![]() |
#1 |
![]() AMERİKA Birleşik Devletleri’nde Obama’yı maymun olarak gösteren karikatüre tepkileri okuduğum zaman, kendi kendime küçük bir test yaptım.
Biri çıkıp beni maymun olarak çizse, acaba sinirlenir miyim? Çok tarafsız bir içe bakış yapmaya çalıştım. Sonuç şu: Beni maymun olarak çizseler hiç sinirlenmem. Maymun çok sevdiğim bir hayvandır. Bazen başka bir yerde gördüğüm güzel bir şeyi taklit ettiğim zaman, hiç çekinmeden arkadaşlarıma, "maymunluğun meziyetlerinden" söz ederim. Aynı gün bir başka test daha yaptım. Siyah derili bir insan olsaydım ve biri çıkıp beni "maymun" olarak çizseydi sinirlenir miydim? Bu konuda, yeterince empati yapabileceğimi sanmıyorum. O yüzden Başkan Obama’ya, şu soruyu sormayı çok isterdim: "Maymun karikatürünü gördüğünüz zaman ne hissettiniz?" * * * Partisinin amblemi "eşek" olan bir siyasetçi, maymun olarak çizildiği zaman niye kızar? Acaba hayvan olarak "maymun"un kendisini, iğrenç bir hayvan olarak gördükleri için mi? Yoksa, maymunun renginin siyah olmasından dolayı mı? İngiliz gazeteleri, yıllarca, Başbakan Tony Blair’i köpek şeklinde gösteren karikatürler yayınladı. Bildiğim kadarıyla, Blair bunlara dava falan açmadı. Öyleyse maymun karikatürüne bu öfke niye? Bence dünyanın derin bilinçaltındaki bu fenomeni iyi incelemeliyiz. Çünkü bütün dünyada olay yavaş yavaş, mizahta, bazı kişilere ve kurumlara, "dokunulmazlıklar" sağlanmasına doğru gidiyor. Durum böyle olursa, karikatüristler, sadece güçlerinin yettiği insanlarla uğraşacaklar demektir. Veya sadece hoşgörüsü olan insanları çizecekler. Oraya kaldıysak, ben kendi düşüncemi açıklayayım. Beni hangi hayvana benzetirlerse benzetsinler, asla gocunmam. Yani mizah mezhebim geniştir. Ama hangi hayvanları tercih edersin derseniz hemen onu da söyleyeyim. Maymun, kedi, kirpi ilk beşe girer. Koala, panda, ayı ve penguenden acayip hoşlanırım. Beyaz derili bir insan olarak, beyaz köpek olarak çizilmekten de hiç gocunmam. Dediğim gibi, maymunun siyahı, beyazı, sarısı, yeşili de fark etmez. * * * Geçen gün Latif Demirci ile sohbet ediyordum. Bir süre önce, Semra Özal ile Rahşan Ecevit’in birlikte karikatürünü çizmiş ve bu da Hürriyet’te yayınlanmıştı. Ertesi gün Semra Özal telefon edip bu karikatürün orijinalini istemiş. Latif’i dinlerken, 1980’li yıllara döndüm. Özal görevdeyken, zaman zaman Başbakanlık Konutu’na giderdim. Ofis kısmının girişinde bir bekleme odası vardı. Oraya küçük çapta bir karikatür sergisi konulmuştu. Duvarlar Özal’ın karikatürleriyle doluydu. Hep şuna inandım. Özal, karikatürleri ve karikatürcüleri çok severdi. Karikatürcüler de, istedikleri kadar ağır eleştirsinler, eminim içlerinde bir yerde ona karşı sempati beslerlerdi. Mizah onun öfkesini değil, tam aksine bağışlayıcı yanını öne çıkarırdı. Bana kaç defa, "Bekir Coşkun beni çok ağır eleştiriyor, ama ona kızamıyorum. Çünkü bunu mizahla yapıyor" demişti. * * * Mizah, hoşgörünün aynasıdır. Hatta dev aynasıdır. Çünkü hoşgörüsüzlüğü, büyüterek herkesin gözüne sokar. Başbakan Erdoğan’ın giderek belirginleşen otoriter eğilimlerinin ilk işaretleri, kedi karikatürüyle gelmişti. O günlerde, içimdeki erken uyarı sistemi tam çalışmamıştı. Ama, mizahın açtığı yarıktan içeri giren hoşgörüsüzlük ve otoriter eğilimi bugün artık bütün çıplaklığıyla görüyorum. Ertuğrul ÖZKÖK HÜRRİYET
![]() |
|
![]() |
![]() |
|
Sayfayı E-Mail olarak gönder |
![]() |
#2 |
![]() Sizi maymun olarak çizmelerine gerek yok ki sayın özkök..
Onlar olmayan şekillerde çiziyorlar çünkü insanları.. Olan şekillerde değil;) |
|
![]() |
![]() |
![]() |
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
|
|