|
![]() |
#1 | |
![]() Alıntı:
Eğer bu uygulamayı hata kabul edersek, bu Fatih için çok ağır bir hata olur. Çünkü dinimize göre en büyük suçlardan biridir masum bir insanı öldürmek. Öyle ki masum bir insanı öldürmek, bütün bir insanlığı öldürmek gibidir. Eğer Fatih, masum bir insanın katlini isteseydi, bütün bir insanlığı öldürmüş gibi olurdu. Büyük bir katil olurdu. Bu affedilebilir, hoş görülebilir, basit bir suç değil. Peygamberimiz muhakkak o sözü söylerken, İstanbul'u kimin fethedeceğini biliyordu. Fatih'i biliyordu. Kimi övdüğünü biliyordu. Ben Peygamberimizin, masumların katlini verecek bir insanı, bir katili öveceğine asla ihtimal dahi vermem. Böyle bir düşünce aklımın ucuna dahi gelse, tövbe ederim. Eğer söz konusu başka bir padişah olsaydı, hata mıydı değil miydi diye düşünülebilir. Fakat Fatih kanunnamesinin tamamen iyi niyetli, tamamen devlet bekası için yazıldığından zerre şüphem yoktur.
![]() Konu Eşref tarafından (08-13-2011 Saat 05:38 ) değiştirilmiştir.. |
||
![]() |
![]() |
|
Sayfayı E-Mail olarak gönder |
![]() |
#2 |
![]() Furkanca Bakış dostum senin için bi araştırma yaptım ;
Tedvin, lügat olarak cem edip kitap hâline koymak mânasına gelir. Bir hadîs ıstılahı olarak, hadîslerin resmen yazılıp kitap haline konması demektir. Hadîslerin yazılması, ferdi ve hususî olarak Resûlullah (aleyhissalâtu vesselam) devrinde başlamış bir faaliyettir. Hatta bizzat RASÜLULLAH (aleyhissalâtu vesselam) tarafından pek çok yazılı vesîka bırakılmıştır ve hepsine de "sünnet" denilmektedir. TEDVİN NASIL BAŞLADI? Tedvîn işi, Emevi halifelerinden Ömer İbnu Abdilaziz'le başlar. Dindarlığı ve Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın sünnetine düşkünlüğü ile meşhur olan Ömer İbnu Abdilaziz (rahimehulllah), sünneti bilen Ashab neslinin, arkadan da büyük alimlerin çeşitli sebeplerle birer birer hayattan çekilmelerini görerek hadîsin kaybolacağından endişe eder. Tehlikeyi önlemek için her tarafdaki mevcut âlimleri hadîslerin yazılması işine sevk etmeyi düşünür. Bu maksatla, halife sıfatıyla valilere emirler, tamimler gönderir. Ömer İbnu Abdilaziz'in gönderdiği bu mektuplardan bir tanesinin metni Buhârî'de mevcuttur. Bu, Medine valisi Ebu Bekr İbnu Hazm'a gönderilen mektuptur: “Beldende Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselam) 'le ilgili rivayetleri araştır, topla ve yaz. Ben ilmin (hadîslerin) yok olmasından ve âlimlerin tükenmesinden korkuyorum. Bu iş yapılırken sâdece Resûlullah (aleyhissalâtu vesselam)'in sünneti kabul edilsin. Âlimler mescid gibi herkese açık ve malum yerlerde oturup tedrisatta bulunarak ilmi yaysınlar, bilmeyenlere öğretsinler. Zira ilim gizli kalmadıkça yok olmaz.'' Tedvin peygamber efendimiz döneminde tutulmaya başlanmış ve adeta bir ansiklopedi gibi sonra ki gelen nesillere ışık tutmuştur yani bahsettiğin gibi hadis gerçek olmasa arkadaşların dediği gibi o kadar padişahımız neden istanbul'u fethetmek için uğraşsın.. Eyüp Sultan hazretlerinin kabri İslamiyet'te 3 yada 4. kutsal mekan olarak kabul edilmekte , böyle büyük bir zat şimdi istanbul'a o hasta haliyle boşuna mı gelmiştir.. |
|
![]() |
![]() |
![]() |
#3 | |
![]() Alıntı:
Hedef Konstantiniyye. Yalnizca Osmanli degil...Sahabe döneminden baslayarak Fatih'e kadar , sayisizca Islam akinlarinin baslica hedefi Istanbuldur. |
||
![]() |
![]() |
![]() |
#4 | ||
![]() Alıntı:
Demek ki Konstantin şehri için Peygamberimiz ne büyük bir söz etmiş ki, ne büyük bir lütufta bulunmuş ki, Eyüp Sultan Hazretleri o kutsal toprakları bırakıp büyük bir şevkle İstanbul'a gelmiş, buraya defnedilmiş. Alıntı:
Aslında Osmanlı'nın gönlü de kardeş katlinden yana değildi. Daha insani bir çözüm aradılar. Muhteşem isimli kardeşimizin de dediği gibi daha sonra büyük kardeş padişah olsun, kan akmasın diye düşünüldü. Fakat bunun da faydası değil, devlete zararı oldu. Yine küçük kardeşler büyük kardeşi öldürme planları yaptılar. Tahta daha az donanımlı kardeşler geçmeye başladı. En büyük kardeş tahta geçmeden önce sürekli öldürüleceğim korkusu yaşadı. |
|||
![]() |
![]() |
![]() |
#5 |
![]() Aslında bu konu kafamı kurcaladığı için sordum...yani her yönetim şekli için bir fetva vermek doğrumudur...mesela bugünkü yönetim şekillerinden biri kendi sistemi için fetva verbilir mi..
|
|
![]() |
![]() |
![]() |
#6 |
![]() Bence olamaz çünkü muhtemelen her yönetim kendisini haklı gösterir.
|
|
![]() |
![]() |
![]() |
#7 |
![]() istanbulun fethi ile ilgili hadis sahih değildir demek cür'et ister...
Ahmet bin hanbelin müsned adlı hadis kitabında bile var bu hadis... düşün ahmed bin hanbel hicretin 164.yılında doğmuş bir alim yani o çağda birisi bu hadisi uyduracak hicri 857 de istanbul feth edilecek... vallahi uyduran (haşa) ne uydurmuş derler ya... |
|
![]() |
![]() |
#8 |
![]() Benim de o kanunnamenin tamamen iyi niyetle yazıldığından, devletin sağlığı için yazıldığından şüphem yok.
Bence de Fatih Sultan Mehmet tarihin en büyül liderlerindendir. Ben sadece iyi niyetle kötü karar olduğunu düşünüyorum. Mesela doktorsunuz. Kritik durumda bir hasta var. İki de alternatifiniz var. Zaman sınırlı. Detaylı analiz yapmadan birisini seçmeniz gerekiyor. Siz iyi niyetle seçiminizi yapıyorsunuz ama hastanın ölümüne sebep oluyorsunuz. Katil olmazsınız. Muhtemelen kaza ile ölüme sebebiyet verme durumuna da düşmezsiniz. İşte ben olayı o şekilde yorumluyorum. |
|
![]() |
![]() |
![]() |
#9 |
![]() Olaya şu şekilde bakmamak gerekiyor. Sarayda 5 şehzade otururken biri padişah oldu diğer oturan 4 şehzadeyi öldürün hadi denmiyor.
Padişah öldükten sonra sancaktaki şehzadeler haber alınca ve hatta bazen babaları ölmeden birbirlerinin üzerine askerlerini gönderiyor bir çok aldatmalar kandırmacalarla birbirlerinin canlarına kastediyorlar. Bu bir ufak savaştır ve taraflardan yenilen ve kaybedenler olup ölenler olcaktır bu çok normal. Bir ülkenin bölünmemesi için olması gereken bir şey. Ancak şu bir gerçek ki bunu yanlış uygulayan padişahlarımız olmuştur. Allah razı olsun çok büyük değerler kazandırmaları hatasız oldukları anlamına gelmez. Örneğin Kanuni sultan süleymanın oğlunu katlettikten sonra oğlunun küçük oğullarınıda kadletmiştir. Veya aynı şekilde kardeşini kadlettikten sonra büyüyünce karşıma geçmesin mantığıyla bu kardeşlerin öldürülen küçük erkek evlatlarda olmuştur. Bunlar yanlış uygulamalardır benim gözümde. |
|
![]() |
![]() |
![]() |
#10 |
![]() Aslında bu tip konuları daha çok tarihçi yazar Mustafa Armağana sormak gerekiyor.Sonuçta bu bilginin doğru olup olmadığıda belli değil.Çünkü ülkemizdeki birçok kitaplarda yalan yanlış bilgiler var.Şuan okullarda okutulan tarih kitapları bile Türk yazarlara ait değil.Bunun içinde ortada yalan yanlış bilgiler çok.Şuandada Mustafa Armağanın bazı kitaplarını okumaktayım.Herkezede tavsiye ederim.Aslında tarihte ne kadar çok hep bildiğimiz ama ezberimizi bozan şeyler Mustafa Armağanın kitabında mevcut.Bu gibi soruları da mustafaarmagan.com.tr.Bu sitede bulmak mecvut.Bulamadığınız taktirde soru cevap bölümünden sorularınızı göndermeniz mevcuttur
Konu mahmutcan tarafından (08-15-2011 Saat 14:10 ) değiştirilmiştir.. |
|
![]() |
![]() |
![]() |
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
|
|