CeVHeR
12-23-2007, 04:39
Her bayram olduğu gibi, bu bayramda da partiler arasında "karşılıklı bayram ziyaretleri" yapıldı... Bu bayramda tek fark, "DTP'nin yalnız bırakılması"ydı...
AK Parti de, CHP de, MHP de; DTP'ye hem gitmedi, hem randevu vermedi... Sebep, elbette; "DTP'nin PKK ile özdeş" görünmesiydi... Bir başka ifadesiyle; DTP'liler, PKK için "terör örgütü" diyemiyorlar ve dolayısıyla aralarındaki "organik bağ"ı inkar etmiyorlardı... İşte bu yüzden; SP gibi, öDP gibi parlamento dışı partiler hariç, hiç kimse gitmedi DTP'ye!.. DTP'lilerin ziyaretine de randevu vermediler.
Bence, yanlış bir tavır...
"Küs" kalmakla, "konuşmamak"la, "sırtını dönmek"le, "dışlamak"la bir yere varılmaz... Hele de "bayram" gününde...
Konuşacaksın!.. Söyleyeceklerini de, yüzüne karşı çatır çatır söyleyeceksin!.. Anlamadılar mı, anlamazlıktan mı geldiler, yine söyleyeceksin!..
Diyeceksin ki;
"PKK ile bağını kes!.."
"PKK'dan umudunu kes!"
Bunu yapacaksın ki; "DTP'nin kozu"nu elinden alasın... Eğer bunu yapmazsan; DTP, "kendi tabanı"na döner ve der ki; "Görüyorsunuz ya, bu iş siyasi yoldan çözülmüyor!.. Bizi dışlıyorlar, yalnızlığa itiyorlar!.. Tek çare silahlı çözüm!"
İşte bunu dedirtmeyeceksin!..
Ki, kendi tabanını kandıramasın!..
MHP'Lİ FARUK BAL’DAN İLGİNç SORU!
Her neyse... Dediğim gibi; mutad olduğu üzre, dün partiler arasında "bayramlaşma" vardı..
Bütün partiler birbirlerine gittiler, geldiler... Ajanslardan geçen haberlere bakılırsa, ziyaretlerin en temel konusu, yine "siyaset" olmuş... Ziyaretlerde, "PKK terörü" ve "sınır ötesi operasyon" konusu gündeme gelmiş...
Benim asıl ilgimi çeken sözleri, MHP Konya Milletvekili Faruk Bal sarfetmiş...
Faruk Bal, AK Parti heyetinin partisini ziyareti esnasında demiş ki;
"özellikle sınır ötesi operasyondan sonra, terör örgütünün zayiatlarına yönelik net bir açıklama yapılmaması insanlar arasında tereddüte sebep oldu!.. Bu bayramı milletimiz açısından, en azından 'Teröre karşı yeterli mücadele verilmiştir, terörün beli kırılmıştır' şeklinde huzur ve güven ortamı içerisinde, devletine güven ortamı içerisinde geçirmemiz mümkündü, ama bu da maalesef pek hissedilmiyor kamuoyunda...
Milletimiz, tereddüt ediyor;
Yoksa yine dağı-taşı mı bombaladık?"
AK Parti kurmayı Bülent Gedikli de, Faruk Bal'ın eleştirilerine şöyle cevap vermiş:
"Terörle mücadele uzun vadelidir... Sabır ve kararlılık ister. Bu mücadele, hükümet tarafından diplomatik, sosyal ve ekonomik boyutlarıyla yürütülüyor... Terör ve teröristle mücadelenin birbirinden ayrılarak yürütülmesi gerekir... Operasyonun sonucunu sadece terörist zayiatıyla değerlendirmek ne kadar sağlıklı olur?"
MHP'li vekillerin CHP'yi ziyaretinde ise gündemdeki konu yine "sınır ötesi harekat" olmuş... MHP Genel Başkan Yardımcısı Murat Şefkatli demiş ki; "Orada 4-5 bin terörist olduğu söyleniyordu. Telâffuz edilen rakamın çok küçük olması düşündürücüdür. Keşke bu konuda daha iyi bir sonuç alınsaydı."
Bu diyaloglar, son derece ilginç geldi bana... Bu sorunun hem de "MHP'li kurmaylar"dan gelmesi, sizce de ilginç değil mi?.. çünkü MHP'liler, TSK'ya toz kondurmazlar!..
Hele de böyle kritik günlerde!..
SAHİ, BİZ NEREYİ BOMBALADIK?
İşin doğrusu, MHP'li Bal'ın gündeme getirdiği bu konu; uzun süredir benim de kafamı kurcalıyordu!..
"Yoksa, dağı-taşı mı bombaladık?"
Evet, bu soru, benim kafamda da, bir "çengel" gibi asılı duruyordu!
Her şeyden önce; Kuzey Iraklı Kürtlerden ve PKK'dan gelen "tepkiler cılız"dı.
Gerçi, "Türk'e Türk propagandası" yapmayı pek bi seven kartel medyası, bu operasyonun çok "gürültü" kopardığını, "Amerikalı generallerin isyan ettiğini" filân yazdı ama, bunlar elbette "gerçeklerle örtüşmüyor"du!..
Yine kartel medyası diyordu ki;
"Konu-komşu bilsin, elimiz ağırdır."
Oysa, bir söz vardır;
"El yumruğu"nu yemeyen, kendi yumruğunu "balyoz" sanırmış!..
"TSK'ya yalakalık" yapmak için birbiriyle yarışan kartel medyası ne yazarsa yazsın; MHP gibi bir partinin sözcüsü bile kalkıp, "Yoksa dağı-taşı mı bombaladık?" gibi bir şüphe dillendiriyorsa, bu operasyon gerçekten tartışılmalıdır!..
çünkü, öyle görünüyor ki;
Yine dağı-taşı bombaladık!..
Milyarlarca doları, yine dağlara gömdük!..
Son 24 yıldır yaptığımız gibi!..
BüYüKANIT’IN SöZLERİ VE KARTEL
Peki, niye böyle oldu?.. Niye kafalarda "soru işaretleri" ve "şüphe"ler var!..
öyle sanıyorum ki, "şüphe"lerin kaynağında "ABD'nin tavrı" var!.. "Tavşana kaç, tazıya tut" diyen tavrı!..
özellikle Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt'ın operasyon sonrası sarfettiği şu sözleri hatırlatalım:
"Amerika, Irak hava sahasını Türk F-16'larına açıp operasyona onay verdi... İstihbarat açısından da hiçbir sıkıntımız yok. PKK, artık ayağını denk alsın. Unutmasın ki, artık bizim için onların kampları BBG Evi gibidir."
Büyükanıt'ın bu sözlerine rağmen, kartel gazetelerinde yer alan şu haberi de birlikte okuyalım:
“Kandil bombardımanından ancak uçaklar kalktıktan sonra haberdar edildiklerini söyleyen ABD’li generaller isyan etti. Amerikan Associated Press Ajansı, Irak’taki ABD’li komutanların Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Pazar günü düzenlediği hava harekâtından, uçaklar kalktıktan sonra haberdar olduklarından dolayı öfkelendiklerini bildirdiler.”
Peki, "ABD'li generallerin isyan ettiği" doğru mu?.. Doğru olması mümkün mü?..
Hayır, mümkün değil!..
"İsyan etmeleri" de mümkün değil, "sonradan haberdar olmaları" da!..
çünkü efendim, ABD'li subaylar, hem de "bir aydır" Ankara'daydı ve "Türk komutanlar"la birlikte, "nerelerin vurulması" gerektiği üzerinde çalışıyorlardı!..
İşte o haber:
"Terör örgütü PKK'ya yönelik operasyonlar sürerken, ABD ile istihbarat paylaşımının sağlıklı işleyebilmesi yönünde önemli bir adım atıldı. Yaklaşık 40 ABD'li subay, istihbarat paylaşımını koordine etmek için Ankara'da karargâh kurdu.
ABD'li subayların yaklaşık bir aydır Ankara'da istihbarat çalışmaları yaptıkları öğrenildi.
Her rütbeden yaklaşık 40 ABD'li subayın, Office of Defence Cooperation (ODC) adıyla faaliyet gösteren birimde oluşturulan Türk ve ABD koordinasyon merkezinde bir aydır çalışma yaptıkları ifade edildi. Kuzey Irak'ta yürütülen operasyonlara destek niteliğinde istihbarat faaliyetlerinde bulunan merkezde, tuğgeneral rütbesindeki bir ABD'li komutan ile ona eşdeğer bir Türk komutanın da bulunduğu kaydediliyor.
Koordinasyon merkezinin faaliyet gösterdiği binanın yerinin gizli tutulduğu ve merkezin çevresinde sıkı güvenlik önlemlerinin alındığı bildirildi."
VURULAN HEDEFLER SAHTE Mİ?
İşte bu "karargâh" sebebiyledir ki, Org. Yaşar Büyükanıt; PKK kamplarını, artık "BBG Evi"ni izler gibi izlediklerini söylemiştir!..
Bu "ABD karargâhı" olmasa, PKK kampları bir "BBG Evi"ni izler gibi izlenebilir miydi?..
Demek oluyor ki;
PKK kamplarının yeri "uydu"dan tesbit edildi ve savaş uçaklarımız da gitti, oraları vurdu!..
İşte bu "karargâh" haberi ve Büyükanıt'ın "BBG Evi" benzetmesi, kafalardaki sorulara ışık tutacak cinsten!..
Düşünün hele;
ABD'li subaylar "Ankara'da karargâh" kurmuşsa, "uydu"dan aldıkları fotoğrafları veya kendilerine gelen "istihbarat"ları bizim subaylarla paylaşmışlarsa; hiç, bize "doğru istihbarat" verirler mi?..
PKK'ya, öteden beri "dilinin ucuyla" terör örgütü diyen ve Kuzey Irak'ta "Kürt devleti" kurmaya çalışan bir ABD, hiç "Kürtleri kızdıracak" adım atar mı?
Nitekim, atmamış olmalı ki; bugün şüpheler dillendiriliyor:
"Yoksa dağları-taşları mı bombaladık?"
TAVŞANA KAç, TAZIYA TUT!
Sorunun cevabı, Ankara'da kurulan "karargâh"ta!..
O karargâhı kendin değil de ABD kurarsa, "BBG Evi"ne döndüğünü zannettiğin PKK kamplarını "ABD'nin gözleri"yle izlemek zorunda kalırsın!.. Tabiî, o zaman da; "BBG Evi" diye, sana "Kaynana Semra"yı gösterirler!.. "PKK kampı" diyerek de, "dağı-taşı" bombalatırlar!..
Bir diğer soru ve cevabı da şöyle: Amerikalı generaller, "harekât"tan, gerçekten de "Türk uçakları sınırı geçtikten sonra" haberdar olmuş, ve bu yüzden "isyan" etmiş olabilirler mi?..
Bunun mümkünatı yok!..
çünkü, Org. Büyükanıt'ın da dediği gibi;
Amerika "istihbarat yardımı" yapmasa ve "hava sahası"nı açmasaydı, sınır ötesi operasyon mümkün değildi... Yani, "ABD'nin bu operasyondan önceden haberi var"dı!.. Hatta, sadece "haberi" değil, "onayı" da vardı!..
Peki, o halde "ABD'li generaller" niye kızmıştı?.. Evet, niye kızmışlardı da, kartel medyasına; "Türk'e Türk propagandası yapma" fırsatı vermişlerdi?..
Aslında, kızmamışlardı!..
"Kızar gibi" yapmışlardı!..
çünkü Org. Büyükanıt; "istihbarat desteği" vermelerinden ve "hava sahası"nı açmalarından dolayı "ABD'ye açık teşekkür" etmişti!..
İşte bu teşekkür, ABD'nin izlediği "denge politikası"na, yani "tavşana kaç, tazıya tut" taktiğine uymuyordu!..
ABD, öyle bir politika izliyordu ki;
Bu operasyona "ABD'nin destek verdiği" resmen açıklanmasın!.. Dolayısıyla, "Iraklı Kürtler" gücenmesin!..
Tabiî, Türklere de "destek" verilsin ki; "müttefikliğe" hâlel gelmesin!..
Sizin anlayacağınız; iki tarafı da memnun etme politikası!..
"Türkler sevinsin, Kürtler gücenmesin!"
çünkü, ABD'nin "iki taraf"a da ihtiyacı var!..
"ABD'li generallerin rahatsızlığı" haberi AP ajansı tarafından "özellikle sızdırıldı" ki, Iraklı Kürtlerin ABD'ye tepkisi kırılsın!..
Ehh, biraz da onlar avunsun!..
Sonuç ortada:
"Pek fazla zayiat olmadığı" için Kürtler memnun... En nihayetinde bir "sınır ötesi operasyon" yapabildiği için Türkiye memnun!.. İki tarafı memnun ettiği için, ABD de memnun!..
Alan memnun, satan memnun!..
Tabiî, bu memnuniyet; "netice"nin ne olduğu sorusunu sormaya engel değil!..
Gerçekten de;
"Dağı-taşı mı bombaladık?!?"
---------------------------------------------------------------------------------
Yenilen deve güreşe doymaz!
Bilirsiniz; "yenilen pehlivan" veya "yenilen deve"ler için, "güreşe doymazmış" derler... Doğrudur; "yenilen" deve de, pehlivan da güreşe doymaz!.. Ben, gözlerimle gördüm; yenilen develer, "ağızlarından köpükler saçarak" giderler rakiplerinin üzerine!..
"Yenilmek, ezilmek, mat olmak" kolay değil elbet!..
Ne de olsa, karizma çiziliyor!..
CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur öymen de, "yenilgiyi hazmedemeyenler"den!.. Dün, Bursa'daki bayramlaşma esnasında demiş ki; "22 Temmuz seçimlerini içimize sindiremedik!.. Söyleyecek daha çoook sözümüz var!.. Bu seçimlerde CHP'ye haksızlık yapıldı, yasalar çiğnendi, çok paralar harcandı!"
İyi hoş da, sormazlar mı adama;
"Parayla seçim kazanılıyorsa, sen niye harcamadın?..
Elinizi-kolunuzu bağlayan mı vardı?"
Dedim ya, "yenilgiyi hazmetmek" zor iş!..
İllâ bir "bahane" bulacaksın ki, ümit devam etsin!..
öymen'in umudu, şimdi "mahalli seçimler"de!..
"CHP'nin gücünü kanıtlayacağız" diyor!..
O zaman da kanıtlayamazlarsa, "bir dahaki seçimde" kanıtlarlar!..
Malûm; Türkiye'de seçim, CHP'de mağlubiyet tükenmez!..
Dahası; "Yenilen CHP, seçime doymaz!"
Hasan KARAKAYA / VAKİT 22/12/2007
AK Parti de, CHP de, MHP de; DTP'ye hem gitmedi, hem randevu vermedi... Sebep, elbette; "DTP'nin PKK ile özdeş" görünmesiydi... Bir başka ifadesiyle; DTP'liler, PKK için "terör örgütü" diyemiyorlar ve dolayısıyla aralarındaki "organik bağ"ı inkar etmiyorlardı... İşte bu yüzden; SP gibi, öDP gibi parlamento dışı partiler hariç, hiç kimse gitmedi DTP'ye!.. DTP'lilerin ziyaretine de randevu vermediler.
Bence, yanlış bir tavır...
"Küs" kalmakla, "konuşmamak"la, "sırtını dönmek"le, "dışlamak"la bir yere varılmaz... Hele de "bayram" gününde...
Konuşacaksın!.. Söyleyeceklerini de, yüzüne karşı çatır çatır söyleyeceksin!.. Anlamadılar mı, anlamazlıktan mı geldiler, yine söyleyeceksin!..
Diyeceksin ki;
"PKK ile bağını kes!.."
"PKK'dan umudunu kes!"
Bunu yapacaksın ki; "DTP'nin kozu"nu elinden alasın... Eğer bunu yapmazsan; DTP, "kendi tabanı"na döner ve der ki; "Görüyorsunuz ya, bu iş siyasi yoldan çözülmüyor!.. Bizi dışlıyorlar, yalnızlığa itiyorlar!.. Tek çare silahlı çözüm!"
İşte bunu dedirtmeyeceksin!..
Ki, kendi tabanını kandıramasın!..
MHP'Lİ FARUK BAL’DAN İLGİNç SORU!
Her neyse... Dediğim gibi; mutad olduğu üzre, dün partiler arasında "bayramlaşma" vardı..
Bütün partiler birbirlerine gittiler, geldiler... Ajanslardan geçen haberlere bakılırsa, ziyaretlerin en temel konusu, yine "siyaset" olmuş... Ziyaretlerde, "PKK terörü" ve "sınır ötesi operasyon" konusu gündeme gelmiş...
Benim asıl ilgimi çeken sözleri, MHP Konya Milletvekili Faruk Bal sarfetmiş...
Faruk Bal, AK Parti heyetinin partisini ziyareti esnasında demiş ki;
"özellikle sınır ötesi operasyondan sonra, terör örgütünün zayiatlarına yönelik net bir açıklama yapılmaması insanlar arasında tereddüte sebep oldu!.. Bu bayramı milletimiz açısından, en azından 'Teröre karşı yeterli mücadele verilmiştir, terörün beli kırılmıştır' şeklinde huzur ve güven ortamı içerisinde, devletine güven ortamı içerisinde geçirmemiz mümkündü, ama bu da maalesef pek hissedilmiyor kamuoyunda...
Milletimiz, tereddüt ediyor;
Yoksa yine dağı-taşı mı bombaladık?"
AK Parti kurmayı Bülent Gedikli de, Faruk Bal'ın eleştirilerine şöyle cevap vermiş:
"Terörle mücadele uzun vadelidir... Sabır ve kararlılık ister. Bu mücadele, hükümet tarafından diplomatik, sosyal ve ekonomik boyutlarıyla yürütülüyor... Terör ve teröristle mücadelenin birbirinden ayrılarak yürütülmesi gerekir... Operasyonun sonucunu sadece terörist zayiatıyla değerlendirmek ne kadar sağlıklı olur?"
MHP'li vekillerin CHP'yi ziyaretinde ise gündemdeki konu yine "sınır ötesi harekat" olmuş... MHP Genel Başkan Yardımcısı Murat Şefkatli demiş ki; "Orada 4-5 bin terörist olduğu söyleniyordu. Telâffuz edilen rakamın çok küçük olması düşündürücüdür. Keşke bu konuda daha iyi bir sonuç alınsaydı."
Bu diyaloglar, son derece ilginç geldi bana... Bu sorunun hem de "MHP'li kurmaylar"dan gelmesi, sizce de ilginç değil mi?.. çünkü MHP'liler, TSK'ya toz kondurmazlar!..
Hele de böyle kritik günlerde!..
SAHİ, BİZ NEREYİ BOMBALADIK?
İşin doğrusu, MHP'li Bal'ın gündeme getirdiği bu konu; uzun süredir benim de kafamı kurcalıyordu!..
"Yoksa, dağı-taşı mı bombaladık?"
Evet, bu soru, benim kafamda da, bir "çengel" gibi asılı duruyordu!
Her şeyden önce; Kuzey Iraklı Kürtlerden ve PKK'dan gelen "tepkiler cılız"dı.
Gerçi, "Türk'e Türk propagandası" yapmayı pek bi seven kartel medyası, bu operasyonun çok "gürültü" kopardığını, "Amerikalı generallerin isyan ettiğini" filân yazdı ama, bunlar elbette "gerçeklerle örtüşmüyor"du!..
Yine kartel medyası diyordu ki;
"Konu-komşu bilsin, elimiz ağırdır."
Oysa, bir söz vardır;
"El yumruğu"nu yemeyen, kendi yumruğunu "balyoz" sanırmış!..
"TSK'ya yalakalık" yapmak için birbiriyle yarışan kartel medyası ne yazarsa yazsın; MHP gibi bir partinin sözcüsü bile kalkıp, "Yoksa dağı-taşı mı bombaladık?" gibi bir şüphe dillendiriyorsa, bu operasyon gerçekten tartışılmalıdır!..
çünkü, öyle görünüyor ki;
Yine dağı-taşı bombaladık!..
Milyarlarca doları, yine dağlara gömdük!..
Son 24 yıldır yaptığımız gibi!..
BüYüKANIT’IN SöZLERİ VE KARTEL
Peki, niye böyle oldu?.. Niye kafalarda "soru işaretleri" ve "şüphe"ler var!..
öyle sanıyorum ki, "şüphe"lerin kaynağında "ABD'nin tavrı" var!.. "Tavşana kaç, tazıya tut" diyen tavrı!..
özellikle Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt'ın operasyon sonrası sarfettiği şu sözleri hatırlatalım:
"Amerika, Irak hava sahasını Türk F-16'larına açıp operasyona onay verdi... İstihbarat açısından da hiçbir sıkıntımız yok. PKK, artık ayağını denk alsın. Unutmasın ki, artık bizim için onların kampları BBG Evi gibidir."
Büyükanıt'ın bu sözlerine rağmen, kartel gazetelerinde yer alan şu haberi de birlikte okuyalım:
“Kandil bombardımanından ancak uçaklar kalktıktan sonra haberdar edildiklerini söyleyen ABD’li generaller isyan etti. Amerikan Associated Press Ajansı, Irak’taki ABD’li komutanların Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Pazar günü düzenlediği hava harekâtından, uçaklar kalktıktan sonra haberdar olduklarından dolayı öfkelendiklerini bildirdiler.”
Peki, "ABD'li generallerin isyan ettiği" doğru mu?.. Doğru olması mümkün mü?..
Hayır, mümkün değil!..
"İsyan etmeleri" de mümkün değil, "sonradan haberdar olmaları" da!..
çünkü efendim, ABD'li subaylar, hem de "bir aydır" Ankara'daydı ve "Türk komutanlar"la birlikte, "nerelerin vurulması" gerektiği üzerinde çalışıyorlardı!..
İşte o haber:
"Terör örgütü PKK'ya yönelik operasyonlar sürerken, ABD ile istihbarat paylaşımının sağlıklı işleyebilmesi yönünde önemli bir adım atıldı. Yaklaşık 40 ABD'li subay, istihbarat paylaşımını koordine etmek için Ankara'da karargâh kurdu.
ABD'li subayların yaklaşık bir aydır Ankara'da istihbarat çalışmaları yaptıkları öğrenildi.
Her rütbeden yaklaşık 40 ABD'li subayın, Office of Defence Cooperation (ODC) adıyla faaliyet gösteren birimde oluşturulan Türk ve ABD koordinasyon merkezinde bir aydır çalışma yaptıkları ifade edildi. Kuzey Irak'ta yürütülen operasyonlara destek niteliğinde istihbarat faaliyetlerinde bulunan merkezde, tuğgeneral rütbesindeki bir ABD'li komutan ile ona eşdeğer bir Türk komutanın da bulunduğu kaydediliyor.
Koordinasyon merkezinin faaliyet gösterdiği binanın yerinin gizli tutulduğu ve merkezin çevresinde sıkı güvenlik önlemlerinin alındığı bildirildi."
VURULAN HEDEFLER SAHTE Mİ?
İşte bu "karargâh" sebebiyledir ki, Org. Yaşar Büyükanıt; PKK kamplarını, artık "BBG Evi"ni izler gibi izlediklerini söylemiştir!..
Bu "ABD karargâhı" olmasa, PKK kampları bir "BBG Evi"ni izler gibi izlenebilir miydi?..
Demek oluyor ki;
PKK kamplarının yeri "uydu"dan tesbit edildi ve savaş uçaklarımız da gitti, oraları vurdu!..
İşte bu "karargâh" haberi ve Büyükanıt'ın "BBG Evi" benzetmesi, kafalardaki sorulara ışık tutacak cinsten!..
Düşünün hele;
ABD'li subaylar "Ankara'da karargâh" kurmuşsa, "uydu"dan aldıkları fotoğrafları veya kendilerine gelen "istihbarat"ları bizim subaylarla paylaşmışlarsa; hiç, bize "doğru istihbarat" verirler mi?..
PKK'ya, öteden beri "dilinin ucuyla" terör örgütü diyen ve Kuzey Irak'ta "Kürt devleti" kurmaya çalışan bir ABD, hiç "Kürtleri kızdıracak" adım atar mı?
Nitekim, atmamış olmalı ki; bugün şüpheler dillendiriliyor:
"Yoksa dağları-taşları mı bombaladık?"
TAVŞANA KAç, TAZIYA TUT!
Sorunun cevabı, Ankara'da kurulan "karargâh"ta!..
O karargâhı kendin değil de ABD kurarsa, "BBG Evi"ne döndüğünü zannettiğin PKK kamplarını "ABD'nin gözleri"yle izlemek zorunda kalırsın!.. Tabiî, o zaman da; "BBG Evi" diye, sana "Kaynana Semra"yı gösterirler!.. "PKK kampı" diyerek de, "dağı-taşı" bombalatırlar!..
Bir diğer soru ve cevabı da şöyle: Amerikalı generaller, "harekât"tan, gerçekten de "Türk uçakları sınırı geçtikten sonra" haberdar olmuş, ve bu yüzden "isyan" etmiş olabilirler mi?..
Bunun mümkünatı yok!..
çünkü, Org. Büyükanıt'ın da dediği gibi;
Amerika "istihbarat yardımı" yapmasa ve "hava sahası"nı açmasaydı, sınır ötesi operasyon mümkün değildi... Yani, "ABD'nin bu operasyondan önceden haberi var"dı!.. Hatta, sadece "haberi" değil, "onayı" da vardı!..
Peki, o halde "ABD'li generaller" niye kızmıştı?.. Evet, niye kızmışlardı da, kartel medyasına; "Türk'e Türk propagandası yapma" fırsatı vermişlerdi?..
Aslında, kızmamışlardı!..
"Kızar gibi" yapmışlardı!..
çünkü Org. Büyükanıt; "istihbarat desteği" vermelerinden ve "hava sahası"nı açmalarından dolayı "ABD'ye açık teşekkür" etmişti!..
İşte bu teşekkür, ABD'nin izlediği "denge politikası"na, yani "tavşana kaç, tazıya tut" taktiğine uymuyordu!..
ABD, öyle bir politika izliyordu ki;
Bu operasyona "ABD'nin destek verdiği" resmen açıklanmasın!.. Dolayısıyla, "Iraklı Kürtler" gücenmesin!..
Tabiî, Türklere de "destek" verilsin ki; "müttefikliğe" hâlel gelmesin!..
Sizin anlayacağınız; iki tarafı da memnun etme politikası!..
"Türkler sevinsin, Kürtler gücenmesin!"
çünkü, ABD'nin "iki taraf"a da ihtiyacı var!..
"ABD'li generallerin rahatsızlığı" haberi AP ajansı tarafından "özellikle sızdırıldı" ki, Iraklı Kürtlerin ABD'ye tepkisi kırılsın!..
Ehh, biraz da onlar avunsun!..
Sonuç ortada:
"Pek fazla zayiat olmadığı" için Kürtler memnun... En nihayetinde bir "sınır ötesi operasyon" yapabildiği için Türkiye memnun!.. İki tarafı memnun ettiği için, ABD de memnun!..
Alan memnun, satan memnun!..
Tabiî, bu memnuniyet; "netice"nin ne olduğu sorusunu sormaya engel değil!..
Gerçekten de;
"Dağı-taşı mı bombaladık?!?"
---------------------------------------------------------------------------------
Yenilen deve güreşe doymaz!
Bilirsiniz; "yenilen pehlivan" veya "yenilen deve"ler için, "güreşe doymazmış" derler... Doğrudur; "yenilen" deve de, pehlivan da güreşe doymaz!.. Ben, gözlerimle gördüm; yenilen develer, "ağızlarından köpükler saçarak" giderler rakiplerinin üzerine!..
"Yenilmek, ezilmek, mat olmak" kolay değil elbet!..
Ne de olsa, karizma çiziliyor!..
CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur öymen de, "yenilgiyi hazmedemeyenler"den!.. Dün, Bursa'daki bayramlaşma esnasında demiş ki; "22 Temmuz seçimlerini içimize sindiremedik!.. Söyleyecek daha çoook sözümüz var!.. Bu seçimlerde CHP'ye haksızlık yapıldı, yasalar çiğnendi, çok paralar harcandı!"
İyi hoş da, sormazlar mı adama;
"Parayla seçim kazanılıyorsa, sen niye harcamadın?..
Elinizi-kolunuzu bağlayan mı vardı?"
Dedim ya, "yenilgiyi hazmetmek" zor iş!..
İllâ bir "bahane" bulacaksın ki, ümit devam etsin!..
öymen'in umudu, şimdi "mahalli seçimler"de!..
"CHP'nin gücünü kanıtlayacağız" diyor!..
O zaman da kanıtlayamazlarsa, "bir dahaki seçimde" kanıtlarlar!..
Malûm; Türkiye'de seçim, CHP'de mağlubiyet tükenmez!..
Dahası; "Yenilen CHP, seçime doymaz!"
Hasan KARAKAYA / VAKİT 22/12/2007