AK Gençliğin Buluşma Noktası
Köşe Yazıları Köşe yazıları burada paylaşılıyor.



 
Stil
Seçenekler
 
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
Alt 01-12-2009, 23:01   #1
Kullanıcı Adı
HAKK DAVA
Thumbs up KURTULMUŞ’la Erdoğan Arasındaki Fark
KURTULMUŞ’la Erdoğan Arasındaki Fark



Hükümet, İsrail'in Filistin'deki soykırım girişimini başlangıçta beylik laflarla karşıladı. Ancak, 6 Ocak Salı günü Başbakan'ın partisinin grubunda yaptığı konuşmada iktidarın önemli ölçüde sert tepki vermeye başladığını gördük.

Hiç kuşku yok, bu, aziz milletimizin Saadet Partisi'nin öncülüğünde İstanbul Çağlayan Meydanı'nda ortaya koyduğu tarihi uyarının bir yansımasıydı. Bu tarihi olay hepimize ayrıca "yapıcı, yol gösterici muhalefet"in nasıl olduğunu da gösterdi.

Başbakan sözünü ettiğimiz grup toplantısında İsrail'in akıttığı kanda boğulacağını söyledi. Doğrudur. Ama bu kendiliğinden olmaz. Venezuela'nın başkanı sadece ırkçı emperyalizme karşı olduğu için İsrail elçisini sınırdışı etme kararı aldı. Oysa, sözkonusu Filistin olunca Türkiye gibi bir devletin sadece ırkçı emperyalizme karşı olması gerektiği için değil, tarihi sorumluluğu için de bu kararı çoktan alması gerekirdi.

İsrail'in döktüğü kanda boğulacağını söyleyen Başbakan, Saadet Partisi'nin "Elçimizi derhal geri çekin" şeklinde özetlenecek çok makul önerisine bile "Biz bakkal değil, devlet yönetiyoruz" demekten çekinmedi. Chavez'in yönettiği devleti bakkal mı sayacaksınız?
Bugün Filistin'de yaşanan soykırım faciası esas itibariyle Büyük Ortadoğu Projesi'nin tam merkezini oluşturmaktadır. Sayın Başbakan'ın bu projenin eşbaşkanlığından derhal vazgeçmesinin bakkal yönetmekle ne alakası olabilir ki, Filistinli Müslümanlar için, hatta bütün insanlık için bu yüz kızartıcı görevi bırakmamakta ısrar ediyor?
Acaba diyoruz, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni yönetenler kalkıp deseler ki:

"Ey İsrail, sana düşmanlık yapmak için değil, Filistin'de giriştiğin soykırıma engel olmak için, sen bu katliamdan vazgeçinceye kadar soydaşlarınızdan aldığımız ödülleri iade ediyoruz. Elçimizi geri çağırıyor, senin elçini de gönderiyoruz. Gazze semalarında uçan uçaklarını geri çağırana kadar Konya semalarında uçan uçaklarına izin vermiyoruz. Ceyhan'dan Tel Aviv'e uzattığımız enerji hatlarını şimdilik rafa kaldırıyoruz..."

İktidardakiler bir muhalefet lideri gibi, hatta Çağlayan meydanında "Döktüğün kanda boğulacaksın" sloganını atan sıradan vatandaş gibi "İsrail akıttığı kanda boğulacak" demek yerine, şu söylediğimiz sıradan icraatları uygulamaya koysa, Siyonistler bu giriştikleri soykırımı bir gün daha uzatabilirler mi?

Başbakan eğer Ramallah sınır kapısında İsrail tarafından içeri alınmayıp bekletildiğini söylüyorsa bunun sebeplerini düşünmek zorundadır. Demek ki Siyonistler yukarıda saydığımız sıradan tedbirleri almaya Türkiye'yi çoktan icbar etmişler ama yönetenlerin bundan haberi yok.

Biz, Sayın Erdoğan'ın da hocası olan Millî Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın Başbakanlığı döneminde bugünkünün tersine tanık oluyorduk. Yanılmıyorsak Türkiye'ye gelen İsrail Dışişleri Bakanı, başbakanla görüşebilmek için üç gün kapıda beklemek zorunda kalmıştı. Böylesine güçlü ve kararlı bir Türkiye gören Siyonistler o, onbir aylık dönemde Filistinli kanı akıtmaya cesaret edemediler. Şimdi bu cesareti kendilerinde buluyorlarsa elbette bunda Türkiye'yi kapılarında bekletecek kadar zayıf bulmalarının büyük etkisi vardır.
Milli Görüş ile diğerleri arasındaki fark işte budur.

Saadet Partisi Lideri Prof. Dr. Numan Kurtulmuş bulduğu her platformda Türkiye'nin yukarıda saydığımız tedbirleri acilen alarak büyük devlet olduğunu göstermesini savunuyor; Sayın Erdoğan ise "Bizi Ramallah'ta kapıda beklettiler" diyerek aczimizi gösteriyor. Fark budur işte.

Fark budur ama ne yazık ki sokaktaki insanımızın çoğu kez bundan haberi olmuyor. Dahası, "Vay be Başbakanımız bile bir saat kapıda bekletilmiş. Erdoğan daha ne yapsın?" diyecek kadar kenarından bakıyor işe.

Peki, Milli Görüş'ün bu farkını sokaktaki insana kim götürecek?
Ne yazık ki, bu haklı sesi insanımıza Milli Gazete'den başka duyuracak bir mecra yok. Keşke olsaydı. Buna en çok sevinenler bizler olurduk.
Milli Görüş'e gönül veren insanlara buradan bir kez daha sesleniyoruz:
Milli Gazete'yi Türkiye'nin en güçlü, en büyük gazetesi yapmanın dışında bir yol yok. Lütfen bu ağır görevi sadece bu gazeteyi çıkartan insanların yerine getirmesini beklemeyin. Tabiî ki işin büyük kısmı bu sorumluluğu üstlenen insanların omuzunda. Ama inanın ki bu kadro Hakk'ın sesini duyurmak için elinden gelenin en iyisini yapmaya gayret ediyor. Bu kadroya destek verin. Lütfen, parti kademelerinde görev alan arkadaşlarımızdan bu gazeteyi okumayan kalmasın. Bunu yapmak o kadar zor mu? Şu Filistin'de olup bitenler gözlerimizi açmamıza, uyanıp silkinmemize yetmiyor mu?

En kısa zamanda Filistinli kardeşlerimizin zafer haberleriyle muştulanacağınız kurtuluş günlerine kavuşmak duasıyla hepinizi Allah'a emanet ediyoruz.



 

HAKK DAVA isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş
Sayfayı E-Mail olarak gönder
 

Etiketler... Lütfen konu içeriği ile ilgili kelimeler ekliyelim
fark, milli görüş


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı





2007-2023 © Akparti Forum lisanslı bir markadır tüm içerik hakları saklıdır ve izinsiz kopyalanamaz, dağıtılamaz.

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir.
5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, şikayetlerinizi ve görüşlerinizi " iletişim " adresinden bize gönderirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır.



Bulut Sunucu Hosting ve Alan adı
çarşamba pasta çarşamba bilgisayar tamircisi