|
![]() |
#1 |
![]() HER ÖLEN PİŞMAN OLUR, HER ÖLÜM ERKEN
Temel mezar taşına şöyle yazdırmış; "Öleceğum dedum dedum inanmadıniz, aha ne oldi!" Temel kadar olmasa da ben de bütün mezarlıkların girişine şu yazıyı asmak isterdim: "Burada yatan herkesin ertesi gün işi vardı" ya da "Hepsinin acelesi vardı." Dünya üzerinde hiç kimse "e artık çocukları evlendirdim, dünyalıklarını yaptım, ben de bunca yıl gezdim gördüm yaşadım kimseye bir borcum da yok, artık ölebilirim" demedi. Çünkü herkesin yarına dair planı vardı. Ödenecek fatura, tamir edilecek musluk, gidilecek sinema, alınacak koltuk, bitmeyen toplantılar, yetişmesi gereken dosyalar vs… vs… Ama ölüm bizi bu yoğunluğumuz arasında yaşımıza, yaşamımıza konumumuza bakmadan çekip alacak. Benim bu yazıyı yazmamla sizin okumanız arasında gecen şu kısa zaman içinde dünya üzerinde binlerce insan ölecek. Belki bu yazımı ben de okuyamayacağım. Şair dostum Ali Ulurasba ile sohbet ederken dedi ki; "Dünyada yaşarken öleceğini bilen tek varlık insan." Buz kestiğimi hatırlıyor ve ekliyorum. Üstelik “hem öleceğini hem de hesap vereceğini” biliyor. Öyle ya “ölüm kuşun kanadında” desek de hangi kuş bilir öleceğini. Ya da hangi çiçek, balık... 'Sordum sarı çiçeğe annen baban var mıdır, Çiçek eydür Derviş Baba, annem babam topraktır.' Bilseydi kurbanlık hayvanlar sizce arife günü öyle serile serile yatabilirler miydi? "Ölü ebedi canlı, Ölüm hayatın başı. Sonu meçhul alemin, Kapısı mezar taşı” NFK. Oysa ölümden sonra hayat var diyen de biliyor öleceğini hayat yok diyen de. 'Türkiye deprem ülkesi!' diyoruz, deprem, on-binlerce ölü; 'Trafik kuralları' diyoruz, kaza binlerce ölü; Soba gazı, şofben gazı, maganda kurşunu, bombalı eylem, istedim vermediler çoğaltın da çoğaltın en ucuzundan en pahalısına. Bunu istediğiniz kadar uzatabilirsiniz. Ama dikkat edin sürekli ölüyoruz, seviniyoruz öldürüyoruz, üzülüyoruz ölüyoruz; sonra bütün bunlara rağmen yaşıyorsak, bu sefer bütün bunları kanıksamış olmamıza kızıyor, alınmış sinirlerimize sinirleniyor, kahrımızdan ölüyoruz; ayrıca yav biz, biz ne kadar kolay ölüyoruz! Bir batılıdan duymuştum; “biz tesadüfen ölüyoruz, siz tesadüfen yaşıyorsunuz.” Birebir mantığını kabul etmesem de espri olarak çok hoş ve cuk… Ne ettik ne gördük bu dünyada kötülükten gayrı, Ölünce kirlerimizden temizlenir, Ölünce biz de iyi adam oluruz. Şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış, hepsini unuturuz... Orhan Veli Mevlana 'şeb-i aruz' diyor ona, yani 'düğün gecesi' bir başkası 'toprak olmak','kaybolmak' diyor yağmur öncesi; doğduktan sonra beşikten mezara her adım ölüme doğru atılır ama bilemeyiz. Son adımın bizi nerede enseleyeceğini, içimiz ürperir okunan salada ya da... Önümüzde seyreden cenaze arabasına, rahmet okuruz adını bile bilmediğimiz, son beşik sandukaya. İki kırmızı ışık sonrası unutur, devam ederiz kaldığımız yerden, devam ederiz oysa acele koşuşturmalarımıza. Sonra Nazım Hikmet'in 'en fazla bir yıl sürer yirminci asırlılarda ölüm ağrısı',sözü takılır kalır, paslı dudaklarımıza. Ölenlerimizi zamanla unutuyor unutmanın ne büyük nimet olduğunu anlıyoruz. Ölenleri görüyor yaşama dair hâlâ elimizde fırsat olduğunu anlıyor, yaşamdan, bir derin nefes alıyoruz. Herkesin öldüğü araçtan sağ kurtuluyor, yaşamanın dayanılmaz ağırlığını, taşıyamaz oluyoruz. 'Ölünce nasıl masumiyet çökerse ölünün çehresine Ve nasıl anlamsız bir merhamet çökerse anlamsız yüreklere, Öyle mahzun bakmalı ölen de öldüğüne, Hatta yaşarken gözleri çürümüş ölülere, Bitmişse, kızıllığını avuç avuç içtiğimiz şafaklar Öğleler, ikindiler çoktan geçmişse Bir akşamüstü garipliği sarmışsa her yeri Güneş devrilmiş, renkler solmuş, sesler kesilmişse Son kuşlar da geçip gitmişlerse ufuktan Ve çiçekler bükmüşse boyunlarını dalgın dalgın Bil ki ölüm saati gelmiştir… Ümit Yaşar Bazen kurtuluştur ölüm, dermansız bir hastalıkta arzulanan. Bazen yıkılıştır ölüm en verimli çağda gelip ansızın kurşunlanan. Bazen diriliştir ölüm, peşi sıra binlerce çiçek açtıran. Bazen şehitliktir ölüm, vatan toprağında bayrak gibi sallanan, arzulanan. Bazen yok oluştur ölüm, yaşarken ölümdeki sırrı anlamayan… Her şair-edip-yazar mutlaka yazmış ölüm üzerine, her canlı konuşmuş üstüne. Başlı başına kitaplar yazılmış yüz-binlerce, internette beş milyona yakın sonuç takılmış klavyenin sanal yüreğine. Şimdi bütün bunlara ne eklesin garip Bedirhan Gökçe? Bu yüzden kimseye akıl verecek değilim; 'bak ölüm var şöyle yapın böyle yapın, yetim hakkı, devlet malı, hesap kitap, mezar toprak kul hakkı emeğe saygı .' Ben sadece 'öleceğiz' diyorum, 'öleceğiz işte.' Bu yazıyı okuyup burun kıvıran, sen de, ben de… Sevgimle… Bedirhan GÖKÇE
![]() |
|
![]() |
![]() |
|
Sayfayı E-Mail olarak gönder |
![]() |
#2 |
![]() öleceğiz...öleceğiz işte....bedirhan abimin de dedıgı gıbı, unutmak yada alışmak ne oldugunu bılmedıgım o his olmasa ve ötelere inancımız olmasa nasıl dayanılır ölüm acısına...cok kısa bı sure once öz abım gıbı sevdıgım bırını kaybettım....o kadar cok uzuldum ki ama sonra dşündüm biz Allah verdi Allah aldı dıyoruz ya ınancı olmayanlar
![]() ![]() bu arada bedırhan gokce her hafta www.haberkusagı.com da yazı yazıyor ilgilenenlere duyrulur..... |
|
![]() |
![]() |
![]() |
#3 |
![]() bu arada ayse42 paylaşım için cok cok tesekkur ederım...cok guzel....
|
|
![]() |
![]() |
![]() |
#4 | |
![]() Alıntı:
|
||
![]() |
![]() |
![]() |
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
|
|