fatih kısaparmak balon baskılı balon Zaman Geçtikçe Duygusallık Bitmesin - AK Parti |AKParti Forum |AK Gençlik |Recep Tayyip Erdoğan |AKPARTİ Gençlik Forumu|

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Zaman Geçtikçe Duygusallık Bitmesin


Kur'ânTalebesi
03-17-2010, 21:29
http://minikkelebek.files.wordpress.com/2010/03/zaman-gectikce-duygusallik-bitmesin.jpg?w=375&h=250

Duygusal iletişimin kuvvet bulduğu evlilikler, öteler alemine de temel atar. Efendimiz (s.a.v.) eşiyle vakit geçirmenin, eşinin ağzına bir lokma vermenin bile sadaka yerine geçtiğini buyururken eşler arası diyaloğun önemine işaret eder.

Nişan ve evliliğin ilk günleri duygusal iletişim çok iyi giderken ilerleyen yıllarda “Artık eskisi gibi olamıyoruz” şikayetleri başlıyor ve genişleyerek devam ediyor. “Evliliğimin ilk günlerinde olduğu gibi eşim bana değer vermiyor, beni anlamıyor, eskisi gibi bir araya gelip konuşamıyoruz, artık onun benden daha önemli meşgaleleri var. Eve geç geliyor; gelince vaktini televizyon veya bilgisayar karşısında geçiriyor. Bazen konuştuğumuz kelimeler bile çok sınırlı; evde iki yabancı gibiyiz” diyen eşler duygusal iletişimlerinin zamanla azaldığına vurgu yapıyorlar.

Problemler bir günde oluşmaz

Konuşmanın sadece duyguların bir yansıması olduğunu söyleyen Evlilik Psikoterapisti Doç. Dr. Armağan Samancı, duygusal olarak iyi anlaşan çiftlerin konuşmalarının az ya da çok oluşunun fark etmeyeceğini belirtiyor. Evlilikteki problemlerin bir günde oluşmadığına dikkat çeken Samancı, en başından beri tarafların kendilerine ait olumlu ve olumsuz yönlerini ilişkiyle birlikte geliştirdiklerini anlatıyor. İlişkide çıkabilecek problemlerin oluşumunu fark etmek, büyümesine izin vermemek ve çözümü için hep adım atmak gerekir. İki ayrı insanın yan yana gelmesi kendi içinde uyumsuzluklar, tartışmalar oluşturabiliyor ancak bunlar göz ardı edilip halının altına süpürülmediği sürece çok da önemli sayılmaz. Yeter ki, ciddiye alınıp çözülmeye çalışılsın.

Her ortamda saygıya ağırlık verilmeli

Evlilikte hayatı paylaşmanın yanı sıra duygu ve düşünceleri de paylaşarak eşlerin birbirlerine her fırsatta değer verdiklerini göstermesi yuvanın temellerini sağlamlaştıran, duyguları tazeleyen önemli bir etken. İş hayatı ne kadar yoğun olsa da erkek hanımının beklentisine cevap vermek için gayret etmeli. Hanım da çalışıyorsa iş dönüşü çalışmıyorsa ev işlerinden yorgunluk ve bezginlik ifadesi göstermekten kaçınarak eşine sevgi ve saygısını göstermeli. Duygusal iletişimin kuvvet bulduğu evlilikler, öteler alemine de temel atar. Efendimiz (s.a.v.) eşiyle vakit geçirmenin, eşinin ağzına bir lokma vermenin bile sadaka yerine geçtiğini buyururken eşler arası diyaloğuna verdiği önemini işaret eder.

Evlilik nişanlılıktaki üslupla devam etmeli

İletişim uzmanı ilahiyatçı yazar Selman Kuzu ise evliliğin nişanlılık dönemindeki gibi devam etmesi gerektiğini belirtiyor ve ekliyor: “Erkek kadını veya kadın erkeği anlamaya çalışmıyorsa iletişimden söz etmek mümkün değildir. Burada eşlerin birbirini anlamaları sadece söylenen sözleri anlamak değildir. Sözün arkasındaki duyguların, düşüncelerin anlaşılması, tasavvur edilmesi gerekir. Gerçek anlamda samimiyetle eşler birbirleri ile konuşuyor, dinliyor, anlıyorsa o zaman sağlıklı bir iletişim var demektir.”

Eşlerin anlaşamadıkları meselelerde konuşurken nefislerini, kendi çıkarlarını bir kenara iterek hakikatin sözcüsü olmaları gerektiğinin altını çizen Kuzu, şöyle devam ediyor: “Konuşurken hakaret etmek asla iletişim değildir. Sözün de bir edebi vardır. Sözün tesir etmesi için kalpten çıkması gerekir.”

Peygamberimiz, eşler arasında tartışma olduğu vakit bu tartışmayı sona erdiren eşe Allah’ın cennetten bir köşk vereceğini belirtiyor. Bütün meseleler istişare ve müzakere ile çözülebilir. Konuşurken öfke mutlaka kontrol altına alınmalı, evlilik nişanlılıktaki üslupla devam etmelidir.

Sahip olunanlarla yetinmesini bilmeli

Farklılıkları olumsuz görmek evliliği işkenceye çevirmek için yeterli bir sebep. Sonuçta herkesin eksik ve kusurlu bir yanı olduğunu kabul etmeliyiz. Sahip olduklarıyla yetinmenin tadına vararak, yuvasını Efendimiz’in (s.a.v) övdüğü saadet bahçesine çevirmenin gayretine düşen, olumsuzluklardan hayırlar çıkarmayı başaranlara ne mutlu…

Necla Günay
Semerkand aile

Şuayip
03-17-2010, 21:55
Zaman her şey gibi evliliğin özünü sömürebiliyor . Evlilikteki mutlulukları canlı diri tutmak için yukarıdaki işaretler gayet güzel.

Kur'ânTalebesi
03-18-2010, 10:54
Güzel sözleri, cümleleri "yabanci" olarak tanimlayabilecegimiz insanlara saklayanlar var. Oysa ki bunlari en çok hakeden yakinlarimizdir, hayat arkadasimizdir. Nedense "yabanci"larla konustugumuzda onlari incitmekten korkariz, kelimelerimizi titizlikle seçeriz. Yakinlarimiza gelince, biraz daha kaba, söylediklerine dikkat etmeyen bir varlik hâline gelebiliyoruz. Bahaneleri de hazir; "yüz vermeyeceksin" :) Neden "yabanci"lara yüz veriyorsun öyleyse? :) Insan tam bir dilemma...

Evliliklerinin 25-30. yillarinda hâlâ mutlu olabilen insanlar var; hayat arkadaslarina saygili, haklarina riâyet etmekte titizlik gösteren ve saadet içinde yüzen insanlar :)

Tuhaftir, ikinci kez evlenen beyler ikinci eslerine karsi daha saygili, daha yumusak huylu oluyorlar. Onlardan da fedakarlik istemiyorlar, sadece sadakat ve saygi. Oysa ki bunun farkina ilk evliliklerinde varip, eslerine karsi bu tarz tutumlarda bulunsalardi hersey çok farkli olurdu :) Erkeklik damari tutunca insan'in etrafina çok fazla zarar verebiliyor demek ki :)

Erkeklere fazla yüklendim, ama kendinize gelin efendim :)

SSS
03-18-2010, 11:22
http://minikkelebek.files.wordpress.com/2010/03/zaman-gectikce-duygusallik-bitmesin.jpg?w=375&h=250


Duygusal iletişimin kuvvet bulduğu evlilikler, öteler alemine de temel atar. Efendimiz (s.a.v.) eşiyle vakit geçirmenin, eşinin ağzına bir lokma vermenin bile sadaka yerine geçtiğini buyururken eşler arası diyaloğun önemine işaret eder.

Nişan ve evliliğin ilk günleri duygusal iletişim çok iyi giderken ilerleyen yıllarda “Artık eskisi gibi olamıyoruz” şikayetleri başlıyor ve genişleyerek devam ediyor. “Evliliğimin ilk günlerinde olduğu gibi eşim bana değer vermiyor, beni anlamıyor, eskisi gibi bir araya gelip konuşamıyoruz, artık onun benden daha önemli meşgaleleri var. Eve geç geliyor; gelince vaktini televizyon veya bilgisayar karşısında geçiriyor. Bazen konuştuğumuz kelimeler bile çok sınırlı; evde iki yabancı gibiyiz” diyen eşler duygusal iletişimlerinin zamanla azaldığına vurgu yapıyorlar.

Problemler bir günde oluşmaz

Konuşmanın sadece duyguların bir yansıması olduğunu söyleyen Evlilik Psikoterapisti Doç. Dr. Armağan Samancı, duygusal olarak iyi anlaşan çiftlerin konuşmalarının az ya da çok oluşunun fark etmeyeceğini belirtiyor. Evlilikteki problemlerin bir günde oluşmadığına dikkat çeken Samancı, en başından beri tarafların kendilerine ait olumlu ve olumsuz yönlerini ilişkiyle birlikte geliştirdiklerini anlatıyor. İlişkide çıkabilecek problemlerin oluşumunu fark etmek, büyümesine izin vermemek ve çözümü için hep adım atmak gerekir. İki ayrı insanın yan yana gelmesi kendi içinde uyumsuzluklar, tartışmalar oluşturabiliyor ancak bunlar göz ardı edilip halının altına süpürülmediği sürece çok da önemli sayılmaz. Yeter ki, ciddiye alınıp çözülmeye çalışılsın.

Her ortamda saygıya ağırlık verilmeli

Evlilikte hayatı paylaşmanın yanı sıra duygu ve düşünceleri de paylaşarak eşlerin birbirlerine her fırsatta değer verdiklerini göstermesi yuvanın temellerini sağlamlaştıran, duyguları tazeleyen önemli bir etken. İş hayatı ne kadar yoğun olsa da erkek hanımının beklentisine cevap vermek için gayret etmeli. Hanım da çalışıyorsa iş dönüşü çalışmıyorsa ev işlerinden yorgunluk ve bezginlik ifadesi göstermekten kaçınarak eşine sevgi ve saygısını göstermeli. Duygusal iletişimin kuvvet bulduğu evlilikler, öteler alemine de temel atar. Efendimiz (s.a.v.) eşiyle vakit geçirmenin, eşinin ağzına bir lokma vermenin bile sadaka yerine geçtiğini buyururken eşler arası diyaloğuna verdiği önemini işaret eder.

Evlilik nişanlılıktaki üslupla devam etmeli

İletişim uzmanı ilahiyatçı yazar Selman Kuzu ise evliliğin nişanlılık dönemindeki gibi devam etmesi gerektiğini belirtiyor ve ekliyor: “Erkek kadını veya kadın erkeği anlamaya çalışmıyorsa iletişimden söz etmek mümkün değildir. Burada eşlerin birbirini anlamaları sadece söylenen sözleri anlamak değildir. Sözün arkasındaki duyguların, düşüncelerin anlaşılması, tasavvur edilmesi gerekir. Gerçek anlamda samimiyetle eşler birbirleri ile konuşuyor, dinliyor, anlıyorsa o zaman sağlıklı bir iletişim var demektir.”

Eşlerin anlaşamadıkları meselelerde konuşurken nefislerini, kendi çıkarlarını bir kenara iterek hakikatin sözcüsü olmaları gerektiğinin altını çizen Kuzu, şöyle devam ediyor: “Konuşurken hakaret etmek asla iletişim değildir. Sözün de bir edebi vardır. Sözün tesir etmesi için kalpten çıkması gerekir.”

Peygamberimiz, eşler arasında tartışma olduğu vakit bu tartışmayı sona erdiren eşe Allah’ın cennetten bir köşk vereceğini belirtiyor. Bütün meseleler istişare ve müzakere ile çözülebilir. Konuşurken öfke mutlaka kontrol altına alınmalı, evlilik nişanlılıktaki üslupla devam etmelidir.

Sahip olunanlarla yetinmesini bilmeli

Farklılıkları olumsuz görmek evliliği işkenceye çevirmek için yeterli bir sebep. Sonuçta herkesin eksik ve kusurlu bir yanı olduğunu kabul etmeliyiz. Sahip olduklarıyla yetinmenin tadına vararak, yuvasını Efendimiz’in (s.a.v) övdüğü saadet bahçesine çevirmenin gayretine düşen, olumsuzluklardan hayırlar çıkarmayı başaranlara ne mutlu…

Necla Günay
Semerkand aile




***** :güzel: *****

Kur'ânTalebesi
03-19-2010, 13:57
Evlilige giden süreçte bir insan'i tanimak üzere aile iliskilerine hakkinda bilgi edinmek oldukça yararli; ebeveynleri, kardesleri (kiz-erkek kardes ayirimi var mi?), akrabalari, vs. karsi nasil bir tutum sergiliyor? Onlarin nezdinde nasil bir imaj'a sahip, nasil taniniyor? Aile disi iliskilerinde ve aile içi iliskilerinde ne kadar tutumlu? Nisanlilik dönemi iste bunlar için gerekli,"gezmek-tozmak" sürecini ise ancak nisanlilik testlerini basariyla geçenler haketmeliler :)