fatih kısaparmak balon baskılı balon Yine türban hikâyesi... - AK Parti |AKParti Forum |AK Gençlik |Recep Tayyip Erdoğan |AKPARTİ Gençlik Forumu|

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Yine türban hikâyesi...


ceyhanli
12-09-2007, 16:57
Yine türban hikâyesi...

Türban tartışması, tam yirmi yıldır (1987’den beri) aralıksız devam ediyor. Ancak tartışmanın başladığı ilk zamanlarda, “türban” kelimesine yüklenen mana ile bugünkü anlamı, birbiriyle taban tabana zıt... Yani yirmi yıllık tartışmanın sonucunda tam bir komedi söz konusu! 1987’lerde hakkında kanuni düzenleme de yapılan türban; sadece saçları örten ve boynu açıkta bırakan nesne idi. Ama bugün, “siyasi simge” diye kategorize edilmek istenen belli bir başörtüsü biçimi, “türban” diye tanımlanıyor. Ve bunun üzerinden de bilimsel olduğu iddia edilen kamuoyu araştırmaları yapılıyor. Peki, kesin şekilde yanlış olan bir kavramı temel alarak, doğru bir araştırma yapılabilir mi?!
Türk entilijansiyasının en büyük hastalığı, belki de yerli yerine oturtamadığı; çoğu zaman yanlış ve gerçek muhtevasından uzak biçimde kullandığı kavramlarla, güya fikri tartışma veya ilmi araştırma yapmaya kalkışmasıdır... Özellikle bazı aydınların İslam dini hakkındaki genel cehaleti, medya dünyasında büsbütün katmerleşerek hüküm sürer. “Hac bu sene de Kurban Bayramına rastladı...” türünden haberlerle, bu cehaleti perçinleyen bir kısım medyadaki bazı kalemlerin, din ve din ile ilgili meseleler hakkındaki her kalem oynatışında bir fecaat doğar.
Eylül’de yapıldığı halde, üç aylık gecikme ile daha yeni yayınlanan türban hakkındaki bir kamuoyu araştırması, şu günlerde yoğun tartışmalara konu oluyor. Tabii yine doğru esasa dayanmayan tartışmalar... Ama bazıları bu tartışmaları, “bilimsel” diye bize yutturmaya çalışıyor! Şimdi ‘Zaman online’ sitesinde yer alan şu habere bakınız ve türbanla ilgili tartışmanın ne derece sağlıklı olabileceğine siz karar veriniz:
“KONDA araştırma şirketi tarafından gerçekleştirilen ‘Din, laiklik ve Türban’ konulu ankette tuhaf bir soru dikkat çekti. Milliyet gazetesi tarafından yayınlanmakta olan ankette sorulan bir soru anketin ciddiyetini tartışmaya açtı. Başörtüsü kullananların ibadet alışkanlıkları üzerine soruların bulunduğu bölümde örtünme - ibadet ilişkisi incelendi. Bu bölümde “başörtülüler”, “türbanlılar” ve “çarşaflı-peçeli” ayrımı yapılarak ifade edilen başörtülü bayanlara “Cuma namazı kılar mısınız?” sorusu soruldu. Anketi tartışmalı hale getiren soru kadar, verilen cevaplar da kafaları karıştırdı. Çünkü verilen cevapta başörtülü olarak ifade edilen üç ayrı kesimin yani “başörtülüler”, “türbanlılar” ve “çarşaflı-peçeli”lerin ortalama yüzde 70’i aksatmadan Cuma namazı kılıyordu. Tuhaf sorunun cevabında başörtülü olduğunu iddia edenlerin yüzde 65.7’si, türbanlı olduğunu iddia edenlerin yüzde 71.1i, çarşaflı-peçeli olduklarını iddia edenlerin yüzde 73’ü Cuma namazı kıldıkları yönünde cevap veriyordu. Türkiye’de asgari bir dini bilgiye sahip bir Müslüman bilir ki, Cuma namazı camide kılınır ve kadınlara farz değildir. Kadınlar o vakitte öğle namazı kılar. Ayrıca ankette yüzde 70’lerde gösterilen başörtülülerin ortalama yüzde 70’inin Cuma namazı kıldığı ifade ediliyor ki, bu da milyonlarca kadının Cuma namazında camilere gittiği anlamına gelir. Ne var ki, Türkiye’deki camilerin neredeyse tamamına yakınının kapasitesi Cuma günleri sadece erkekleri alabilecek kapasiteye sahiptir. Zira, tarihi camilerdeki ziyaretçi kadınlar dışında, Cuma namazı vaktinde camilerde hiçbir kadına rastlanmaz. Öte yandan, bu sorunun sorulduğu başörtülü kadınların böyle bir soruya nasıl cevap verdikleri ise ayrı bir tartışma konusu oldu.”
İşte bazılarının dayanak gösterip; “Türkiye büyük tehdit altında. Türbanlıların sayısı dörde katlandı...” türünden şeamet tellallığı yaptığı, bir “bilimsel araştırma(!)”nın doğruluk payı ve kalite ölçüsü... Bu ülkenin en büyük talihsizliği, “entelektüel” diye bilinen bir kısım meşhurların (Bazıları seksen yaşını aşmış olsa da!..), esasen asgari dini bilgiden dahi mahrum bulunmasıdır. Böyle bir cehaletin üzerinden, yürütülecek bilimsel ve “düşünsel” tartışmaların; doğru zeminde yürümesi ve sağlıklı sonuçlar vermesi, asla ve kat’a mümkün değildir! Dolayısıyla, fikir üretme iddiasındaki sözde aydınlar, önce şu “türban” kelimesinin manasını doğru dürüst öğrenmeli ve ondan sonra halkın karşısına çıkmalıdır. Yoksa gülünç olmaya devam ederler...

Noktalar
İsmail Kapan