AK Gençliğin Buluşma Noktası
Köşe Yazıları Köşe yazıları burada paylaşılıyor.



Cevapla
Stil
Seçenekler
 
Alt 11-11-2007, 14:49   #1
Kullanıcı Adı
loneliness
Standart Hani cesetler.. diye soranlar o masadaydı!...HASAN KARAKAYA
“Hani cesetler” diye soranlar o masadaydı!
Şimdi, sorulması gereken “asıl soru” şu: Genelkurmay Başkanı sayın Büyükanıt’ın “akreditasyon” uygulamak gibi bir “hak” ve “yetki”si var mıdır?.. Genelkurmay Başkanı ve komutanların, “ayrımcılık” uygulamak, bir diğer tabiriyle; “boykot” etmek veya “ambargo” uygulamak gibi yasal bir “hak, yetki ve görevi” var mıdır?..

Genelkurmay Başkanlığı, “Başbakanlığa bağlı bir kurum”dur.. Başbakanlık ise, hiçbir kişi ve kuruma karşı “akreditasyon” uygulamamaktadır... O halde, “Başbakanlığa bağlı bir kurum”un da, böyle bir uygulama içinde olması kesinlikle kabul edilemez!..
Başbakan, bir “basın toplantısı” düzenlediğinde ne yapıyor?.. Önce “iç ve dış politika” konusundaki “kendi görüşleri”ni açıklıyor, veya “Hükümet’in icraatları”nı anlatıyor, sonra da “soru”ları cevaplıyor!..
Peki, Başbakan’ın, “beğenmediği soruları cevaplamamak” veya “aykırı soru yönelten gazetecilere ambargo uygulamak” gibi bir “hak ve yetki”si var mı?..
Elbette yok!.. Başbakan, sorular ne kadar “uç” ve “sivri” olursa olsun; “tatmin edici” bulunsa da, bulunmasa da nilayetinde “cevap” veriyor...
Dolayısıyla, “Başbakan’a bağlı bir kurum” olan Genelkurmay’ın başındaki “komutan”ların da, “basına ayrımcılık uygulamaması” gerekir!..
Ama, burası Türkiye!.. Sürekli, “Türkiye’nin özel şartları” kavramına sığınan ve bu kavramı bir “zırh” olarak kullanan kişi ve kurumlar, “keyfî uygulamalar” içine giriyorlar!.. Tıpkı, Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt’ın da, aynı “keyfî uygulama”yı sürdürmesi gibi!..
BU GAZETECİLER VATAN HAİNİ Mİ?
Biliyorsunuz... Sayın Büyükanıt, önceki gün “bazı gazetelerin Ankara temsilcileri” ile bir “sohbet toplantısı” yaptı... Ancak, o toplantıya; Vakit başta olmak üzere, Zaman, Yeni Şafak, Bugün, Star, Milli Gazete ve Yeni Asya gazetelerinin temsilcileri çağrılmadı!..
Niye?.. Çünkü “akredite” değillerdi!..
Peki, niye “akredite” değiller?..
Bu gazetelerin temsilcileri “vatan haini” midir?.. Bu temsilciler “asker düşmanı” mıdır?.. Bu temsilciler, “asker kaçağı” mıdır?.. Bu temsilciler, “tecil üstüne tecil” yaptırıp “askerliğini ertelemeye” çalışan birer “cephe kaçkını” gazeteci midir?..
Ya da; “milyonlarca dolar” kazanıp da “vergi”sini vermeyen birer “vergi yüzsüzü” müdür?..
Hayır, hiçbiri değil!..
Bu temsilciler için; değil Genelkurmay Başkanı, herhangi bir kişi bile “vatan haini” veya “vergi yüzsüzü” diyemez!..
Hem, zaten böyle bir “suç”ları olsa bile, bunun hesabını soracak olan “Genelkurmay Başkanı” değil, “bağımsız yargı”dır!..
Adam, gazeteci... Bugüne kadar binlerce “haber” yapmış, binlerce “yazı” yazmış... Bırakın “vatana ihanet”ten veya “askeri küçük düşürmek”ten dolayı yargılanmayı, “mahkeme yüzü” bile görmemiş!..
Gördüyse de “mahkûm” olmamış!..
“Vergi”sini de sürekli vermiş!..
Dahası, askerliğini de “torpilsiz” yapmış!..
Hem de, “sınır”da!..
Peki, böyle bir gazeteciye “ambargo” uygulamanın herhangi bir haklı gerekçesi var mıdır?..
Burada “ölçü” nedir, “kriter” nedir?..
Ya da, daha açık soralım:
“Akreditasyon, hangi yasada vardır?”
Olmadığına göre;
Genelkurmay Başkanı Sayın Büyükanıt, “yasadışı bir tavır” içinde olduğunun farkında mıdır?..
Veya;
“Başka kurumların da akreditasyon uygulaması”, Genelkurmay’ın uygulamasına “haklılık” ve “yasallık” kazandırır mı?..
O SORUYU BİRÇOK GAZETE SORDU
Sayın Büyükanıt bu soruların cevabını düşünedursun, biz gelelim önceki günkü toplantıya...
Sayın Büyükanıt, “akredite” mi, “embedded” mi oldukları tartışmalı meslektaşlarımızın sorularına verdiği cevaplarda şöyle demiş:
“Bazı radikal yayın organları var. (Tabii onlar burada olamaz) Diyorlar ki; ‘Öldürdüğünüz teröristlerin resimlerini niye internet sitenize koymuyorsunuz? Acaba gerçekten tesirsiz hale getiriyor musunuz, yoksa yalan mı?’ diye merak ediyorlar. TSK böyle bir şey yapmaz, yapamaz. TSK’nın toplumda uyandırdığı güveni bir günde yıkarsınız. İlkemiz; Genelkurmay yalan söylemez.”
(....)
“Maalesef bazı organlarda o çocuklar için esir lafı kullanıldı. Bundan daha büyük bir hata olamaz. Savaş esiri kavramı, savaşan iki tarafı öngörmektedir. Bu, yıllardan beri terör örgütünün savaşan taraf statüsünü kazanmak için başvurduğu bir yoldur.”
Şimdi, gelin bu sözleri “tahlil” edelim.
“Bazı radikal yayın organları” hangileridir?..
“Öldürülen teröristlerin toplu fotoğrafları”nı görmek istemek bir suç mudur?..
PKK’lı teröristler, “kaçırdıkları askerler”in fotoğraflarını yayınlayıp “Türk halkının morali”ni bozarak, “örgüt propagandası” yaparken, TSK’nın da “öldürülen teröristler”in fotoğrafını yayınlaması, insanlara “moral” vermez mi?..
Yine soralım: Bunu beklemek suç mu?..
Eğer bu bir “suç” ise söyleyelim;
Bunu isteyenler sadece “radikal (!) yayın organları” değildi... Aynı talebi, “Genelkurmay’daki toplantı”ya davet edilen temsilcilerin mensubu oldukları “akredite gazeteler” de, hem de manşetlerden dillendirmişti...
Evet, “hain saldırıda kritik sorular” soranlar, sadece “radikal”(!) gazeteler değildi...
“PKK’lıların cesetleri niye basına gösterilmiyor?” sorusu da, sadece “radikal”(!) gazeteler tarafından sorulmamış, “akredite gazeteler” de aynı soruyu gündeme getirmiş ve demişlerdi ki;
“Genelkurmay önceki gün 13.00 sularında 23 teröristin etkisiz hale getirildiğini açıkladı. Daha sonra bu rakam 34’e çıktı. Peki cesetler nerede? Dağlıca’da mı, yoksa daha derinlerdeki arazilerde mi?”
Evet, “Bir de... Halk, öldürülen PKK’lıların fotoğraflarını görmek istiyor” diyen de, “akredite gazeteler”di!..
Ama, onlar “toplantıya davetli”ydi... Hem de, sayın Büyükanıt’ın “hemen yanıbaşında” oturuyorlardı!..
Yani, Büyükanıt’ın;
“Tabiî, onlar burada olamaz!” şeklindeki sözleri doğru değildir!..
“Onlar, orada”ydı!.. Hem de; komutanın yanıbaşında!..
Kimbilir, belki de, “Demek ki Genelkurmay Başkanı bizim gazeteyi okumuyor” diyerek üzüntüye bile kapılmışlardır!..
Belki de; “Ohh, iyi sıyırdık” diye sevinmişlerdir!..
“İSTİHBARAT” BÖYLE Mİ ÇALIŞIYOR?
Bu vesileyle, bir hususun altını çizmek istiyorum: Sayın Genelkurmay Başkanı’nın, “radikal” olduklarını iddia ettiği gazetelerin toplam tirajı “1.5 milyon” civarındadır ve bu rakam da, “toplam gazete satışlarının üçte biri” kadardır!..
Bu kadar satışı olan gazetelerin “radikal” yani “uç” olarak değerlendirilmesi mümkün değildir!.
Kaldı ki; böyle bir “ayrım” yapmak, Genelkurmay Başkanı’nın görevi değildir!..
Buradan hareketle, “madalyonun öteki yüzü”ne bakmakta da yarar var...
Biraz önce dediğim gibi;
Genelkurmay Başkanı, “nasıl bir istihbarat” almıştır ki; “PKK’lı teröristlerin cesetleri”ni soran gazetelerin “sadece radikal(!) gazeteler” olduğu bilgisine ulaşmıştır?..
Ona söylenmemiş midir;
“Toplantıya çağrılmayan gazeteler”in yanı sıra, meselâ Akşam gazetesinde, meselâ Vatan gazetesinde de “aynı soru”nun sorulduğu?!?..
Bu nasıl “istihbarat”tır, bu nasıl “bilgilendirme”dir ki, sayın Büyükanıt, “yanlış bilgi” ile “yanlış bir hüküm” vermek durumunda kalıyor?..
Bu yanlış bilgilendirme sadece “gazetelerle sınırlı” kalsa, hiç dert değil... Ama, insan, ister istemez merak ediyor: “Acaba teröristlerle ilgili istihbarat da mı böyle?”
Zaten “asıl sorulması ve sorgulanması” gereken de bu “istihbarat zaafiyeti” olsa gerek!..
“PKK’lıların cesetleri basına niye gösterilmiyor?” sorusunu yönelten basın organları olarak sadece “radikal”(!) gazeteleri gören bir “istihbarat” teşkilatının, “terör ve teröristler” konusunda verdiği bilgilerin de sorgulanması gerekmez mi?..
Kaldı ki;
Sayın Büyükanıt’ı bilgilendiren “istihbaratçı”ların, “radikal”(!) dedikleri gazetelerin gösterdiği “hassasiyet”i de görmesi gerekirdi.
Çünkü efendim; Genelkurmay’a davetli gazetecilerin gazeteleri, birçok defa “esir askerler” ifadesini kullandıkları ve böylece PKK’yı “meşru bir devlet” gibi gördükleri halde, “radikal”(!) dedikleri gazeteler, “PKK’lı teröristler tarafından kaçırılan askerler” ifadesini kullanmaya özen göstermiştir ki, “Genelkurmay İstihbaratı”nın bu hassasiyeti iyi değerlendirmesi ve Sayın Büyükanıt’ı da doğru bilgilendirmesi gerekirdi!..
Öteden beri söylüyoruz... Bizim “akredite olmak” gibi bir talebimiz ve beklentimiz yok...
Genelkurmay’ın, bizi “akredite kapsamı” dışında tutması da, bizim, “ülkemizi ve insanımızı sevmemize” engel olamaz!.. “Akredite” olsak da, olmasak da, bu ülke bizim!.. Hiç kimse de, ne kadar “vatansever” olduğumuzu test edemez!..
Biz, “ambargo”lara ve “boykot”lara maruz kalsak da, “hata”ları söylemeye, “eksik”leri sıralamaya ve “kritik soru”ları sormaya devam edeceğiz:
ETLİYE-SÜTLÜYE KARIŞMA!
Tüm bunlardan sonra, merak ettiğim bir soruyu daha sormak istiyorum: Sayın Büyükanıt; gerçekten de “kriteri belli olmayan” ve “tamamen keyfî” biçimde tespit ettiği “akredite gazeteciler” mi istemektedir, yoksa “askere iliştirilmiş/gömülmüş” anlamına gelen “embedded gazeteciler” mi istemektedir?..
Kısacası; “isabet buyurdunuz paşam” şeklinde başlıklar, “kafa konforu”nu bozmayacak haber/yorumlar ve etliye-sütlüye karışmayan “cevabı kolay sorular” mı istemektedir Sayın Büyükanıt?!?..
Böyle mi “vatansever” olunacak?..
Böyle mi “radikal”likten kurtulunacak?..
Demem odur ki; Sayın Büyükanıt ve komuta kademesi; bir an önce “Genelkurmay kriterleri”ni gözden geçirmelidir!.. Çünkü bu ayrımcılık; “birlik/bütünlük sembolü” olması gereken ordumuzun, “ideolojik bir güç” olarak algılanmasına yol açar!..
“TSK’yı asıl yıpratan” da bu olur!..
Bilmem anlatabildim mi?..
-----------
Kral’a bu hınç niye?
Dünkü gazetelere baktınız mı?.. Kimi “Suudi Arabistan Kralı Abdullah’ın tahtıyla gelmesini” diline dolamıştı, kimi de, Kral’a “devlet övünç madalyası” verilmesini!..
“Kral 400 kişiyle geldi” diyorlardı... “Gelirken som altından tahtını da getirdi” diyorlardı... Kimi de, “Suudi Arabistan Kralı ne yaptı ki ona devlet nişanı veriyorsunuz?” diye soruyordu...
Size bir şey söyleyeyim mi; tüm bu “hazımsızlık”ların temelinde, Kral Abdullah’ın “Müslüman” oluşu yatıyor!.. Bu “alaycı” ifadeler, bu “aşağılayıcı” tavırlar, sırf onun Müslüman oluşundan kaynaklanıyor!.. Hele hatırlayın... Bu ülkeye Pavarotti denilen adam da geldi... Adamın “kıçına uygun tuvalet” yapıldı!... “Bush oğlu Bush” geldi, “odanın tuvaleti” değiştirildi!..
Malum, bir de “Doğu Türkistanlı Müslüman Türklerin katili Çinli lider Zemin” gelmişti...
Ona da, Demirel tarafından “devlet nişanı” takılmıştı!..
Tüm bunlara çıt çıkarmayan “medyatörler”in, kalkıp da Kral Abdullah’ı aşağılamaya çalışması, ancak ve ancak “Müslümanlara düşmanlık”la açıklanabilir!..
Ben, başka sebep göremiyorum!..

Vakit
Yazar: Hasan KARAKAYA

 

  Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 11-11-2007, 23:10   #2
Kullanıcı Adı
CeVHeR
Standart Hani cesetler.. diye soranlar o masadaydı!...HASAN KARAKAYA
Bu adam bir tane ya....
Büyük üstat Hasan Karakaya....
  Alıntı ile Cevapla
Alt 11-11-2007, 23:12   #3
Kullanıcı Adı
Necip Fazil
Standart Hani cesetler.. diye soranlar o masadaydı!...HASAN KARAKAYA
Yazılar temizlenip hizmete sunulabilirse makbule geçer.

VesseLam
Necip Fazil isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 11-11-2007, 23:29   #4
Kullanıcı Adı
selahattin_ay
Standart Hani cesetler.. diye soranlar o masadaydı!...HASAN KARAKAYA
Alıntı:
Necip Fazil Nickli Üyeden Alıntı
Yazılar temizlenip hizmete sunulabilirse makbule geçer.

VesseLam
tabiki de hemen hallediyorum kardesim
paylasan ve ilgilenen arkadaslara tesekkurler
selahattin_ay isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı





2007-2023 © Akparti Forum lisanslı bir markadır tüm içerik hakları saklıdır ve izinsiz kopyalanamaz, dağıtılamaz.

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir.
5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, şikayetlerinizi ve görüşlerinizi " iletişim " adresinden bize gönderirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır.



Bulut Sunucu Hosting ve Alan adı
çarşamba pasta çarşamba bilgisayar tamircisi