![]() |
#1 |
![]() Özellikle andıç medyasının leşkerlerinin başını çektiği sentetik gündem tartışmaları hemen her kanalda yayınlanıyor. Geçen akşam televizyonu bir açtım, hemen her kanalda benzer tartışma. Tartışmacıların isimleri farklı; ancak ait oldukları düşünce merkezi hep belli...
Sizleri bilmiyorum ama bana artık gına gelmeye başladı. Andıç medyası bir süre öncesine kadar 'türban konusunun kaşınmasa çözüleceği' şeklindeki palavrasını da çürütürcesine her hareketin altında türban saplantısı görmeye başladı. "Türbanı kaşımayın" diyenlerin ne demek istediği şimdi çok iyi anlaşılıyor. Yani, 'Unutun'... Türban hakkındaki fikirlerimi yazarak yer işgal etmek istemiyorum; zira meslek yaşamımda yüzlerce kez bu konuya değinmişimdir. Meselenin kendini izah ve ifadeyle ilgisi olduğunu da düşünmüyorum artık. Yani muhataplara kalkıp, 'Ya türban siyasi simge değilse! Ya inancı gereği örtünüyorsa! Ya türban ile başörtüsü farklı değilse? Türkiye Malezya olmazsa!' gibi safdil açıklamalar, analizler yapmak niyetinde değilim; çünkü muhatabın bunu bırakınız anlamayı, dinlemeye bile niyet ve tahammülü olmadığından eminim artık. Tartışmaların değil ama bu süreçlerin bu millete büyük katkısı -olumlu- olduğunu düşünüyorum. Tartışma ile ülke kurtarılmış olsaydı Tayland Parlamentosu süper güç olan bir ülkenin parlamentosu olurdu. Kaldı ki, bizimkilerin tartışma ile ilgisi de yok. Bir tarafta klişeler, paranoyalar, aba altından cunta göstermeler, diğer yanda saf saf, 'ama öyle değil ki' demeler. Hiç boşuna enerji harcamaya, nefes tüketmeye gerek yok. Lüzum da yok aslında. Bu tür tartışmalar için davet aldığımda kibarca reddediyorum. Ne yani şimdi Mehmet Ali Birand, benim türban hakkındaki fikirlerimi öğrendikten sonra, 'yahu haklısın ben yanılıyormuşum' mu diyecek? Andıç medyasının ileri gelenleri 'Arkadaş ben saçmalıyormuşum, harbiden bir de sizi önyargısız dinleyelim, mahalle geyiği yapmadan' mı diyecek? Hiç sanmam. Siz de sanmayın... Bu tür programları izliyorsanız bile ciddiye almayın. Birçoğu psikolojik savaşın uzantısı olarak yapılan bu tartışmaların pek azında sadece demagoji olur. Gerisi de hikâyedir zaten. Ama bu tür tartışmaların yapıldığı süreci ciddiye alın. Andıç medyası ve bu ülkenin köşe başını tutan zihniyet karnındakini boşaltmalı. Yoksa daha riskli dönemler yaşar bu ülke. Herkes eteğindeki taşı dökmeli ki, takma kirpikler dökülmeli, rimeller akmalı, makyaj çıkmalı. Gerçek yüzleri, iç organları net olarak ortaya çıkmalı ki, bir daha demokrasi dediklerinde ne kastettiklerini hepimiz bilmiş olalım. Ben şuna inanıyorum: Herkesin bir oyunu, bir kurgusu olduğu gibi İlahi bir kurgu da var. Mazlumun, ezilenin, hakkı yenenin lehine bir kurgu bu ve siz ne yaparsanız yapın bazen nedensiz şekilde çorap örenlerin başı çoraba giriveriyor. Deneyimle sabittir üstelik bu. Çok değil birkaç yıl öncesine, 28 Şubat'a bir göz atarsanız ve o dönemin baş aktörlerinin şu anda nerelerde olduğunu araştırırsanız ne demek istediğimi daha iyi anlamış olursunuz. Andıç medyası gerek içindeki inanç alerjisinden, gerekse patronlarının para ve iktidar hırsından dolayı bu ülkenin değerleriyle kendi taktiğine göre çatışmayı, çarpışmayı tercih ediyor ve edecek. Ancak hesaba almadıkları, 'göbeğini kaşıyan adam, bidon kafalı' diye küçümseyip dışladıkları halktan oluşuyor bu ülke! Onlar için çok acı ama böyle! 01 Ekim 2007, Pazartesi
![]() |
|
![]() |
![]() |
|
Sayfayı E-Mail olarak gönder |
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
|
|