ak_mavish
10-04-2007, 11:49
Bugün size başımdan geçen ve beni derinden etkileyen bir olayı anlatacağım..
Sanırım yaşadıklarım “üniversitede türban” tartışmalarını yaşarken kararınızı vermenizde önemli rol oynayacaktır.
Ben sürekli okuyanlar bilirler. Evrensel anlamda liberal demokratımdır. Her türlü baskıcı rejime karşıyımdır. Buna şeriat düzeni de dahil..
Bazı kararlarda “durumsal” olunması gerektiğini düşünürüm. Ve de yasalar değişene kadar, değişmeleri gerektiğini, savunsam da yasalara uyarım..
Olay iki hafta önce başladı.. Koridorda değişik bir şapkayla dolaşan birini gördüm. İlgimi çekti. Ders asistanımı çağırıp “Kim bu?” dedim. “Bilmiyorum” dedi, gitti birazdan geldi.
- Aslında türbanlıymış ama derslere böyle şapkayla giriyormuş. Bu yıl sizin dersinizi alıyormuş” dedi.
Ben de:
- “Git o zaman danışmanına söyle ben derse şapkayla kimseyi almıyorum. Böyle gelirse derse almam.. Bunun dinle, türbanla mürbanla ilgisi yok. Bunun şapkayla ilgisi var” de dedim.
Gerçekten de ilgisi yok.. 25 yıldır üniversite asistanlıktan başlayıp, profesörlüğü, dekanlığa yükselen, meslekten hocayımdır. Derste şapka, palto, atkı, eldivene alerjim vardır. Türk öğrenciye bir göz yumdunuz mu asla disiplin sağlayamazsınız, önüne gelen “A saçım, a kaşım, a hastalığım” der, şapkayla sınıfta oturmaya kalkar.
Bu nedenle de şapka konusunda çok hassasımdır. Geçen dönem iki öğrenciyi ısrarla şapkalarını çıkarmayınca sınıfın dışına çıkarmışımdır.
Sanmayın ki derslerimde öğrenciler “mum” gibi oturur. Yok öyle bir şey.. İsteyen bağdaş kurar, isteyen geriye kaykılır, isteyen su ya da meşrubat içer. Cep telefonunu açık unutmuşsa açar, yanıt verir, kapatır.
Ama sokak kıyafetiyle, şapkayla karşımda oturdu mu iş değişir.. Çünkü o zaman öğrencinin derse olan bağlantısını sorgularım..
İşte bu nedenle başını dini nedenlerle açamayıp, şapka takan öğrenciye de tepki gösterdim. Çünkü ona şapkayla izin vermek bundan sonra da her öğrenciye izin vermek daha önceki eylemlerimle de tutarsız olmaktı.
İlk gün şapkalı öğrenci derse gelmedi. Sonradan öğrendim ki “ona taktığımı” sanıp dersimi almayacakmış..
Hafta başında öğrenciyi yanıma çağırdım. Çekine çekine odama girdi. Başında el örgüsü sütlü kahve rengi bir bere vardı. ”Otur bakalım” dedim. Oturdu. Konuşmaya başladık. İmam Hatip Lisesi muzunuymuş. Okurken kapanmış. Konuşma şöyle sürdü:
- “Sana taktığımı düşünüyor muşsun..Yok böyle bir şey. Ben şapkaya takığım. İstersen türbanınla gel benim için sorunum değil. Ama o zaman da okula giremiyorsun..
- Yok ben dersinizi almazsam bana takacağınız düşündüm.
- Dersimi almaman mümkün değil. Bu yıl almazsan gelecek yıl almak zorundasın. Çünkü benim dersim bölüm zorunlu ders..Bir çözüm bulmamız lazım. Başka arkadaşların açıyor başını, çıkışta kapatıyor. Sen niye yapamıyorsun ki..
- Yapamıyorum hocam. Galiba henüz hazır değilim. Üç gündür arkadaşlarımla bunu konuşuyorum. Değişik yollar öneriyorlar. Açmayı da düşünüyorum Ama sizin dersiniz diğer dersler gibi değil. On hafta kalkıp grup olarak sunuş yapmak, sınıfın önünde boy göstermek gerekiyormuş. Bunu yapamam açık başla hazır değilim..
- Emin ol sorun başını açman kapaman değil ama bir yol bulmamız lazım. Annenin başı kapalı mı?..
- Evet.
- Kız kardeşin var mı. O nasıl..
- Onun başı açık bu benim tercihim.
- Peruk taksan..
Öğrenci başını önüne eğdi, önce gözleri dolu dolu oldu. Sonra hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. Bu arada da ağzından aynen şu cümleler döküldü:
- Size kırmızı bir burun taksam, yüzünüzü boyasam, ayaklarınıza da kocaman ayakkabılar giydirsem o kadar kişinin önünde konuşurken kendinizi nasıl hissedersiniz..Ben de öyle hissediyorum. Yapabileceğimi sanmıyorum..
Birden kötü oldum. Sadece işi “öğretmek” olan biri olarak ortada kalmışlık duyguma, ortada bırakanlara isyan ettim.
- Ağlama bakalım… Çözüm lazım bize.. Mesela Bandana taksan.. Bir ara yol..
Biraz sakinleşti, düşündü.. Göz yaşlarını silerken hem içini çekiyor, kafasını sallıyordu.
Öğleden sonra kafasında pembe bandanasıyla derse geldi.. Derse katıldı. Hatta grubuyla sunuşa kalktı. En çok konuşan, hatta çok konuşup beni dinlemediği için de fırça yiyen o oldu!
Konuşarak şapka olayına çözüm bulmuş olduk.. Bir dışarıda türbanlı içeride bandanalı kız öğrenci mutlu mesut öğrenim hayatına devam ediyor.
Ben ise kendime sorular soruyorum:
Ne zaman kendilerini hazır hissederler? Niye başını açmak bu kadar zor? Bu kızlar hangi öğretim sürecinden geçerek bu hale geliyorlar? Kur’an’da uymadıkları birçok konu var. Bu kadar eğitimle mahkemelerde iki kadına bir erkek şahitliğini, medeni hayatta bir erkeğe dört kadın kuralını kabul etmeleri zor görünüyor. Peki niye kapanmada bu ısrar? “Üstelik Kur’an kadın gösterişsiz olsun” diye emrediyor. Kadın gösterişinin ne olduğunu kim nasıl tanımlıyor!
Bu kavga gürültü arasında ya mutlu mesut öğrenim hayatına devam edemeyen kızlar? İçim acıyor.
Anket Yorum
7000 okurum geçen hafta mahalle baskısı soruma yanıt verdi. % 12 “zorla oruç tuttum, namaz kıldım, başımı örttüm, daha muhafazakar” giyindim diyor. % 88 ise böyle bir baskı görmediğini söylüyor. Kuşku yok ki böyle bir baskıyı bir soruyla ölçemeyiz. Ama % 12 oranı bile ulaşmak istediğimiz demokrasi konusunda oturup düşünmemiz gerektiğini söylüyor bize. Hiç kimsenin ne başını açmasına ne de kapamasına neden olacak bir düzene asla izin vermemeliyiz. Nasıl. Tartışacağız.
MYNET
Sanırım yaşadıklarım “üniversitede türban” tartışmalarını yaşarken kararınızı vermenizde önemli rol oynayacaktır.
Ben sürekli okuyanlar bilirler. Evrensel anlamda liberal demokratımdır. Her türlü baskıcı rejime karşıyımdır. Buna şeriat düzeni de dahil..
Bazı kararlarda “durumsal” olunması gerektiğini düşünürüm. Ve de yasalar değişene kadar, değişmeleri gerektiğini, savunsam da yasalara uyarım..
Olay iki hafta önce başladı.. Koridorda değişik bir şapkayla dolaşan birini gördüm. İlgimi çekti. Ders asistanımı çağırıp “Kim bu?” dedim. “Bilmiyorum” dedi, gitti birazdan geldi.
- Aslında türbanlıymış ama derslere böyle şapkayla giriyormuş. Bu yıl sizin dersinizi alıyormuş” dedi.
Ben de:
- “Git o zaman danışmanına söyle ben derse şapkayla kimseyi almıyorum. Böyle gelirse derse almam.. Bunun dinle, türbanla mürbanla ilgisi yok. Bunun şapkayla ilgisi var” de dedim.
Gerçekten de ilgisi yok.. 25 yıldır üniversite asistanlıktan başlayıp, profesörlüğü, dekanlığa yükselen, meslekten hocayımdır. Derste şapka, palto, atkı, eldivene alerjim vardır. Türk öğrenciye bir göz yumdunuz mu asla disiplin sağlayamazsınız, önüne gelen “A saçım, a kaşım, a hastalığım” der, şapkayla sınıfta oturmaya kalkar.
Bu nedenle de şapka konusunda çok hassasımdır. Geçen dönem iki öğrenciyi ısrarla şapkalarını çıkarmayınca sınıfın dışına çıkarmışımdır.
Sanmayın ki derslerimde öğrenciler “mum” gibi oturur. Yok öyle bir şey.. İsteyen bağdaş kurar, isteyen geriye kaykılır, isteyen su ya da meşrubat içer. Cep telefonunu açık unutmuşsa açar, yanıt verir, kapatır.
Ama sokak kıyafetiyle, şapkayla karşımda oturdu mu iş değişir.. Çünkü o zaman öğrencinin derse olan bağlantısını sorgularım..
İşte bu nedenle başını dini nedenlerle açamayıp, şapka takan öğrenciye de tepki gösterdim. Çünkü ona şapkayla izin vermek bundan sonra da her öğrenciye izin vermek daha önceki eylemlerimle de tutarsız olmaktı.
İlk gün şapkalı öğrenci derse gelmedi. Sonradan öğrendim ki “ona taktığımı” sanıp dersimi almayacakmış..
Hafta başında öğrenciyi yanıma çağırdım. Çekine çekine odama girdi. Başında el örgüsü sütlü kahve rengi bir bere vardı. ”Otur bakalım” dedim. Oturdu. Konuşmaya başladık. İmam Hatip Lisesi muzunuymuş. Okurken kapanmış. Konuşma şöyle sürdü:
- “Sana taktığımı düşünüyor muşsun..Yok böyle bir şey. Ben şapkaya takığım. İstersen türbanınla gel benim için sorunum değil. Ama o zaman da okula giremiyorsun..
- Yok ben dersinizi almazsam bana takacağınız düşündüm.
- Dersimi almaman mümkün değil. Bu yıl almazsan gelecek yıl almak zorundasın. Çünkü benim dersim bölüm zorunlu ders..Bir çözüm bulmamız lazım. Başka arkadaşların açıyor başını, çıkışta kapatıyor. Sen niye yapamıyorsun ki..
- Yapamıyorum hocam. Galiba henüz hazır değilim. Üç gündür arkadaşlarımla bunu konuşuyorum. Değişik yollar öneriyorlar. Açmayı da düşünüyorum Ama sizin dersiniz diğer dersler gibi değil. On hafta kalkıp grup olarak sunuş yapmak, sınıfın önünde boy göstermek gerekiyormuş. Bunu yapamam açık başla hazır değilim..
- Emin ol sorun başını açman kapaman değil ama bir yol bulmamız lazım. Annenin başı kapalı mı?..
- Evet.
- Kız kardeşin var mı. O nasıl..
- Onun başı açık bu benim tercihim.
- Peruk taksan..
Öğrenci başını önüne eğdi, önce gözleri dolu dolu oldu. Sonra hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. Bu arada da ağzından aynen şu cümleler döküldü:
- Size kırmızı bir burun taksam, yüzünüzü boyasam, ayaklarınıza da kocaman ayakkabılar giydirsem o kadar kişinin önünde konuşurken kendinizi nasıl hissedersiniz..Ben de öyle hissediyorum. Yapabileceğimi sanmıyorum..
Birden kötü oldum. Sadece işi “öğretmek” olan biri olarak ortada kalmışlık duyguma, ortada bırakanlara isyan ettim.
- Ağlama bakalım… Çözüm lazım bize.. Mesela Bandana taksan.. Bir ara yol..
Biraz sakinleşti, düşündü.. Göz yaşlarını silerken hem içini çekiyor, kafasını sallıyordu.
Öğleden sonra kafasında pembe bandanasıyla derse geldi.. Derse katıldı. Hatta grubuyla sunuşa kalktı. En çok konuşan, hatta çok konuşup beni dinlemediği için de fırça yiyen o oldu!
Konuşarak şapka olayına çözüm bulmuş olduk.. Bir dışarıda türbanlı içeride bandanalı kız öğrenci mutlu mesut öğrenim hayatına devam ediyor.
Ben ise kendime sorular soruyorum:
Ne zaman kendilerini hazır hissederler? Niye başını açmak bu kadar zor? Bu kızlar hangi öğretim sürecinden geçerek bu hale geliyorlar? Kur’an’da uymadıkları birçok konu var. Bu kadar eğitimle mahkemelerde iki kadına bir erkek şahitliğini, medeni hayatta bir erkeğe dört kadın kuralını kabul etmeleri zor görünüyor. Peki niye kapanmada bu ısrar? “Üstelik Kur’an kadın gösterişsiz olsun” diye emrediyor. Kadın gösterişinin ne olduğunu kim nasıl tanımlıyor!
Bu kavga gürültü arasında ya mutlu mesut öğrenim hayatına devam edemeyen kızlar? İçim acıyor.
Anket Yorum
7000 okurum geçen hafta mahalle baskısı soruma yanıt verdi. % 12 “zorla oruç tuttum, namaz kıldım, başımı örttüm, daha muhafazakar” giyindim diyor. % 88 ise böyle bir baskı görmediğini söylüyor. Kuşku yok ki böyle bir baskıyı bir soruyla ölçemeyiz. Ama % 12 oranı bile ulaşmak istediğimiz demokrasi konusunda oturup düşünmemiz gerektiğini söylüyor bize. Hiç kimsenin ne başını açmasına ne de kapamasına neden olacak bir düzene asla izin vermemeliyiz. Nasıl. Tartışacağız.
MYNET