![]() |
#1 |
![]() Genelkurmay eski Başkanı Özkök, Fatih Çekirge'ye konuştu.
İnanılmaz bir "zihin kirlililiği" var... Belki de daha çok, "bulanık zihinlerin" kirlettiği tehlikeli bir satrancın yeraltından gelen sinsi hamlelerini yaşıyoruz. Bu hafta bu kritik soruların cevaplarını arayacağız. Sorular iki bölüme ayrılıyor... Birinci bölümde şu sorular var: Abdullah Gül aday olacak mı? Başbakan neden hálá Gül’ün adaylığını açıklamıyor?.. İkinci bölümde ise şu tek soru var: Asker bu konuda ne düşünüyor? Ve ne yapar? Önce ikinci sorunun cevabıyla başlayalım: SORU Abdullah Gül’ün kişiliğine yönelik değil... Herkesin zihninde "habis bir ur gibi" sakladığı şu soru: - Eşi türbanlı olan birisi cumhurbaşkanı olur mu? Başkomutanın bu durumu hakkında askerin tavrı nedir? Bu konuda 12 Nisan’da, 27 Nisan’da Genelkurmay açıklama yaptı. Ve daha sonra sustu... Peki şimdi durum ne? Cumartesi günü Ankara’da çok özel bir karşılaşma yaşıyorum... ALIŞVERİŞTEYDİ Alışveriş Merkezi Armada’da ben oğluma hediye alırken, bir bakıyorum emekli Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök Paşa da orada. O da pazar günü iki yaşına girecek olan torunu için doğum günü hediyesi bakıyor. Konuşuyoruz... Hilmi Paşa her zamanki gibi "temkinli" ifadeler kullanıyor. Soruyorum: - Abdullah Gül aday oluyor... - İzliyoruz. - Peki paşam, sizce eşi türbanlı birisinin cumhurbaşkanı olmasında bir sakınca var mı? Bu soruyu özellikle soruyorum. Çünkü Hilmi Özkök Paşa görevi sırasında ve sonrasında sürekli olarak "hükümete yakın davranmak"la suçlandı... Üslubu diğerlerine göre daha yumuşak bulundu. Özgeçmişine, "Anayasa’ya göre başbakanlığa bağlıdır" ibaresini koydurttuğu için demokrat bulundu... Bu nedenle vereceği cevap çok önemliydi. En azından Özkök Paşa üzerinden yaratılan bazı beklentilerin hangi ölçüde doğru olduğunu gösterecekti... TÜRKİYE’NİN MAKAMI SİYASALLAŞTIRILMASIN İşte cevabı: - Sayın Çekirge, bu çok yanlış olur... Bizim kimsenin başörtüsüyle bir sorunumuz olamaz. Ama onun siyasallaştırılmış halinin devletle bu şekilde ilişkilendirilmesi hatalı olur. Uygun olmaz. Doğru olmaz... - Neden doğru olmaz? - Çünkü, o makam bütün Türkiye’nin dünyaya temsil edildiği bir makamdır... Bu şekilde siyasallaştırılmış bir görüntüyle çok yanlış olur... Bu nedenle uzlaşmanın önemi var... Evet, Özkök Paşa bu konuda böyle düşünüyor. Bir konu daha var. O da şu: - Hilmi Özkök gerçekten söylendiği gibi Büyükanıt Paşa’dan çok farklı mı düşünüyor? Bu konuda biraz da haksızlığa uğradığını söylüyor Özkök. BÜYÜKANIT’LA AYNI KAFADAYIZ Devam ediyor: - Kendisiyle çok yakın çalıştık. Kafalarımız aynıdır. Ben her tatbikatta söylerdim. Yarın bütün telsizler kesildiğinde benim komutanım bu durumda şöyle bir emir verirdi diyerek davranabilmelisiniz. Yani bu bir uyumdur ve bizde vardır... Bu sözlerin anlamı da önemli... Ama daha da önemlisi var... Ciddi bir uyarı da yapıyor Hilmi Özkök: - Görevde olduğum sırada treni devirmeden götürmeye çalıştık. Kavganın, gerilimin kimseye faydası yoktur... Bu yüzden uzlaşma önemlidir. Çünkü hepimiz aynı trendeyiz... Evet, aynı trendeyiz... Bu yüzden bütün vagonlarını kaybetmiş bir trene makinist olmak neye yarar?
![]() |
|
![]() |
|
Sayfayı E-Mail olarak gönder |
![]() |
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
Seçenekler | |
Stil | |
|
|