![]() |
#1 |
![]() ![]() DOĞRULUK Bir gün, öğrencilerimi yazılı imtihan ediyordum. Günlerden perşembeydi. Perşembe, tatil günü olmasına rağmen(Olay, bir Arap ülkesinde geçmektedir. Onun için, Perşembe günü tatildir.), programın yüklü olması sebebiyle, imtihanı o gün yapmak zorunda kalmıştık. İmtihan başladıktan birkaç da-kika sonra, bir öğrenci geldi. Zavallı çok heyecanlı görünüyordu. Ona: - Geç kaldın, imtihana girmene izin vermeyeceğim, dedim. Bana, imtihana almam için yalvarmaya başladı. - Niçin geç kaldın? dedim. O da: - Hocam! Vallahi, uyuyup kalmışım, dedi. Doğruyu söylemesi hoşuma gitti. - Buyur, dedim. Salona girip soruları cevaplamaya başladı. Ondan birkaç dakika sonra başka bir öğrenci geldi. - Niye geç kaldın? dedim. O da: - Hocam! Trafik yoğundu. Biliyorsunuz, sabahleyin herkes, işine gitmek için yollara dökülüyor. Kimi üniversitesine, kimi iş yerine, kimi başka bir yere gidiyor, dedi. Trafikte yoğunluk olduğuna inandırmak için, bana laf saymaya devam ediyordu. Zavallı, o gün, memur ve görevlile-rin tatilde olduğunu unutmuştu. Bel-ki yollarda, bizim öğrencilerden baş-kası da yoktu. Ona: - Yani caddeler çok kalabalıktı, yollar arabalarla doluydu, öyle mi? dedim. - Evet, vallahi, hocam! Hayret! Sanki siz de benim yanımdaymış gibi konuşuyorsunuz, dedi. - Sahtekâr! Yalan söylemek istediğinde, yalanını iyi seç! Bu gün Perşembe, yani tatil. Ne iş var, ne memur ve görevliler var. Trafikteki bu yoğunluk nereden geldi acaba? dedim. O: - Hocam! Söylemeyi, unuttum. Arabanın lastiği patladı da onunla uğraştım, dedi. Zavallı son derece telaşlı ve zor durumdaydı. Güldüm. İmtihan için içeri girdi. Evet, insanların, senin kendilerine yalan söylediğini anlamaları ne kadar kötü! Yalan, insanları senden nefret ettirir, senin onların yanındaki değerini düşürür ve onları artık sana güvenmez hale getirir. Bundan sonra onların bir problemi olsa, onu sana açmazlar. Bir şey konuşsan, onu dikkatle dinlemezler. Yalan, ne kadar çirkin! Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Bir mü'minde her haslet bulunabilir. Ancak hıyanet ve yalan bulunmaz.”(Ahmed; Ebû Ya'lâ. Ravileri, Sahîh'in ravileridir.) Bir defasında Rasülullah (s.a.v.)'a şöyle soruldu: - ![]() - Evet. - Mü'min cimri olur mu? - Evet. - Mü'min yalancı olur mu? - Asla.(Malik, Muvatta. Mürsel hadistir.) Abdullah b. Âmir (r.a.) şunu anlattı: Bir gün, Rasülullah (s.a.v.) bizim evde otururken, annem beni çağırdı ve: - Gel, sana bir şey vereceğim, dedi. Rasülullah (s.a.v.) anneme: - Ona ne vermek istiyordun? dedi. Annem: - Ona bir hurma vermek istiyordum, dedi. Rasülullah (s.a.v.) anneme: - Eğer ona bir şey vermeseydin, sana bir günah yazılacaktı,(Ebû Dâvûd. Hasen hadistir.) dedi. Hz. Peygamber (s.a.v.), ailesinden birinin yalan söylediğini anladığında, devamlı ondan yüz çevirirdi. Çoğu zaman, bazı kimseler, kendilerini asıl halinden daha büyük göstermek için yalana başvururlar. Kişinin, kahramanlıklar, olaylar ve hikâyeler uydurarak yalan söylediğini; söz verip sözünden caydığını, bazı meselelerde zor durumda kalıp çeşitli mazeretler uydurduğu-nu görürsün. Ancak insanlar, onların mazeretlerinin yalan olduğunu hemen anlarlar. İmam ez-Zuhrî, idarecinin karşısında durup bir konuda şahitlik etti. İdareci: -Yalan söyledin, dedi. ez-Zuhrî şöyle haykırdı: -Yalan söylemekten ![]() ![]() Bir gerçek: Yalanın rengi siyah olduğu için, seni aldatıp: Beyaz bir yalan, dediler.
![]() |
|
![]() |
![]() |
|
Sayfayı E-Mail olarak gönder |