Osmanlıda olduğu gibi.
İslam coğrafyasının neden ortak dili olmasın?
Batıyla sadece İngilizce değil, Almanca ve Fransızca da konuşalım ama, bütün doğumuzla, güneyimizle de Türkçe, Arapça, Farsça anlaşabilelim. Kazakistan devlet başkanı TBMM’de Türkçe konuşabilmeli. Türk Cumhurbaşkanının Özbek meclisindeki konuşmasını mebuslar rahatlıkla anlayabilmeli.
Yabancılaşma dilden başlamıştı.
Yakınlaşma yine dille olur.
Entellektüel Boyut
Rahim Er