ceyhanli
01-17-2008, 16:06
Yerel diller sorunu
Her devlette, resmî dil dışında anadillerini konuşan toplumlar var. Bizde de bu problem mevcut. Avrupa Birliği kriterleri (ölçütleri) ne ise, onları uygulayarak çözeceğiz. Mahallî (yerel) diller, kültür zenginliği şeklinde korunmakla beraber, mübalağaya kaçmamalıdır (zaten 19-20. asırlarda baskı altında yok edilmeye çalışıldıktan sonra şimdi Avrupa’da korumaya alındı). Zira azınlık milliyetçiliği, bir sürü küçük boyutta devlet doğurdu. Cihan Savaşı’nın bittiği 1945’ten günümüze devlet sayısı 3 mislinden fazlaya katlandı. Bu, çıkar yol değil.
Türkiye Cumhuriyeti, milletlerarası anlaşmalarla, 4 toplumu resmen azınlık (ekaliyyet) tanımıştır (ilk üçü Lozan Anlaşması ile): Yahudiler, Ermeniler, Rumlar ve Bulgarlar. T.C. vatandaşı olan bu dört cemaat de Türk’tür. Fakat milliyetlerini açıklamakta ve gereğini yapmakta serbesttirler.
Ama bunlar dışında Türkiye’de, Müslüman oldukları için Türklerle karma hâle gelmiş, her bakımdan çoğu kendini öz Türk sayan anadilini unutmamış Türkler de vardır. Anadilleri Kürtçe, Arapça, Boşnakça, Arnavutça, Lazca, Gürcüce, Çerkesce, Abhazca, Çeçence, Romanca’dır...
Bunlara doğal hakları olan ana dillerini serbestçe konuşmak dışında tanınacak haklar için, AB devletlerinden Fransa’yı örnek alabiliriz. Zira Fransa’da anadili Almanca, İtalyanca, Katalanca, Baskça, Brötonca, Flamanca olan otokton toplumlar dışında, anadili Arapça, Berberice, Rusça, Ukranca, Türkçe, Ermenice... olan göçmen toplumlar da yaşıyor ki nüfusları 15 milyonun üzerindedir. Yalnız Araplar 4 milyondur.
Türkiye, Fransa’da bu toplumlara verilen hakların aynını vermeye hazırdır. Fransa’dan geriye düşmeyiz. Ancak Fransa’dan ileri de gitmeyiz ve bu hususta kesinlikle baskı kabûl etmeyiz.
Yerel diller, özel kurslarda öğrenilecektir. Basını, yayını, radyosu, televizyonu, yasalarımız çerçevesinde serbest olacaktır. Bu diller üniversitelerimizde de incelenebilir. Ama mahallî diller, seçmeli şekilde bile resmî öğretime giremez. Devlet tek resmî dili Türkçe’yi zorunlu programla bütün vatandaşlarına öğretmekle yükümlüdür. Aksi takdirde işin içinden çıkılmaz bir anarşi oluşur.
Durum
Yılmaz Öztuna
Türkiye Gazetesi
Her devlette, resmî dil dışında anadillerini konuşan toplumlar var. Bizde de bu problem mevcut. Avrupa Birliği kriterleri (ölçütleri) ne ise, onları uygulayarak çözeceğiz. Mahallî (yerel) diller, kültür zenginliği şeklinde korunmakla beraber, mübalağaya kaçmamalıdır (zaten 19-20. asırlarda baskı altında yok edilmeye çalışıldıktan sonra şimdi Avrupa’da korumaya alındı). Zira azınlık milliyetçiliği, bir sürü küçük boyutta devlet doğurdu. Cihan Savaşı’nın bittiği 1945’ten günümüze devlet sayısı 3 mislinden fazlaya katlandı. Bu, çıkar yol değil.
Türkiye Cumhuriyeti, milletlerarası anlaşmalarla, 4 toplumu resmen azınlık (ekaliyyet) tanımıştır (ilk üçü Lozan Anlaşması ile): Yahudiler, Ermeniler, Rumlar ve Bulgarlar. T.C. vatandaşı olan bu dört cemaat de Türk’tür. Fakat milliyetlerini açıklamakta ve gereğini yapmakta serbesttirler.
Ama bunlar dışında Türkiye’de, Müslüman oldukları için Türklerle karma hâle gelmiş, her bakımdan çoğu kendini öz Türk sayan anadilini unutmamış Türkler de vardır. Anadilleri Kürtçe, Arapça, Boşnakça, Arnavutça, Lazca, Gürcüce, Çerkesce, Abhazca, Çeçence, Romanca’dır...
Bunlara doğal hakları olan ana dillerini serbestçe konuşmak dışında tanınacak haklar için, AB devletlerinden Fransa’yı örnek alabiliriz. Zira Fransa’da anadili Almanca, İtalyanca, Katalanca, Baskça, Brötonca, Flamanca olan otokton toplumlar dışında, anadili Arapça, Berberice, Rusça, Ukranca, Türkçe, Ermenice... olan göçmen toplumlar da yaşıyor ki nüfusları 15 milyonun üzerindedir. Yalnız Araplar 4 milyondur.
Türkiye, Fransa’da bu toplumlara verilen hakların aynını vermeye hazırdır. Fransa’dan geriye düşmeyiz. Ancak Fransa’dan ileri de gitmeyiz ve bu hususta kesinlikle baskı kabûl etmeyiz.
Yerel diller, özel kurslarda öğrenilecektir. Basını, yayını, radyosu, televizyonu, yasalarımız çerçevesinde serbest olacaktır. Bu diller üniversitelerimizde de incelenebilir. Ama mahallî diller, seçmeli şekilde bile resmî öğretime giremez. Devlet tek resmî dili Türkçe’yi zorunlu programla bütün vatandaşlarına öğretmekle yükümlüdür. Aksi takdirde işin içinden çıkılmaz bir anarşi oluşur.
Durum
Yılmaz Öztuna
Türkiye Gazetesi