AK Gençliğin Buluşma Noktası
Köşe Yazıları Köşe yazıları burada paylaşılıyor.



Cevapla
Stil
Seçenekler
 
Alt 09-25-2008, 11:20   #1
Kullanıcı Adı
Ak_Kelebek
Standart Erdoğan Türkiye'yi tanımıyor! (Nuray MERT)
Şeker Bayramı icadını neredeyse bir ‘fesat’, bayramı böyle ananları ‘yoz’ niye niteleyen bir Başbakan’ı ürkütücü bulmaya başladım.

Şeker Bayramı
Ailem başta olmak üzere, sosyal çevrem dolayısıyla, üniversiteyi bitirene kadar, değil İslamcı, sağ-muhafazakâr çevre ile en ufak bir bağlantım olmamasına karşın, bugün itibarıyla arkadaşlarımın çoğu, geçmişte veya halen bu çevrenin mensubu olan insanlar. Yakın kadın arkadaşlarımın ezici çoğu başörtülü.
Arkadaşlıktan söz ediyorum, yani konu sosyolojik merak veya kültürlerarası diyalog çabası falan değil, sıradan kafa denkliği. Bu arkadaşlarımla aramızdaki en eğlenceli konulardan biri, yetişme tarzlarımız ve içinde büyüdüğümüz kültürel ortam farkı karşılaştırmalarıdır. Hepimiz yetiştiğimiz çevrelerin birbirini tanımazlığını, karşılıklı önyargıları, ‘keskin sirke’ yaklaşımları tatlı tatlı çekiştiririz. Bazen, siyasi konularda kavga ederiz ama nasılsa hep arkadaşlığımız öne çıkar.
Hiç ‘İnsanlar el ele tutuşsun, hayat bayram olsun’ romatikliği içinde olmadım, ama Türkiye’de yaşanan büyük kültürel çatışmanın yumuşamasında bu zeminin yakalanmasının hep önemli olduğunu düşündüm. Yok, kimseye siyasi veya toplumsal diyalog misyonu ile yapmacık dostluklar öneriyor değilim. Bu, doğal bir seyir takip ederse anlamlı. Yani insanlar içine doğdukları gettolardan sıkılır, daralır, diğerlerini merak eder, sonra farklı çevrelerden kafadarlarını keşfederse mümkün. Yanlış anlaşılmasın, tabii herkesin illa farklı çevreleri merak etmesi veya bu tür keşifler yapması da şart değil. Olabilir de, olmayabilir de.
Bunu da abartmak işi yapmacıklığa götürür.
Tüm bunları bir kez daha düşünmeme neden olan, Başbakan’ın, Şanlıurfa İl Başkanlığı’nın iftarında yaptığı konuşma oldu. Bu kez bayram hakkında konuşmuş; “Bayram adını değiştirdiler, ne oldu bayramın adı tatil... Adını bir başka türlü değiştirmişler şimdi ‘Şeker Bayramı’. Bu dört dörtlük Ramazan Bayramı... Bu kültürel erozyondur aslında. Bunlara fırsat vermemeliyiz. Olması gereken neyse bunu yerinde aynı şekilde değerlendirmemiz lazım...” diye uzayan bir konuşma yapmış.
Yazının başındaki arkadaşlık mevzusunu bu nedenle açtım. İslami çevreden gelen arkadaşlarımla, Şeker Bayramı/Ramazan Bayramı ayrımını defalarca mevzu etmiş, şakasını yapmışızdır. Zira, Başbakan’ın sandığı gibi bu yeni icat olmuş bir şey değil. Ben 48 yaşındayım ve farklı bir çevre ile tanışana kadar bu bayramı hep Şeker Bayramı olarak bilirdim. Muhafazakâr çevrenin, ‘Şeker Bayramcı’ları tatlı su Müslümanı olarak algılamasını anlarım, bu tavırla çok karşılaştım, bu çerçevede kaldığı sürece de hiç rahatsız edici değil. Ama, Şeker Bayramı icadını neredeyse bir ‘fesat’, bayramı böyle ananları ‘yoz’ niye niteleyen bir Başbakan’ı ürkütücü bulmaya başladım.
‘Laik’ çevrelerde din deyince cinleri tepesine çıkanlardan da, dindar muhafazakâr çevrelerde dindar olmayanı, bir kalemde ‘yoz’ bulanlardan da hep rahatsız oldum. Farklı konulardaki siyasal çekişmeler bir yana, toplumsal barışın selametinin, bu iki aşırılığa mesafeli bir alan açmaya bağlı olduğunu düşünürüm. Ben kendi arkadaş çevremde, bu alanı açmanın mümkün olduğunu gördüm, hep genişlemesini umdum.
Şu aralar bu umudum kararmaya başladı.
Siyasi çekişmenin geldiği noktada, işin kültürel çatışmaya varması, çoğunlukla kaçınılmaz oluyor. Ancak, bu konuda hassas, sorumlu, izanlı davranmak gerekmez mi? Bunu en çok Başbakan’dan beklemek durumunda değilmiyiz? Ne demek ‘Bunlara fırsat vermemeliyiz’? Bayramı, Ramazan değil şeker diye anmak kadar masum bir şeye ‘fırsat verip vermemek’ noktasına gelmesi nasıl bir şeydir? Hemen söyleyeyim, benim gibi, bu işlere tanıdık biri için bile ‘ürkütücü’ bir şeydir.
Ben Başbakan’ın bu sözleri birilerini ürkütmek veya hatta inciteceğini bilerek söylediğini sahiden düşünmüyorum. Bir siyaset gözlemcisi olarak, kendisini bu kadar tanıdığımı sanıyorum. Ancak, bu sözlerinin ucunun nereye gittiğini fark etmemesi de, Türkiye’yi yeterince tanımıyor olması da vahim şeyler. Belediye Başkanlığı esnasında, Kasımpaşalı olduğu için meyhane ahalisini de bilip tanıdığını söylerdi. Belki sorun da burada, olay dindar vatandaş ile meyhane müşterisinden ibaret değil. Türkiye de, iktidar partisi de, daha fazla yara almadan biri veya birileri mümkünse Başbakan’a bunları etraflıca anlatmalı.

Nuray Mert
Radikal

 

Ak_Kelebek isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 09-25-2008, 18:29   #2
Kullanıcı Adı
Fasl-ı Gül
Standart
Başbakanımız çok mühim bir konuda gayet isabetli cümeller sarfetmiştir. Her kelime bir değer yüklüdür ve biz bir kelimeyi değiştirmenin o işin manasınıda farklılaştırmak olduğu bilincine vamalıyız. Ramazan Bayramı ve Şeker Bayramı birbirinde ne kadar farklı, "Ramazan" kelimesinin zihnimizde bıraktığı izle "Şeker" kelimesinin zihnimizde bıraktığı iz aynı ise bir şey söylemiyorum ben.. Nuray MERT hanımefendi biraz daha düşüncenin derinliklerine uğrasa o da fark-ı azimi anlayacaktır..

selamlar...
Fasl-ı Gül isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı





2007-2023 © Akparti Forum lisanslı bir markadır tüm içerik hakları saklıdır ve izinsiz kopyalanamaz, dağıtılamaz.

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir.
5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, şikayetlerinizi ve görüşlerinizi " iletişim " adresinden bize gönderirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır.



Bulut Sunucu Hosting ve Alan adı
çarşamba pasta çarşamba bilgisayar tamircisi