AK Gençliğin Buluşma Noktası
Tartışıyorum AK Partililerin, AK Parti Gençlerinin Seviyeli tartışma bölümü.



Cevapla
Stil
Seçenekler
 
Alt 05-10-2018, 07:19   #171
Kullanıcı Adı
Cihannur
Standart
Başkanlık sistemiyle ilgili olarak bugüne kadar daha ziyade teorik değerlendirmelerde bulunduk. Fakat artık bu yönetim modeline benzer bir yönetim modeli olan cumhurbaşkanlığı sistemine 24 Haziran 2018 tarihinde resmen geçiş yapıyoruz. Öyleyse şimdi bu konu üzerinde pratik değerlendirmelerde bulunma zamanı gelmiştir.

YSK tarafından yapılan açıklamaya göre 24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı Seçiminde cumhurbaşkanlığına şu altı kişi aday olmuştur: Recep Tayyip Erdoğan, Meral Akşener, Muharrem İnce, Temel Karamollaoğlu, Selahattin Demirtaş ve Doğu Perinçek.

Cumhurbaşkanlığı sistemine geçtiğimiz için bu sisteme göre parti iktidarı değil şahıs iktidarı söz konusudur. O yüzden 24 Haziran 2018 tarihinde cumhurbaşkanlığı seçiminin 1. turunda yukarıda ismi geçen altı adaydan biri salt çoğunluk olan en az % 50 + 1 oy alırsa cumhurbaşkanı seçilecek ve hükümeti kuracaktır. Cumhurbaşkanlığı seçiminin 1. turunda hiçbir aday salt çoğunluğa ulaşamazsa, seçimde en çok oyu almış olan iki aday 8 Temmuz 2018 tarihinde tekrar yarışacak ve o iki aday arasında kim daha fazla oy alırsa o kişi cumhurbaşkanı seçilecek ve hükümeti kuracaktır.

Türkiye'de bundan böyle artık parti iktidarı yok şahıs iktidarı var! Bu yüzden siyasi partilerin 'bana oy verin çünkü ben size diğer siyasi partilerden daha iyi hizmet ederim' deme durumları kalmamıştır. Siyasi partilerin görevi bundan böyle yasama faaliyetlerine hasredilmiştir. Siyasi partiler artık ülkeyi yönetemeyecek, yasama faaliyetleriyle iştigal edecek ve ülkeyi cumhurbaşkanı seçilen partili ya da partisiz kişiler yönetecektir.

Bu durum doğal olarak çift başlılığı getiriyor. Bir tarafta ülkeyi yöneten cumhurbaşkanı (yürütme iktidarı) ve diğer tarafta ise yasama faaliyetlerinde çoğunluğa sahip olan siyasi parti ya da siyasi partiler çoğunluğu (yasama iktidarı) var. Bunu güncel ve somut siyasi tablomuzla birlikte misallendireyim.

24 Haziran 2018 Milletvekilliği Seçimine % 10'luk seçim barajını geçmesi normalde kesin olan iki ittifak grubu (Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı) ve barajı geçme ihtimali bulunan HDP ve barajı kesine yakın ihtimalle geçemeyecek olan diğer birkaç siyasi parti giriyor.

Burada % 10'luk antidemokratik seçim barajına bir bahis açayım. % 10'luk antidemokratik seçim barajı cumhurbaşkanlığı sistemiyle birlikte antidemokratikliğin de ötesine geçerek hukuksuz duruma düşmüştür. Niye böyle söylediğimi izah edeyim. Genel seçimlere % 10'luk seçim barajı konulmasının kanuni gerekçesi koalisyonların önlenerek ülkenin yönetiminde istikrarın sağlanmasıdır. Cumhurbaşkanlığı sistemine geçtiğimize ve dolayısıyla yürütmede koalisyon ihtimali meselemiz kalmadığına göre hukuksuz duruma düşmüş olan % 10'luk antidemokratik seçim barajı iptal edilmelidir. Bunu yapması gereken merci ise Anayasa Mahkemesi'dir. Anayasa Mahkemesi bu konuyla ilgili olarak bir toplantı yaparak şu minvalde bir karar almak durumundadır:

"Türkiye'de cumhurbaşkanlığı sistemine geçilmesiyle birlikte yürütmede koalisyon oluşması ihtimali ve dolayısıyla % 10'luk antidemokratik seçim barajının kanuni gerekçesi ortadan kalkmıştır. Bu yüzden % 10'luk seçim barajı yasasını oy birliğiyle iptal ediyoruz."

Bu kısa bahisten sonra konumuza dönelim. 24 Haziran 2018 Genel Seçimine AK Parti ve MHP oy pusulasında, BBP ise adaylarının oy pusulası dışında AK Parti listelerinde gösterilmesiyle Cumhur İttifakı'yla giriyor. İyi Parti, CHP ve Saadet Partisi ise oy pusulasında ve Demokrat Parti ise adaylarının başka parti ya da partilerin listesinde gösterilmesiyle Millet İttifakı'yla giriyor. Cumhur İttifakı (AK Parti, MHP ve BBP) cumhurbaşkanlığı seçiminde Recep Tayyip Erdoğan'ı destekliyor; Millet İttifakı'ndaki (İyi Parti, CHP, Saadet Partisi ve Demokrat Parti) Demokrat Parti dışındaki siyasi partilerin her biri kendilerinin cumhurbaşkanı adayını destekliyor. Demokrat Parti ise cumhurbaşkanlığı seçiminde Meral Akşener'i destekliyormuş. HDP ise genel seçime bildiğim kadarıyla tek başına girecek ve cumhurbaşkanlığı seçiminde ise kendi adayları olan Selahattin Demirtaş'ı destekliyor.

Bu kısa izahattan sonra seçim sonucuna ilişkin olarak gerçekleşmesi muhtemel tahminlerde bulunayım. Farz edelim ki 24 Haziran 2018 akşamı cumhurbaşkanlığı seçimini Recep Tayyip Erdoğan kazanarak yürütme iktidarına sahip oldu. Ve bunun yanı sıra Cumhur İttifakı (AK Parti ve MHP) genel seçimde salt çoğunluğa yani 300'den fazla milletvekili sayısına ve mesela 315 milletvekili sayısına ulaştı. Bu durumda sistemin demokratik eksikliklerini bir yana koyarsak muhtemel 24 Haziran 2023 Genel Seçimlerine kadar yönetimde ufak tefek sorunlar yaşanabilmekle birlikte genel olarak istikrarlı bir dönem geçirilebilir.

Şimdi ise somut siyasi tabloda gerçekleşmesi muhtemel başka bir tahminde bulunayım. Farz edelim ki 24 Haziran 2018 akşamı Recep Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı seçildi; fakat Cumhur İttifakı mecliste salt çoğunluktan az sayıda milletvekiline mesela 285 milletvekiline sahip oldu. HDP'nin % 10'luk seçim barajını geçtiğini ve Millet İttifakı'nın (İyi Parti, CHP ve Saadet Partisi) + HDP'nin genel seçimdeki toplam milletvekili sayısının 315'i bulduğunu varsayalım. Bu gerçekleşemeyecek bir seçim tablosu mudur? Hayır, elbette ki gerçekleşebilecek bir seçim tablosudur. HDP, 7 Haziran 2015 Genel Seçiminde % 13,12 oranında ve 1 Kasım 2015 Genel Seçiminde ise % 10,78 oranında oy almış ve her iki genel seçimde de % 10'luk seçim barajını aşmıştı. Eğer HDP, 2015 Genel Seçimlerindeki oy oranını koruyorsa 24 Haziran 2018 Genel Seçiminde de % 10'luk seçim barajını aşarak meclise girebilir.

24 Haziran 2018 akşamı bu ikinci tahminimde olduğu şekilde yani Recep Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanı seçilerek yürütme iktidarını elde ettiği, fakat Erdoğan'ı destekleyen Cumhur İttifakı'nın parlamentoda azınlıkta kalarak Erdoğan'ın karşısında olan Millet İttifakı + HDP'nin parlamentoda çoğunluğu yani yasama iktidarını elde ettiği bir siyasi tabloyla karşı karşıya kalırsak, o siyasi tablo durumunda cumhurbaşkanlığı sistemi dedikleri bu sistemdeki bu çift başlılıkla ülkemizde 5 yıl boyunca muhtemel 24 Haziran 2023 Genel Seçimlerine kadar istikrarlı bir yönetim sürdürülebilir mi?! Dünya üzerinde bunu iddia eden bir kişi bile var mı?!

Başka bir soru daha sorayım: Yukarıdaki ikinci tahminimdeki senaryonun gerçekleştiğini varsayalım. Bu sistemi savunan AK Partililer o durumda 24 Haziran 2018 akşamı "Oh ne güzel bir seçim oldu. Bizim ittifakımız olan Cumhur İttifakı parlamentoda azınlıkta kaldı ama sorun değil; çünkü yürütme iktidarını Cumhurbaşkanı Erdoğan kazandı ve yasama-yürütme genelinde oluşmuş olan çift başlılık hiç sorun değildir" diyebilecekler midir? Eğer onlar cumhurbaşkanlığı sistemi denilen bu sistemi samimiyetle savunuyorlarsa bu minvalde bir şeyi söylemeleri gerekir. Çünkü bu sistem çift başlı bir yönetim modelidir ve cumhurbaşkanı ile yasama çoğunluğunun farklı siyasi görüşe sahip olması durumunda yönetimde doğal olarak çift başlılık oluşur.

Türkiye'nin siyasi yapısı çift başlı bir yönetim modeline uygun değildir. Başkanlık sistemine de ona benzeyen cumhurbaşkanlığı sistemine de işte bu yüzden ısrarla karşı oldum, karşıyım. Temenni etmiyorum elbette ama Türkiye olarak 24 Haziran 2018 akşamı eğer yukarıdaki ikinci tahminimde olduğu üzere yürütme iktidarına Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın seçildiği ve yasama çoğunluğuna ise Millet İttifakı + HDP'nin sahip olarak yasama iktidarını bunların elde ettiği bir siyasi tabloyla karşı karşıya kalırsak, başkanlık sistemini ya da cumhurbaşkanlığı sistemini savunanların yüzünü işte o akşam ve ertesi sabah olan 25 Haziran 2018 sabahında görmeyi çok isterim.

Konu Cihannur tarafından (05-10-2018 Saat 09:39 ) değiştirilmiştir..
Cihannur isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-10-2018, 08:09   #172
Kullanıcı Adı
akses
Standart
Sistem birden değişemiyor malesef. Erdoğan ın kazanacağı varsayılarak halk seviniyor.

Bu seçim umudumuz Erdoğan ve Ak Parti çoğunluklu meclis.

Darbecilerin umudu parlementer sistem bitmiştir. Geriye dönüş yok.

Halk ; Başkanlık verdiğine ,Meclis de çoğunluğu vermez ise olacakları artık düşünmeli.Sandığa bilinçli gitmeli.

Bu ilk seçim çok önemli bu yüzden.

Erdoğan ve Ak Parti yüksek oy yüzdesiyle gelmeli.

CHP PKK FETÖ işbirliğinin ülkeyi felakete götüreceğini seçmen idrak etmeli.

Muhalefet eskiden olduğu gibi rehaveti bırakmalı halkın sesine kulak vermeli. FETÖ PKK desteğinine talip olmamalı. Halkı inandırabilirse iktidar olur. Halk memnun kalırsa tekrar olur.

Aksi halde Ak Parti hep iktidar olur.

Erdoğan yaşadığı müddetçe Başkan olur.

Muhalefetin kendine çeki düzen vermesi gerekir.

Halk FETÖ PKK tehlikesi devam ederken Ak Parti den başka tercihe kaymamalı.

Etrafımız sarılı, gavur donanması Akdeniz'e demirlendi.

Finansal saldıralar devam ediyor.

Dik ve sağlam durarak , Erdoğan ve Ak Partili bir tercih ile düşmanın elini zayıflatmalıyız.

Zira Ak Parti ve Erdoğan çok profesyonel bir şekilde bunlarla mücadele edecek.

Bunu dünya alem biliyor.

PKK FETÖ CHP koalisyonlu bir Meclis ve Başkan'lık, ülkeyi gavura teslim etmek, hazineyi boşaltmak, yatırımları iptal etmek, IMF ile anlaşmak demektir.

Halk doğru tercih yaparsa bu sistem iş görür.

Demekki neymiş? NASIL İSENİZ ÖYLE YÖNETİLİRSİNİZ.

PKK FETÖ CHP bu seçimde ebedi bir karanlığa gömülmeli ve ülkemiz bir şahlanışa geçmeli.

Milletimizin bu günkü iktidar ile yaşadığı sıkıntıları varsa bir kenar koysun. Eleştirilerini seçim sonrasına saklasın ve tercihini iktidardan taraf yapsın. Zamanın ruhu SEÇMENİ BİLİNÇLİ OLMAYA ZORLUYOR.

Erdoğan ve ekibinin tabiki hataları olmuştur. Olacaktır da. Ama şimdi eleştiri ve had bildirme zamanı değil. İçerden dışardan yapılan saldırıların amacı halkı fakirleştirmek. FETÖ PKK düzenini ülkemizde diri tutmak.

Buna son verelim. Her şey çok güzel olacak.




.
akses isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-10-2018, 08:50   #173
Kullanıcı Adı
Cihannur
Standart
Alıntı:
akses Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

PKK FETÖ CHP koalisyonlu bir Meclis ve Başkan'lık, ülkeyi gavura teslim etmek, hazineyi boşaltmak, yatırımları iptal etmek, IMF ile anlaşmak demektir.

Halk doğru tercih yaparsa bu sistem iş görür.
Eğer cumhurbaşkanlığı sistemi denilen bu sistemi samimiyetle savunuyorsanız cumhurbaşkanının ve meclis çoğunluğunun farklı siyasi görüşler tarafından temsil edildiği durumlarda da savunmalısınız. Çünkü başkanlık sistemi ya da cumhurbaşkanlığı sistemi denilen sistemlerin her ikisi de çift başlılık ihtiva etmektedir. Önceki mesajımda sadece iki misal verdim. Sistemde başka türlü de çift başlılık oluşabilir. Mesela cumhurbaşkanlığına Meral Akşener'in seçildiği ama meclis çoğunluğunu Cumhur İttifakı'nın elde ettiği bir sonuç da gerçekleşebilir.

"Ben bu sistemi (cumhurbaşkanlığı sistemi) savunuyorum ama yönetimde ancak tek başlılık oluştuğunda yani cumhurbaşkanı ile meclis çoğunluğunun aynı siyasi görüşte ya da birbirleriyle ittifakta olduğu durumlarda savunuyorum; yönetimde çift başlılık oluştuğu yani cumhurbaşkanının siyasi görüşü ile meclis çoğunluğunun siyasi görüşü birbirlerine karşıt olduğu durumlarda bu sistemi savunmuyorum" demek gerçekte bu sistemi savunmamak anlamına gelir. Eğer bu sistemi samimiyetle savunuyorsanız misal verdiğim üzere cumhurbaşkanlığına Erdoğan'ın seçildiği fakat meclis çoğunluğuna Erdoğan'ın karşısındaki siyasi görüşlerin hâkim olduğu durumda da savunmalısınız. Çünkü başkanlık sistemi de cumhurbaşkanlığı sistemi de doğaları gereği ihtiva ettikleri çift başlılık nedeniyle çift başlılığa açık yönetim modelleridir.

Sorum çok basit: 24 Haziran 2018 akşamı yönetimde herhangi bir şekilde çift başlılık oluşur da cumhurbaşkanı ve meclis çoğunluğu farklı siyasi görüşe sahip olursa, 'Yönetim sistemimiz ne güzel, demokratik de bir seçim yaptık ve artık kafamız muhtemel 24 Haziran 2023 Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekillliği Seçimlerine kadar rahat' diyebilecek misiniz? Eğer herhangi bir şekilde çift başlılığın oluştuğu bir sonuç sonrasında 24 Haziran 2018 akşamında ve 25 Haziran 2018 sabahında bunu diyemeyecekseniz lütfen bu sistemi savunmayın. Çünkü defalarca belirttiğim üzere başkanlık sistemi de cumhurbaşkanlığı sistemi de çift başlı birer yönetim modelidir ve bu sistemleri savunanlar onların ihtiva ettiği çift başlılığı da savunmak durumundadır.

Konu Cihannur tarafından (05-10-2018 Saat 09:47 ) değiştirilmiştir..
Cihannur isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-10-2018, 12:07   #174
Kullanıcı Adı
akses
Standart
Eskiye dönüş olmaz artık. FETÖ PKK CHP için talan ortamını oluşturmak için herhangi bir sistem gerekmez. Onlar her sistemi kabul eder yeterki talan edecek bir yer olsun.

Bu yeni sistem devam eder. Halk Ak Parti ye tepki için YIKIM İTTİFAKINA OY VERİRSE, kazanan Erdoğan bunu halka anlatmak için yine meydanlara iner. Ta ki halk karını zararını anlayana kadar.

Yeryüzünde mükemmel bir sistem şu an yok.

Biz oluşturduğumuz sistemi deneyerek göreceğiz.

Yıkımcılara oy verilmez ise ne ala, verilirse halkın tercihidir.

O takdide Ak Parti eksiklerini araştırır,kendine bir çeki düzen verir, yıkımcıların meclisteki rezilliklerinden bir kazancı olmayan halk ÇALIŞANA OYUNU MUTLAKA VERİR. YIKIMCILARA DEĞİL.

Yaşamadan göremeyiz.

Zaman kaybedilmek istenmiyorsa halk sinirle değil, mantıkla karar verir.

Aksi takdirde bir süreci yaşar ve görürüz, ama parlementer sisteme dönülmez.
akses isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-10-2018, 18:29   #175
Kullanıcı Adı
Cihannur
Standart
Alıntı:
akses Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

Bu yeni sistem devam eder. Halk Ak Parti ye tepki için YIKIM İTTİFAKINA OY VERİRSE, kazanan Erdoğan bunu halka anlatmak için yine meydanlara iner. Ta ki halk karını zararını anlayana kadar.
Anlaşamadığımız nokta şurası: Eğer bu sistemi samimiyetle savunuyorsanız çift başlılığı arızi bir durum olarak görmemeniz gerekir. Cumhurbaşkanlığına Erdoğan'ın seçilip meclis çoğunluğunu Cumhur İttifakı'nın elde edip yönetimde tek başlılığın oluşması nasıl doğalsa, cumhurbaşkanlığına Erdoğan'ın seçilip meclis çoğunluğunu Millet İttifakı + HDP'nin elde etmesiyle yönetimde çift başlılığın oluşması da bu sisteme göre o kadar doğal bir durumdur. Tersinden bir misal verirsem cumhurbaşkanlığına Meral Akşener'in ya da Muharrem İnce'nin seçilip Millet İttifakı + HDP'nin meclis çoğunluğunu elde edip yönetimde tek başlılığın oluşması nasıl doğalsa, cumhurbaşkanlığına Meral Akşener'in ya da Muharrem İnce'nin seçilip meclis çoğunluğunu Cumhur İttifakı'nın elde ederek yönetimde çift başlılığın oluşması da o kadar doğaldır.

24 Haziran 2018 akşamı yönetimde muhtemel bir çift başlılık oluştuğu yani cumhurbaşkanının siyasi görüşüyle meclis çoğunluğunun siyasi görüşünün birbirlerinden farklı veya birbirlerine karşıt olduğu bir durumda bu sistemi savunanlar olarak 'eyvah' diyeceksiniz aradığınız yönetim sistemi bu değildir! Ve eğer seçim sonucunda cumhurbaşkanının siyasi görüşüyle meclis çoğunluğunun siyasi görüşünün birbirlerinden farklı olduğu bir siyasi tablonun ortaya çıkmasını büyük bir sorun olarak algılıyorsanız gerçekte bu sistemden yana değilsiniz demektir. Çünkü ısrarla vurguladığım üzere başkanlık sistemi de cumhurbaşkanlığı sistemi de çift başlılık ihtiva eden yönetim modelleridir ve bu sistemlerin iyi birer yönetim modeli olduğunu samimiyetle savunanların bu sistemlerin temel özelliklerinden biri olan çift başlılık durumunu doğal karşılamayıp yadırgamaları düşünülemez.

Konu Cihannur tarafından (05-10-2018 Saat 18:48 ) değiştirilmiştir..
Cihannur isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-10-2018, 18:47   #176
Kullanıcı Adı
akses
Standart
Mükemmel sistem ne?

Dünya da ya krallık ya diktatörlük var. Bize dayatılan parlementer sistemden bıktık.

Sezer tipli biri Cumhurbaşkanıyken yaşadıklarımız ortada.

Başkanımız belli. Meclis için de halk gözünün önüne baksın, Başkan'ın adamlarına oy versin. Vermiyorsa keyfi bilir. Halk ne derse o.

Tahminim Ak Parti MHP BBP mecliste çoğunluğu elde eder. KORKULACAK BİR DURUM YOK.
akses isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-10-2018, 19:06   #177
Kullanıcı Adı
Cihannur
Standart
Alıntı:
akses Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Mükemmel sistem ne?

Dünya da ya krallık ya diktatörlük var. Bize dayatılan parlementer sistemden bıktık.
Türkiye için en uygun yönetim modelinin cumhurbaşkanının yetkilerinin sınırlandırıldığı iki turlu dar bölgeli barajsız pür parlamenter sistem olduğu kanaatindeyim. Çünkü iki turlu dar bölgeli barajsız pür parlamenter sistem, büyük ihtimalle tek parti iktidarlarının göreve gelmesinin sağlandığı tek başlı bir yönetim modelidir ve dolayısıyla başkanlık sisteminde de cumhurbaşkanlığı sisteminde de var olan çift başlılık sorunu o sistemde yoktur.

Konu Cihannur tarafından (05-10-2018 Saat 19:13 ) değiştirilmiştir..
Cihannur isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-10-2018, 19:09   #178
Kullanıcı Adı
akses
Standart
Cumhurbaşkanlığının pasif kaldığı sistemden hayır gelmedi gelmez de. Masraf makamı olmaktan öteye gitmez.
akses isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-17-2018, 22:10   #179
Kullanıcı Adı
Cihannur
Standart
Önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçiminde ve genel seçimde oluşması muhtemel siyasi tablolar üzerinden yaptığım misallendirmelerden de açıkça görüleceği üzere başkanlık sistemi ya da cumhurbaşkanlığı sistemi yönetim modeli Türkiye gibi ülkelerde seçimlerde ancak tek başlılığın sağlandığı durumlarda verimli olabilir ve stabil işleyebilir. Tersine durumlarda yani cumhurbaşkanıyla -ya da başkanla- meclis çoğunluğunun farklı siyasi görüşten oluştuğu durumlarda sorunlu olan ve stabil olmayan bir yasama-yürütme yönetimine yol açar.

24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı Seçimi ve Genel Seçiminde cumhurbaşkanlığına Recep Tayyip Erdoğan'ın seçildiği ve meclis çoğunluğunu ise Millet İttifakı + HDP'nin elde ettiği bir çift başlılık durumunda ya da cumhurbaşkanlığına Meral Akşener'in ya da Muharrem İnce'nin seçildiği ve meclis çoğunluğunu ise Cumhur İttifakı'nın elde ettiği çift başlılık durumunda muhtemel 24 Haziran 2023 Cumhurbaşkanlığı Seçimi ve Genel Seçimine kadar Türkiye'nin istikrarlı bir biçimde yönetilebileceğini kim iddia edebilir?! Böyle bir şeyi akıl sağlığı yerinde ve aklı başında olan hiç kimse iddia edemez!

Mademki başkanlık sistemi ya da cumhurbaşkanlığı sistemi bilhassa Türkiye gibi siyasi kutuplaşmanın yoğun olarak yaşandığı ülkelerde seçimlerin sonucunda ancak tek başlılığın oluştuğu durumlarda işlevseldir ve çift başlılık oluştuğunda ise sorunlu birer yönetim modelidir, öyleyse bunun böyle olduğunu halkın bilmesi doğrusudur.

Konu Cihannur tarafından (05-17-2018 Saat 22:17 ) değiştirilmiştir..
Cihannur isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-21-2018, 13:07   #180
Kullanıcı Adı
Cihannur
Standart
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kral FM'in programcılardan Gezegen Mehmet'le yaptığı röportajda "İttifakların içerisinde de koalisyonlar oluşmaz diye bir şey yok. Mesela Cumhur İttifakı'nda böyle bir şey oluşur mu göreceğiz. 300'ün altında kalırsa o zaman bir koalisyon arayışına gidilebilir o da ayrı konu" demiş.

Cumhurbaşkanlığı sistemine geçilince hani koalisyonlar ortadan kalkacaktı, hani bir daha koalisyonlar olmayacaktı?!

Başkanlık sistemi ya da cumhurbaşkanlığı sistemi hangisi olursa olsun bu sistemlerin uygulandığı bilhassa Türkiye gibi kutuplaşmanın yoğun olduğu ülkelerde yönetimde istikrarın sağlanabilmesi için hem başkanlık ya da cumhurbaşkanlığı seçiminin hem de parlamento seçiminin aynı siyasi görüş tarafından kazanılması gerektiğini defalarca dile getirdik. Eğer hem cumhurbaşkanlığı seçimini hem de parlamento seçimini aynı siyasi görüş kazanamazsa, bu durumda ya başka siyasi parti ya da partilerle ittifaka gitmek ya da koalisyon yapmak durumunda kalınır.
Cihannur isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler... Lütfen konu içeriği ile ilgili kelimeler ekliyelim
adaletvekalkınmapartisi, ak parti, başkanlık sistemi, cumhurbaşkanlığı sistemi


Konuyu Toplam 3 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 3 Misafir)
 

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı





2007-2023 © Akparti Forum lisanslı bir markadır tüm içerik hakları saklıdır ve izinsiz kopyalanamaz, dağıtılamaz.

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir.
5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, şikayetlerinizi ve görüşlerinizi " iletişim " adresinden bize gönderirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır.



Bulut Sunucu Hosting ve Alan adı
çarşamba pasta çarşamba bilgisayar tamircisi