![]() |
#1 |
![]() REST çekmek, pire için yorgan yakmak, inceldiği yerden koparmak gibi duygularımız... Yahut Hasan Cemal'in hatırlattığı, "yedi düvele karşı" mücadele hamasetimiz...
Avrupa düşmanımız, Sevr'i getirmek istiyor. Amerika düşmanımız, Türkiye'ye bölmek istiyor! Araplar zaten beş para etmez, Birinci Cihan Harbi'nde bizi arkadan hançerleyenler onlar değil miydi?! Netice, Türkün Türkten başka dostu yok! Şunu hemen söylemeliyim; eğer böyle bir dünyada yaşıyorsak, 'yerimiz yok' demektir! Bu kadar düşmanı olan, bu kadar yalnız kalmış bir ülke bugünkü dünyada yaşayamaz! Ya da Kuzey Kore gibi yaşar, o yaşamaksa! TV'lerde bazı emekli askerlerle onlar gibi konuşan emeksiz sivilleri izliyorum. "Niye güçlü bir Türkiye istesinler?" diyorlar! Dünya, Türkiye'nin güçlenmesinden korkuyormuş, ne zaman şöyle bir doğrulacak gibi olsak çelme takıyorlarmış! Türkiye'den korkuyorlar! Güçlü bir Türkiye elbette birilerini korkutur. Topraklarında gözümüz olduğunu zanneden paranoyak bir iki komşu... Ya da komşularımızdaki fanatik gruplar. Onun dışında güçlü, kalkınmış Türkiye'den kim niye korksun?! Fena mı olur, daha çok mal satarlar bize, bizim de daha çok malımızı satın alırlar. Daha güçlü bir Türkiye, Ortadoğu ve Kafkasya gibi enerji havzalarında istikrar unsuru olur. Bakü-Ceyhan boru hattını Türkiye olarak, tek başımıza, biz mi yaptık? Yoksa böyle uluslararası enerji ve istikrar hesabıyla ve özellikle de ABD'nin bu hesaba dayalı desteğiyle mi yapıldı? Türkiye'nin iyi bir gelecek inşa etmesi böyle akıllı hesaplarla ve dünya dengelerini, dünyadaki büyük çıkar hesaplarını iyi kullanarak mı mümkün olur? Yoksa o düşman, bu düşman diye paranoyalara kapılıp aklımızı kaybederek ve dünyayı karşımıza alarak mı?! Akıllı davranmak Bu paranoyayla karışık meydan okuma tavrımız nereden geliyor? İmparatorluk asırlarından mı? Halbuki imparatorluğun üç yüzyılı fetihlerle geçtiyse, ikinci üç yüzyılı diplomasinin akıllı denge oyunlarıyla geçti. Abdülhamit Meclis-i Mebusan'ı açış nutkunda, geçmişte bu kadar çok kıtalar fethedeceğimize, "tüccar bir millet" olsaydık ne kadar iyi olurdu diye hayıflandı! Atatürk mü yedi düvele karşı savaştı? Haşa! İki cephede birden savaşa girmekten bile özenle sakındı. Bolşeviklerle görüşmeleri çıkmaza sokmaktan ve Batılıları da kızdırmaktan çekindiği için, Kâzım Karabekir'in Doğu harekâtını aylarca ertelettirdi... İzmir'i kurtaran orduyu orada durdurdu, çünkü Çanakkale'de mevzilenmiş İngilizlerle çarpışmaktan sakınma akıllılığına sahipti. Musul-Kerkük yöresinde kahraman gerilla Özdemir Bey, İngiliz mandasına karşı ve Türkiye'ye katılma amaçlı büyük bir halk hareketini başarıyla örgütlediği halde onu neden geriye çekti? Neden acaba? Bir düşünün? Bugün bin defa düşünme zamanıdır, çünkü çağımızda diplomasi, siyaset, hesap, kitap geçmişteki her zamandan daha önemlidir. Bunları niye yazıyorum? Ermeni tasarısından dolayı ABD'ye nasıl tepki göstereceğimizi, Kuzey Irak'taki terör varlığına karşı nasıl harekât yapacağımızı konuşurken, duygusallıkla kendimizi dolduruşa getirmeyelim diye yazıyorum! Hırsla kalkıp zararla oturmayalım diye yazıyorum. Sonuçları iyi hesaplanmış akıllı planlamalarla hareket edelim diye yazıyorum. TAHA AKYOL
![]() |
|
![]() |
![]() |
|
Sayfayı E-Mail olarak gönder |
![]() |
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
|
|