![]() |
#1 |
![]() Askerlikte başarılı olanlar askercilik yapmazlar… Savaşta iyi olanlar asla kızmazlar… Sun Tzu – Savaş Sanatı On yıllık iktidarı müddetinde Başbakan’a karşı yapılan illegal hamlelerin tamamı boşa çıktı. Eski yöntemlerin artık tutmadığını gören Ankara’lı bazı stratejistler Başbakan’ın, güçten kaynaklı en büyük zaafını kullanacakları yeni ve önemli bir hamle yaptılar. Başbakan’ın “güce bağlı derinlik sarhoşluğu[1]” zaafına yatırım yapıldı. Hedeflerinde “Başbakan’ın, kendi çevresini düşman görmesi” vardı. Bu strateji sayesinde Başbakan yalnız bırakılacak, aynı zamanda 28 Şubat, Ergenekon gibi davalarda da cemaate tavır alması sağlanacaktı. Bu gibi davaların “Cemaat” tarafından ayarlandığına kesin bir kanaatle inanmış bu stratejistlere MİT krizi müthiş bir fırsat verdi. MİT yöneticilerinin ifadeye çağrılmasını bir fırsat bilen bu kişiler, ifade çağrısını, Başbakan’a karşı yapılmış bir “Koçbaşı[2]” saldırısı olarak lanse ettiler. İfade çağrısının üzerinden bir gün bile geçmeden “cemaat” tabir edilen bir grubun “her şeyi hallettiği, şimdi de hedefine Başbakan’ı koyduğu, Hakan FİDAN üzerinden bir girizgâh yaparak Başbakan’ı devirmek istediği” gibi bir söylem geliştirildi. Hükümet kanadı da, Başbakan da bu senaryoya büyük oranda ikna edildi. Bu süreç başladıktan sonra medya kuruluşları ve gazeteciler arasında, hükümete muhalif olanlarda, hükümetin yanında görünenlerde “cemaat düşmanlığı” üzerinden, Başbakan’ı kışkırtma gayretine girdiler. İlk grubun hedefi, hem devlet kurumları hem de cemaatle kavga ettirecekleri hükümeti güçsüz düşürmekti. İkinci grup ise sadece cemaate duydukları düşmanlıkla harekete geçtiler. Fakat ulaşılmak istenen hedefler, tarafların aklıselim tavırları sayesinde küçük kırgınlıklar yaşanarak şimdilik atlatılmış görünüyor. Kriz Analizi; MİT, krizin ilk başlangıcın da doğrudan savunmaya geçti. Durumdan istifade eden bu stratejistler Polis ve Savcıları MİT’in karşısına konumlandırarak ilk hamlelerini yaptılar. Başbakan da bu duruma razı edildi. Savcılar açısından yaptıkları çok normaldi. Böyle bir krizi hesap etmediler. Ancak MİT’e dokunmanın TSK’ya dokunmaktan farklı olduğunu da tam olarak gördüler. Zira teşkilatın, TSK gibi olmadığı, henüz kendini temizleme gayreti göstermediği, net olarak anlaşılmış oldu. Bu krizden, dokunulmazlık elde ederek görünürde kârlı çıkan MİT oldu. Ancak MİT, medya içindeki personelini ve desteklediği elemanları büyük oranda deşifre etmek zorunda kaldı. Geriye yaslanır ve yazılanlara bakarsanız, kullanılan bilgiler ve değişen üslupları takip ederek bu kişilere ulaşabilirsiniz. Erdoğan, en yakın çevresi tarafından “kendi adamına dokundurtmayan lider” olarak ikinci kez alkışlandı. İlk hamlesini birinci ameliyat esnasında Şike soruşturmasıyla ilgili yapmıştı. Şike soruşturmasında ismi geçenler arasında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptığı günlerden tanıdıkları vardı. Bu kez de FİDAN’a dokundurtmam dedi, ancak kamuoyu nezdinde, KCK konusunu aydınlatmadan bu hamleyi yapmış olması aleyhine oldu. Bu sürecin kaybedenleri arasında, soğukkanlılığını koruyamayarak duygusal konuşmalar yapan siyasiler vardı. B.B, B.A gibi siyasetçiler, ifade krizini aşmak, kamuoyunu aydınlatmaya çalışmak yerine duygusal çıkışlarla MİT savunucusu durumuna düştüler. Erdoğan’ın yokluğunu doldurma gayretleri sonuç vermedi. Deneyimli siyasetçilerin bir kısmı ise MİT, Emniyet ve Cemaat üçgenindeki siyaseten çok riskli bu tartışma da açıktan tavır almadılar. Bu siyasetçiler 2014 sonrası liderlik planları yaptığından, bu tartışmada hedef olmamaya ve yıpranmamaya özel gayret gösterdiler. Emniyet birimleri ise, yaşanan krizle aynı zamana denk gelen Kamu İhale Kurumu operasyonunu büyütmeyerek “cemaatçi polis” ve “restleşme” yorumlarının çabucak önüne geçmiş oldu. Erdoğan ve Cemaat Açısından Kriz Analizi; Erdoğan kendi hocasına karşı çıkmış, partinin en parlak adamlarını yanına çekebilmiş, tüm Dünya’da hakkında makaleler yazılan, ateşleyici bir siyasi lider. AK Parti için öngördüğü strateji partisini iktidar yaptı ve her seçimde de oy oranlarını daha da artırmayı başardı. F.G ise cemaatini aşırılıklardan koruyabilmiş, devlet ile asla zıtlaşmamış, 28 Şubat döneminde Erbakan’ın davetini doğru bulmayarak kibarca reddetmiş, duygusal görünmesine karşın bir o kadar da aşırılıklardan uzak bir cemaat lideri. Her iki lider de “Taktik uygulanmaz yapılır” prensibini çok iyi bilen kişiler. Bu süreçte ne oldu? Görünüşe göre Erdoğan, kendisine karşı bir hamle yapıldığına net olarak inandı. Geçen yıllar içinde kendisine verilen desteği açıkça görmesine rağmen, kurumlardaki normalleşmeyi de, yapılan operasyonların maksadını da içselleştiremeyerek yakınında olanları rakip görmeye ve “sıranın kendisine geldiğine” dair yanlış bir inanca kapıldı. Danışmanları tarafından, kendisinin tüm kurumlara hâkim olduğu fikri ön plana çıkarılarak “Derinlik Sarhoşluğu” oluşturuldu. Bu şekilde “gücünün zirvesinde olduğu ancak önüne engeller çıkarıldığı, iktidarı paylaşmak isteyenlerin olduğu” fikrine ikna edildi. Geçmişten gelen “Refahçı” “Nurcu” söylemleri de kullanılarak Erdoğan’ın cemaate karşı tavır alması sağlandı. Kulislerde konuşulanlara bakılırsa, bürokrasi içindeki cemaat sempatizanlarına, ciddi bir fişleme yapıldığından bahsediliyor. Cemaat tarafını incelediğimiz de ise; F.G, Erdoğan’a ameliyatıyla ilgili bir geçmiş olsun mesajı yolladı. F.G’nin yayınladığı mesaj bugüne kadar yayınlanmış mesajlarından üslup olarak farklıydı. Mesajın içeriği “resmi değil, bilakis samimi ve nüktedandı”. (“Ne oluyor dedim, yoksa hizmetlerinden dolayı nazar mı değiyor dedim…”) Alınan olumsuz tavra karşın, “samimiyetin devam ettiği, söylenenlere karşın gülünüp geçilmesi gerektiği” gibi ince bir mana taşıyordu. Ancak Erdoğan bu krizle ilgili hastayken de, iyileştikten sonra da her hangi bir açıklama yapmadı. Cemaate yakın bilinen medya kuruluşlarından bürokrasideki dışlanmaya karşı ferdi çıkışlar yapılsa da, genel olarak cemaat, soğukkanlı bir tavır içindeydi. Beklenildiği gibi bir güç yarışına, ya da karşılıklı restleşmelere girilmedi. Bu süreçte tesbit edilen en önemli analiz neticesi “güçler dengesiyle ilgili” oldu. Kamuoyunda, MİT’in tesir alanı ve medya içindeki uzantıları net olarak görüldü. AKP’nin medya içindeki destekçilerinin sanılandan farklı olduğu, bir blok olmadığı kısacası, medya içindeki gerçek dengeler bu krizle ortaya çıkmış oldu. Cemaat açısından bakıldığında ise, yıpranma pahasına kavgadan uzak kalan bu grup, soğukkanlı bir tavır sergileyerek ve beklenildiği gibi karşıt hamleler de yapmayarak “gücünün sınırları” hakkında her hangi bir ipucu vermemiş oldu. Netice; Koçbaşı stratejisi, planlayanlar açısından geçici bir rahatlama meydana getirmiş olabilir. Ancak en önemli tesiri bu süreci takip eden kurum ve liderlere analiz yapma fırsatı vermiş olmasıdır. Özellikle kurum ve liderler, çevrelerindeki “fazlalıkları”, “gereksizleri”, “yükleri” ve “riskleri” görmüş oldular. MİT birçok ithamla karşılaşmasına rağmen KCK konusunda kendisini izah edemedi. Emniyet KCK hakkında kamuoyunun dikkatini yeterince çekerek yapılacak yeni operasyonlar için destek sağladı. En önemlisi, kamuoyundaki dengelerin netleşmesi oldu. Hükümet yanlısı medya arasında! var olan net ayrışma açıkça görülürken, 2014 sonrası liderlik planları yapanlar da biraz daha netleşti. Liderlik planı yapanları görmek için, hem “çok konuşan siyasilere” hem de “konuşması gerektiği halde konuşmayanlara” bakmak gerekir. Bu sürecin kaybedenleri “sabırsız ve düşmanca” duygularla hareket edenler oldu. Bu hamle bir “Koçbaşı darbesi” değildi belki, ancak birçok kale duvarının sağlamlığının test edilmesine imkan sağladı. [1] Derinlik sarhoşluğu (Azot narkozu): Derin su dalışlarında yaşanan, alkol zehirlemesi ve azot oksit solunmasındakine benzer bir durumdur. Basıncın etkisiyle, solunan azot çözülerek kana karışır, bu durum dalgıçta bilinç kaybına ve sarhoşluk hissine sebep olur. Bu ve benzeri nedenlerle de temel bir kural olarak tek başına dalış yapılmaz. [2] 15.yy’a kadar ki savaşlarda, kale kapılarını zorlamak için kullanılan ağır demirlere Koçbaşı denir. Asaf DAĞLICALI
![]() |
|
![]() |
![]() |
|
Sayfayı E-Mail olarak gönder |
![]() |
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
|
|