AK Gençliğin Buluşma Noktası
Köşe Yazıları Köşe yazıları burada paylaşılıyor.



 
Stil
Seçenekler
 
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
Alt 01-09-2008, 23:59   #1
Kullanıcı Adı
CeVHeR
Standart Özgürlük, `Cumhuriyet`i kuran ruh`un da hakkı! ( HASAN KARAKAYA )
Bugünkü manşetimizi okudunuz... "Millet böyle istiyor" demişiz... Gerçekten de, millet, "bu sorunun çözülmesini" istiyor... Nedir sorun?.. Elbette "başörtüsü"nün serbest bırakılması... Bu iş; "dön baba dönelim, yine başa dönelim" misali, bir "yılan hikâyesi"ne döndü... Uzadıkça uzayan, kıvrıldıkça kıvrılan yılan hikâyesine... çözmek, bir türlü mümkün olmuyor!..
"Ben bu Cumhuriyet'in çocuğuyum, onun değerlerini savunmak benim görevimdir" diyenler, bu "sorun"un çözülmesini yıllardır engellediler... Ancak, o cumhuriyetin "hoca"lar, "hacı"lar ve "şeyh"ler tarafından okunan "dua"larla, camilerde indirilen "hatm-i şerif"lerle kurulduğunu hep bilmezden geldiler!..
Sonra da, ortaya çıkıp, "Türkiye Cumhuriyeti'nde dindarlara baskı mı var?.. Hani nerede?!?" şeklinde "sığ bir soru" ile yapılan "baskı"ların, "dayatma"ların üstünü örtmek istediler!..

“MüSLüMAN” OLMANIN ŞARTLARI!
Hatta, işi o raddeye götürdüler ki; "Ne baskısı?.. Biz böyle bir baskı görmüyoruz" bile deyip, eklediler:
"Kelime-i Şehadet getirmek mi yasak?.. Namaz kılıp, oruç tutmak mı yasak?.. Ya da, hacca gitmek ve zekât vermek mi yasak?.."
Doğruydu... Böyle bir yasak yoktu.
Hatta ve hatta;
"Fırınlar, Ramazan ayında pide bile çıkarıyorlar"dı!..
Yani, "dindarlar" üzerinde hiçbir baskı yoktu!.
Bunu söyleyenlere güldüm...
Ve hatta, acıdım!..
çünkü, "Müslüman" olmak için; evet, sadece "Kelime-i Şehadet" getirmek yeter... Kelime-i Şehadet getirmek demek, "İslâm’ın kapısından içeri girmek" yani "Allah (cc)'ın varlığını ve birliğini" kabul etmek, "Hz. Muhammed (sav)'in de O'nun elçisi ve peygamberi" olduğunu kabul etmek demektir!
Amma, iş burada bitmiyor ki...
Ev, "dört duvar"dan ibaret değil ki...
Bir "din"i kabul etmek demek, "o dinin şartlarını" da kabul etmek demektir ki; onun içinde "Allah'ın emir ve yasaklarına uymak" var!.. Onun içinde, "Hz. Peygamber'in buyruklarına itaat etmek" var!..
Evet, "Ben Müslümanım" demekle bitmiyor iş!..
Eğer "Müslüman" isen;
"Helal" yiyip, helâl içeceksin!..
Eğer "Müslüman" isen;
"Haram"lardan uzak duracacaksın!..
"Faiz"den, "kul hakkı"ndan kaçınacaksın!..
Yani, "bir dinin mensubu" olmak, tek başına yeterli değil... Bir de, onun "kural"ları var!..
Evet, "İslâmi bir yaşam tarzı" var!..
Eğer "helâl-haram" tanımazsan, eğer "içki, kumar ve zina"nın "büyük günah"lardan olduğunu kabul etmezsen, adama sorarlar; "Sen nasıl Müslümansın?"

BU “YASAK”LARI KOYAN KİM?
Peki, bütün bunlara inanma ve inandıkları gibi yaşama konusunda "özgür" müdür Müslümanlar?..
üzerlerinde hiçbir "baskı ve dayatma" yok mudur?..
Türkiye'nin; sadece "seçkinci" değil, aynı zamanda "egemen ve buyurgan" olan ve hatta zaman zaman "ceberrutça" tavırlar sergileyen "Beyaz Türkler aşireti"nin mensupları da gayet iyi bilirler ki;
Bu "Cumhuriyet"in bireyleri; özellikle 1940'lı yıllarda, "Kur'an-ı Kerim" öğrenebilmek, "İslâm'ın beş şartı"nı bilebilmek için, gizli gizli "bağ damları"na gitti!..
çünkü "köy"lerinde, çünkü "cami"lerinde, çünkü "mahalle"lerinde böyle bir işe kalkışmaları demek, "Jandarma’nın dipçik darbeleri" ile hapse götürülmek veya "yolların taşını kırmada" çalıştırılmaktı!..
Bu "cumhuriyet"in yöneticileri;
"Kilise"lerde olduğu gibi, "cami"lerin içine de "sıra" konulmasını istemediler mi?..
Bu "cumhuriyet"in yöneticileri;
"Ezan dili"nin "Arapça" olduğunu iddia edip; "Allahüekber" diye başlayan ezanı, Türkçe "Tanrı uludur" diye okutmadılar mı?..
Daha nice örnek!..
Hiç kimse, bu "baskı"ları, "zulüm" derecesindeki bu "ceberrutluk"ları görmezden/bilmezden gelemez!..
çünkü, "Cumhuriyet Türkiyesi" denilen Türkiye, "sadece bugünden ibaret değil"dir!..
Kaldı ki; bugün uygulanan "baskı"ların, "dayatma"ların, "ceberrutluk"ların ve "yasadışı zorbalıklar"ın temelinde de, "dün" vardır!..
Evet, "dünkü despot zihniyet" vardır!.. "Atatürkçülük" maskesiyle, bu millete "İsmet İnönü despotizmi"ni reva gören zihniyet!..
Bunun aksini hiç kimse iddia edemez!..

BUNLARI KİM “YOK” SAYABİLİR?
Peki, aynı "Cumhuriyet Türkiyesi"nde, aynı "Atatürk Türkiyesi"nde; kendilerini "çağdaş/ilerici" olarak vasıflandıran kişilere "dokunulmakta" mıdır?..
O "seçkin"lerin, o "elit"lerin, o "kaymak tabaka"nın, o "egemen"lerin, o "buyurgan"ların "çağdaş yaşam biçimi"ne herhangi bir "baskı" var mıdır?..
Hayır... "Yasa"lar onlardan yana!.. Onlar, "kılık ve kıyafet"lerinde "özgür"dürler!.. Onlar “içkinin her çeşidi”ni içmekte “özgür”dürler!.. Onlar, İslâm'ın "haram" ve "büyük günah" saydığı "nikâhsız beraberlik"te de özgürdür!.. O kadar özgürdürler ki, "eşlerinden gizli" aldıkları "garsoniyer"lerinde "metres"leriyle "zina" yapmakta da özgürdürler!..
Ama, "dindar"lara gelince, onların "Kur'an öğrenmeleri" yasaktır!.. Hiçbir kişi ve kuruluşun açtığı "bale" kursuna "baskın" yapılmazken, dindar insanların açtığı "Kur'an kursları"na sık sık baskınlar düzenlenir!.
Evlerde "mevlid" okutmak için bir araya gelen insanlar, "irticai toplantı" yaptıkları bahanesiyle "taciz" edilirler!..
Fazla uzatmaya gerek yok... çalıştıkları işyerlerindeki masalarının çekmecelerinde "tesbih" var diye, ceplerinde "takke" taşıyorlar diye, parmaklarına "gümüş yüzük" takıyorlar diye nice dindar insan "yargısız infaz"a maruz kalmadı mı bu ülkede?..
Nice insan "fişlenmedi" mi?..
Sırf "radyodan ilahi dinliyor" diye, "sürgün" edilmediler mi?..
"Kebapçılar" bile tek tek izlenip, "irticacı" denilerek "kara liste"lere alınmadı mı?..
Bunları "yok" saymak mümkün mü?..
“Bunlar olmadı” demek mümkün mü?..
"Hafıza"lar bu kadar mı zayıf?..
"Göz"ler bu kadar mı kör?.. "Kulak"lar bu kadar mı sağır!
"Vicdan"lar bu kadar mı dumura uğradı?..
Yapmayın Allah aşkına!..
Bu "baskı"ları, bu "dayatma"ları, bu "ceberrutluk" ve "terör hücresi" basar gibi "geceyarısı operasyonları" ile basılan evleri, "maddi ve manevi işkence"lere maruz kalan insanları "yok" saymak mümkün mü?..
Bütün bunları bile bile, "Dinin nesine baskı uygulanmış" demek, en hafif tabiriyle bir "vicdan körlüğü"nden başka bir şey değildir!..

çAĞDAŞ(!) BATI’DA VAR MI BU YASAK?
Hadi bunları görmek/bilmek istemiyorsunuz, peki ama; şu "başörtüsü yasağı"na ne demeli?..
Söyleyin Allah aşkına;
"Allah'ın bir emri" olan "başörtüsü"nü yasaklamak, bir "baskı" değilse, nedir?.. Bu baskıyı uygulayanlar, kendilerinin "Cumhuriyet çocuğu" olduğunu iddia edenler değil midir?..
O "Cumhuriyet" ki; onu kuran Atatürk bile, böyle bir "yasak" getirmedi... Evet, "Atatürk devrimleri" arasında, "başörtüsü yasağı" diye bir yasak yok!..
"Yasak" da yok, "yasa" da!..
Peki, "yasasız yasak" uygulayanların bu yaptıkları, bir "yasadışı zorbalık" değil midir?..
Bırakın "Cumhuriyet Türkiyesi"ni, Cumhuriyet'i kuran Atatürk'ün "muasır medeniyet" hedefi olarak gösterdiği "Batı"da var mıdır böyle bir yasak?!?..
"Lâf cambazlıkları" ve "laga luga"larla milletin kafasını karıştırmak isteyenlere söylüyorum: "Laikliğin beşiği" olarak gösterilen Fransa başta olmak üzere, herhangi bir "Avrupa ülkesi"nin üniversitelerinde "başörtüsü yasağı" var mıdır?..
Cevap vereyim, "yok"tur!..
Evet, hiçbir Batı ülkesinin üniversitesinde böyle bir yasak yoktur... Hatta, “dahası”nı da söyleyeyim:
Bu ülkelerin “özel lise”lerinde de yoktur böyle bir yasak...

MECLİS’İN GöREVİ, BU SORUNU çöZMEK!
O halde, “sorun” nerede?..
Sorun, Türkiye’de... Sorun, “elit”lerin kafalarında!..
Sorun, “buyurgan”ların paranoyalarında...
Sorun, Atatürkçülük adı altında “İnönü despotizmi”ni yaşatmaya çalışan “ceberut”ların “gen”lerinde!..
Sorun, “kafalarına göre İslâm” tarifi yapıp, sonra da “kendi şahsi düşünceleri”ni “din” diye dayatanlarda!..
Oysa TBMM Başkanı Köksal Toptan’ın dün de dediği gibi; “başörtüsü sosyal bir sorundur” ve artık bu sorunu “çözme vakti” gelmiştir!.. “Meclis’in görevi” de, kangren haline gelmiş bu sorunu çözmektir!..
Zira, “millet böyle istemekte”dir!..
“Milyonlarca insanı temsil eden” STK’ların oluşturduğu “çalıştay” böyle istemektedir!.. Onlar; “Kişilerin eğitim ve çalışma hakları, kılık kıyafeti sebebiyle engellenemez” demektedirler ki; bu ifadenin altına millet imzasını atar!..
Buna rağmen, “Batı ve Batıcılar ne der?” şeklinde bir endişe taşınıyorsa, onun da çaresi var: Alırsın Batı’daki “yasa”ları, alırsın Batı’daki “uygulama”ları, yaptırırsın “bire bir tercüme”lerini, gösterirsin “dokunulmaz egemen”lere!..
En başta dedim ya;
Bu iş çok uzadı... Haddinden fazla uzadı.
Şu “yılan hikâyesi”ne bir son verelim artık...
Türkiye; “yılan”lardan ve “yalan”lardan kurtulsun!..
özgürlük, “Cumhuriyeti kuran ruh”un da hakkıdır!

-------------

Onlara serbest, bize yasak!
Şunu bir türlü anlayamıyorum: “301. madde”nin değişmesini hem “Batılılar” istiyor, hem Türkiye’deki “Batıcılar” istiyor... Malûm, bu madde “Türklüğe hakaret”i düzenliyor!.. Basit bir bakış açısıyla, istiyorlar ki; “Türklüğe hakaret” serbest olsun... Şunu açıklıkla söyleyeyim; “ırkçı” değilim.. Ama, “Türklüğe veya Türkiye’nin kurumlarına hakaret etmenin serbest olmasını” isteyenlere/savunanlara şunu sormak istiyorum: Benzeri maddeler “Batı’da” yok mu?..
Gazetem Vakit, Almanya’da niye yasaklandı biliyor musunuz?..
Bir, “Batılı yaşam tarzını eleştirdiği” için!...
İki, “İsrail’in devlet terörü”nü sık sık gündeme getirdiği için!..
Düşünebiliyor musunuz;
Sadece “Almanya”yı değil, “İsrail”i eleştirmek bile suç!..
Ama aynı “Batılı”lar ve “Batıcı”lar “301 kalksın” diyor!..
Yani, onlar bize hakaret etsin, ama biz onlara laf söylemeyelim!..
Beyefendiler “güçlü” ya, beyefendilerin “parası” var ya, “kural”ları onlar koyuyor.. Fakat, kendi burunlarından kıl aldırmıyorlar!..
Demek oluyor ki;
Bu dünyada “paran kadar” konuşacaksın!..
Parayı veren sadece “düdüğü” çalmıyor, “hakaret” de ediyor!..
Biz konuştuk mu; sadece “ağzımızı”’ değil, “gazetemizi” de kapatıyorlar!..
“Medeniyet” dediğiniz, işte böyle birşey olsa gerek!..


Hasan KARAKAYA / VAKİT 09/01/2008

 

  Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş
Sayfayı E-Mail olarak gönder
 


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı





2007-2023 © Akparti Forum lisanslı bir markadır tüm içerik hakları saklıdır ve izinsiz kopyalanamaz, dağıtılamaz.

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir.
5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, şikayetlerinizi ve görüşlerinizi " iletişim " adresinden bize gönderirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır.



Bulut Sunucu Hosting ve Alan adı
çarşamba pasta çarşamba bilgisayar tamircisi