![]() |
#1 |
![]() 23 Temmuz'da millet iradesi bir kez daha tecelli edecek. Sandıktan ne çıkar bilinmez ama demokrasinin bir zaferi olması herkesin dileği.. İşte seçim öncesi yüksek sesli bir yorum:
Zaman Gazetesi yazarı İbrahim Öztürk'ün 22 Temmuz öncesi köşesinde bazı hatırlatmalar yaptığı yazısı... "Ekonomi, partilerin gündeminde yok Seçim geldi çattı. Millet iradesi tecelli edecek. Demokrasi, çoğunluğun azınlığa tahakküm etmeden bir arada yaşama formülüdür. Şimdiki esas sorun, Türkiye'de kendilerine 'aydınlık yüzlü' diyen sahte Batıcıların sandıktan çıkacak sonuçlara rıza gösterip göstermeyeceği ile ilgili. Yeni bir seçime giderken, bazı partiler, tümü çeteleşen devlete sığınmış, iktidar umudunu halka değil, başka yerlere bağlamış gibi. İktidardakinde reform yorgunluğu yok. Ama muhalefette sinirler gergin. Proje olmayınca korku tapınağı yaparak ve şehit kanları üzerinden seçim sonrası kan-ka projeleri geliştiriyorlar. Bir parti daha çok demokrasi, özgürlük, dışa açıklık diyor. Reformların ve değişimin devamından yana tavır alıyor. Diğer tümü günlerdir halkın karşısında konuşsa da aslında başka yerlere mesaj veriyorlar. Adeta ortamı dizayn etmeye hazırlanan bir makama 'emir tekrarı' yapıyorlar. Ekonomi çoktan gündemlerinden uçup gitmiş. Tek umut, desteksiz ve ispatsız internet yalanlarıyla imaj oluşturmak. Rahşan Ecevit 'din de vatan da elden gidiyor' demişti ya. Bula bula buna sığınıyorlar. 2001 krizinde 3 milyar dolarlık banka 350 milyon dolara İngiliz'e gittiğinde vatan yerinde duruyordu. Ama, şimdi baş döndüren fiyatlara sahibi bankasını satınca vatan elden gidiyor. Şimdilerde kanalını derin devletin emrine veren bir işadamımızın bankasına 2001'de el konulması son anda önlendi. Tümüne 900 milyon dolar bile verilmeyen bankanın sonra dörtte birinin kaça satıldığı herkesin malumu. 'Kan ağlayan esnaf' söylemlerine gelince... Bunu, başbakanın kafasına yazarkasa fırlatıldığı, umutsuzluk koridorlarını intiharların süslediği yakın geçmişten hatırlayınız. Ekonomik göstergelerdeki iyileşme gelir dağılımına da yansıyor. Gelir dağılımı düzeliyor, alt kesimden orta sınıfa geçenlerin sayısı hızla artıyor. Son yıllarda hiçbir kamu çalışanı enflasyona ezdirilmedi. Yaşlı, özürlü maaşları ve asgari ücret de enflasyonun çok üzerinde kaldı. Bir de sokakta gördüklerimiz var. Bu satırların yazarı beyaz Türk değil. Halkın içinden, arka sokaklardan geliyor. Cumhuriyet mitinglerinde olduğu gibi miting meydanlarını dolduranlar, bindirilmiş kıtalar değil. Benim ailem de akrabalarım da o sokaklarda yaşıyor. Yalıda oturup açlık edebiyatı yapanlar hiç de inandırıcı gelmiyor sokaktaki insana. Pazaryerine gidince filelerini nasıl doldurduklarını iyi biliyorlar. Dikkat ediniz, ÖSS'de yıllarca sıfır çeken Doğu ve Güneydoğulu çocuklar şimdilerde derece üstüne derece yapıyor. Önceleri, umutsuzluğu istismar edilip dağa kaldırılan varoş çocukları vardı. Omuzundaki tüfeğin dipçiği yere değiyordu. İşte şimdi, her kaybolan çocuğu medeniyetimizin dev surlarında açılan bir gedik olarak gören Anadolu'nun kutlu solukları, bu çocukları yurdun dört bir köşesinde arka mahallelerden devşirip milletimize hediye ediyor. Sınıf çıkarlarını bu çocukların büyük rekabetine kaptırmak korkusu, karabasan gibi rüyalarına girenler de boş durmuyor, senaryo üstüne senaryo deniyorlar. Milli Eğitim Bakanlığı beş yılda 5 bin öğrenciyi yurtdışına göndermek üzere proje geliştirmiş. En son Prof. Dr. Mehmet Sağlam'ın YÖK başkanlığı döneminde bu tür yaygın uygulamalar olmuştu. Şimdi başarıyla doktorasını bitirip dönen parlak Anadolu çocuklarının kariyer yolları dört bir yandan kapatılmaya çalışılıyor. Çeteleşen ve tarafsızlığını kaybeden yargıdan da adalet bekleme lüksümüz yok maalesef. Rey vermeden önce bütün bunları yüksek sesle düşünme ve de paylaşma ihtiyacı hissettim." Zaman
![]() |
|
![]() |
![]() |
|
Sayfayı E-Mail olarak gönder |
![]() |
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
|
|