![]() |
#1 |
![]() CHP lideri Deniz Baykal İstanbul, Ankara, İzmit gibi şehirlerde seçimi kazanma ihtimalinin düşük olduğunu bilmiyor mu?
Bilmez olur mu? Siyasetin içinde olup da bunu görmemek mümkün mü? Kazanmayı umut etmek gibi bir amacı yoktuysa nasıl oldu da popüler isimleri aday gösterdi diye düşünebilirsiniz… İşte siyaset kurdu olma cinliği böyle zamanlarda ve bu tür kritik kararlarda kendini gösteriyor. CHP 2004 yerel seçimlerinde il, ilçe ve belde belediyelerinden 392 yerde seçimi kazandı. Ülke genelinde başkan seçilen toplam belediye sayısı 3 Bin 208’di. CHP belediyelerin sadece yüzde 12’sini aldı. (AK Parti 2.276 belediye ile yüzde 71’ini kazandı.) Ben duymadım, pekâlâ siz değerli okuyucularımızdan CHP’nin kazandığı 392 belediyeden herhangi birinin efsanevi işler başardığını ve örnek alınması gereken hizmetlere imza attığını duyan oldu mu? Kaldı ki örnek sayılabilecek bu tür birkaç belediye olsaydı, Doğan Medya Grubu bunları nazara vermekte ve gürül gürül duyurmakta hiç kuşkusuz oldukça cömert davranırdı. CHP’li hiçbir belediye başkanı başarılarıyla öne çıkmadığı halde, tamamına yakını yeniden aday gösterildiler. (Hakkındaki çeşitli iddialar nedeniyle aylarca içeride tutuklu kalan Edirne Belediye Başkanı da yeniden aday gösterildi.) CHP’li hiçbir belediye başkanı çalışmalarındaki başarılarıyla öne çıkamadıkları halde Sayın Baykal bu isimleri neden tekrar aday gösterdi dersiniz? Kritik nokta… — Sayın Baykal, kendisinden çok da hazzetmediği, etnik siyasete dayalı partilerle işbirliği yapmakla suçladığı, siyaseten rakip gördüğü Murat Karayalçın’ı Ankara’da… — Bir önceki seçimde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday gösterdiği Sefa Sirmen’i bu defa daha önce başkanlık yaptığı İzmit’te… — TV tartışmaları ve ortaya attığı çeşitli iddialarla popülerlik kazanan Kemal Kılıçdaroğlu’nu İstanbul’da… — Daha yakın zamanda İzmir’de yaptığı bir basın toplantısı sırasında salona bile aldırmadığı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nu İzmir’de neden yeniden aday göstermek zorunda kaldı dersiniz? Sayın Baykal, Türkiye’nin nüfusça hatırı sayılır ölçüde seçmen kesimini barındıran bu illerde bu isimleri aday gösterirken öncelikli hedefi bu şehirleri kazanmak değil, gösterilen adayların popülerliğinden yararlanarak alınacak mümkün olan en yüksek oranına ulaşmaktı. Türkiye’nin adeta oy havuzu sayılan bu illerden alınabilecek mümkün olan en yüksek seviyedeki oyun CHP’nin Türkiye genelindeki oy oranına doğrudan ve olumlu katkı yapması söz konusu olacaktı. Yani Baykal’ın öncelikli amacı belediyeleri kazanmaktan da öte, partinin Türkiye genelindeki oy seviyesini yükseltmek, en azından 2004 yerel ve 2007 genel seçimlerinin altında kalmamasını sağlamaktı. Baykal bu yolla, genel başkanlığının sorgulanmasının önüne geçmek ve parti genel başkanlığı koltuğunda rahat oturabilme çabasında oldu. Bilindiği gibi CHP 3 Kasım 2002 genel seçimlerinde yüzde 19.41, 28 Mart 2004 yerel seçimlerinde yüzde 18.23 oy aldı. Baykal siyasi hayatındaki en büyük sıkıntıyı 2004 yerel seçimlerinden sonra yaşadı. Partisinin 3 Kasım seçimlerinin altına düşen oy oranını da, AK Parti karşısındaki hezimetini de savunmakta çaresiz duruma düştü. Baykal’ın liderliği ilk kez 2004 yerel seçimlerinin ardından oldukça gür sesle sorgulanır hale geldi. Doğal müttefikleri bile kendisini artık savunamadı. İşte o ortamda 2004 yerel seçimlerinin en flaş galibi Mustafa Sarıgül genel başkan adayı olarak karşısına çıktı. İşte sıralanan bu nedenlerle, tıpkı güreşte olduğu gibi İstanbul’da Kılıçdaroğlu’nun, Ankara’da Karayalçın’ın, İzmir’de Kocaoğlu’nun, İzmit’te Sirmen’in arkasına geçerek mümkün olan en yüksek oyu alma ve bu yolla genel başkanlık koltuğunun tartışılmasının önüne geçme stratejisi yürüttü. Kısacası Baykal en çok CHP genel başkanlık koltuğunda kalıcı olmanın hesabı içinde… Siyaset böyle bir şey işte… Genel seçimlerde yüzde 35–40 oy alacağı iddiasını kendisine yakın televizyon ekranlarında sık sık gündeme getiren, meydanlarda bunu dillendiren örneğin Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) bir önceki yerel seçimlerde 3.208 belediyeden hiçbirinde belediye başkanlığı kazanamamış ve sıfır çekmişti. Sayın Numan Kurtulmuş ile yeni bir ivme yakalayan Saadet Partisi’nin eski adaylarla seçime gitmesinin bir nedeni de, mümkün olan en iyi oyu alarak yeni genel başkanla yeni bir hava yakalama ve başlangıç yapma gayretidir. Partilerin kurumsal kimlikleri ve varlık nedenleri bu tür çabalara ihtiyaç duyarlar. 2004 yerel seçimlerinde Saadet Partisi 3.208 belediyeden sadece 19’unu kazanmış, yüzde 4 oy oranına ulaşmıştı. Saadetin öncelikli hedefi 22 Temmuz seçimlerinde alınan yüzde 2.4 oy oranını değil, bir önceki yerel seçimdeki yüzde 4 oranını geçmektir. Seçim sürecindeki genel atmosferi izah etmeye devam edeceğiz. Not: Bazı okuyucularımız yaptığımız yorumlardan yola çıkarak sanki bir partinin mensubuymuşuz gibi değerlendirmeler yapıyorlar. Bu doğru bir yaklaşım değil. Biz herhangi bir partinin ne mensubu, ne de yandaşıyız. Siyasi analiz bizim hem akademik çalışma alanımız, hem de profesyonel işimiz. Yorumlarımızda isabet olmayabilir. Ama her satır, yazdığımız anki düşüncelerimizi yansıtır. Fikri sabit insan değiliz. Şartlar değişirse analizlerimiz de ona göre güncellenir ve revize edilir. (Partilerin seçim stratejileri ve seçimlerde maksimum oy almanın yolları konusunda linkte yer alan kaynağa başvurabilirsiniz.) Prof. Dr. Osman ÖZSOY – Haber7
![]() |
|
![]() |
![]() |
|
Sayfayı E-Mail olarak gönder |
![]() |
Konuyu Toplam 2 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 2 Misafir) | |
Seçenekler | |
Stil | |
|
|