AK Gençliğin Buluşma Noktası


Cevapla
Stil
Seçenekler
 
Alt 09-01-2010, 16:19   #1
Kullanıcı Adı
Ertuğrul ÖZGÜL
Standart Bizans'tan günümüze Yassıada tarihi


Yakın tarihte Adnan Menderes'in idam edildii yer olarak bilinen Yassıada Bizans döneminde de işkence yeri olarak kullanılıyormış

Toplumun hafızasında trajik bir hadisenin vukuu bulduğu yer olarak bilinen Yassıada, İstanbul adaları içerisinde ilgi çekici hikâyesiyle özel bir konuma sahiptir. Demokrat Parti mensuplarının yargılandığı, Adnan Menderes ve iki bakanın idam kararlarının alındığı yer olması hasebiyle siyasi tarihimizin sancılı bir dönemine tanıklık eden ada, ne gariptir ki Bizans İmparatorluğu döneminde de benzer bir işlev görmüş, ağır işkencelerin uygulandığı hapishanesiyle ve yeraltı zindanlarıyla imparatorluk halkının en korktuğu adalardan biri kabul edilmiştir.

Bizanslılar’ın, görünümünden ötürü yassı anlamına gelen platy (platea) adını verdikleri ada ile ilgili ilk tarihi kayıtlar, IV. yüzyıla kadar uzanmaktadır. Fakat yaygın görüş, bu asırdan önce de adanın bilindiği ve imparatorluk tarafından kullanıldığı yönündedir. Kaynaklar, IV. yüzyılda yaşamış Ermeni Başpatriği I. Nerses’i, İmparator Valens tarafından adada sürgüne mahkum edilen ilk önemli kişilerden biri olarak zikreder. Bu tarihten sonra IX. asra gelinceye kadar ada ile ilgili herhangi bir kayda rastlanmamaktadır. İmparator Teofilos’un (829–846) hükümranlığı zamanında adaya Platea Manastırı’nın inşa edilmesi ayrıca dönemin ünlü din adamı İgnatios’un da 860 senesinde Kırk Azizler adıyla kilise ve Meryem Ana adına bir mihrap yaptırması, adanın keşişler ve münzeviler tarafından rağbet görmesine vesile olmuştur. Fakat bu hal uzun sürmeyecek, kilisenin altına yapılan mahzenler bir müddet sonra adaya gönderilen mahkumlara en şedit işkencelerin yapılacağı hapishaneler olarak kullanılmaya başlanacaktır. Kilisenin banisi İgnatios ile imparatorluk arasında büyük bir kavganın ortaya çıkmasına sebep olan bu durum, İgnatios’un yandaşlarından birçoğunun kilisenin altındaki mahzenlere kapatılmasıyla son bulmuştur. 19. yüzyılın sonlarına doğru adayı ziyaret eden seyyah Gustave Schlumberger, mahzenleri ve adadaki hapishaneleri şu şekilde tasvir etmektedir.‘Bu korkunç hapishane kayaya oyulmuş geniş yer altı odalarından meydana geliyordu. Bu canlı ölüme mahkum edilen zavallılar zemin hizasından oyulan bir delikten aşağı yuvarlanır, tıkınacakları bir iki lokma da buradan atılırdı. Buraya varlığıyla sorun yaratan, iktidar üzerinde hak iddia eden kimbilir kaç kişi tıkıldı. Kışın rüzgârların dövdüğü, yazın güneşin kavurduğu bu kayalıktaki sürgün, kıraç Marmara Adası’na gönderilmekten dahi korkunç kabul edilirdi. Bîçare mahkumlar kaba askerlere, çoğu kez barbarlara teslim edilir, tamamıyla bunların insafına terk edilirdi.’

Haçlı seferlerinin yol açtığı tahribat, bu küçük adaya dahi ulaşmayı başarmış, Latin korsanlarının 1182’de İstanbul’a saldırıları esnasında ada da istilacılar tarafından yağmalanmıştır. Adayı kendi haline bırakmamakta kararlı olan istilacılar, 1204 yılında yapılan IV. Haçlı Seferi’nde de bir kez daha adaya gelerek manastırı ve kiliseyi yakıp yıkmışlardır. Adanın maruz kaldığı saldırılar bu yüzyıldan sonra da devam etmiş; ada, 14. yüzyılda Rus korsanlarının manastırı harabeye çevirerek içerisindeki 22 keşişi öldürmesine tanıklık etmiştir. Yıldırım Bayezid’in oğlu Musa Çelebi, 1412 senesinde İmparator Ioannes Paleologos’un oğlu Manuel komutasındaki Bizans ordusu ile Yassıada önlerinde karşı karşıya gelir. Ada, Osmanlılar için mağlubiyetle neticelenen muharebe sonrasında define bulma umuduyla gelen maceracıların dışında uzunca bir müddet kimsenin ilgi göstermediği bir yere dönüşür ta ki 19. yüzyılın ortalarına kadar.

İngiltere sefiri Sir Henry Bulwer’ın tam da anlaşılamayan bir maksatla 1858’de Sultan Abdülmecid’den adayı satın alması adanın çehresinin bir anda değişivermesine sebep olur. Bulwer, sahilde Bizans kilisesinin temelleri üzerine Ortaçağ şatolarını andıran bir kale inşa ettirir. Adanın iç taraflarında yaptırdığı yarı çiftlik evi yarı malikâneye benzer bir konutta ikamet eden elçi, en kuytu yerlere dahi fidanlıklar dikmek suretiyle öylesine yoğun bir tarım ve imar faaliyetlerine girişir ki, bu tarihten itibaren Yassıada, İstanbul Levantenleri arasında Bulwer’ın Adası adıyla anılmaya başlanır. Seyyah Schlumberger’in ‘marazi bir muhayyilenin ürünü’ olarak tanımladığı imar girişimleri, Bulwer’e epeyce pahalıya mal olmuştur. Elçinin ‘çılgınca’ denilebilecek girişimi, her geçen gün ortaya çıkan masraflar yüzünden akamete uğramış; adanın satılığa çıkarılmasıyla birlikte nihayete ermiştir. İnşaat sırasında yapılan hatırı sayılır masrafın, adanın satılmasında en önemli amil olduğu belirtilse de İstanbul’da Bulwer hakkında çıkan dedikoduların da satışı etkilediği düşünülmektedir. Söylentiye göre, elçinin adayı almaktaki ve düzenlemekteki amacı, ileride meydana gelebilecek olası bir İngiliz işgaline destek vermek amacıyla adanın bir üs vazifesi görmesidir.

Londra Times Gazetesi’ne verilen bir ilanla, Mısır Hidivi İsmail Paşa’ya satılan adaya ilgi kısa sürmüş, ilk zamanlarda birkaç işçi gönderilerek düzenleme yapılmaya çalışılmışsa da bölge bir müddet sonra sadece balıkçıların ve harabelerde define aramaya gelenlerin mesken tuttuğu bir yer haline gelmiştir.

Yassıada, 1947 yılında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın, burada bir eğitim merkezi kurmasıyla tekrar karşımıza çıkacaktır. Mayıs 1960’a kadar faaliyetini sürdüren merkez, ihtilalin ardından Demokrat Parti milletvekillerinin yargılamalarının yapıldığı mahkemeler olmuştur. İstanbul sakinlerinin pek de dikkat etmedikleri ada, Ekim 1960 ve Eylül 1961 yılları arasında gerçekleşen mahkemeler sayesinde tüm Türkiye’nin ilgisini üzerine çekmiş ve siyasi tarihimizin kara bir dönemine ev sahipliği yapmıştır.

Kendisi de kısa bir müddet Yassıada’da tutuklu kalan Faruk Nafız Çamlıbel’in şu dizeleri, adanın hüzünlü tarihinin bir özeti gibidir.


Bilmiyor gülmeyi sâkinlerinin binde biri

Bir vatan derdi birikmiş bir avuçluk karada

Kuşu hicran getirir, dalgası hüsran götürür;

Mavi bir gözde elem katrasıdır Yassı ada.



Kaynaklar: ‘Yassıada’, Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, c. VII, s. 442

Önder Kaya, Fatih’in Müjdelenen Şehri

Pars Tuğlacı, Tarih Boyunca İstanbul Adaları

Gustave Schlumberger, İstanbul Adaları





Nazlıgül Bulut/ Dünya Bülteni

 

Ertuğrul ÖZGÜL isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı





2007-2023 © Akparti Forum lisanslı bir markadır tüm içerik hakları saklıdır ve izinsiz kopyalanamaz, dağıtılamaz.

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir.
5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, şikayetlerinizi ve görüşlerinizi " iletişim " adresinden bize gönderirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır.



Bulut Sunucu Hosting ve Alan adı
çarşamba pasta çarşamba bilgisayar tamircisi