![]() |
#1 |
![]() Tayyib Erdoğan, İbrahim Karaosmanoğlu, Sefa Sirmen… Sizce bu isimlerin ortak özellikleri nelerdir? Diğer siyasetçilerden farklı olan yönleri neler olabilir? Akademik kariyerleri mi var? Hayır. Çok zeki insanlar mı? Hayır. Çok yakışıklı mı sayılırlar? Yine hayır….. Peki nedir bu 3 ismi aynı potada birleştiren? Nedir onları siyasetin önemli mevkilerinde konumlandıran? Bence; halkla ilişki kurmakta hiç zorluk çekmemeleri, halkı dinleme, onların içine karışma konusunda sıcak ve samimi olmalarıdır. Halka tepeden bakmamaları, onları küçük görmemeleridir. Her kesimden insanlarla rahatça görüşebilmeleri, onlarla kucaklaşabilmeleridir. Özetle halk tipi, halkçı olmalarıdır. Öğrencilik yıllarımı geçirdiğim İstanbul’dan bir örnek vermek istiyorum. Başbakan Erdoğan’ın, şiir okuduğu için mahkum edildiği dönemlerdi. Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediyesi çalışanlarına veda ettiği, belediye binasından ayrıldığı günü, iletişim fakültesinden yeni mezun olan bir genç olarak yakından takip ettim. İnanın her yaştan insan Erdoğan’a sarılmak, sevgisini göstermek için belediye ve bahçesinde toplanmıştı. Anlaşılmaz ve anlatılmaz bir sevgi vardı. Adeta partiler üstü bir görüntü oluşmuştu. Tesettürlü olmayan kadınların çokluğu dikkat çekiciydi. O sevgi, bugünlerin habercisiydi. Kendini aldatmak isteyenler, o gün o kareleri görmek istemedi. Ama bugünkü tablo ortada.
★★★ CENGİZ ÖZDEMİR DE KALİTELİYDİ AMA… Bunları neden anlatıyorum? Kocaeli’nde Büyükşehir Belediyesi için AK Parti’nin adayı belli. CHP’nin de yüzde 99 gibi bir şey. En güçlü 3. parti konumundaki MHP’nin adayı ise belli değil. Peki adaylar var mı? Bugüne kadar konuşulan isimler neler? Kocaeli Üniversitesi Rektörü Sezer Komsuoğlu. Kocaeli Sanayi Odası Başkanı Yılmaz Kanbak. ★★★ Son olarak Kocaeli Devlet Hastanesi eski Başhekimi Şefik Postalcıoğlu’nun da ismi ortaya atıldı. Bu isimleri duyduğum zaman aklıma hep “MHP, Büyükşehir’i kazanmak istemiyor” cümlesi gelmiştir. Neden, diye soracak olursanız, söyleyeyim: Bu insanlar iyi insan olabilirler. Ama bu iş için uygun olmadıkları açık bir gerçek. Oy alabilecek, teşkilatı ikna edecek, halkı peşinden sürükleyecek nitelikte ve çeviklikte değil hiçbiri. Buradaki anahtar kelimelerden biri bana göre “halk”tır. Önemli olan sadece kaliteli olmak değil, öncelikle halkçı ve çok yönlü olabilmektir. AK Parti’nin eski Büyükşehir Belediye Başkan aday adayı ve DYP Kocaeli Milletvekili Adayı Cengiz Özdemir de çok kaliteli bir insandı. Müthiş bir birikimi vardı. Çok profesyonel bir yöneticiydi. Aslan-kaplan, süper-ultra-mega bir adamdı. Ama dedik ya, kaliteli olmak seçilmek için yeter şart değil diye. ★★★ GERÇEK Mİ, YEM Mİ? MHP acaba ne yapmak istiyor? Bu isimleri kim ortaya atıyor? Önüne gelene kim teklifte bulunuyor? Yada bazı isimler teklif aldıklarını öne sürerek pirim yapmaya mı çalışıyor, bilmiyoruz. Ama MHP’nin elinin altında, yukarıda anlattığımız özelliklerin pek çoğuna sahip bir isim var diye düşünüyorum. Çöpçü, esnaf, genel müdür yada sokak çocukları ile çok rahat ilişki kurabilen, müthiş sıcak ve müthiş sempatik bir isim. Adı, Lütfü Türkkan. Sadece sıcaklık, sadece halka yakın olmak yeterli mi? Elbette hayır. Teşkilatın güvenini kazanmak, iyi bir ekiple çalışmak, maddi anlamda güçlü olmak, yöneticilik- tecrübesine sahip olmak ve diğer özellikler de önemli. Peki Komsuoğlu, Kanbak ve Postalcıoğlu’nda yukarıdakilerden kaçı var? Cevabı siz verin? MHP’nin seçimde karşılaşacağı tabloyu siz tahmin edin. Yok, konuşulan bu isimler yem ise, kamuoyunun meşgul edilmesi için ortaya atılmışsa ve bunu ortaya atan kişi herkesin işaret ettiği o isim ise... “ Yenice, o binayı karısına versin ...” Aslında birkaç hafta önce cereyan eden bir olay. Bu zamana kadar özür dilemesini, en azından ağzından çıkan o yanlış cümlelere ilişkin düzeltme yapmasını bekledim. Ama ne özür dileyen oldu, ne de düzeltme yapan… Kocaeli Muhtarlar Derneği Başkanı Süleyman Şen, geçen haftalarda çok büyük bir yanlış yaptı. İzmit Belediye Başkanı Halil Vehbi Yenice ile olan kavgasına başkanın eşini de karıştırdı. İnönü Caddesi üzerinde, Verem Savaş Dispanseri karşısında bulunan küçük, tek katlı binanın kendisine değil de başka muhtarlara verilmesine çok ama çok kızan Şen, başlıktaki cümleyi kullanmış. Haberi bu başlıkla okuyunca önceleri inanmak istemedim ve hemen haberin detayına göz gezdirdim. Süleyman Şen belki “karı” kelimesini kullanmamıştı ama bu detayın dışındaki bütün bilgiler haberin içinde de yazıyordu. Yani kusur tamamen o cümleyi kullanan kişiye aitti. Özetle Süleyman Şen’in durumu bu sıralar hiç iyi değil. Adeta paratoner gibi herkesimden ve herkesin eleştirilerini üzerine çeken, dostlarından bile tepki gören Şen, herhalde yaptığına bin pişmandır. Atalarımız boşuna söylememiş: “Dil ola kese savaşı, dil ola kestire başı”.
![]() |
|
![]() |
![]() |
|
Sayfayı E-Mail olarak gönder |
![]() |
Konuyu Toplam 3 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 3 Misafir) | |
|
|