AK Gençliğin Buluşma Noktası
Siyaset Siyaset haberleri bu bölümde paylaşıyoruz.



Cevapla
Stil
Seçenekler
 
Alt 01-14-2008, 17:06   #1
Kullanıcı Adı
ümitli_bekleyis
Standart 'Bebek katillerine' gerilla demek vicdana ters
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Çocukları katleden, hatta geçmişte beşikteki bebeklere kasteden bir terör örgütünden hala, 'gerilla, ya da özgürlük savaşçısı olarak bahsedilmesi', veyahut da 'ülkemdeki bir etnik unsurun adeta müdafaasını yapan bir grupmuş gibi' bunları gösterme gayreti içerisine girmek insanlığa da vicdanlara da aykırıdır, terstir '' dedi.


Erdoğan sözlerini şu şekilde sürdürdü: Sınırötesi operasyonlar konusunda duyarlılığımız sürüyor. Her an yeni operasyonlar düzenlenebilir. Sınırötesi çözüm noktasına ulaşmadan bitmeyecektir. Terörü kısa süre içinde bitirmeyi umut ediyoruz. 1 yıl sonra sorun hala çözülmemişse tezkere yenilenir.

[size=12pt]Başörtüsü sorununu çözeceğiz


Başörtüsü sorununu çözeceğimize inanıyoruz. Medya bir çorap örüyor ama bizim amacımız bu sorunu çözmek. Avrupa'da ve Amerika'da böyle bir sorun yok, bizim ülkemizde var. Eğitim özgürlüğü alanında bu sorunu aşmaya çalışacağız.



RUMLAR, KKTC ADINA KONUŞAMAZ

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Birliği (AB) üyesi olan Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nin KKTC adına konuşamayacağini söyledi.

Başbakan Erdoğan, Medeniyetler İttifakı Forum toplantısı için Madrid'de bulunuyor. Erdoğan, bugün Europa Press'e giderek burada bir konuşma yaptıktan sonra basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Kıbrıs'a yönelik bir soru üzerine Erdoğan, Annan Planı'na Kıbrıslı Türklerin evet demesine rağmen cezalandırılmaya devam ettiğini kaydetti. Erdoğan, AB üyeliği ile Rumların elde ettiğini avantajlardan Türklerin yararlanmadığını belirterek, "Güney Kıbrıs, KKTC adına konuşamaz." şeklinde konuştu. Rumların masaya oturmadığından şikayetçi olan Erdoğan, "Fatura hep bize çıkıyor." dedi. Rumların, KKTC'nin azınlık olarak kendilerine katılmalarını istediğini belirten Erdoğan, "KKTC azınlık olamaz. Bunu baştan beri söyledik. Adaletsizliğe evet demeyiz." ifadelerini kullandı.

Bu arada, Başbakan Erdoğan, Fransa ve Almanya ile ortak görüşmenin Mayıs ayında Almanya'da olacağını da kaydetti.


KOSOVA'NIN BAĞIMSIZLIĞINA SICAK BAKIYORUZ

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kosova'ya ilişkin bir soruya, "Kosova yönetimi, bağımsızlığını ilan edecek. Kosova'nın bağımsızlığına sıcak bakıyoruz." dedi. Bununla beraber Erdoğan, Kosova'nın KKTC'ye emsal teşkil etmeyeceğini de kaydetti. Avrupa Birliği-Türkiye arasında soğuk havanın esmesine neden olan TCK'nin 301. maddesine ilişkin olarak Erdoğan, bu maddeye ilişkin değişikliklerin gündemde olduğunu söyledi. AB üyesi ülkelerin ceza kanunlardaki maddeleri incelediklerini kaydeden Erdoğan, bir ay içinde meclisin gündemine geleceğini söyledi.

OPERASYONLAR NE ZAMAN BİTECEK SÖYLEYEMEM

Irak'ın kuzeyinde yuvalanan PKK terör örgütüne yönelik operasyonların ne zaman biteceğine yönelik bir soruya Başbakan Erdoğan, "bir tarih veremem" dedi. Afganistan'daki güçlerin, operasyonların ne zaman biteceğini de söylemediğini hatırlatan Erdoğan, meclisten bir yıl için süre aldıklarını ve gerekirse tekrar isteyeceklerini belirtti.

Başbakan Erdoğan, anayasanın taslağını hazırladıklarını ve bittiği zaman çeşitli kurumlara ve örgütlere göndereceklerini belirtti. Erdoğan, arzularının yeni anayasanın referanduma sunulması olduğunu kaydetti. Bunun yanı sıra, Erdoğan, 27 Nisan'daki e-bildirinin ardından askerlerle ilişkiye dair bir soruya, devletin kurumları ile kavgalı olmadıklarını belirtti.

İLERİCİ İSLAM İFADESİ ÇOK ÇİRKİN

Başbakan Erdoğan, ilerici İslam ifadesinin kullanılmasının çok çirkin olduğunu söyledi. Batının hala AK Parti'yi anlamadığını belirten Erdoğan, "Din kökenli bir parti değiliz. Mufazakar demokratik bir partiyiz." dedi. İslam üzerinden siyaset yapmadıklarını kaydeden Erdoğan, "Bizde İslamcı olmaz. Müslüman olur. Dinini iyi bir şekilde yaşıyorsa dindar olur." dedi. İlerici İslam ifadesinin çok çirkin olduğunu belirten Erdoğan, "İslam, İslamdır." dedi. Başörtüsüne ilişkin bir soruya Erdoğan, "Simgelere yasak getirebilir mi? Sembollerle ilgili yasak var mı? Buradaki dert farklı farkındayız." dedi.

***

Başbakan Recep Tayip Erdoğan, Akdeniz Birliğinin AB'ye alternatif olarak düşünülmesi anlayışına kesinlikle karşı olduklarını belirterek, ''Böyle bir oluşumun içinde biz, yani AB'nin alternatifi olarak Türkiye'nin orada yer alması gibi bir anlayışa kesinlikle karşıyız, böyle bir şeyin içinde de olmayız'' dedi.

Başbakan Erdoğan, Europa Press adlı ajansın düzenlediği kahvaltılı toplantıya onur konuğu olarak katıldı. Erdoğan, burada bir konuşma yaptı ve katılımcıların çeşitli sorularını yanıtladı.

Başbakan Erdoğan, Kosova sorunu ile Kıbrıs sorunu arasında bir benzerlik olup olmadığı sorusunu yanıtlarken, bugünlerde Kosova yönetiminin bağımsızlığını ilan ettiğini kaydetti. Gelişmeleri değerlendirdiklerini ifade eden Erdoğan, ''Kosova'nın bağımsızlığına olumlu baktığımızı ifade etmek isterim. Bunun Kıbrıs ile benzer yanı var mı, yok mu? Hiç alakası yok. Kıbrıs ile Kosova'nın durumu çok çok farklı'' dedi.

''TCK'nın 301. maddesi, konuşma özgürlüğüne atfeden bir madde. Acaba ne zaman ortadan kaldırılacak?'' sorusunu yanıtlarken de Erdoğan, şunları söyledi:

''Konuşma özgürlüğü diye ifade edersek yanlış olur. Bizim şu anda gündemimizde. Öyle zannediyorum ki kısa bir süre içinde tekrar TBMM'ye getirmek suretiyle bu konuda kararımızı vereceğiz ve bu kararı da verirken ağırlıklı olarak AB üyesi ülkelerin ceza kanununda bu konuya yaklaşımını enine boyuna inceledik. Bunu, bir ortak akıl olarak verdiğimiz bir metinle bir yere oturtuyoruz. Polonya, İtalya, Almanya, İspanya ne demiş. Bütün bunları inceledik ve bunun neticesinde şu anda bir yere varıyoruz. Öyle zannediyorum ki çok kısa zaman içinde, yani şurada belki 1 ay içinde parlamentoya getirerek, bu konuda kararı verip, bir ortak metin ile 301'i çözmüş olacağız.''
[/size]

 

ümitli_bekleyis isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 01-14-2008, 17:07   #2
Kullanıcı Adı
ümitli_bekleyis
Standart 'Bebek katillerine' gerilla demek vicdana ters
-AKDENİZ BİRLİĞİ-

Türkiye'nin, AB yerine Akdeniz Birliğine katılmayı kabul edip etmeyeceği sorusunu yanıtlarken de Erdoğan, ''Akdeniz Birliğinin şu anda dedikodusu yapılıyor'' dedi.

Erdoğan, şöyle konuştu:

''Henüz Akdeniz Birliği nedir, ne değildir, neleri kapsayacak, nasıl olacak bu henüz bir yere, bir zemine oturmuş değil. Tabii Sayın Sarkozy bu işi dillendiriyor ama ben bunu Sayın Sarkozy ile konuşmadan önce, meslektaşım Sayın Zapatero ile başbakan olmadan önce konuşmuştuk. Bunun AB'ye alternatif olarak düşünülmesi anlayışına bir defa kesinlikle karşıyız. Böyle bir oluşumun içinde biz, yani AB'nin alternatifi olarak Türkiye'nin orada yer alması gibi bir anlayışa kesinlikle karşıyız, böyle bir şeyin içinde de olmayız.

Tabii ki Akdeniz Birliğinin amacını, bu noktada nasıl oluşacağını, bir coğrafi kimlik mi, coğrafi esaslı mı olacak, bir siyasi birlik mi olacak, ekonomik birlik mi olacak bunları görmemiz, bilmemiz gerekiyor. Onun için herhalde üzerinde çalışılacak.''

-TERÖR-

Bir katılımcının, ''Konuşmanızda askeri harekatlardan bahsettiniz, Irak'ta yapılan. Irak'taki bombalamalar bitti mi, ne tür bir sonuç alındı. Irak ve ABD ile ilişkiler bu yönde nasıl gelişti?'' sorusu üzerine Erdoğan, sınır ötesi operasyonlar noktasında Türkiye'nin duyarlılığının devam ettiğini bildirdi.

İstihbarat noktasında gelen bilgilere göre, terör örgütünün o bölgedeki çalışmalarına göre, her an sınır ötesi operasyonların yapılabileceğini kaydeden Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Bunun ne zaman, nasıl yapılacağı, ne kadar süreceği, bu noktada bizim burada herhangi bir şey açıklamamız mümkün değil. Yani Afganistan'da terörle mücadele veren çok uluslu güçler, burada, 'şu tarihte bitecek' diyebilir mi? Demiyor. Irak'ta çok uluslu güçler var. Burada, 'şu tarihte bitecek' diyor mu? Diyemiyor. Biz de terörle mücadele konusunda temenni ederiz ki bunu çok kısa zamanda bitirelim ve böyle bir mücadele devam etmesin ama bu mücadele devam edecekse, 'şu tarihte bitecek' ifadesini söylememiz mümkün değil.

Aynı şey İspanya'nın da başında. On yıllardır İspanya terörle mücadeleye devam ediyor. Bizimki tabii sınır ötesi bir kaynaktan beslendiği için bizim bu sınır ötesi operasyonlar da orada bir çözüm noktasına ulaşmadan bitmeyecektir. Çözüme kadar bu süreç devam edecektir.

Parlamentomuzun şu anda bize verdiği izin 1 yıldır. 1 yıl sonra eğer bu işi çözdük çözdük, çözmedik tekrar parlamentodan izin talep ederiz.''

ERDOĞAN: ''DİASPORA ORTALIĞI KARIŞTIRMAYA DEVAM EDİYOR"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarıyla ilgili olarak, ''Diaspora ortalığı karıştırmaya devam ediyor. Dünyanın değişik ülkelerinde ilgili, ilgisiz, gidip oralardan kararlar çıkartıyorlar. Yani üçüncü ülkelerin bu işle alakası olmadığı halde böyle bir kararı verme yetkisi var mı?'' dedi.

Başbakan Erdoğan, İspanya'daki temasları çerçevesinde Europa Press adlı ajansın düzenlediği kahvaltılı toplantıya onur konuğu olarak katıldı.

Burada soruları yanıtlayan Başbakan Erdoğan, ''Başörtüsünün sembol olarak daha çok İspanya'da ya da Avrupa Birliği'nde mi sorun edildiğini, Türkiye'de daha az mı sorun edildiğini söylemek istiyorsunuz?'' sorusuna, ''Avrupa'da bu noktada her üniversitede rahatlıkla başörtüsü ile okunabiliyor. Böyle bir sorun yok. Amerika'da böyle bir sorun yok. Ama ülkemizde ne yazık ki böyle bir sorun şu anda var. Üniversitelerde böyle bir sorun söz konusu. Bunu bu düzenleme ile aşmak öyle zannediyorum ki özellikle özgürlükler noktasında, eğitim özgürlüğü noktasında bir sıkıntıyı aşmaya da vesile olacaktır'' yanıtını verdi.

Erdoğan, ''İslam deneyimini alırsak, sizin deneyiminize, parti deneyiminize bakarsak, demokrasinin olmadığı diğer Müslüman ülkelere böyle bir modeli ihraç edebilir misiniz?'' sorusunu da şöyle yanıtladı:

''Bizim siyaset ihracı diye bir gayretimiz yok. Demokrasi ihracı diye bir gayretimiz yok. Ama Türkiye'deki gelişmeleri benimseyen, Türkiye'deki gelişmelere olumlu yaklaşan, bizim demokratik kurumlarımızla ilgili çalışmaları gelip yerinde izleyen İslam dünyasından ülkeler var. Örneğin bizim partimize gelip çalışmalarımızı yerinde gören, anamuhalefet partisini veyahut muhalefet partilerinin çalışmalarını gidip yerinde gören, izleyen, hatta onlardan seminer talebinde bulunan, halkı Müslüman olan ülkeler var. Bundan sonra da olabilir.

Bizim de bu noktada kapılarımız zaten herkese açık. Ama böyle bir ihraçta bulunmak, böyle bir gayret içerisinde olmadık, olmayız. Gerek seminer, gerek anayasamız zaten ortada, partilerimizin tüzükleri ortada. Programlarımız ortada. İnternetten de zaten bunları temin etmek mümkün. İslam dünyasında kardeş partilerimiz de var. Böylece partiler arasında diyalogları da geliştiriyoruz.''

-''DİASPORA BURADAN NEMALANIYOR''-

Başbakan Erdoğan, ABD'nin, 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddiaları ile ilgili tavrı konusunda sorulan bir soruya da şu yanıtı verdi:

''Sözde Ermeni Soykırımı konusunda gerçekten bu son dönemdeki gelişme, özellikle mevcut Amerikan yönetiminin hassasiyetiyle şu anda ertelenmiş gözüküyor. Yani burada Sayın Başkan Bush olsun, diğer bütün ekibinin içerisindeki yöneticiler olsun, hepsi de, Sayın Rice de olmak üzere hakikaten yoğun bir gayret gösterdiler.

Parlamenterler arasında ciddi bir temas kuruldu. Böylece şu anda bir erteleme sağlandı. Fakat şunu çok açık, net ifade etmek isterim. Özellikle bu sözde Ermeni soykırımı konusunda bir defa çok ciddi ön yargılar, ön kabuller var. 2005 yılında Koçaryan'a bir mektup yazdım. Dedim ki, 'bu iş tamamıyla tarihçilerin işidir. Gelin bu konuda bilimadamları çalışmalar yapsınlar. Biz arşivlerimizi açtık. Şu anda 1 milyonun üzerinde tasnifi yapılmış belge var. Şu anda asker aynı şekilde arşivlerini açtı. O da çalışmalarını sürdürüyor. Sizin de varsa belgeleriniz, siz de arşivlerinizi açın. Bu arşivlerdeki belgeler karşılıklı olarak incelensin.'

Bize Koçaryan bununla ilgili herhangi bir cevap veremedi. 'Yapalım' ya da 'yapmayalım' diyemedi.

Biliyorsunuz bir diaspora var. Bu diaspora buradan nemalanıyor, buradan imkanlar sağlıyor. Zaten ilk gündeme getirdikleri şey, 'buradan biz ne kadar tazminat elde ederiz?' Böyle bir gayretin içindeler.

Türkiye olarak, kim hangi yola başvurursa başvursun, kararımız kesindir. Çünkü haklı olduğumuz bir davadır. Biz buna inanıyoruz. İktidara geldik. Türkiye'ye uçak seferleri yoktu. Biz Erivan'a hava kapılarını açtık. Van Gölü'nde Akdamar Adası'nda Ermeni Ortodoks kilisesi vardı. Bu kiliseyi biz devletin hazinesinden restore ettirdik ki bunlar mesaj olsun diye. Bununla da kalmadık. Şu anda Türkiye'de 40 bin civarında Ermenistan'dan kaçıp Türkiye'ye gelen Ermeni var. Biz bunları iade etmedik. Niye? Kaçtıklarına göre sıkıntıları var, dertleri var.

Ülkemdeki Ermeni vatandaşlarımın herhangi bir sıkıntısı yok. Benim partimin yönetim kadrolarında, ilçelerde Ermeni vatandaşlarım var. Biz bu konuda rahatız. Ama ne yazık ki bu diaspora ortalığı karıştırmaya devam ediyor. Dünyanın değişik ülkelerinde ilgili, ilgisiz, gidip oralardan kararlar çıkartıyorlar. Yani üçüncü ülkelerin bu işle alakası olmadığı halde böyle bir kararı verme yetkisi var mı? Ben size soruyorum: Bu kararı verme yetkisini kendilerinde nasıl buluyorlar? Taraf olmadıktan sonra nasıl buluyorlar? Bu yetkiyi onlara kim veriyor?

Bu nedir? Bu bir baskı oluşturmadır. O ülkedeki Ermeni lobileri güçlüyse, paraları çoksa bu tür gayretlerin içine giriyorlar. Bu gayretlerle de oralardan bu tür kararlar çıkartıyorlar. Bu kararlar nereye kadar, kimi nasıl etkileyecek bunları ben bilemem.''

-İRAN DOĞAL GAZI-
Başbakan Erdoğan, ''Türkiye, ABD ve İsrail ile sorunları olmasına rağmen neden enerji konusunda İran'a yakınlaşma gösteriyor?'' yönündeki bir soru üzerine de şunları kaydetti:

''Enerji İran'da da onun için. Bizim doğal gaz noktasında iki kaynağımız var. Biri Rusya, diğeri İran. Veyahut da denizden, ta Cezayir'den, Katar'dan. Hava bozuk olduğu zaman bize doğal gaz nasıl gelecek?

Bakın İran'da şu anda aşırı soğuklar var. İran bile bize şu anda doğal gaz veremiyor. Çünkü diyor, 'ben kendime ihtiyacı karşılayamıyorum.' Biz şu anda eğer tedbirlerimizi almamış olsaydık Türkiye olarak ciddi sıkıntıların içinde olacaktık. Bana söz verdiler 'bugün için doğal gazı vereceğiz' diye. Ama aldığım habere göre henüz doğal gaz pompalamaya başlayamadılar. 51 ilimizde doğal gaz kullanıyoruz. Sanayide, ticarette aynı şekilde doğal gaz kullanımı var. Dünyanın bütün ülkelerinin birbirlerine çeşitli konularda bir bağımlılığı var. Benim doğal gaz ihtiyacımı acaba bu söylediğiniz ülkeler, örneğin İsrail karşılayabilecek mi? Ya da Amerika karşılayabilecek mi? Hayır. Karşılayamadığına göre ben başımın çaresine bakacağım. Dolayısıyla biz birilerinin özel kararları için, tamam benim Amerika özel dostumdur, stratejiğimdir, müttefikimdir. Ama bu noktada onlar da bizi anlayışla karşılamalıdır diye düşünüyorum. Çünkü İran'dan biz bu doğal gazı almak durumundayız. Rusya'dan almak durumundayız. Eğer bu doğal gaz bize gelmezse ciddi sıkıntıları yaşamakla karşı karşıya kalırız. Ve Biz Amerikalı dostlarımızla yaptığımız bu görüşmelerde de zaten onlar da bu konuda önlerine bunu getirince anlayışla karşıladılar. Bu noktada herhangi bir pürüz söz konusu değil.''


Erdoğan, Madrid'de İntercontential Otel'de Europe Press Ajansı tarafından düzenlenen toplantıya onur konuğu olarak katılarak açıklamalarda bulundu ve çeşitli konulardaki soruları yanıtladı.

Türkiye'nin dış politikasında kazandığı çok boyutluluk ve derinliğe paralel olarak son yıllarda, Türkiye'nin küresel düzeydeki etkinliği de büyük ölçüde artırdığını ifade eden Erdoğan, şunları söyledi:

''Ancak özellikle Batı'da Türkiye konusunda hala bir bilgi eksikliği ve hatta bilgi kirlenmesi bulunduğu da bir vakadır. Hükümet olarak, Türkiye'nin hem içeride hem de uluslararası alanda attığı adımların doğru anlaşılmasına ve uluslararası kamuoyuna sağlıklı bilgiler verilmesine büyük önem atfediyoruz. Bu meyanda Türkiye'ye yönelik artan medya ilgisini de memnuniyetle karşılıyoruz.

İnanıyorum ki böylece, Türkiye'nin yakın çevresi ve dünyanın barış, istikrar ve refahına yapmakta olduğu katkılar daha iyi anlaşılmaktadır.

Avrupa'nın iki ayrı yakasında bulunmalarına rağmen İspanya ile Türkiye'yi birbirine yaklaştıran birçok unsur ve ortak nokta mevcuttur. Her şeyden önce ikili bağlarımızın köklü bir tarihi bulunmaktadır. Bugün de siyasi, ekonomik ve kültürel alanlarda verimli bir işbirliği içindeyiz.

İspanya'nın, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne tam üyeliğine verdiği güçlü destek aramızdaki dostluğu pekiştiren bir başka önemli unsurdur.''

İNANÇ SİSTEMLERİ ARASINDAKİ FAY HATLARI

İspanya ve Türkiye'nin de uzun yıllar boyunca terörizmin acılarını yaşadıklarını ve bu sorunun yarattığı tehlikelere karşı son derece duyarlı hale geldiklerini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

'' Türkiye ile İspanya, 11 Eylül sonrasında farklı kültürler ve inanç sistemleri arasında yeni fay hatları oluşması tehlikesini de ilk fark eden ülkeler arasındadır.

İspanya ile iki yıl önce başlattığımız 'Medeniyetler İttifakı' girişiminin, 70'den fazla ülke ve kuruluşun desteğini kazanarak artık insanlığa mal olduğunu görmekten büyük mutluluk duyuyoruz.

Türkiye olarak bu girişimi tüm imkanlarımızla desteklemeye devam edeceğiz. 2009 yılında yapılacak bir sonraki Forum toplantısına da Türkiye'de ev sahipliği yapmak istiyoruz.

Bu girişimin gördüğü büyük desteğin temel nedenlerinden biri, günümüzde toplumların özellikle huzur ve güven ortamına duydukları özlem ve ihtiyacın had safhaya çıkmış olmasıdır. Bu ihtiyacı doğuran etkenlerin başında ise, erişim alanı, finans kaynakları ve etkileri itibariyle küresel bir nitelik kazanmış olan terörizm gelmektedir.''
ümitli_bekleyis isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01-14-2008, 17:09   #3
Kullanıcı Adı
ümitli_bekleyis
Standart 'Bebek katillerine' gerilla demek vicdana ters
İNSANLIĞIN ÖNÜNDEKİ EN ÇETİN SINAV

Erdoğan, terörizmle mücadelenin, bugün insanlığın önündeki en çetin sınav durumunda olduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Şunu özellikle vurgulamak istiyorum; Küresel nitelik kazanan terörizm tehdidiyle mücadele, yine ancak küresel bir işbirliğiyle mümkündür. Yeni nesillere aydınlık, huzurlu ve güvenli bir dünya bırakmak istiyorsak, tüm ülkeler olarak bu uğurda farklılıklarımızı aşmaya, güç birliği yapmaya ve mücadelede başarılı olmaya mecburuz.

2003'te İstanbul'da, 2004'te Madrid'de, 2005'te de Londra'da yüzlerce kişiyi öldüren ve yaralayan bombalar bugün de Irak'ta, Lübnan'da, Afganistan'da ve Pakistan'da patlamaya, her yıl binlerce masum can almaya devam etmektedir. Biz Türk milleti olarak terörizmin yaşattığı acıları ne yazık ki, çok daha uzun yıllardan beri biliyoruz, yaşıyoruz.

Üzülerek ifade etmek zorundayım ki, uluslararası toplumun bütün uyarı ve çağrılarımıza rağmen bu konuda duyarlı bir duruş geliştirmesi ancak acı tecrübelerden sonra mümkün olmuştur.

Pakistan eski Başbakanı Sayın Benazir Butto'nun 27 Aralıkta düzenlenen intihar saldırısında hayatını kaybetmesi, bu acı ve kanlı sürecin çarpıcı bir örneğidir.''

''TERÖRİZMİN İYİSİ KÖTÜSÜ OLMAZ''

Başbakan Erdoğan, karşı karşıya bulunulan tablonun, terörizmle mücadeleyi uluslararası toplum açısından yeniden bir numaralı öncelik haline getirdiğini vurgulayarak, şöyle konuştu:

''Ancak bu mücadelede başarının ilk şartı, terör eylemleri karşısında, bunların faillerine veya saiklerine göre ayrım yapmaksızın aynı refleksleri göstermek, aynı dili kullanmak ve tutarlı olmaktır. Terörizmin iyisi kötüsü olmaz, olamaz; terörün mazereti, gerekçesi de olamaz.

Samimi bir duruş, kimden gelirse gelsin, kime karşı yapılırsa yapılsın hiç bir ayrıma gitmeksizin teröre terör diyebilmekle başlar. Terör eylemleri, amaçları ne olursa olsun, bütün insanlığa karşı işlenmiş birer suçtur.

Uluslararası alanda terör örgütü olarak tescil edilmiş bazı yasa dışı grupların eli kanlı üyelerine kimi çevrelerce, 'özgürlük savaşçısı' gibi masumane adlar takılmasını son derece yanlış ve tehlikeli bulduğumuzu özellikle vurgulamak istiyorum. 'Direnişçiler...' Bunları son derece yanlış buluyorum. Bu anlamda her ülkenin medyası büyük bir görev ve sorumlulukla karşı karşıyadır. Bugüne kadar on binlerce insanın ölümünden sorumlu olan terör örgütü PKK'nın sadece 2007 yılı içindeki saldırıları sonucunda Türkiye'de toplam 200'E yakın güvenlik görevlisi ve sivil hayatını kaybetmiştir.

Son olarak 3 Ocakta Diyarbakır'da PKK'nın bombalı araçla yaptığı saldırıda 5'i çocuk olmak üzere 6 vatandaşımızı kaybettik. Bir eğitim kurumunun önünde patlatılan bomba, masum 5 öğrencinin, hayatlarının baharında katledilmelerine yol açtı. Çocukları katleden, hatta geçmişte beşikteki bebeklere kasteden bir terör örgütünden hala, 'gerilla, ya da özgürlük savaşçısı' olarak bahsedilmesi veyahut da 'ülkemdeki bir etnik unsurun adeta müdafaasını yapan bir grupmuş gibi' bunları gösterme gayreti içerisine girmek insanlığa da vicdanlara da aykırıdır, terstir.''

''TEK HEDEF TERÖR KAMPLARIDIR''

Erdoğan, Türkiye'nin bu saldırılar karşısında, kendi halkının güvenliği için gereken adımları atmaktan başka bir seçeneği olmadığını belirterek, şunları kaydetti:

''Bildiğiniz gibi, TBMM'nin bu amaçla geçtiğimiz Ekim ayında Hükümetimize verdiği yetki çerçevesinde, Irak'ın kuzeyindeki terör yuvalarının dağıtılmasına yönelik operasyonlar bir süre önce başladı. Şunu bir kez daha açıkça ifade etmek isterim ki, bu operasyonlarda Irak halkına hiçbir zarar vermemek için azami özen gösteriyoruz ve bunda da başarılı oluyoruz. Zira özellikle Irak'ın kuzey kesiminde yaşayanlarla, bizim Güneydoğu Anadolu bölgemizde yaşayan vatandaşlarımız arasında akrabalık bağları ayrıca çok ciddi dostuluk bağları var. Ve asırlara dayalı bir tarihi ilişki, bağlar var. Buradaki tek hedef terör kamplarıdır. Zira buradaki kamplarda 4 bin civarında terörist eğitim almıştır eğitim, eğitim almaya devam etmektedir. Bizim yegane amacımız, bir yandan bebeklere, masum çocuklara kastederken, diğer yandan da Türkiye-Irak ilişkilerini zehirleyen PKK terör örgütünün Irak'ın kuzeyindeki mevcudiyetine son vermektir.''

''KERKÜK, IRAK'IN TÜMÜNÜN MALIDIR''

Erdoğan, yüksek teknolojiye ve sağlam istihbarata dayalı bu operasyonlarda kardeş Irak halkına hiçbir zarar gelmemesine büyük özen gösterdiklerini ifade eden Erdoğan, şunları söyledi:

''Zira buruda bizim çok önemli bir hedefimiz var; Irak'ta, özellikle Irak'ın toprak bütünlüğüne, siyasi birliğine özen gösteriyoruz. Bunun yanında Irak'ın yer altı yer üstü zenginlikleri toplam itibariyle Irak halkına ait olmalıdır tezi, tezimizdir. Bunun yanında gerek etnik, gerekse mezhepsel olarak buradaki ayrılıklara karşıyız. Özellikle Kerkük'ün bir etnik unsura teslim edilmesine ve bunun anayasayla bir güvence altına alınmasını yanlış buluyoruz, bunu bugüne kadar savunduk savunmaya da devam ediyoruz. Kerkük, Irak'ın tümünün malıdır, tümünün Kerkük üzerinde hakkı vardır. Ve özel bir statüye Kerkük kavuşturulmalıdır tezi, tezimizdir. Irak'ın huzur ve istikrarı bizim de amacımızdır, bugüne kadar destekledik, bundan sonra da desteklemeye devam edeceğiz. Irak'taki Çok Uluslu Gücün lideri durumundaki stratejik ortağımız ABD ve Irak hükümeti ile işbirliği içinde bu mücadeleyi sürdürmekte kararlıyız. Irak bu noktada bizim için biran önce demokratikleşme yolundaki mücadelesinde başarılı olsun istiyoruz.''

KÜRESEL BARIŞA KATKI

Erdoğan, Türkiye'nin hem bölgesel hem küresel barış, istikrar ve güvenliğe katkıları kendi yakın çevresiyle sınırlı olmadığını belirterek, ''Bugün, Balkanlar'dan Lübnan, Güney Kafkasya ve Afganistan'a kadar uzanan geniş bir coğrafyada BM, NATO ve AGİT misyonlarında etkin bir rol oynuyoruz. Ayrıca, bazı bölgesel sorunların çözümüne ve bunun için gerekli güven ortamının tesisine yönelik gayretlere, ikili ve çok taraflı düzeyde yürüttüğümüz diplomasiyle ciddi katkılar sağlıyoruz'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, 2007 yılının bu konuda çarpıcı örneklerine sahne olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

''Örneğin geçtiğimiz yıl Nisan ayında İran'ın nükleer programı konusunda bu komşumuzla AB arasında gerçekleştirilen görüşmeye ev sahipliği yaptık. Bu sorunun barışçı yollardan çözümüne, ihtiyaç duyulduğu takdirde ileride de yeni katkılarda bulunmaya hazırız.

Yine aynı dönemde, Pakistan ve Afganistan arasındaki sorunların çözümüne katkıda bulunmak amacıyla Türkiye'nin ev sahipliğinde üçlü bir zirve süreci başlattık.

Her iki ülkeyle mevcut yakın bağlarımız çerçevesinde, bölgede güvenlik koşullarının iyileştirilmesi başta olmak üzere, istikrarı sağlamaya yönelik çabalarımızı bundan sonra da sürdüreceğiz.

İsrail Cumhurbaşkanı Sayın Şimon Peres ile Filistin Ulusal Yönetimi Başkanı Sayın Mahmud Abbas'ın geçen Kasım ayında Türkiye'de bir araya gelmeleri, Türkiye'nin bölgede kazandığı güvenin bir başka göstergesi olmuştur. Bunlara ilaveten, Lübnan'ın istikrarına da büyük önem atfediyor ve bu ülkedeki Cumhurbaşkanlığı sorununun bir an önce aşılmasını sağlamaya yönelik çabalara güçlü destek veriyoruz.

Biz, komşusunun sıkıntısını kendi sıkıntısı olarak görüp onu paylaşmayı temel alan bir kültürden geliyoruz. Bu anlayış doğrultusunda Türkiye, Irak, Lübnan, Afganistan ve Filistin'de insani yardım, yeniden inşa ve ekonomik kalkınma çabalarında öncü ülkelerden biri haline gelmiştir. Savaşın yıkımına uğramış ve altyapısı tahrip olmuş bu gibi ülkelerde çok sayıda okul, hastane ve sağlık merkezi tesisi kurduk ve kurmaya devam ediyoruz. Sudan'da bu tür çalışmalar katkımız var.''

''GSMH 500 MİLYAR DOLARA YAKLAŞMAKTA''

Türk ekonomisinin, iç siyasette sağlanan istikrara paralel olarak, son yıllarda düzenli olarak Avrupa ortalamasının üstünde büyüme hızları yakaladığını ifade eden Başbakan Erdoğan, '' Türkiye bugün, 500 milyar Dolara yaklaşmakta olan Gayrı Safi Milli Hasılasıyla dünyanın 17., Avrupa'nın da 6. büyük ekonomisi durumundadır'' dedi.

Türkiye'nin 20 milyonun üzerinde de yabancı turist çeken bir ülke haline geldiğini ifade eden Erdoğan, Türkiye'nin bazı önemli göstergeler bakımından Maastricht ekonomik kriterlerini de bugünden karşılar durumda olduğunu anımsattı. Erdoğan, şöyle devam etti:

''Türkiye enerji alanında Avrupa Birliği'nin dördüncü ana arteri olma yolunda hızla ilerlemektedir. Enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve enerji güvenliğinin sağlanması, Türkiye'nin tam üyeliğinin Avrupa Birliği'ne sağlayacağı somut kazançlardan sadece biridir.

Türkiye, birliğe, genç, dinamik ve çalışkan nüfusu, halkının artan refah düzeyi ve alım gücü, sahip olduğu elverişli yatırım ve üretim ortamıyla sayısız avantajlar sunmaktadır. Türkiye'nin üyeliğini, farklı din ve kültürler arasında ön yargıların giderilmesi, karşılıklı saygı, diyalog ve işbirliği anlayışının kalıcı biçimde tesisini amaçlayan 'Medeniyetler İttifakı'nın mümkün olduğunu göstermesi bakımından büyük bir fırsat diye düşünüyorum. Ve Medeniyetler İttifakı'nın dünyada farklı dinleri, kültürleri, inançları bir araya getirmeyi amaçlayarak Avrupa Birliği'nin bu noktada önemli bir adres olması Türkiye'nin burada en önemli aktör konumunda olması, inanıyorum ki 1.5 milyar nüfuslu İslam dünyası ile Avrupa Birliği'ndeki gayrimüslümlerin veyahut da Hristiyan dünyasının, Batı ile Doğu'nun bütünleşmesine önemli bir vesile teşkil edecektir. Ve başından beri bunu sürekli olarak AB'deki toplantılarda gerek bizler gerekse Dışişleri Bakanlarımız hep ifade etmişlerdir. Şu ana kadar ne yazık ki bazı sıkıntılar hala devam etmektedir, bu ön yargılardan kurtulmamız gerekir diye düşünüyorum, insanları olduğu gibi kabul etmek gerekir. Bütün bunlar, Avrupa'da, Türkiye'nin üyeliğine objektif, ön yargısız ve akılcı biçimde yaklaşan herkesin kabul ettiği hususlardır.''

AVRUPA MEDYASI VE ÖN YARGILAR

Erdoğan, Türkiye'nin son dönemdeki dönüşümün ile bölgesinde yıldızı hızla parlayan bir ülke olduğunu belirterek, Türkiye'nin siyasi ve demokratik açılımlara paralel olarak, ekonomide gerçekleştirdiği atılımlarla bölgenin istikrarına büyük katkılar sağladığını vurguladı.

Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyeliğinin, bu katkıları artıracağını, hem bölgesel hem de küresel barış ve refahın tesis edilmesine yardımcı olacağını belirten Erdoğan, ''Bu noktada özellikle Avrupa'daki gazeteci dostlarımıza büyük görev düştüğüne inanıyorum. Ön yargıların giderilmesinde, yanlış anlamaların yok edilmesinde, medya kilit rol oynamaktadır. Süreç içinde, inanıyorum ki bu ön yargılar ve yanlış anlamalar da giderilecektir'' diye konuştu.

ZAMAN
ümitli_bekleyis isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı





2007-2023 © Akparti Forum lisanslı bir markadır tüm içerik hakları saklıdır ve izinsiz kopyalanamaz, dağıtılamaz.

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir.
5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, şikayetlerinizi ve görüşlerinizi " iletişim " adresinden bize gönderirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır.



Bulut Sunucu Hosting ve Alan adı
çarşamba pasta çarşamba bilgisayar tamircisi