AK Gençliğin Buluşma Noktası
Tartışıyorum AK Partililerin, AK Parti Gençlerinin Seviyeli tartışma bölümü.



Cevapla
Stil
Seçenekler
 
Alt 01-25-2010, 21:45   #1
Kullanıcı Adı
fatih güneş
Standart Atatürkün İSLAM'A VE PEYGAMBERİMİZE BAKIŞI
Kovulmuş şeytandan Rahman ve Rahim Olan Allah'a sığınırım..

--------------------------------------------------------------------------


Atatürkün İSLAM'A VE PEYGAMBERİMİZE BAKIŞI:

''Tüm dönemlerde toplumun kutsallaştırdığı boş düşüncelerden tehlikesizce sıyrılmak imkansızdır."

"Natür (Tabiat) insanları türetti, onları kendisine taptırdı da.."

"... malumdur ki, insan tabiatın mahlukudur."

"Tabiatın ve tarihin mahsulü olan bir milletin fertleri daima bu hakikatle karşı karşıya bulunur ve ona hürmet eder."

"İbtidaî insan kümelerinde ata korkusu ve nihayet büyük kabile ve kavimlerde ata korkusu yerine kâim olan Allah korkusu insanların kafalarında ve hareketlerinde hesapsız memnular yaratmıştır!"

"Muhammed'in koyduğu esasların toplu olduğu kitaba Kur'an denir..... İslam ananesinde bu ayetlerin Muhammed'e Cebrail adında bir melek vasıtasıyla Allah tarafından vahiy, yani ilham edildiği kabul olunur.
Tarihi nokta-ı nazardan da mütalaa edildiği zaman görülüyor ki; Muhammed birdenbire Allah'ın Resulüyüm diyerek ortaya çıkmamıştır. O, Arapların ahlak ve adetlerinin pek fena ve iptidai ve islaha muhtaç olduğunu anlamış, bunları islah için tenha yerlere çekilerek senelerce düşünmüş ve yıllarca tefekkürden sonra kendisinde vahiy ve ilham fikri doğmuştur....."

"Muhammed, Mekke'de müşriklik muhitinde ve tesirinde büyümüş olmasına rağmen, dinî meseleler ve dinî düşünceler, pek derin bir surette, zihnini işgal ediyordu. Muhammed, 40 yaşına geldiği zaman, vatandaşlarını kendinin bulduğu ve doğru olduğuna inandığı yeni bir dine davete başladı. Muhammed'in davet ettiği bu dine, o zamanın Hanif'lerine imtisalen İbrahim Dini, yahud inkiyad manasina ifade eden "İslam" denilmiştir!"

"Millî duyguyu boğan, fani dünyaya kıymet verdirmeyen, sefaletler, zaruretler, felaketler his olunmaya başlayınca asıl hakiki saadete öldükten sonra ahirette kavuşacağını vaad ve temin eden dinî akide ve dinî his, millet uyandığı zaman onun şu acı gerçeği görmesine mani olamadı. Bu feci manzara karşısında kalanlara, kendilerinden evvel ölenlerin, ahiretteki saadetlerini düşünerek veya bir an evvel ölüm niyaz ederek ahiret hayatına kavuşmak telkin eden din hissi, dünyanın acısı duyulan tokatıyla derhal Türk milletinin vicdanındaki çadırını yıktı, davetlileri Türk düşmanları olan Arap çöllerine gitti. Türk vicdanı umumisi derhal yüzlerce asırlık kudret ve kusayısiyle büyük heyecanlarla çarpışıyordu.. Ne oldu..? Türk’ün milli hissi artık ocağında ateşlenmişti. Artık Türk cenneti değil, eski hakiki büyük cedlerinin mukaddes miraslarının son Türk ellerinin müdafaa ve muhafazasını düşünüyordu. İşte dinin, din hissinin Türk milliyetinde bıraktığı hatıra.."

"Kaza ve kader, talih ve tesadüf tabirleri Arapça'dır; Türkleri alâkadar etmez."

"Din birliğinin’de bir millet teşkilinde müessir olduğunu söyleyenler vardır. Fakat biz, bizim gözümüz önündeki Türk milleti tablosunda bunun aksini görmekteyiz.

Türkler Arapların dinini kabul etmeden evvel de büyük bir millet idi. Arap dinini kabul ettikten sonra, bu din, ne Arapların, ne aynı dinde bulunan Acemlerin ve ne de Mısırlıların vesairenin Türklerle birleşip bir millet teşkil etmelerine hiçbir şekilde tesir etmedi.. Bilakis, Türk milletinin milli rabıtalarını gevşetti, milli hislerini, milli heyecanını uyuşturdu.

Bu pek tabii idi çünkü Muhammed’in kurduğu dinin gayesi, bütün milliyetlerin fevkinde şamil bir Arap milliyeti siyasetine muncer oluyordu. Bu Arap fikri, ümmet kelimesi ile ifade olundu. Muhammed’in dinini kabul edenler, kendilerini unutmağa, hayatlarını Allah kelimesinin her yerde yükseltilmesine hasretmeğe mecburdurlar. Bununla beraber, Allah’a kendi milli lisanında değil, Allah’ın Arap kavmine gönderdiği Arapça kitapla ibadet ve münacatta bulunacaktı. Arapça öğrenmedikçe, Allah’a ne dediğini bilmeyecekti. Bu vaziyet karşısında Türk milleti bir çok asırlar ne yaptığını ne yapacağını bilmeksizin adeta bir kelimesinin manasını bilmediği halde Kuran’ı ezberlemekten beyni sulanmış hafızlara döndüler.."
__________________


MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

Ahlaksız bir Arap'ın dini görüşlerinden oluşan İslam artık ölmüştür. Belki çöldeki göçebe kabilelerine uygun olmuş olabilir, ama gelişmekte olan modern bir ülke için değil.. Dine ihtiyaç duyan bir yönetici korkaktır. Hiçbir korkak, yönetici olmamalıdır."

Grey Wolf, Mustafa Kemal, An Intimate Study of a Dictator, H.C. Armstrong, sayfa 241, 1934



“Evet Karabekir, Arapoğlu’nun yavelerini Türk oğullarına öğretmek için Kuran’ı Türkçe’ye tercüme ettireceğim ve böylece de okutturacağım, ta ki budalalık edip de aldanmakta devam etmesinler..”

Atatürk, Paşaların Kavgası, Kazım Karabekir, s.159




"Gerçekte dinleri konusunda halkın hiçbir fikri yoktur; din dediği şey, bilinmeyen inanç dizgelerine ve gizle karışık emellere kör bağlılıktan başka birşey değildir.....
Tarih bize öğretir ki, bütün dinler, milletlerin cehaletlerinin yardımıyla, utanmaksızın Tanrı tarafından gönderildiğini söyleyen adamlar tarafından tesis olunmuştur."

K.Atatürk, Medeni Bilgiler, Afet İnan



"Benim bir dinim yok ve bazen bütün dinlerin denizin dibini boylamasını istiyorum. Hükümetini ayakta tutmak için dini kullanmaya gerek duyanlar zayıf yöneticilerdir, adeta halkı bir kapana kıstırırlar. Benim halkım demokrasi ilkelerini gerçeğin emirlerini ve bilimin öğretilerini öğrenecektir. Batıl inançlardan vazgeçilmelidir. İsteyen istediği gibi ibadet edebilir. Herkes kendi vicdanının sesini dinler. Ama bu davranış ne sağduyulu mantıkla çelişmeli ne de başkalarının özgürlüğüne karşı çıkmasına yol açmalıdır."

Atatürk-1926, Andrew Mango, Atatürk, sayfa 447



"Dünyaca bilinmektedir ki, bizim devlet idaresindeki ana programımız, Cumhuriyet Halk Partisi programıdır. Bunun kapsadığı siyasetler, idarede ve siyasette bizi aydınlatıcı ana hatlardır. Fakat bu prensipler gökten indirildiği sanılan kitapların dogmalarıyla asla bir tutulmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz."

1 Kasım 1937 tarihli Meclis açış konuşmasından


Charles H. Sherrill, Atatürk'le 1933 yılında görüştü. Atatürk'ün dinle ilgili görüşlerini açıkladığı bu görüşme rapor olarak düzenlenip ABD Dışişleri Bakanlığı'na gönderildi. Rapor ilk kez 'Tarih ve Toplum' dergisinin son sayısında yayımlandı. Raporda, Atatürk'ün agnostik (bilinemezci) olmadığı, sadece tektanrıya inandığı belirtiliyor.

Raporda, Atatürk'ün Kuran'ın Türkçeye tercüme edilmesiyle ilgili görüşleri ise şöyle anlatıldı:
"Türk halkının ezberden okuduğu Arapça duaların manasını anladığı zaman tiksineceğini söylüyor. Kuran'dan Arapça bir bölüm okudu. Bu surede Hazreti Muhammed'in amcası ile amca kızının yaptıkları bir şeyden ötürü cehenneme gidecekleri yazıyor. (Tebbet Suresi) 'Düşünen bir Türkün böyle bir duayı okumaktan elde edeceği dini ilhamı veya dine ilgi göstermesini tahayyül edebilir misin?' dedi. Daha sonra şaşırtıcı bir beyanda bulunarak Türk halkının hiçbir şekilde dindar olmadığını, aralarından camilere giden az sayıda kişinin alışkanlıktan veya yüksek sesle söylenen duaların cezbine kapılarak camiye gittiğini ileri sürdü."



Kemal'in Allah ile ilgisi yoktu, o sadece kendisini ve de Türkiye'yi düşünüyordu. Allah'tan nefret ediyordu, ve de Türkiye'nin şanssızlığının sebebi olarak görüyordu."

Turkey, Emil Lengyel, 1941, s. 134

"Kemal'in kariyerinin erken dönemlerinde O'nun takipçilerinin çoğu O'nun İslam'ın bir şampiyonu olduğunu ve de Hıristiyanlarla savaştığını sanıyorlardı. Şayet O'nun asıl niyetlerini bilselerdi ismini İslam'ı yıkan Gazi olarak söylerlerdi."

Turkey, Emil Lengyel, 1941, sayfa 140-141

Kemal'in Allah ile ilgisi yoktu, o sadece kendisini ve de Türkiye'yi düşünüyordu. Allah'tan nefret ediyordu, ve de Türkiye'nin şanssızlığının sebebi olarak görüyordu."

Turkey, Emil Lengyel, 1941, s. 134



"Kemal'in kariyerinin erken dönemlerinde O'nun takipçilerinin çoğu O'nun İslam'ın bir şampiyonu olduğunu ve de Hıristiyanlarla savaştığını sanıyorlardı. Şayet O'nun asıl niyetlerini bilselerdi ismini İslam'ı yıkan Gazi olarak söylerlerdi."

 

fatih güneş isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 01-25-2010, 21:49   #2
Kullanıcı Adı
EpiVaTeS
Standart
diyorum diyorum sonra diyorlarki...
gericisin...
şimdi susuyor derinden gidiyorum...=)
EpiVaTeS isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01-25-2010, 23:29   #3
Kullanıcı Adı
manifesto
Standart
Alıntı:
"Kemal'in kariyerinin erken dönemlerinde O'nun takipçilerinin çoğu O'nun İslam'ın bir şampiyonu olduğunu ve de Hıristiyanlarla savaştığını sanıyorlardı. Şayet O'nun asıl niyetlerini bilselerdi ismini İslam'ı yıkan Gazi olarak söylerlerdi."
Türkiye bu mağlubiyetten de kurtulmaya muktedir olacaktır
Değil bir Süfyan ve Deccal
Bin süfyan ve Deccal dahi nüzul edip gulyabaniler gibi Türk milletine hücum etse gene mağlup olmaya mahkumdur.
Netekim müjde bundan onyıllar önce verilmiş
manifesto isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı





2007-2023 © Akparti Forum lisanslı bir markadır tüm içerik hakları saklıdır ve izinsiz kopyalanamaz, dağıtılamaz.

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir.
5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, şikayetlerinizi ve görüşlerinizi " iletişim " adresinden bize gönderirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır.



Bulut Sunucu Hosting ve Alan adı
çarşamba pasta çarşamba bilgisayar tamircisi