05-08-2008, 16:31 | #1 |
<< _MEKTUP VAR __>>
SARAYDAN ZİNDANA MEKTUP VAR ! . .
şimdi ben susayım, sen dinleme…ey aşkta yeni yetme! Canı cana heder ettiren ahsen! aşk alınıyor altında kaldığı tüm kelamları üstüne… sen alınma, ben sana aşk değil(d)im! bir hüzün boyu serpilmişsin züleyha’nın gözlerince…öl’esi güzelsin ki, kanıyorum sağ elimde sivri uçlu bıçak tut(uşturul)madan ..sen bir baktın , alem içlendi.. sen bir baktın, izsiz bir gece arası, dizinden düş’tüm.. annemin.. sen bir baktın.. topluklarımdan sarsıldım işte böyle! sen bir baktın, huriler yüz görümlüğüne bedel cennetimi istedi! sen bir baktın , a(h)dimi bildim! bir sen bak! körüm! keşke bu kadar aşk olmasaydık! kim okumuş kulağına sâla diye ki, yusuf züleyha’ya yar ola! beklenen sen değilsin! Korkmuyorum, zamanın zarara çaldığı bu dehliz köşelerinde, gölgenin düşeceğini zannettiğim eşiklerde öylece durmaktan, akrebin yine dil hevasına sızdığı an kadar! Söyleseydin ya Yusuf, bir dil altına kaç yalan sığar! Kaç kaçamakta insanlık kaçar! Kendime ne çok sus’um var, sana en çok anlatacağım hiçbir şey kadar! a’sem yar! kime astın kulaklarını böyle? veray-ı perdeler sere serpe züleyha’nın gözlerinin dibinde.. aşka ziyan olmadı mı yaptığın..? sahi..kaç terkediliş de başın okşandı babanca.. daha göçmeden a’lam annen mezarında! zevk diyarında mahzunluk düşmüşken aşklara,bir rüyan hayra varsaydı,o kuyunun kenarından geçerdi kervan…………… sonrasını en iyi sen bilensin… ardı dayan(a)madı doğruya , bir yalanı kendine hak sayanın! aşka çelme taktın… kaldın altında! Kendi ipini pazara çıkarmak da neymiş Yusuf… şimdi bu gelinlik kız tafraları neyine? kimden haya ediyorsun (güya) örtüsüz bersiz ! ki ırzına geçilmiş senden habersiz! leyl yar’am! güneşin her doğuşunda nazarından haya ettiği günah güzelim… duruşun istanbul’a dolunay! yağmurun bile öyle küçük elleri yoktu, her gökyaşı sonrası toprak kokan… bu baş bedenime yükken, Nil yeşili gözlerin nasıl aklımdan gider? aklım gider Yusuf , aklım gider..! yok mu muhacir bir yürek, (s)aklımı alıyorlar! Oysa… zenimsin yarr! gelecek/sen! gidecek var! sen yine, haviye makamında ödenecek bedellerin ayıbına , ölüme ölecek kadar kal! aşka velu kaldıkça, aşk kalsın ardına! Münadilerin diline düş Yusuf! sen ki ; muhsane kadınların yazmasını sıyıran na’mahrem el! sen ki ; helum anların hazzından çıldıran zenb! Zerk etmek bize düşmezdi ama, sen şehvetin adına aşk takmışsın! Titre ve sarsıl dört duvar arası, aşka kendini şirk koşmaktan o zindandasın! Girsen de alemin gözüne, sultan kılınsan da Mısır’a, sen gömleği önünden yırtılansın! sür cenabet beznini babanın gözlerine sür! haya etmezse o öz, züleyhâ’yı kurtlar parçalasın! O Nil kıyısında, alemin nazarına süzülen saçlarım eteğime doğransın iftiraysa ah’ım Yusuf’a! bir beyaz lekeydi aşk… dilimi guslet! kurtlara haber salın, kan kokuyor bu diyar! zayii karanlıklarda, aslımı oynuyorken , gri kentlerce sobelendim.. Oyun’du adı.. bir deli taş attı kuyuya, yar’a al(lın)dı, dokuz kat çarşafa bezenmiş haya! züleyha yar(a)!! ki ben değildim, Yakup’un gözlerine mil çeken acının zanlısı! bu kıssada tüm replikler yalan, ben değildim, bir kelamdı seni Yusuf sandıran hadi bana şimdi, Nil rüzgarları avutur de, merhabası eyvALLAH kokan küflü sevda yazgısını… Meryem hor görmedi seni, öz Yusuf alınmadı de… gömleğimi arkadan yırtışını bilmese de yar, bilir’ de, Yaradan!aşk sustu..,dilinin altında züleyha.. nikahın düş/tü, yürek araf’ımda! ( ‘Ancak Güzele baktığında güzelleşti göz.. Yusuf en çok Züleyha onun gözbebeklerine mühürlüyken güzeldi..’ )
|
|
|
Sayfayı E-Mail olarak gönder |
05-08-2008, 16:35 | #2 |
<< _MEKTUP VAR __>>
Buda yazarın 2. yazınından alıntı
(iflahına geç kalan kendini düşlerimde intihar etsin) soldan başlamıştı(k) zaten.. Bismike ... sana yazacaklarım sus sus bitmez.. “ bir bedeviyi sırtlanmış gece.. karanlık gözlerden gerdana inen peçe ardı güzel.. bir bakışı on dördü ayın, yumuluşu dolunay el-aleme! saba melteminde salınıyor habib-ü yare.. kaşından tırnağına edep, sözünden özüne haya! dile gelirdi kum, sus’a gelirdi taş, kaya.. kimdendi bu güzeli çöle vuran emir, kim , ateşi tene batan ayakları mecbur bırakan sa’y’a..? sözlerinde pırıltılı çiğ tanesi yağmur bilen mevsimlerden kalma.. kahrı terlemiş kirpiğinden aşağı .. o dili ki köy gelini el pençe divan.. endamı , omzunda tabut taşıyan! her adımı huri nefesi şahlanışı! dillere destan destana şayan dervişe imtihan çöle sultan ahu dilber niçin g/özüne sürmelenmiş keder.. içerimim yaresinin sıyrıldı kabukları öyle bakma çehreme mahzun , mazbut künyen aşk ise bunda alemin ne günahı var..? kakma çehreme yar(a)! ben sevda bilmem a’mayım.. o bilse beni dahi … sus Yusuf sus! acıdı.. Ne çok anlatırdın ikindi ertesi bu masalı. Gün batardı avuç içlerime, sonunu hiç bilemediğimiz masalımızın virgülüne takılınca gözlerimiz. Aşk bilmiş seni senden gizli saklı, edebinden mi !? Kelam yol verirmiş kadere bilmez miydin? söyle diline Yusuf ihrama girsin! At sevdanı muhacirlerin eteğine sadaka, cehenneminden odun eksilsin! Ömrünün tavafında selam dur öksüzlüğüne, bir o tutsun boğazından seni kurtarsın.. Söyle Yusuf söyle , beş vaktin hangisinde insansın! Eğil göğüs hizası aşk/LA, iliklerin ene’likten arınsın! … Ey yusuf’u kendin(c)de bilen; baş aşağı fokurtulu sularla gusledilirken sen, kaşların yolunurken, saçlarından tutuşturulurken önce usulca çıldır ki can taşırsın, bir düş görümlük de olsa can/ım/dın, kime daya’nırım, dayanamazken sana? Oysa,, haziran düşlerimiz vardı bizim temmuzuna ağladığımız. yorgundu ölüm.. kızıldı kıyamet.. ve haramdı erkeğe kırmızıyı kuşanmak. mahşer kızlarının tartısı sırtlarında , ahları ağır bastırıyordu sol kefeyi. Şimdi, hiç kimselerin özlediğisin artık! Söyle kendine, güneş sol yanımıza baş gömdüğünde, ana rahmine tutunmalarından sıyrıldığı vakit bebekler, kimde dirileceksin..? tırnağı takıldığında ölümün çehrene, kaç arşın yırtılacaksın aslına bulunmak için..? Tüm renklerini topladığında aşk, en siyahında gecenin, kimde bulunacaksın..?! üzgünüm Yusuf, bir mezar başı kadar bile vefalı değilim. söyle kendine seni de affetmesin! Sırat da ayaklara dolanacak dillere andolsun ki; Nil akmadıkça tersine, yetimlerin okşandığında başları arş titremediğinde, belki af bulunacaksın! gençliğin vardığında yatsılara, cezbesini yitirdiğinde hiçlik diz üstü huzura varacaksın! Zaman içinde zaman keşfet kendine, nasıl olsa en anlaşılmazlıklarından en anlaşılacaksın! söyle kendine de bilsin, yan/anacaksın! Biz, dudakları zifir boyalı huriler öpeceğiz alnından! Açlıktan gelmesin biliriz, elimizde zakkum dolu kızıl kaseler, soframıza buyuracaksın.. o vakit dilini katık etme ekmeğine Yusuf, külli haramsın! Şimdi bize aşktan bahsetme , sen hiç bilmediğini ne sanırsın.. hiç(iz)sin.. varlığın serabında bakiliğine mi kanarsın..? küçüksün Yusuf katliamını nefs-i müdafa sanacak kadar küçük .. kahrımın adısın, adımca kahır.. yakutun kıtlığında bakır nisap bilinir, sen, asrın kıymetlisinin adına iftiradan yargılısın.. hey yad ellerde , kapı arkalarında gönül içlendiren çocuk! Mecnunluk bilmeden Leyla olamayışımıza mı lafügüzafkarsın ? acırım ahvaline Yusuf, neresinden dönsen aşkın gayrı ziyandasın.. topla duanı annelerden yola gelirsin belki..! yola geldim.. seni oturmaktan yoruldum .. koşup beni dinle(n)meli.. ebede dek dışın içimden ırak,, aşka .. maesselame.. ! (mekke’de .. bir başka temmuzdu..) Züleyha Çay... |
|
05-08-2008, 16:38 | #3 |
<< _MEKTUP VAR __>>
( ‘Ancak Güzele baktığında güzelleşti göz..
Yusuf en çok Züleyha onun gözbebeklerine mühürlüyken güzeldi..’ ) çok güzeldi, paylaştığın için sağol... |
|
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
|
|