![]() |
#91 |
![]() [center]
![]() ![]() Cumhuriyet gazetesi yaptığı röportajı bile yalanlarla süsleyip verdi. DP Diyarbakır İl Başkanı Ensarioğlu dün kendisine dayanılarak yayınlanan haberi yalanladı. Yalan ve çarpıtma haber yapma konusunda sabıkalı Cumhuriyet Gazetesi, yalan haber listesine bir yenisini daha ekledi. Gazetenin Demokrat Parti Diyarbakır İl Başkanı Galip Ensarioğlu ile yaptığı röportajda, Ensarioğlu'nun ağzından verdiği ifadelerin doğru olmadığı ortaya çıktı. [B]VİDEO------> http://www.samanyoluhaber.com/haber-104956.html[B] |
|
![]() |
![]() |
#92 |
![]() [center]
![]() ![]() [center][B]Show TV'nin KARA ÇARŞAF Yalanı Görüntülerdeki kız öğrenci: Kesinlikle çarşaf giymedim. Zaten görüntülerin çekildiği gün pantolon giydiğim açıkça görülüyordu... Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) İktisadi İdari Bilimler Fakültesi'nde "Kara çarşaflı bir öğrencinin derslere girdiği" haberine konu olan kız öğrenci, haberin çarpıtıldığını iddia etti. "Çarşaf giyen" olarak görüntülenen Türk ve Mısır pasaportlu Nadiye İzzet, "Kesinlikle çarşaf giymedim. Zaten görüntülerin çekildiği gün pantolon giydiğim açıkça görülüyordu." dedi. Türbanın üniversitelerde serbest kalması kararını ilk uygulayan okullar arasında yer alan Karadeniz Teknik Üniversitesi'yle (KTÜ) ilgili bir TV kanalında yayınlanan "Kara çarşaf üniversiteye girdi" başlıklı haberin gerçeği yansıtmadığı ortaya çıktı. Haberde görüntülerine yer verilen KTÜ İşletme Bölümü 2. sınıf öğrencisi; hem Türk hem de Mısır vatandaşı Nadiye İzzet iddiaları yalanladı. Babası Mısırlı annesi Türk olan Nadiye İzzet, Trabzon Gazeteciler Cemiyeti'nde basın toplantısı düzenledi. Nadiye İzzet, görüntülerin çekildiği gün başına siyah örtü taktığını; aşağıdan da pantolon giydiğini söyledi. Ailesinde çarşaf giyenin bile olmadığını dile getiren İzzet, "Görüntülerde pantolon giydiğim apaçık ortada. Sadece başımı siyah bir örtüyle kapatmıştım. Mısır'da bu taktığıma 'Amira' deniyor. Türkiye'de bunlar hazır satılıyor. Ortada tamamen yanlış anlaşılma var. Eğer böyle istismar edileceğini bilseydim siyah renkli örtüyü takmazdım." dedi. Bugüne kadar bu tür bir olayla karşılaşmadığını ve karşılaşmak da istemediğini vurgulayan Nadiye İzzet, "Televizyonda yayınlanan görüntüleri ilk olarak arkadaşlarım izledi ve beni haberdar etti. Ben de internetten izledim. Görüntülerle ilgili 'provokasyon' ifadesi ağır olacak; ama bir istismar olduğu kesin. Bu tür püf noktalar seçilip olay farklı boyutlara çekilmek ve genelleme yapılmak isteniyor." ifadelerini kullandı. Yayınlanan görüntülerle ilgili de açıklamada bulunan İzzet, "O gün iki ayrı öğrencinin cep telefonuyla bizi görüntülediği fark ettim. Ben de bunun üzerine geri çekildim; ama böyle bir olayın başıma geleceğini hiç düşünmedim. Görüntüler çekildiği anda sınıfta ders işleniyordu." dedi. Nadiye İzzet, "Biliyorsunuz yasanın yürürlüğü girmesiyle KTÜ'de türban serbest bırakıldı. Bu tür haberler türbanın yeniden okulumuzda yasaklanmasına yönelik olarak yapılmış olabilir; ama şu anda ne sınıfımızda ne okulumuzda başörtülü-başörtüsüz kavgası yaşanmıyor." diye konuştu. İzzet, yayınlanan görüntülerle ilgili gerektiği takdirde hukuksal girişimlerde de bulunacağını kaydetti. CİHAN |
|
![]() |
![]() |
#93 |
![]() Hürriyetin verdiği haberdeki resim...
![]() Bu da resmin orjinali... ![]() |
|
![]() |
![]() |
#94 |
![]() bu arşiv uzadıkça uzar
|
|
![]() |
![]() |
![]() |
#95 |
![]() Ya bune uydurmadıkları kalmamış :D Uydursunlar korkaklar. MİLLET KAYDEDİYOR KAYIT KAYITT
|
|
![]() |
![]() |
![]() |
#96 |
![]() Bunlar sadece 2007 sonu ve 2008 başı,Allah bilir gözden kaçan kaç yalan haberleri var :-*
Çirkeflikleri ile ilgili bir başlık açılsa yalan haberleri 2'ye katlar. Allah hiç kimseyi bunların seviyesine düşürmesin,yalancı olmak,iftira atmak çok kötü birşey. |
|
![]() |
![]() |
#97 |
![]() [center]
[B]TOKİ'den Vatan'a yalanmala Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanlığı, Üsküdar-Burhaniye'deki arsa satışı ihalesiyle ilgili iddiaların gerçek dışı olduğunu belirtti. TOKİ'den, bazı basın yayın organlarında yer alan haberlerdeki iddialarla ilgili yazılı açıklama yapıldı. Açıklamada, iddiaların gerçek dışı olduğu belirtilerek, şunlar kaydedildi: ''Haberlere konu olan söz konusu arsada ihale sonrası herhangi bir imar tadilatı yapılmamıştır. Yapılan, ihaleden önce Büyükşehir Belediye Meclisinden geçirilen imar planının prosedür uygulamasıdır. Üçüncü ve son ihaleye tek firmanın katıldığı iddiaları doğru değildir. İhaleye 7 firma katılmış, en uygun ve en yüksek teklif veren, ihaleyi kazanmıştır. Yayınlanan haberlerde belirtildiği gibi dördüncü ihale kesinlikle söz konusu değildir.'' Haber Editör |
|
![]() |
![]() |
#98 |
![]() [B]Vakit: Hadi ordan yalancı Özkök Öğrencilerin namaz kılmalarını, oruç tutmalarını; mütedeyyin bürokratların, milletvekillerinin, bakanların ve hatta Başbakan ve Cumhurbaşkanı'nın dinî ibadetlerini yerine getirmesini, ufacık da olsa dinî mesaj vermesini manşete çekerek günlerce tartışma konusu yapan Hürriyet ve Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, bir bürokratın Ağlama Duvarı'nda dua ettiğini ve bir Yahudi ile sarmaş dolaş olduğunu gösteren fotoğrafların “haber değeri olmadığı”nı savundu. Öğrencilerin namaz kılmalarını, oruç tutmalarını; mütedeyyin bürokratların, milletvekillerinin, bakanların ve hatta Başbakan ve Cumhurbaşkanı'nın dinî ibadetlerini yerine getirmesini, ufacık da olsa dinî mesaj vermesini manşete çekerek günlerce tartışma konusu yapan Hürriyet ve Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, bir bürokratın Ağlama Duvarı'nda dua ettiğini gösteren fotoğrafların “haber değeri olmadığı”nı savundu. ![]() YAMAN ÇELİŞKİ Gazetemizde yayınlanan fotoğraflardaki şahsın Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ olduğunu yazan Özkök, olayı, “bir bürokratın bir kutsal mekana gitmesinden ibaretmiş gibi” lanse etti. Özkök'ün; fotoğrafların Hürriyet'e de geldiğini, ancak “haber değeri görmedikleri” için yayınlamadıklarını savunurken, diğer taraftan ise gazetenin Ankara Temsilcisi Enis Berberoğlu'nun hemen kendisini arayarak, durumu anlattığını söylemesi “çelişki” olarak değerlendirildi. Bu durum, akıllara “Gazetenin Ankara Temsilcisi neyin haber değeri taşıyıp neyin haber değeri taşımadığını bilmiyor mu? Berberoğlu önüne gelen her haberde Özkök'ü mü arıyor?” sorularını getirdi. Özkök, söz konusu fotoğrafların Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ'a ait olduğunu belirterek, “Orgeneral Başbuğ'un üzerinde trençkot ve başında bir kasket vardı. Kara Kuvvetleri Komutanı, Kudüs'te Ağlama Duvarı önündeydi ve ellerini duvara dayamıştı” dedi. Ertuğrul Özkök, Ağlama Duvarı'na kendisinin de gittiğini ve Orgeneral İlker Başbuğ gibi ellerini Ağlama Duvarı'na dayadığını açıkladı. ÖZKÖK TELEFONA ÇIKMADI Fotoğraflarını yayınladığımız kişinin Orgeneral İlker Başbuğ olduğunu söyleyen Ertuğrul Özkök, şu sorularımızı cevaplayamadı: 1- Ertuğrul Özkök'ün haber değeri görmesi için fotoğraftaki kişinin mevki ve sıfatı ne olmalı? 2- Aynı bürokrat, bir hoca ya da sarıklı sakallı müslümanla sarmaş dolaş fotoğraf çektirseydi ve bu fotoğraflar Ertuğrul Özkök'e gönderilseydi Hürriyet gazetesi ve Ertuğrul Özkök bu fotoğrafların haber değerini düşünüp yayınlar mıydı? -------- Tersi olsa o bürokratın hayatı karartılırdı Sözkonusu Müslüman dindarlar olunca saldırıda sınır tanımayan Hürriyet'in Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, Ağlama Duvarı'ndaki resimleri, “bir bürokratın bir kutsal mekana gitmesinden ibaretmiş gibi” lanse etti. GAZETECİ NAMUSLU OLMALI GAP Gazeteciler Birliği Genel Başkanı Abidin Kıymaz ise “Bu bürokratın, Kabe duvarına elini süren resmi Ertuğrul Özkök'ün önüne gelmiş olsaydı, ne yaparlardı acaba? Sanıyorum ki, o zaman bunun haber değeri olurdu. Türkiye'de basın ve medyada yer alan, eli kalem tutan kimselerin gazeteciliğe sahip çıkmaları gerekir. Bir bürokrat elini Kabe duvarına attığı zaman bunu 'irtica' olarak sayıp, Ağlama Duvarı'nda ise haber değeri olmayacak kadar düşük görenler bu çelişkiyi bıraksınlar. Gazeteci her şeyden önce namuslu olmak zorundadır” diye konuştu. BÜYÜK TALİHSİZLİK Diyanet-Sen Genel Başkanı Ahmet Yıldız da “Filistin'de vahşet varken, mazlumların yanında değil de, vahşet yapanların mabedinde olmak büyük bir talihsizliktir. Müslüman olan bir ülkenin önde gelen bir bürokratının Yahudilerin mabedine gitmesi, Ağlama Duvarı'nda Yahudiler gibi dua etmesi hoş değil, tasvip etmek mümkün değil. Dinimiz söz konusu olunca 'Laiklik elden gidiyor' diyenler, Yahudilik söz konusu olunca sessiz kalıyorlar. Nerdesiniz laikçiler?” diye sordu. ![]() |
|
![]() |
![]() |
#99 |
![]() [B] AYDIN DOĞAN KOMŞUSUNU MANŞET YAPTI Hürriyet bu haberi niçin manşet yaptı? Aydın Doğan, komşusuna "sahte şeyh" diye Hürriyet'ten vurdu ama işin aslı rant çıktı. Hürriyet Gazetesi'nde dün yayınlanan "Sahte şeyhin mera oyunu" başlıklı haberinin altından ilginç bir gerçek ortaya çıktı. Habere konu olan arazinin hemen yanı başında gazetenin sahibi Aydın Doğan'a ait villa kentin kurulduğu belirlendi. D Yapı tarafından 2004 yılında ruhsat alınarak yapımına başlanan sitede 180 villa yer alıyor. Aydın Doğan'a ait villa kentin yanı başındaki mera olduğu iddia edilen arazinin ise Yaşar Yılmaz'ın tapulu malı olduğu belirlendi. Elde edilen 1979, 1982, 1989 ve 1992 tarihli 6 adet resmi tapuya göre Yaşar Yılmaz'ın 26 dönümlük arazisi bulunuyor. Arazilerin tamamı tapu kayıtlarında 'tarla' olarak geçiyor. Yine resmi tapu kayıtlarına göre arazilerin söz konusu tapu tarihlerinde para ödenerek satın alındığı belirlendi. Akfırat Belediyesi'nden yapılan açıklamada ise haberlerin arkasında rant kavgası olduğu iddia edildi. Aydın Doğan'ın gazetelerinde yer alan haberin komşusu Yaşar Yılmaz'ı da üzdüğü öğrenildi. ![]() Hürriyet Gazetesi'nde dün ilginç bir şeyh-arazi haberi yayınlandı. Haberde, "İstanbul'un Tuzla ilçesine bağlı Akfırat Beldesi'nde, beş yıl önce jandarma operasyonuyla çete suçundan tutuklanan, 15 kadınla harem kurduğu çiftliğine 'mera alanı' olduğu gerekçesiyle yıkılıp el konulan sahte şeyh Yaşar Yılmaz, aynı araziye bu kez imar oyunuyla geri döndü." ifadeleri kullanıldı. 28 şubat sürecinde bu iddialarla gündeme gelen Akfırat, daha sonra İstanbul'un rantı en yüksek alanları içerisine girdi. Beldede arsaların metrekaresi şu anda 100 YTL'nin üzerinde değer görüyor. 28 Şubat sürecinde irtica haberleri ile gündeme gelen Yaşar Yılmaz'ın bölgeden jandarma zoruyla çıkartılmasından sonra pek çok büyük şirket Akfırat'ta lüks siteler kurdu. Söz konusu şirketler arasında irtica haberlerini yayımlayan Doğan grubuna ait D Yapı da yer alıyor. D Yapı'ya ait Akfırat Evleri 180 villadan oluşuyor. Konutların satış fiyatları milyon dolardan başlıyor. Akfırat'ta lüks konutlar inşa eden Doğan Grubu'nun gazetelerinde yer alan haberler ise dikkat çekici. Hürriyet'in haberinde "Belde belediyesinin vatandaşlardan muvafakat belgesi alıp Tarım İl Müdürlüğü'ne başvurması üzerine Valilik Mera Komisyonu araziyi mera vasfından çıkarıp kamu ortak alanı olarak tahsis etti. Belediye, 166 dönümlük araziden, Yaşar Yılmaz'a 25 dönüm, oğlu Enes'e iki dönüm, Akfırat Belediye Başkanı Hilmi Yıldız'a 900 metrekare, oğlu Enes Yıldız'a 13 dönüm hissenin metrekaresi 20 YTL'den (gerçek değerinin 1/13'ü) hisse sattı. Yaşar Yılmaz, belediyenin tümüyle yasadışı olduğu belirtilen bu işlemleriyle, daha önce zorla atıldığı çiftlik arazisine bu kez sınırları daha da genişletilerek dönmüş oldu." iddialarına yer verildi. İddia edilen arazi Yaşar Yılmaz'ın tapulu malı Ancak, habere konu edilen arazi resmi kayıtlarda Yaşar Yılmaz'ın tapulu malı olarak gözüküyor. Bahsedilen imar uygulaması ise Yaşar Yılmaz'a ait araziyi kapsamıyor. Belediye kayıtlarına göre haberde iddia edildiğinin aksine Yaşar Yılmaz'a ait arazilerin söz konusu imar uygulamasının dışında kaldığı belirlendi. Resmi tapu kayıtlarına göre Yaşar Yılmaz'a ait araziler şöyle: 11 Eylül 1979 tarihli tapu senedine göre 4 bin 800 metrekare, 9 Temmiz 1979 tarihli tapu senedine göre 5 bin 100 metrekare, 22 Eylül 1982 tarihli tapu senedine göre bin 900 metrekare, 11 Eylül 1979 tarihli tapu senedine göre 4 bin 800 metrekare, 9 Eylül 1989 tarihli tapu senedine göre 7 bin 200 metrekare, 14 Mayıs 1992 tarihli tapu senedine göre 4 bin 800 metrekare, 19 Nisan 1982 tarihli tapu senedine göre 4 bin 800 metrekare. "İddiaların arkasında rant kavgası var" Haberde yer alan iddialar üzerine dün Akfırat Belediyesi'nden de yazılı bir açıklama yapıldı. Belediyenin açıklaması şöyle: "Tüm iddialar, bölgemizden rant hedefleyenlerce uydurulan iddialardır. Beldemizde 2004 yılı itibariyle mera vasfı taşıyan 6 pafta 1140 parsel, belediyemizin 29.04.2004 tasdik tarihli Islah İmar Planı ile planlanmış ve 2004 yılında çıkarılan 5273 Sayılı "Arsa Ofisi Kanunu ve Toplu Konut Kanununda Değişiklik Yapılması ile Arsa Ofisi Genel Müdürlüğünün Kaldırılması Hakkında Kanun" ile mera vasfından çıkartılarak TOKİ'ye devredilmiştir. Söz konusu parsel, bu tarihten sonra imar parseli olarak TOKİ adına uygulamaya girmiştir. Dolayısı ile sahte imzalarla mera vasfından çıkarıldığı tamamen uydurma ve gerçek dışıdır. Böyle bir sahtekarlığın olma ihtimali de zaten yüce mahkeme ve savcılar tarafından belediyemizin talebiyle araştırılmaktadır. Söz konusu uygulamadan kamuya ait 300.000 metrekarelik bedelsiz alan oluşturulmuştur.(Yol, park, okul yeri ve sosyal donatılar) Aynı zamanda 40 yıldır kangren haline gelen bu bölgedeki imarsızlık, bu uygulamayla çözüme kavuşturulmuştur. Belediyemizin bu hakkı, ilgili yasa maddelerinde de açıkça gösterilmiştir. Yapılan bu uygulama da vatandaşlarımız tarafından memnuniyetle karşılanmış sivil toplum kuruluşları tarafından belediyemize defalarca teşekkür plaketleri verilmiştir. Belediyemizin Fırat Mahallesinde 3194 Sayılı İmar Kanununun 18 Maddesine istinaden yapmış olduğu imar uygulamasına toplam 635.000 metrekarelik alan girmiştir. Bu alanda 1075 malik bulunmaktadır. Bu alan içerisinde de Yaşar Yılmaz adlı kişiye ait 26.300 metrekare yer mevcuttur. Bu arsalar 1979, 1980,1982 ve 1992 yıllarında alınmış olup, tapuları hem belediyemizde hem de Tapu Kadastro Müdürlüğünde mevcuttur. Dolaysıyla; söz konusu kişiye 18 uygulaması ile tahsis edilmiş her hangi bir yer söz konusu değildir. 18 uygulamasında hiç kimseye yer tahsisi yapılamaz. Ancak var olan tapuları da belediyemizin iptal etme gibi komik bir yetkisi yoktur!" http://www.samanyoluhaber.com/haber-104572.html |
|
![]() |
![]() |
#100 |
![]() [B]AK Partili vekilleri istifa ettirdiler ! İddiaya göre ANAP kökenli 4 vekil Erdoğan'ın "trenden inen binemez" sözüne kızıp istifaya kalkmıştı. Haberde adı geçen vekiller bakın ne dedi? İnternethaber'in haberine göre ANKA Haber Ajansı'nın ANAP kökenli 4 Ak Parti vekililin istifa kararı aldığına ilişkin haberi balon çıktı. ÖNCE İSTİFA ETTİRDİ, SONRA VAZGEÇİRDİ ANKA Haber Ajansı dün ANAP kökenli 4 Ak Parti milletvekilinin istifanın eşiğine geldiğini duyurdu. Habere göre Erdoğan’ın “Trenden inen bir daha binemez” sözlerine kızan Ülkü Gökalp Güney, Vahit Erdem, Yaşar Eryılmaz ve Feyzi İşbaşaran, ANAP kökenli eski Adalet Bakanı Oltan Sungurlu’yla yemekte bir araya geldi. Yemekte istifa kararı alan bu dört vekil, yine ANAP kökenli bir vekilin ısrarlarıyla kararlarından vazgeçti. Haberde ismi geçen Sağlık Eski Bakanı ve Ağrı Milletvekili Yaşar Eryılmaz şöyle konuştu: "Yok öyle bir şey tamamen spekülasyon... Haberi yazan ajans mühtemelen temennisini dile getirmiştir. Tespit yapıp yazmamıştır. Böyle bir durum söz konusu değil. Ben trene ara istayonda bindim ama siyasi konjektürün böyle dalgalı olduğu bir dönemde, partinin içinden geçtiği bu dönemeçte istifa etmek bana yakışmaz." ![]() TRENDEN İNMEYECEĞİM "Ben trenden inmeyeceğim. İnmeyi de düşünmüyormu. Evet ismi geçen kişiler ANAP kökenli. Zaten Ak Parti de ANAP'ın içinde barındırdığı felsefelerden birinden doğmuştur. Şu anda böyle bir istifa sözkonusu değil. Tümüyle yalan. Diğer arkadaşlarımda da konuştum. Hiçbirinde böyle bir düşünce yok" GİZLİ TOPLANTIYA KATILMADIM Vahit Erdem de, "Doğru değil, yanlış bu. Ben de gazetelerde okudum. Kimseyle yemek yemedim. Hiçbir siyasi toplantım olmadı. Benim ismimin yer aldığı haberler tamamen yanlış" dedi. "Bir istifa düşünceniz var mı?" şeklindeki soruya karşılık Vahit Erdem, "Yok... Bir istifa düşüncem yok. Şu an bir iktidar var, siyasi yelpaze var. İçinde bulduğum partide devam ediyorum. İstifa düşüncem de yok" şeklinde konuştu. Başbakan Erdoğan'ın 'trenden inen bir daha binemez' sözünün hatırlatılması üzerine Erdem, "Trenden inmek derken partiyi kastediyor. 'Partiden ayrılan bir daha giremez' diyor. Zaten ayrılan niye gelsin, ayrılmak üzere istifa ediyor. Buna bişey demiyorum. Doğru bu. İstifa eden niye geri dönsün. Ama benim böyle bir niyetim yok" diye konuştu. Vahit Erdem "istifanız cebinizde deniliyor" sorusuna ise cebinin içini göstererek "bakın yok öyle bir şey" diye esprili yanıt verdi. http://www.samanyoluhaber.com/haber-105573.html |
|
![]() |
![]() |
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
|
|