![]() |
#1 |
![]() "Tevafuk" dedikleri bu olsa gerek... "İsmet İnönü'nün ölümünün 34. yılı" münasebetiyle yazı yazmak için oturduğumda, "neresinden başlasam?" diye düşünüyordum ki, saat 13.59'da Anadolu Ajansı'ndan geçen bir haber, "tamam" dedirtti; "işte başlama noktası!" AA'dan geçen Samsun mahreçli haber şöyleydi: "Samsun'da yaklaşık 4 yıl önce İstasyon Mahallesi'ndeki Endüstri Meslek Lisesi'nin bahçesindeki Atatürk büstüne, "Vajina Monologları" adlı tiyatro oyununun afişini yapıştırdıkları iddiasıyla 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanan Ender ünal ve Burak Akçay, bir süre önce beraat etti. Mahkemenin beraat kararının Yargıtay tarafından bozulması üzerine Ender ünal ve Burak Akçay, 7.5 yıl hapis talebiyle yeniden tutuksuz olarak yargılanmaya başlandı." Haberi okuyunca şunu düşündüm: Ender ünal ve Burak Akçay, Atatürk büstüne; "iğrenç bir oyun" da olsa, nihayetinde "bir tiyatro oyunu"nun afişini yapıştırmışlar!.. Elbette saygısızlık, elbette densizlik!.. Peki, aynı işi İsmet İnönü yapınca ne oldu?.. "Millî kahraman!!!" İSMET İNöNü MESAJLARI! Anadolu Ajansı, dün geçtiği Ankara mahreçli haberlerde de, "İsmet İnönü'nün 34. ölüm yıldönümü" dolayısıyla yayınlanan "mesaj"ları duyurdu. O mesajlar özetle şöyleydi: - Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün İstiklal Savaşı'nda son derece önemli görevlerde bulunduğunu, Cumhuriyet'in kurulması ve olgunlaşmasının her aşamasında büyük misyonlar üstlendiğini belirtti. Gül, İsmet İnönü'nün vefatının yıl dönümü dolayısıyla İnönü'nün kızı özden Toker'e bir telgraf göndererek, ''Kurtuluş Savaşımızın büyük kumandanı, değerli siyaset ve devlet adamı ikinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'yü vefatının 34. yıl dönümünde minnet, şükran ve rahmetle anıyorum'' dedi. - TBMM Başkanı Köksal Toptan, 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün ölümünün 34. yılı nedeniyle mesaj yayınladı... Cumhuriyetin kurucularından, ikinci Cumhurbaşkanı, milli mücadelenin Batı Cephesi Komutanı İsmet İnönü'yü, ölümünün 34. yıldönümünde rahmet ve minnetle andığını belirten Toptan, mesajında şunları kaydetti: ''Askeri alandaki başarılarını, devlet yönetimi, diplomasi ve siyasi alanda da sürdüren İsmet İnönü, Cumhuriyet tarihimize damga vurarak unutulmaz devlet adamlarımız arasındaki yerini almıştır. Lozan Antlaşması'nın da mimarı olan İnönü, kritik dönemlerde göstermiş olduğu tecrübeleriyle öncü rolünü sürdürmüş ve sonraki nesillere büyük bir miras bırakmıştır.'' - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün ölümünün 34. yılı nedeniyle yayınladığı mesajda, ''Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün silah arkadaşı ve 2. Cumhurbaşkanımız İsmet İnönü, gerek Kurtuluş Savaşımızda gerekse daha sonra üstlendiği görevlerde bir devlet ve siyaset adamı olarak ülkemize önemli hizmetlerde bulunmuştur" dedi. ATATüRK FOTOĞRAFLARINI KALDIRTAN KİMDİ? Peki, bu mesajlar, "gerçekçi" midir?.. Bu ifadeler "tarihi gerçekler"le örtüşmekte midir?.. Yani, İsmet İnönü; "Atatürk'ün silah arkadaşı" mıdır?.. "Askeri alan"da hangi başarıyı kazanmıştır?.. "Devlet yönetimi, diplomasi ve siyasi alan"lara hangi "damga"yı vurmuştur?.. Her şey bir tarafa; "Atatürk'ün portreleri"ni "devlet daireleri"nden, yani "kamusal alan"dan dışlayan İnönü değil midir?.. Resmi kurumların "duvar"larından Atatürk portrelerini indirip "kendi fotoğrafı"nı asan İnönü değil midir?.. Sadece "duvar"lardan mı?.. "Para"lardan, "pul"lardan, "altın"lardan ve "okul kitapları"ndan "Atatürk'ün fotoğrafı"nı kaldırtıp, yerine "kendi fotoğrafları"nı koydurtan İsmet İnönü değil midir?.. İşte bunun için diyorum ki; İnönü'nün "Atatürk'ün silah arkadaşı" olduğu söylemleri, tamamen hikâyeden martavallardır!.. öyle olmasa; Bir insan; "kardeşlik" kadar değerli olan "asker arkadaşlığı"na ihanet edip de, "para"ların üzerinden ve "duvar"lardan "arkadaşının resmi"ni kaldırıp, "kendi resmini" koyar mıydı hiç?.. Ama, bile bile yutturuyorlar millete!.. öyle bir çarpıtıyorlar ki; "düşman"ları "dost", dostları da düşman zannediyor bu zavallı millet!.. Tıpkı; Yüzlerine "Atatürk maskesi" geçirip de, "vatansever" pozlarına bürünenleri, gerçekten "Atatürkçü" zannettiği gibi!.. HANGİ CEPHEDE SAVAŞTI? Gelelim, "Kurtuluş Savaşımızın büyük kumandanı" olduğu palavrasına!.. Söyleyin Allah aşkına; Kâzım Karabekir'e, "Bırak bu mücadeleyi... Gel kabul edelim Amerikan mandasını. Birer çiftlik alalım. Sen Kâzım Ağa ol, ben de İsmet Ağa..." diyen bir adam değil midir İsmet İnönü?.. Söyleyin Allah aşkına; Kâzım Karabekir'i savaştan caydırmaya çalışıp da, "Gel, birer çiftlik kurup sen Kazım Ağa ol, ben de İsmet Ağa olayım!" dediği iddia edilen biri, "hangi cephede" savaşmış, hangi başarıyı göstermiştir!?!.. Haa, "90 bin askerin donarak ölmesine" yol açan bir Enver Paşa'nın yönettiği "Sarıkamış Harekatı"nın "başarı" olarak görüldüğü, gösterilmek istendiği bir ülkede, İsmet İnönü de "başarılı"(!)dır herhalde!!!.. LOZAN, BİR HEZİMETTİR! İsmet İnönü, hangi "siyaset"i izlemiş, hangi "devvet adamlığı"nı göstermiştir ki, Türkiye'ye "damga"sını vurmuştur?.. Mesela, Lozan Antlaşması; etkileri bugün bile devam eden bir "hezimet" değil midir?.. Malûm, Lozan Antlaşması'yla; Misak-ı Milli sınırları içindeki Musul-Kerkük ve Süleymaniye İngilizlere, Hatay Fransızlara bırakıldı. 12 Ada İtalyanlara, İmroz, Bozcaada ve Tavşanlı adaları dışındaki bütün Ege adaları Yunanistan’a, 1571’den beri Türklere ait olan Kıbrıs İngiltere’ye verildi. Türkiye’nin bütün felâketleri Lozan’la başlamıştır. Kıbrıs’ın bugün sıkıntılara yol açacak derecede bırakılması bir başarı olur mu? çizilen hudutlar ortada iken nasıl "zafer" olarak nitelendirilebilir? Lozan’la; Misak-ı Milli hudutları makasla kesilmiştir. Yanı başımızdaki adaları, 8 kilometrelik uzaklıktaki yerleri Yunan’a bırakan bir anlaşmanın neresi zaferdir?.. Oysa; Lozan’la Türkiye tabuta konuldu, hem de ayakları dışarıda kalacak şekilde!.. “BU HOROZ SESLERİ NEREDEN GELİYOR?” Herhalde bilirsiniz: Lozan sonrası, “İzmir kıyıları”nda dolaşır İnönü... Bir ara, uzaklardan bir “horoz sesi” gelir!.. Sorar İnönü; “Nereden geliyor bu horoz sesi?” Cevap verir yanındakiler; “Adalar’dan!” Şaşkınlıkla konuşur İnönü: “Bu adalar, bize bu kadar yakın mıydı?” Evet, yakındı!.. Hem de, sadece 8 kilometre mesafede ve “horoz sesi”ni duyacak kadar!.. İnönü, "Lozan'ın mimarı"ymış!.. Al sana mimar!.. "HOCALARI TOPTAN KALDIRMADIKçA!!!" “Milli Şef”le ilgili anektotlar bunlarla sınırlı değil. Yine “Millî Şef’li yıllar”da, gariban köylülerin veya hırpanî kıyafetli Anadolu insanının “Meclis Sokağı”ndan geçmeleri “yasak”tı! çünkü efendim; “Görüntüyü bozuyorlar”dı! Bu tür "anekdot"lar o kadar çok ki; saymakla bitmez... Ama, günün manâ ve ehemmiyetini aksettiren son bir anekdot aktarayım... Efendim, dün saat 17.23'te yine AA'dan şu haber geçti: "2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün ölümünün 34. yılı nedeniyle mevlit okutuldu... Pembe Köşk'teki mevlide, İnönü'nün kızı özden Toker ve gelini Sevinç İnönü ev sahipliği yaptı. Basına kapalı gerçekleşen mevlide, İnönü ailesinin yakınları ile 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in eşi Semra Sezer, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın eşi Filiz Büyükanıt, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ'un eşi Sevil Başbuğ, eski MGK Genel Sekreteri Emekli Orgeneral Tuncer Kılınç ve eşi Güney Kılınç, eski Kara Kuvvetleri Eğitim ve Doktrin Komutanı Orgeneral Orhan Yöney'in eşi Emel Yöney, çankaya Belediye Başkanı Muzaffer Eryılmaz da katıldı." Peki, bu mevlidi kim okudu?.. Elbette "hoca"lar okudu!.. Peki, İsmet İnönü, bugün arkasından mevlid okuyan "hoca"lar için ne düşünüyordu?.. Hele hatırlayalım: Dönem "Lozan Anlaşması'nın imzalanmasından sonraki yıllar"dır!.. İsmet İnönü'de, gözle görülür bir değişim başlamıştır!.. "İslâm" ve "Müslümanlar" aleyhine konuşmalar yapmaktadır!.. Kazım Karabekir Paşa, bundan son derece "rahatsız"dır!.. çünkü İsmet İnönü, o günlerde tartışılan "Kur'an-ı Kerim'in Türkçe'ye aynen tercüme ettirilmesi"nin de ötesinde görüşler ileri sürmektedir. Bir gün, "gidişat"tan rahatsızlığını dile getiren Karabekir Paşa'ya şu cevabı verir İnönü: "Müslüman olduğumuz için, istiklalimizi kabul ettiremiyoruz!.. Müslüman kaldığımız sürece, müstemlekeci devletler, bilhassa İngiltere, daima bizim aleyhimizde olacak!.. Hatta, kazandığımız istiklal de, daima tehlikede kalacaktır!" 19 Ağustos 1923'te Mustafa Kemal'in de bulunduğu bir yemekte, İnönü şu ilginç "devrim hamlesi"nden bahseder: "Hocaları toptan kaldırmadıkça hiçbir iş yapamayız!.. Bugünkü kudred ve prestijimizle bu inkılabı yapamazsak hiçbir zaman yapamayız!" İşte İsmet İnönü; işte onun arkasından mevlid okuyan "hoca"larla ilgili düşüncesi!. Uzun lâfın kısası; Bana göre, İsmet İnönü, "Atatürkçü geçinenler" ile "Atatürk'ten geçinenler"in şişirdikleri bir "balon"dur!.. Türkiye'de, "Atatürkçülük" adına sergilenen yasakların altında, aslında "İnönücülük" yatmaktadır!.. Gerisi, lâf-ı güzaf!.. ----------------------------------------------------------------- “ALLAHAISMARLADIK” DEDİK YA! Bilmiyorum, "halktan kopuk" olmanın, "halkın inançları"na sırt çevirmenin neresi "siyaset adamlığı"na veya "devlet adamlığı"na sığar?.. Millet, İnönü'den o kadar yaka silkmiş, o kadar "illallah" demiştir ki; bunu çok kısa ve çarpıcı şekilde "Geldi İsmet, kesildi kısmet" sözüyle ifade etmiştir!.. Evet, "halktan kopuk"tur İnönü!.. öylesine “halktan kopuk” ve “halka yabancı”dır ki; CHP kurmayları, zaman zaman ikaz etmişlerdir İsmet İnönü’yü: “Efendim; biraz yakınlık gösterseniz halka... Dinden, imandan, Allah’tan söz etseniz!” “Millî Şef” İnönü, bir seçim kampanyasında yerine getirir bu talepleri. Miting alanından ayrılırken, “Allahaısmarladık” der meydandaki kalabalığa. Kurmaylar şaşkındır: “Efendim, hani Allah diyecektiniz?” Cevap verir İnönü: “Dedik ya... Allahaısmarladık dedik ya!" Hasan KARAKAYA / VAKİT 26/12/2007
![]() |
|
![]() |
|
Sayfayı E-Mail olarak gönder |
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
|
|