![]() |
#1 |
![]() Ne kadar yabancıyız birbirimize... Anlamıyor, anlaşılamıyoruz... Herkesin kendi doğrusu var. Herkes iman ediyor kendi düşündüğüne ve baskın karakter haykırıyor: “Bu böyle olacak, gerisi uymaz töremize!” O töre ki, çoğu zaman sizin yerinize düşünür, hatta sizi sizden daha çok düşünür. Hiç risk aldırmaz size… Size bir eş bulur en uygunundan. Fikriniz bile sorulmaz. Hatta acıdır törenin kanunları çoğu zaman, ağır basar ilahi emirlere bile… Babanız uygun görür, anneniz beğenir hayatın geri kalanını paylaşacağınız insanı sizin yerinize... AĞALAR KARAR VERİR MARABALAR ÜLKESİNDE “Yavrum senin yüreğinde kimse var mı?” sorulmaz. Sorulsa da “Biz böyle münasip gördük” lafı, odadan çıkarken atılır üstünüze. “Sen yine de bir düşün”... Gayrısı zaten mümkün olmaz karar verilmiş de yürek soğutuyor, yarın “Ben sana sormadım mı?” diyecek; cepte bir “bonus” olsun diye. Öyle ya zaten, “Davul bile dengi dengine.” Hepimiz kendi penceremizden baktığımız için... Hepimiz iyi niyetli olduğumuz için ‘ben böyle istiyorum ama...’ diyerek, bir paragraf bile açmıyoruz onun düşüncesine… ‘Doğru, doğrudur ama doğru duyguyla kavuştuğu zaman anlamlı olur’ demiyoruz nedense… HA SİLOPİ, HA MANİSA HA ANKARA AYNI İŞTE Biz MANTIK’la mı yürüyoruz yoksa KALP’le mi?.. İkisinin doğrusu nerede kavuşur birbirine?.. Köyde AĞA... Kasaba da BABA... Şehirde BÜYÜKLER düşünüyor yerimize... Hem de “Sus senin aklın basmaz” nezaketi ve inceliğiyle... Köşe yazarlarına, yorumculara kalsak ‘sürünüyoruz farkında değiliz.’ Oysa onun yazdığı gibi olsa her şey: Onun istediği partiye oy versek, onun ön gördüğü yerlere gitsek, o kitapları okuyup o filmleri izlesek, belediye başkanımızı onun istediği isimlerden seçmiş olsak ‘her şey düzelecek’ (!) işte… Ama cehalet yürek ister o da çok bizde!.. En çok babalardır rizikosuz yaşamayı seven. İtidalli bir akıldır hep duygulardan arınmış, vakur bir hayattır hep düşünülen. Çocuğu istediği ile evlensin hemen bir torun olsun, çocuk değil ‘torun’ diyorum; sonra da güzel güzel geçinsinler ölene kadar öyle... Mehmet’in oğlu İbrahim, eşinden ayrılamaz, bunu yapamaz, bakın İbrahim’e yakışmaz değil ‘Mehmet’in oğlu İbrahim’e yakışmaz’, ‘bizim töremizde böyle şey olmaz’, sebep? Sebep yok. “Ben aleme ne derim, alem ne der ardımızdan bize?”… Anne diyor ki “Ayrılırlarsa ben torunumdan ayrı kalmaya dayanamam… İki gün görmesem ölüyorum...” “İbrahim bu kızı bir bırak, vururum seni...” Dikkat edin ‘torunumu göremezsem vururum seni’… Yani o oğlunu öldürecek göremezse torununu; ölen de onun oğlu olacak sadece, o çocuk torununun babası değil… HER NESİL DÜŞMANDIR BİRBİRİNE Asla ve asla art niyetleri olmasa da ‘ben merkezcil’ oluyor bizim büyükler. En büyük keyifleri de onlar evden çıkınca ardından ağlayan torunlarının yürek dağlayan “N’olur gitmeeeee” çığlıkları. Torununun onu çok sevdiğinin seslendirilmiş hali, üzülmüş olsa da keyifle dönerler evlerine… Her nesil nedense biraz düşmandır birbirine bu yüzden: Anlaşamaz baba-oğul, ana-kız. Bu mantıkla severdi torununu bizim Azmi Baba: “Düşmanımın düşmanı!” derdi Alican’a, “Düşmanımın düşmanı”… Söz manidar ‘Düşmanımın düşmanı dostumdur!” diyenlere… Keşke gençler düşünebilseydi, ihtiyarlar yapabilseydi ama olmuyor işte… Ne kadar haklı olursak olalım, mantık ne kadar doğruyu derse desin siz siz olun o mantığı da duygunuzla süsleyin. “Yav bu oğlanın yaptığı bize uymaz ama nasıl bişey etsek dese Mehmetler...” “Yav ben böyle istiyorum ama ben kaçarken çevremdeki herkesi de yakmak doğrumu acaba?” dese, İbrahimler. Emin olun Emin’ler de sevinecek Emine’ler de… Ve nurdan damlalar düşecek, sorunlar çözüldükçe Ayşelerin, Fatmaların kararmış yüreklerine… Bedirhan GÖKÇE
![]() |
|
![]() |
![]() |
|
Sayfayı E-Mail olarak gönder |
![]() |
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
|
|