![]() |
#1 |
![]() Bir kesimimiz Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanlığına aday olmasını "kötü haber" diye niteliyor.
Türkiye'nin sürekli bir kriz ortamına kayacağına inanılıyor. Daha da önemlisi başta CHP lideri Baykal olmak üzere, ülkenin bir kesim sivil ve asker zinde güçleri, Gül'ün Türkiye'yi bir din devletine dönüştüreceği görüşündeler. Ben bu görüşleri paylaşmıyorum. Abdullah Gül'ü dışişleri bakanlığı süresince yakından izledim. Türk ve yabancı ülkelerin diplomatları ve bakanlarıyla konuştum. Benim tanıdığım Abdullah Gül'ün, iddiaların tam aksine, beklenenin ve tahminlerin ötesinde duyarlı bir Cumhurbaşkanı olacağına inanıyorum. Ben de, Hayrünisa hanımın türbansız olmasını tercih ederdim. Ben de, Türkiye'nin first lady'sinin din konusunda böylesine duyarlı olmaması isterdim. Ben de, Türkiye'nin dış dünya'ya yansıyacak imajının türbanlı bir eş ile olmamasını daha da memnun olurdum. Ancak demokrasilerde herkes her istediğini elde edemiyor. Ayrıca AKP'nin Cumhurbaşkanlığına, Türkiye'nin duyarlıklarına ve koşullarına, Abdullah Gül kadar dengeli ve dikkatle yaklaşacak bir başka aday çıkarabileceğine de hiçbir zaman inanmadım. Ferhat Boratav'ın dediği gibi (www.cnnturk.com/CNNTURKBLOG) Gül'ün yerine eşi türbansız bir başka aday isteyenler, aslında takiyye peşinde koşuyorlardı. "Türbansız olsun da, ne olursa olsun" anlayışı, Çankaya'ya bir emir eri çıkarılmasıyla sonuçlanacaktı. Erdoğan ne derse onu yapacak ve AKP'nin sesi olan bir kişi köşk'e yerleşecekti. Acaba, bizim gözümüze iyi gelecek, ancak iç dünyası çok farklı bir AKP'li Cumhurbaşkanı mı, yoksa Türkiye'yi ve Dünya'yı tanıyan, dengeleri çok iyi bilen, gerektiğinde Tayyip Erdoğan'a dahi HAYIR diyebilecek olan, tüm politikalarında uzlaşı arayan, hoşgörü ile yaklaşan Abdullah Gül'ü mü tercih edersiniz? Ben Abdullah Gül'ü tercih ediyorum. Muhalefet tepki gösterecek, Gül'ü köşk'te rahat bırakmayacak. Ancak yapılacak en haksız suçlama, Abdullah-Hayrünisa Gül çiftinin, Türkiye'yi din devletine dönüştürmek için büyük bir kampanya sürdürecekleridir. Gül ailesinin iç dünyaları kendilerine aittir. Artık Türkiye'nin en üst makamına oturacaklar. İnançlarını bu topluma zorla kabul ettirebilmeleri düşünülemez dahi. Bütün tahminlerimiz yanlış çıkarsa ne yapabiliriz? Rejimimize sahip çıkarız. "Hayır" deriz. Bugün gelinen bu noktada ise, yapılacak tek şey, suni kriz çıkartmak veya tahrik etmek yerine, Gül'ün iyi bir Cumhurbaşkanlığı yapmasına yardımcı olmaktır. Unutmayalım ki, Gül'ün Cumhurbaşkanlığı demokrasinin kurallarına uygun gerçekleşmektedir ve Gül'ün Cumhurbaşkanlığını denetlemek de bizim elimizdedir.
![]() |
|
![]() |
|
Sayfayı E-Mail olarak gönder |
![]() |
Konuyu Toplam 2 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 2 Misafir) | |
|
|