![]() |
#1 |
![]() İngiltere’de yaşadığım dönemde Türkiye’den kalma bir alışkanlıkla sokağa çıkarken yanıma pasaportumu alırdım.
Şaşardı İngiliz arkadaşlarım: “Niye lazım olsun ki” derlerdi. Şimdi kendileri gönüllü oluyorlar mecburi kimlik taşımaya... Sokakta nedensiz çevrilip aranmaya... Telefonlarının habersiz dinlenmesine... Pasaportlarında parmak izine... Amerika’da savcıların yıllardır talep ettiği ve her seferinde Anayasaya aykırı bulunarak püskürtülen kısıtlamalar, Türkiye’nin terörle mücadele için yapmak isteyip de Batılıların “Demokrasiye yakışmaz” diye tu-kaka ettiği sınırlamalar, terör paniğiyle gerçekleştiriliyor birer birer... Kuleler çökmeden “Tarihin sonu” tezini ortaya atarken, “Bundan böyle güçlü devletlerin rolünü piyasa üstlenecek” diyen Francis Fukuyama geçen ay (4 Temmuz 2004) Observer’da “Hayatta kalmamız daha güçlü hükümetlere bağlı” diye yazdı ve “Devleti geri getirin” diye yalvardı. Şaka değil; Batı, otoriter bir ideolojiye kayıyor. Ve can güvenliği için özgürlüğünden cayıyor. * * * Özgürlük ve güvenlik... Birbiri olmadan yaşayamayan, ancak birlikte de asla yapamayan iki sevdalı gibiler. Hiç tek başına varolmadılar aslında; ama doğru dürüst bir arada da olamadılar. Kimi zaman yaklaştılar birbirlerine; kimi zaman yarıştılar. Öne geçen öbürünü özletti... Boğazı sıkıldıkça “güvenlik”, güvenlikten boğuldukça “özgürlük” diye feryat etti insanoğlu... Özgürlük ateş gibi çünkü; azı ısıtıyor, çoğu yakıyor. Güvenlikse su gibi... azı nimet, çoğu felaket... Güvenliksiz özgürlük, kavurup kül ediyor. Baskıya dönüşen güvenlik, hürriyeti söndürüyor. * * * İnsanlık, bugün sahip olduğu hakların çoğunu, asırlar süren kanlı mücadeleler sonucu elde etti. Tarihin her aşamasında özgürlüklerine canı pahasına tutundu. O kanlarla yazdı evrensel hakların beyannamesini... Kırılgan bir cam fanusta narin bir demokrasi kurdu. İşte şimdi ilk ciddi darbede çatırdıyor pamuklar içinde korunan nazenin demokrasinin camları... Asırlık kazanımlarımız, uzakta çöken ikiz kulelerin enkazı altında eriyor. Terörün özgürlükten beslendiğine inandırılmış insanlar gökdelenlerden taşınıyor, uçaklardan iniyor ve atalarının kanı pahasına kazandığı özgürlükleri panik halinde ve kendi eliyle devrediyor. Evdeki huzuru, fırtınalı aşkına tercih etmiş yorgun, yaralı bir aşık gibi, bileklerini gönüllü uzatıyor güvenlik kelepçesinin halkalarına... * * * “Geçici güvenlik uğruna temel özgürlüklerinden vazgeçen toplumlar, güvenliği de özgürlüğü de hak etmezler” diyor Benjamin Franklin... Devamını biz ekleyelim: Biri uğruna diğerinden vazgeçerken, her ikisinden de olabilirler. O yüzden biz birini diğerine feda etmeden, bu dargın aşıkların ikisini birden istiyoruz: Hem can güvenliğimizi hem hürriyetimizi... Can Dündar
![]() |
|
![]() |
![]() |
|
Sayfayı E-Mail olarak gönder |
![]() |
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
|
|