fatih kısaparmak balon baskılı balon Yeni bir sözleşme (MÜMTAZ'ER TÜRKÖNE -- ZAMAN) - AK Parti |AKParti Forum |AK Gençlik |Recep Tayyip Erdoğan |AKPARTİ Gençlik Forumu|

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Yeni bir sözleşme (MÜMTAZ'ER TÜRKÖNE -- ZAMAN)


taya
09-11-2007, 15:04
Yeni bir sözleşme

Yeni anayasa konusunda başvurulacak en ehliyetli bilim adamı Profesör Ergun Özbudun idi. Benim neslim anayasaların ve anayasacılığın inceliklerini ondan öğrenmiştir.
Özbudun, hukukun hayatın içine yerleşmesi, lafzî yorumların ötesinde çok geniş bir perspektife konu olması gerektiğini sadece bilen değil, aynı zamanda öğreten bir bilim adamıdır. Onun anayasacılığı, hukuku özümseyen, sosyal bilimlerin zengin dünyası içinde temellendiren gerçekçi bir yaklaşıma dayanır. Üstelik yegâne ideolojisi, hukukun evrensel birikimi ve bunların başında insan özgürlüğüne duyduğu güvendir. Türkiye'nin böyle kalibresi yüksek bir bilim adamına sahip olması bir şans. Daha büyük şans ise bu bilim adamının Türkiye'nin yeni anayasasının başmimarı olarak görev alması. Diğer uzman isimlerin pırıltıları da bu yolu aydınlatmak için yeterli. Öbür tarafta AK Parti'nin halka verdiği söze dayanan iradesi duruyor. Türkiye kendisine yakışan bir anayasaya mutlaka kavuşacaktır.

Güçlü bir siyasî irade ve onu kâmilen destekleyen bir uzmanlık mevcut ise geriye halkın ilgisini ve desteğini bu meseleye teksif etmek kalıyor. Anayasalar toplum sözleşmeleridir. Toplum bir sözleşme ile sahip olduğu bazı yetkileri kamu erkini kullananlara devretmektedir. Belki bu bizim tarihimizde ilk defa gerçekleşecektir.

Dünyada anayasalı yönetime ilk geçen birkaç devletten biri olduğumuzu unutmamalıyız. 3 Kasım 1839 tarihinde ilan edilen Gülhane Hatt-ı Hümâyûnu can ve mal güvenliğini garanti altına alan bir temel haklar, yani anayasa belgesi idi. Yeni Osmanlıların mücadelesini verdikleri anayasalı yönetime, onların da hazır bulunduğu komisyonlarda hazırlanan Kanun-ı Esasî ile 1876'da geçtik. Kurtuluş Savaşı'nı anayasalı bir yönetimle ve üstelik halkın temsil edildiği Büyük Millet Meclisi aracılığıyla yürüttük. 1924 Anayasası'nın birçok hükmünün bugün cari olan 1982 Anayasası'ndan daha ileri olduğunu hatırlatmakla yetinelim.

Anayasacılıkta kırılma noktası 1961 Anayasası'dır. Bu anayasa bir sözleşme değil, oligarşik nitelik taşıyan yöneticileri iktidarda tutmak, istedikleri şekilde halkın seçtiği temsilcileri denetim altına almak için hazırlanmıştır. Tanınan geniş özgürlükler bile, halk oyu ile iktidara gelenleri iş yapamaz hale getirmek için tasarlanmıştır. İki meclisli parlamento anlaşılabilir bir şeydir. Ama bu meclislerden biri olan Senato üyeleri arasında cumhurbaşkanınca atanan kontenjan senatörleri ile ihtilalcilere tahsis edilen tabiî senatörlük müessesesini bugünkü nesillere anlatmak zordur. Türkiye'nin 60'lı yılların sonunda yaşamaya başladığı, 70'li yılları kan gölüne çeviren siyasî iklimin baş aktörü bu anayasadır.

82 Anayasası da, iktidarı yönetici azınlığa tahsis etmek için hazırlandı. Ancak bu sefer etkin hale getirilmiş bir yönetimi denetleyecek kuvvetli mekanizmalar oluşturdu. Aşırı yetkili cumhurbaşkanlığı ile devlet içinde ikinci bir devlet gibi otorite kullanan MGK bu denetimi sağlamak için oluşturuldu. Türkiye'nin son askerî darbesinin MGK'da ilan edildiğini, başarıya ulaşamayan son darbe teşebbüsünün de 27 Nisan'da cumhurbaşkanlığı seçimi için verildiğini hatırlayalım.

Bugün elimizde yamalı bohçaya benzeyen ve bütün dikişleri sökülen bir anayasa duruyor. 1961 ve 82 anayasaları ile Türkiye kendi el ve ayaklarına ağır prangalar bağlamıştı. Artık bu ağır yüklerden kurtulmanın zamanı geldi. Akılcı ve verimli işlemesi gereken devlet kurumlarını, halkın iradesini engelleyecek yüklere dönüştürdüğünüz zaman ağır bedeller ödediğimizi, bihakkın öğrendik. Şimdi anayasayı anayasa gibi yapacağız. Toplum kendi arasında hür iradesi ile bir sözleşme yapacak ve devlet iktidarı bu sözleşme ile kendisine devredilen yetkileri kullanacak. Anayasa kuralları birbirine çelme takan kurumlar değil, birbirini dengeleyen ve frenleyen, ama aynı zamanda halkın özgür iradesi ile işleten bir devlet cihazını ortaya çıkartacak.

Yeni toplum sözleşmesi, Türkiye'nin kanatlanmasına, yükseklere çıkmasına imkân verecek.

O zaman yeni anayasanın, yepyeni bir toplum sözleşmesi olacağını, bu anayasanın yapımının bütün aşamalarında unutmamamız gerekir.


11 Eylül 2007, Salı