AK Gençliğin Buluşma Noktası
Forum Köşe Yazarlığı Ak Parti Forum Köşe Yazarları buraya.



Cevapla
Stil
Seçenekler
 
Alt 06-21-2009, 18:32   #1
Kullanıcı Adı
alperen
Standart NÜFUSUN GÜCÜ
NÜFUSUN GÜCÜ
ALPEREN GÜRBÜZER
Nüfus arttıkça taleplerde(tüketim) artar. Talep (tüketim) istihsali(üretimi) kamçılar. Yeni yeni zanaatlar doğar. Zanaatlar çoğaldıkça (geliştikçe) ihtiyaçlar çoğalır: Talep (tüketim) arzı yaratıyor, arz (üretim) talebi, şehir ne kadar kalabalıksa ahali o kadar müreffeh, zanaatla o kadar itibardadır. Şehrin dilencileri bile zengindir diyor İbn-i Haldun. Ve ilave ediyor: ‘’Servet nüfusu, nüfus serveti artırır. Ama bir hududa kadar. Sonra zeval başlar. Nüfus arttıkça lüks ihtiyaç çoğalır, devlet ricali sefahate düşer, veriler artar, zanaatkârlar ezilir. Toplumların hayatı da fertlerinkine benzer. Önce gençtirler, sonra olgunlaşırlar, nihayet ihtiyarlık ve ölüm.’’
İbn-i Haldun döneminde sanayi olmadığı için zanaat tabiri kullanmıştır. İbni Haldun bizim kültürümüzün baş tacı ve olaylara sosyolojik çerçevede bakan bir deha.
Meseleye birde başka coğrafyaların aydınların nüfusla ilgili görüşlerine bakalım ne diyorlar. Bu konuda Adolf Coste şöyle diyor: Nüfusun hacim ve yoğunluk bakımdan durumu, o ülkenin gelişmişlik derecesini gösterir.
F. Ratzel de nüfus yoğunluğu pek küçük olan ülkelerin insanları kara ve su avcılığı, yoğunluk kısmen artınca göçebe ve çobanlık dönemine, biraz daha yoğunlaşınca yerleşik tarıma, çok daha yoğunlaştıkça da teknik tarıma ve sanayiye geçebileceğini savunuyor. Mesela bir ülkede kilometre kareye düşen nüfus sayısı otuz beşi bulduğunda o ülke artık teknik tarıma ve sanayiye geçmek zorunda kalır yahut bunun ızdırabını çekmeye başlar. Adolf Coste’de buna benzer ifade kullanarak; sosyal gelişmede en önemli etken nüfus artışını gösterir. Rasulüllah(s.a.v)’de; “Evleniniz, çoğalınız, kıyamette ümmetimin çokluğu ile övünürüm’’ buyurmuşlardır.
Adolf Coste nüfusla ilgili çalışmalarına açıklık getirmek için şu örnekleri sunar: Önce Burglar(küçük yerleşim alanları) doğdu. Çünkü nüfus hacimce ve yoğunlukça azdı. Daha sonra nüfus arttıkça yerleşme sahaları genişledi. Burglar’dan sitelere, oradan metropollere, kaptollere ve federasyon merkezlerine doğru bir gelişmeye ve güçlenme görüldü. Eğer insan grupları nüfus bakımdan statik olsaydı bu ve benzer medeni gelişmeler olmazdı.
Gerçektende nüfus potansiyeli üstün olan kolayca süper devlet kimliğini kazanabiliyor. Mesela İsveç ve Danimarka kalkınma süreci göstermesine rağmen süper devlet özelliği elde edemiyor. Çünkü ABD gibi nüfus potansiyeli yoktur.
M. Kovalevski, nüfusun artmasının ekonomide üretim araçlarının ve tekniklerinin değişip mükemmelleşmesinde önemli amil olduğunu savunur. Sosyolog Ratzel de Kovalevski’yi doğrularcasına, 1000 kilometre kareye düşen nüfus sayısı 2 ila 1770 arasında değişirse grupların avcılık ve balıkçılık, 1770 olduğu zaman göçebe-çobanlık, 1770 ila 35000 kişi olursa tarımcılık, 177000 kişi olduğu zamanlar ileri güçlü bir ekonomi ve teknik tarım kurulabileceğini tezini işleyerek nüfus artışının insanları avcılık ve çobanlıktan ilkel tarıma, buradan küçük sanayi işletmesine, derken yavaş yavaş ileri modern tarıma, en nihayet büyük endüstriyel geçeceğini açıklamışlardır... Öte yandan F. Carli, A.Coste, Bougle gibi sosyologlar nüfus artışının sosyal iletişimi artırdığını, dili zenginleştirdiğini, örf ve adetlerdeki yumuşamayı sağladığını, demokratikleşme eğilimlerini güçlendirdiğini ileri sürmüşlerdir.
Nüfusun bir güç olduğunu beyan eden ilim adamlarının aksine sefalet kaynağı olduğunu söyleyenlerde var. Nitekim Robert Malthus bu görüşün ilk pirlerindendir ve der ki; nüfus artışı tehlikelidir. Oysa nüfus potansiyelini sefalet kaynağı görmek abesle iştigaldir. Eğer bu tez doğru olsaydı Hollanda, Belçika, İngiltere, Almanya, İtalya, Çekoslovakya, Danimarka ve İspanya gibi ülkelerin dünyanın en sefalet içinde yüzen ülkeler olması gerekirdi.
Nüfusun azlığı mutluluk ve huzur demekse Suriye, Mısır, Türkiye gibi ülkelerin dünyanın en güçlü en zengin en huzurlu ülkelerinden bir sayılmaları lazımdı. Oysa durum tam tersidir.
Nüfus hareketleriyle bir bardak suda fırtına koparmayı marifet sayanlar hamasi nutuklardan öteye geçemiyorlar Zaten endişeye de gerek yok. J.L Moreno; Dünya yeter derecede kalabalık değildir diyerek bugüne kadar ki kanaatlerin aksine beyanda bulunmuşlardır. Francis Galton’da Sociogeniquel’i savunuyorum demiştir. Yani Sociometrque ve socigenque bir demokrasinin ilkesi. Şans eşitliğini henüz doğmamış çocuklara kadar uzatan bir ilke. İşte gerçek insan hakları bu olmalı. Hümanizm savunuluyorsa sociginiqu ilkesine sadık kalınmalı.
Papa G. Paul’de doğum kontrolüne karşıdır. Zira Prevendetsev; ‘Rusya’daki nüfus artışı hızının azalmasından endişe ediyorum’ diye feryat etmiştir. Gerçektende doğacak olana, yaşayana ve hatta ölmüş olana aynı hak ve hukuka tabi tutmak sosyal adalettir. Gerçek eşitlik budur.
Russel; Doğumları önlemede iki engel vardır. Bunun din ve milliyetçilik olduğunu söyleyerek belli bir ideolojinin nedeni olarak Hıristiyanların çoğalması gerçeğine işaret etmiştir. Dolayısıyla Bertrand Russel gibi aydınların Ortadoğu’da ve Müslüman ülkelerde doğum oranlarının çoğalmasında endişe duymaları normaldir. Çünkü batıda çoğalan nüfus şimdilerde negatif seyir takip etmektedir, çırpınmaları bu yüzdendir.
Adam Smith; Nüfus artışını ekonomik kalkınmanın hem sebebi hem de neticesi olarak görür. T.H.Marshall’de; ‘Nüfus azalışı ve temayülü İngiliz imparatorluğunun devamı için tehlikelidir’ der. Uzak doğunun liderlerinden Mao Zedong ise; ‘Ben atom bombasından korkmuyorum. Atomun karşı silahı Çin kadınlarının rahimleridir. Hedef yılda 20 milyon Çinlinin doğumudur’ demekle nüfusun gücüne işaret etmişlerdir. Bugün bir milyon çocuk, yirmi yıl sonra bir milyon üretici ve bu süre içinde tüketici, yani müşteri demektir. Bu yüzden Hainsen şöyle der; Nüfusta düşme işsizliğe gerilemeye sebep olur. Myrdal’de konuyu sosyal boyuttan inceleyerek; Nüfus azalması faktörü gibi demokrasiyi öldürücü zehir yoktur diyerek nüfusun gücünü teşvik etmiş ve buna tüm kalbiyle inanmışta.
Japonya XIX. yüzyılda sanayileşmeye adım attığında Türkiye’nin iki misli kadardı (35.000.000). Bu nüfus potansiyeli ile birçok sanayinin kurulabilmesi ve yerli talebin olması mümkün olabilmiştir. İşte bu noktadan sonra ister istemez akıllara şu soru takılır. Neden doğum kontrolü uygulamaları bize reva görülürde batıya uygulanmaz. Gayet açık nüfus bir güçtür çünkü. ABD’nin İsrail’e değil de Müslüman ülkelere doğum kontrolü için yardımda bulunması bunu doğruluyor zaten. ABD kendi ülkesinde doğum ilaçlarının üzerine ikaz uyarıları ve yan etkilerinden bahseden etiketler yapıştırır habire. Çünkü gebelik aynı zamanda sıhhattir. Hamilelik sayesinde bilmediğimiz birçok hormonsal denilen mekanizma ile iltihaplar habis urlar kaybolur ve böylece iç hormonal denge sağlanır biranda. Hatta şeker hastalarının bile metabolizması dengeye kavuşur.
17 Ekim 1975 Washington mahreçli bültende ise doğum kontrol ilaçları kullananların kalp hastalıklarına, hatta bebeğin sakat doğması gibi bir dizi olumsuzlara davetiye çıkardığı vurgulanıp bu hususa dikkat çekilmiştir. ABD Gıda ve İlaç Daire Başkanlığı böyle ilaçlara uyarıcı etiketleri yapıştırma kararı almıştır bu yüzden. Bizde de ne yazık ki doğum kontrolü taraftarları sağlığa zararı yokmuş gibi tutum sergilemektedirler. Bununla da kalmayıp kadınlarımıza kalp hastalıkları, ana rahminde bebeğe geri zekâlılık ve sakatlık gibi riskler sunmaktadırlar.
Nüfusun gücü, bilim adamlarının beyanlarından da anlaşıldığı üzere; Nüfus sosyal iletişim, kültürel zenginlik, sağlık ve kalkınma demektir.
Vesselam.

 

alperen isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 11-27-2010, 22:22   #2
Kullanıcı Adı
alperen
Standart
Başbakanımız haklı her aile üç çocuk yaparsa fena olmaz. Çünkü nüfus güçtür.
alperen isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 11-27-2010, 22:24   #3
Kullanıcı Adı
unnamed
Standart
Başbakanımız hepimize yardım etsin de o zaman evlenelim...
600 lira maaşla evlenin 3 çocuk yapın demesi kolay...
  Alıntı ile Cevapla
Alt 11-28-2010, 02:03   #4
Kullanıcı Adı
onurcan
Standart
Nüfus sosyal iletişim, kültürel zenginlik, sağlık ve kalkınma demektir.


alperen bey yazınızı paylaştığınız için teşekürler..

nüfus güç demektir..
onurcan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-04-2010, 18:47   #5
Kullanıcı Adı
alperen
Standart
Bende teşekkür ederim.
alperen isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı





2007-2023 © Akparti Forum lisanslı bir markadır tüm içerik hakları saklıdır ve izinsiz kopyalanamaz, dağıtılamaz.

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir.
5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, şikayetlerinizi ve görüşlerinizi " iletişim " adresinden bize gönderirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır.



Bulut Sunucu Hosting ve Alan adı
çarşamba pasta çarşamba bilgisayar tamircisi