![]() |
#1 |
![]() İstiklal Marşımızın yazarı merhum M.Akif Ersoy Süleymaniye Camii müdavimlerindendi. Bir ara sabah namazı için camiye gittiğinde ön safta ve köşede birinin hıçkıra hıçkıra ağladığını gördü.Her sabah aynı şeye şahit oluyordu.Camiye ne kadar erken gelse, o zatın daha erken geldiğini görüyor ve hıçkırıklarına şahit oluyordu. Sonunda dayanamadı ve yanına giderek ; - “Kardeşim her sabah buraya geldiğimde , seni gözyaşı dökerken buluyorum . Niçin ağlıyorsun ? Bu kadar kendini perişan etmenin sebebi nedir ??” diye sordu .Adam açıklamak istemeyince Akif ısrarla sorusunu tekrar ediyordu. Bunun üzerine o zat derin bir iç çekti ve gözyaşlarını nasırlı elleriyle silerek şu açıklamayı yaptı : -“ Ben sultan Abdülhamid ‘in en sevdiği komutanlarından biriydim. Bu sıfatla Osmanlıya ve hükümdara çok hizmetlerde bulundum . Ailemiz çok zengin ve varlıklı bir aileydfi. Babam hakkın rahmetine kavuşunca bana ihtiyaç duydular. Bende ordudaki komutanlık görevimden istifamı sultanımıza sundum. Fakat II. Abdülhamid istifamı kabul etmiyordu. Defalarca kapısına gidip aynı talebimi tekrar ediyordum . En sonunda o da bu ısrardan bıkmış olmalı ki hiç istemeyerek benim istifamı kabul etti. Ben artık baba ocağına dönmüş ve işlerin başına geçmiştim . Bu hal üzereyken bir gece rüyamda Hz. Peygamberi gördüm. Sultan II. Abdülhamid de yanında duruyordu. Geniş bir alanda Osmanlı ordularının geçiş yapmasını teftiş ediyorlardı. Düzenli ve Nizamlı ordularının geçişini görünce Allah Resulünün yüzü gülüyor ve komutanlar için dualar ediyordu. Sonra uzaktan bir ordu gelmeye başladı. Ama bu ordunun başında komutan yoktu. Askerler dağınık ve bomboş bir şekilde geçiş yapıyorlardı. Hz. Peygamber Sultanımıza sordu : - Bu ordunun kumandanı nerede? II. Abdülhamid Han da : - “a Resülallah bu ordunun komutanı özel işleri dolayısıyla istifa etti , kabul etmedim . Lakin ısrar edince ben de istifasını kabul etmek zorunda kaldım. “dedi. Bunun üzerine Allah Resülü buyurdu ki ; - Onun istifasını biz de kabul ettik. Akif gözlerinde biriken yaşları mendili ile silerken adam daha yüksek sesle haykırdı : - “Allah aşkına söyle bu bahtsızlığa ben ağlamayayım da kim ağlasın ? …. NOT: Mustafa Turan'ın "Sultan II. Abdulhamid Han " Adlı Kitabından alıntıdır .
![]() |
|
![]() |
![]() |
|
Sayfayı E-Mail olarak gönder |
![]() |
#2 |
![]() Komutan böyle bir olayı bahtsızlık olarak nitelendiriyor ve her sabah namazı gözyaşları ile dua ediyor . Gel de Osmanlı ' yı arama ....
|
|
![]() |
![]() |
![]() |
#3 |
![]() Osmanlının hassasiyetini, bugünlerde duymayan "makam, mansıb" sevadalıları utansın ...
Beynimize kazınması adına bu paylaşım maniadar oldu, teşekkürler. ;) (+) |
|
![]() |
![]() |
![]() |
#4 |
![]() Gerçekten her gün ağlanacak bir olay ve çok güzeldi...
Demek ki gerçekten değerli bir komutanmış... |
|
![]() |
![]() |
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
|
|