![]() |
#1 |
![]() Bereketli yıllar dileğiyle
Geçenlerde Antalya’da çok önemli bir toplantı yapıldı “Sağlık Zirvesi”. Bizim gibi bu zirve için gelmiş olan misafirlerden Prof. Dr. Nevzat Tarhan ile yemek yerken Hoca, bazı şeyler anlattı. “Çocuk, dedi, dünyaya gelirken güler. Gülmesinin sebebi o ân âlemi misalde gördüklerinden dolayıdır. Büyüdüğünde elindeki su dolu bardağı dökmeye çalışır. Bardağı o şekilde çevirerek aslında kaslarını sınamaktadır”. İnsan ve zaman birbirinden ayrılmaz iki gerçek. İlim adamları, fikir adamları, edebiyatçılar, ilahiyatçılar, psikologlar, psikiyatrlar, tasavvuf rehberleri, bunlardan ya biri veya diğeri, çok kere de ikisi üzerine kafa yormuşlardır. Tasavvufun zirve isimlerinden Abdülhakim Arvasi Hazretleri, tasavvufu şu şekilde tarif ediyor “tasavvufun 700 çeşit tarifi yapılmıştır, fakat bana göre tasavvuf vaktin kıymetini bilmektir”. İnsan, kâinatın özü. İnsan, dünyaya geldiği ândan itibaren vakti, zamanı tüketmeye başlamaktadır. Onun için lâedri/isimsiz şiirlerden birinde yer alan o meşhur nasihati bir kere daha tekrarlamakta fayda var. “Yâdında mı? Bir zamanlar sen ağlar iken gülerdi âlem/Öyle bir ömür sür ki mevtin sana olsun hande ellere matem!”. Doğarken sen ağlamaktaydın. Öyle bir ömür geçir ki sen gülerken âlem ağlasın. Buradaki “âlem” hem üçüncü kişilerdir, gayr ve hem de yer-gök. Bebek, ailenin bin merakıyla dünyaya gelir. Bir süre sonra bebeklikten ilk çocukluğa geçişte kendisine bisiklet alınır. Alınmasa bile o tekerlekle direksiyonu keşfeder. Böylece yönetme şuuru ilk adımdan itibaren başlar. Ne var ki insanın en fazla mağlup olduğu bu keyfiyettir. İnsanoğlu, zaman yönetiminde çok başarısızdır. Vakit bazıları için nakittir. Bazıları için öldürülecek nesne. Halbuki doğumdan itibaren ölüm yolculuğu başlamıştır. İnsan, ilk çığlıktan itibaren sonsuza doğru akmaktadır. Hangi dinde, hangi örfte, hangi dilde olursa olsun, yeni yıl idraki insanın kendisiyle hesaplaşmasıdır. Bir muhasebedir. İnsan ya kendine yakıştığı gibi muhasebesini, yapar. Veya eğlencenin çılgınlıklarında kendini unutmaya çalışır. İnsan kendinden ne kadar kaçarsa kaçsın. Kendini ne kadar unutursa unutsun. Onu unutmayan bir süreç vardır. İnsan koşmakta, insan “dünya” adlı gölgenin peşindedir. Ölüm de insanın peşindedir. Problem, dert, tasa âlemin ağladığı insanlardan olmak. Hani âlimler için ne denir? “Âlimin ölümü, âlemin ölümü.” Hayatı güzelleştirmek de berbatlaştırmak da insanın elinde. Zamanı layıkıyla yönetip faydalı insan olanlara ne devlet. Kâinatın Efendisi -aleyhisselam- öyle buyurmuyorlar mı? “İnsanların hayırlısı insanlara yararı dokunandır”. Yararı dokunan insanlar. Zararı dokunan insanlar. Yük olan insanlar. Yük çeken insanlar. Dileyen dilediği gibi olmakta serbest. Buna iradeyi cüz’iyye deniyor. Şeyh Sadi Hazretleri, insanı şöyle tarif ediyor. “Yek katre-yi hunest ve hezar endişe.” Bir damla kan ve bin dert. İnsan var ki melekten üstün. İnsan var ki hayvandan aşağı. İstesek de yıllar geçecek, istemesek de. Bereketli yıllar koleksiyonu yapabilenlere ne mutlu. Entellektüel Boyut Rahim Er
![]() |
|
![]() |
![]() |
|
Sayfayı E-Mail olarak gönder |
![]() |
#2 |
![]() İstesek de yıllar geçecek, istemesek de.
Bereketli yıllar koleksiyonu yapabilenlere ne mutlu. Rahim Er he rzamanki gibi harika yazmış,kalemine sağlık... sağol paylaşımın için.... |
|
![]() |
![]() |
![]() |
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
|
|