![]() |
Alıntı:
yanlis anlama ben bir tartismada kopyala, yapistir fikirleri okumam cünkü beni senin özgün fikirlerin ve bilgilerin cezbeder yoksa google sagolsun gerci yakinda oda yasaklanacak o zaman nereden arayip, bulacaksiniz merak ediyorum :) |
[QUOTE=AKıncı 34;756269]sen hele neresini iftira gördün bir orasını cevapla...
evirip çevirme iftiranın babasını yaparsınızda bize iftira dersiniz... yahudinin hazırladığı kireç suyu demek sizde,bizansın torunu demek sizde,siyonist demek sizde hala iftira dersin :) LAF EBELİĞİ YAPIP İNSANLARLA DALGA GEÇME CEVAPLARIMA HAZIR OLDUĞUNDA SÖYLE. |
[QUOTE=zilzal;756271]
Alıntı:
|
Alıntı:
NİYE BELGE SUNMAK KÖTÜMÜ? KAFAMDAN YAZSA İDİM BU SEFERDE BELGE BELGE DİYE TUTTURACAKTINIZ? |
Alıntı:
|
Önce AKP den önce hangi görüşteydin bunu söyle,sonra
Bana ERBAKAN HOCAMIZIN 1996 hükümetindeki yanlışlarını sayarmısın.İçindekileri dök. |
Alıntı:
|
tabiki seve seve kardesim.. 95 secimlerinde rp icin cok cabaladik carpilma tehlikesine aldirmayip direklere tirmanip bayrak astik ve o secim zaferini beraber kutladik..
yeterli sanirim degil mi.. |
Alıntı:
Doktora çalışması için girdiği İngiliz Ulusal Arşivi’nde tam 10 yıl boyunca çalışan Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Sıtkı Bilgin, Kıbrıs Barış Harekatı ve sonrasında yaşananlara ilişkin çok ilginç ve bugüne kadar hiç anlatılmayan konuları içeren belgelere ulaştı. “Büyük Güçler, Türkiye ve Kıbrıs Meselesi (1967-1975)” başlıklı TÜBİTAK projesi için 2005 ve 2006 yıllarında altı ay İngiliz Arşivleri’ni tarayan Bilgin, bu önemli belgeleri ilk kez star Pazar’a açıkladı... Harekatın mimarı Bülent Ecevit değil, Necmettin Erbakan’dı İngiliz Ulusal Arşiv belgeleri, kamuoyunda bilinenin aksine Kıbrıs Barış Harekatı’nın mimarının merhum Başbakan Bülent Ecevit değil dönemin Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan olduğunu ortaya koyuyor. Bu, Ankara’daki İngiliz büyükelçinin, İngiliz Dışişleri’ne yazdığı raporlar ve İngiliz Başbakanı ve kabinesinin konuyu değerlendirirken, oraya katılan devlet adamlarının konuşma tutanaklarından anlaşılıyor. Ecevit’in Londra ziyareti ve Türk ile İngiliz hükümeti arasındaki yazışmalardan da Ecevit’in harekat konusunda isteksiz davrandığı ve savaşa girmeden bir çözüm aradığı görülüyor. Ecevit savaş istemiyordu Yine belgeler gösteriyor ki Kıbrıs Harekatı’nın yapılmasında, icra safhasında Necmettin Erbakan daha aktif ve istekli. Ecevit’in ise savaşa yanaşmadığı görüntüsü ortaya çıkıyor. Dönemin İngiltere Büyükelçiliği’nden giden raporlarda Erbakan’ın Genelkurmay ile aynı çizgide ve harekatın gerekli olduğunu, niyetinin tüm Kıbrıs’ın alınması olduğu belirtiliyor. Erbakan’ın dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Semih Sancar ve Türk ordusuna tam destek verdiği de belgelerde yer alıyor. Türk istihbaratı bilgi sızdırmadı İngilizler harekat tarihinde yanıldı İngiliz Arşivleri’ndeki belgelere göre, İngiliz askeri istihbaratı, Türkiye’nin birinci askeri harekatı 22 Temmuz 1974’te yapacağını öngörmüştü ancak yanıldı. Bu bilgi Savunma Bakanlığı’na ait istihbarat raporunda geçiyor. Türkiye, harekatı 20 Temmuz cumartesi sabahı gerçekleştirdi. Belgeler, Türk Genelkurmay Başkanlığı’nın iç istihbaratının sağlam ve güçlü olduğunu, harekat planlarının dışarıya sızdırılmaması konusunda çok etkili olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye Kıbrıs’ın tamamını ele geçirse maceraya sürüklenecekti Ayrıca İngiliz istihbaratı 14 Ağustos’ta başlayan ikinci harekatla Türkiye’nin adanın tümünü ele geçirebileceği öngörüsünde bulunmuştu. Ancak, İngiliz askeri otoriteleri bunun Türkiye için riskli olacağını zira adanın tümü ele geçirildiğinde Rumların gerilla harekatına girişip Türkiye’yi uzun ve çetin bir maceraya sürükleyebileceklerini raporlarında belirtmişlerdi. Raporlarda ayrıca Türkiye için en doğru stratejinin adanın yarısını ele geçirerek daha sonra bunun siyasi pazarlık unsuru olarak kullanılmasının uygun olacağı değerlendirmesi yapılmış. Harekatı durdurmaya İngiliz ordusunun gücü yetmedi Özellikle, Rum ve Yunan yanlısı bir siyaset izleyen dönemin İngiltere Dışişleri Bakanı James Callaghan, Türkiye’nin askeri harekatını önlemeyi çok arzu etmekteydi. Türkiye’yi durdurmak için ABD’ye çeşitli defalar ısrarlı müracaatlarda bulunduysa da Amerikan yönetimi, Callaghan’ın bu isteğini hep reddetti. ABD yönetimi, özellikle dönemin Dışişleri Bakanı Henry Kissinger, her fırsatta Türkiye’nin, Yunanistan’dan da Kıbrıs’tan da daha önemli olduğunu ifade etti. Ancak, Callaghan’ı asıl büyük hayal kırıklığına uğratan kendi Genelkurmayı oldu. İngiliz Dışişleri Bakanı’nın Türkiye’yi durdurma konusundaki ısrarlı taleplerine karşı İngiliz Genelkurmayı, ‘İngiliz ordusunun Türkiye’yi durdurmaya gücünün yetmeyeceği’ raporunu vererek Callaghan’ı derin bir sukut-i hayale uğrattı. İngiliz Genelkurmayı verdiği cevapta, Adana’dan kalkan Türk savaş uçaklarının iki dakika sonra Kıbrıs’ta olacağını belirterek İngiliz Savaş gemileriyle Türkiye’yi durdurmanın mümkün olmayacağını ve bir fayda sağlamayacağını rapor etti. Ayrıca raporda, Soğuk Savaş dönemi şatlarında İngiltere’nin böyle bir teşebbüste bulunmasının İngiliz askeri stratejisine uygun olmayacağı ifadesine de yer verilmiş. İstihbarat zafiyeti birinci harekatı durdurdu Arşiv belgelerine göre birinci Türk askeri harekatının istihbarat zafiyeti nedeniyle durduğu ortaya çıkıyor. Zira belgelere göre Türkiye, Rumların adada yaptıkları büyük silah yığınağından ve sahip oldukları milis gücü ve askeri teçhizattan yeterli ölçüde haberdar değildi. İngiliz Arşivleri, 1968-74 yılları arasında hemen her hafta gerçekleşen ve Rum gizli silahlanmasıyla ilgili bilgiler veren yüzlerce istihbarat raporlarıyla dolu. Türk istihbaratı ise bu Rum silahlanma faaliyetlerinden ancak büyük çapta olan bazılarını tespit edebilmiş. Bu nedenle Türk askeri ilk çıkarmayı yaptığı zaman ummadığı kuvvetli bir Rum direnişiyle karşılaştı. İki toplumu aynı adada bir arada tutmak mümkün değil Arşivlerdeki belgelere göre dünyada Yunan dernek ve kuruluşları adına ne kadar kurum varsa, örneğin Güney Afrika’daki bir Yunan derneği gerek Birleşmiş Milletler ve gerekse ABD, AET, İngiltere ve Fransa gibi devletlere Türk ordusunun haksız bir işgal gerçekleştirdiğine, bunun illegal olduğuna ilişkin propaganda raporları göndermiş. Türkiye ise kendi haklılığını anlatmak için doğru dürüst bir teşebbüste bulunmamış. Özellikle 1975 yılında Fransa ve Rusya hariç, Avrupa devletlerinin Kıbrıs’ta iki toplumlu bir devlet olması gerektiğine artık düşünce bazında da olsa erişmiş. İngilizler, kendi iç değerlendirmelerinde ‘1963-64-67 olayları çıktı, sonrasında 1974 harekatı başladı. Bütün bunların sonucunda anlaşıldı ki burada iki toplumun bir arada zorla tutulması pek mümkün değil. İki devletli çözümün de artık alternatifli bir çözüm olarak görülmesi gerekir’ denilmiş. Yurtdışından destek görmeyince yüzde 2 toprak barajı aşılamadı Birinci harekattan sonra Yunanistan eski Başbakanı Kostas Karamanlis’in amcası Konstantin Karamanlis iktidara geldi. İngiliz Dışişleri’ne ait belgelere göre Türkiye ile aslında bir anlaşmaya da çok yaklaşmıştı. 1975’teki görüşmelerde Türkiye yüzde 33 toprak istiyordu, Karamanlis ise yüzde 31’e ancak razı oluyordu. Aradaki yüzde 2’lik pay için anlaşmazlık çıktı, çözüm için arkası gelmedi. O dönemde Türk-Yunan müzakerelerini uluslararası alanda da destekleyecek bir ortam olmadı. Çünkü ABD, Mısır-İsrail savaşına odaklanmıştı, ayrıca Watergate skandalı sürüyordu. İngiltere ise İrlanda’da başlayan olaylarla ilgileniyordu. Tartışma gündeme gelmiş ve Rahşan Ecevit yanıt vermişti Kıbrıs Barış Harekatı emrini kimin verdiği tartışması daha önce gündeme gelmiş, Erbakan’ın “Emri ben verdim” iddiasına Rahşan Ecevit “Bu, bir günde alınmış bir karar değildir. Baskın basanındır, önceden kimseye haber verilmez. Bülent Bey hazırlığını yapmış, Genelkurmay’a sormuştu. Genelkurmay, harekat için hazır olduklarını söyleyince Bülent Bey kararını verdi” yanıtını vermişti. Ecevit, Erbakan’ın sözlerine karşılık “Bülent Bey çok nazikti. Bundan ötürü, ne zaman Kıbrıs Barış Harekatı ile ilgili bir konu gündeme gelse, Erbakan’a teşekkür ederdi” de demişti. BUMU KÖŞE YAZARININ KÖŞE YAZISI. |
kardes sen hala daha ordamisin.. ben o konuda senle hemfikir oldugumu söylemistim o yüzden google nin derinliklerine dalmana gerek yok..
ben su bedevi cadirindaki muhabbeti anlatmani bekliyorum ;) |
Alıntı:
rica etsem şu komiklik yapan akıncı kardeşim araya girmese .:hmm |
Alıntı:
mgfden googleden belge toplamak için zamana ihtiyacın var bunu anlayışla karşılıyorum ama bunun için 1 dk bekle diyebilirsin bu tür şeylere gerek yok :w::w: |
Bu bir yana,kandilde bombalamadıkları yer kalmadı,TV'ler pkknın uçaksavar mevzileri bombalandı diyor,kaç mevzisi var ki bombalanıyor bunların ? Sanki örgüt değil,karşımızdaki devlet ordusu.
Örgüt değil de devlet ordusu kadar mevzileri var ise,açıklasınlar ki pkknın gücünü bilelim ona göre yorum yapalım.Ama çıkıp bbg evi dersen,sürekli bombalanmasına rağmen -ki bombalar boşa atılmakta-hala uçaklar kalkıp 'bombalanıyor' diyorsan çıkıp ''güçleri azaldı'' deme hakkın yoksenin. Hemen şehit haberleri ardından ''bombaladık operasyon yaptık şu kadar öldürüldü'' deniyor.Neden görüntüleri yayınlanmıyor peki ? Yayınlansında ''doğruymuş'' diyelim,aksi halde yalan attıklarını düşünmemek elde değil,bu yalanda TSK ya yönelik eleştirileri kesmek için yapılır anca. Peki siyasetçilere ne demeli ? Kalleşşşşşş bahçeli erken seçim demiş.Ulen erken seçim olsa ne olcak tek başına iktidar olsun,TSK başkanı dahi olsan 'nah' kesersin terörü neye güveniyor bunlar ? Terörün önünü açarak mı kesmeyi düşünüyorlar ? Terör neden coştu ? İstekleri olmadıkları için.Lan gerizekalı istekleri olsa zaten bu örgüt amacına varmış olur,biz istekleri yerine getirsek teslim olmuş sayılırız,bu halde çıkıp hükümeti suçlamak terörist beyinlerle hareket etmekten başka bir şey değildir.Tabi ki terör saldırıları artacak,istekleri yerine gelmiyor nasırına bıçak saplıyoruz ki sancılarından dolayı coşuyor bunlar. |
Alıntı:
|
Alıntı:
kaddafi mgk meselelerini ortaya atan bendim sende bana cevap verecektin.. hala bekliyorum ben bak yatarım sonra cevap veremem yine havalara girersiniz sonra |
Libya lideri Muammer Kaddafi'nin, 6 Ekim 1996'da Başbakan Necmettin Erbakan'a sert çıkışının perde arkasına Yeni Şafak ulaştı. Kaddifi'ye, Erbakan'la yaptığı görüşme öncesi, dönemin Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller'i kendisine yönelik suikast hazırlığı yapan CIA ekibi içinde gösteren düzmece bir rapor sızdırıldı. Rapora aldanan Kaddafi, Erbakan'a sert çıktı. Ergenekon sanığı Veli Küçük'ün evinde ele geçirilen şok raporun ayrıntıları:
ŞAKAKİ'DEN SONRA KADDAFİ'YE SUİKAST Filistin lideri Yaser Arafat'ın İsrail ile anlaşmasına karşı çıkan İslami Cihat'ın kurucusu Fethi El Şakaki 26 Ekim 1995'te Malta'da uğradığı silahlı saldırı sonucu şehit düştü. Saldırıyı üstlenen olmadı, ancak İsrail istihbaratı MOSSAD'ın dahil olduğu bir ekibin suikasti düzenlediği konuşuldu. Liderliğini “Rhodes' kod adlı CIA'in Malta istasyon şefinin yaptığı suikast ekibi, daha sonra İsrail ve ABD'ye karşı tutumuyla bölgede ön plana çıkan Libya lideri Muammer Kaddafi'ye yönelik bir operasyon düzenledi. Kaddafi operasyonu önceden haber alınca suikastten kurtuldu. MEHMET ÖZBAY'DAN CIA ŞEFİNE SİPARİŞ O dönemde İstanbul'da özel bir üniversitenin mütevelli heyet başkanı O.O, Malta'daki CIA istasyon şefi "Rhodes' ile temasa geçti. Bunun üzerine Susurluk kazasında hayatını kaybeden Abdullah Çatlı'ya kimliğini veren Mehmet Özbay Chicago'dan Valetta'ya geldi. Mehmet Özbay, Şakaki'yi ortadan kaldıran “”Rhodes'tan düzmece bir Çiller dosyası hazırlamasını istedi. CIA'in istasyon şefi Başbakan Yardımcısı Çiller'i Kaddafi'ye suikast girişiminde bulunan ekibin içinde gösteren bir rapor hazırladı. Özbay, kısa bir süre sonra raporu Giresun Bölge Komutanı Tuğgeneral Veli Küçük'e iletti. RAPORA ALDANDI, KIZDI Küçük, raporun devletteki bağlantılarını kullanarak, Erbakan'ın Libya'ya ziyaretinden önce resmi bir kanalla Kaddafi'ye ulaştırılmasını sağladı. Raporda kendisine suikast girişiminde bulunan CIA ekibi içinde Çiller'in adını gören Kaddafi kızdı. Kaddafi, Çiller'le koalisyon kurduğu için öfkesini Başbakan Erbakan'dan çıkardı. 28 Şubat sürecini tetikleyen diyalog Necmettin Erbakan, Başbakanlığı'nın 3. ayında Libya'ya gitti. Erbakan ve Kaddafi, Trablusgarp'ta çöle kurulmuş çadırda basın açıklaması yaptı. Kaddafi “Türkiye'nin geleceği NATO üyesi olmakta, Kürtlere eziyet çektirmekte değildir. Ortadoğu'daki güneşin altında Kürt milleti de yerini almalıdır. Kürdistan kurulmalıdır. Ayrıca Türkiye'nin uyguladığı dış politikadan genel olarak memnun değiliz. Çünkü düşmanımız olan siyonist İsrail'le ilişki içindesiniz. Türkiye iradesini kaybetmiştir, işgal altındadır” dedi. Erbakan ise şu karşılığı verdi: “Libya ile Türkiye kardeş ülkedir. Teröristler bilhassa Kürt kardeşlerimizi katlediyor. Bunların temel zihniyeti ateist ve komünist zihniyettir. Kökleri dış kaynaklıdır.' Türk basınına Erbakan'ın Kaddafi'den fırça yediği şeklinde yansıyan görüşme aylarca tartışıldı. Ziyaret 28 Şubat postmodern darbesini tetikledi... Yenişafak. |
ya onu, bunu anladimda erbakan niye tepki koymadi, niye cekip gitmedi orasini anlayamadim..
|
Kaddafi olayındaki gerçekler!...
Hani bir söz vardır: Yalancı, aşağı mahallede bir yalan uydurur; yukarı mahallede de bu yalanın yayıldığını görünce, kendisi de, kendi yalanına inanmaya başlar. Bazı basın organlarının tavrı, bu örneğe benziyor. 6 sene önce, Libya gezisiyle ilgili olarak, Erbakan hakkında bir yalan uydurdular, şimdi kendileri de inanmaya başladılar. Değilse, her fırsatta ısıtıp ısıtıp servise sunmanın ne anlamı olabilir?Bildiğiniz üzere, Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen, Irak Devlet Başkan Yardımcısı Taha Yasin Ramazan’la görüşmüştü. Görüşme sonrasında birlikte düzenledikleri basın toplantısında, bir gazeteci “Türk Dışişleri, Musul ve Kerkük konusunda hak incelemesi başlattı” şeklinde sorunca Taha Yasin Ramazan şöyle cevap vermişti: “- Bu soruyu yanıtlamam bile. Türkiye’nin bunu yaptığına inanmıyorum. Bunu ortaya atanlar, Amerikan şer yönetimine ve siyonistlere hizmet eder. Bu, Irak ve Türkiye’nin ilişkilerini zedeler.” Bazı gazeteler, bu sözlerle, Türkiye’nin kötülendiğinden hareketle Kürşat Tüzmen’i itham eden yazılar yayınladılar. Sayın Tüzmen bunların cevabını verdi. Fakat, söz konusu gazeteler, bu olayı vesile yaparak Erbakan Hoca’yı da hedef alan yayınlar yaptılar. Meselâ Hürriyet ve Milliyet gazeteleri, olayı “İkinci Libya Vakası” (13.01.2003) şeklinde okuyucusuna duyurdu. Bazı gazeteler de bu olayı bahane ederek Erbakan’a yüklendi. Bizim basının bazı kronik hastalıkları var. Meselâ, çok verimli ve başarılı geçen Erbakan’ın Libya gezisini her fırsatta diline dolar, olayı çarpıtarak kamuoyunu manipüle eder. Bu konuyu çok sık gündeme getirdikleri için Libya’da yaşananları tahlil etmeye çalışalım.Libya’da neler oldu? Muhterem Erbakan, 54. Hükümetin Başbakanı olarak, Ekim 1996’da Mısır, Libya ve Nijerya’yı kapsayan bir gezi programı düzenlemişti. Libya ziyaretinin amacı ise şuydu: Türkiyeli müteahhitlerin Libya’dan oldukça yüksek alacakları vardı. Bu para uzun süredir ödenmiyordu. Müteahhitlerin bu konuda istekleri vardı. Libya’daki Türk Müteahhitler Birliği Başkanı Barlas Turan şöyle diyordu: “Refah-Yol hükümetinden çok umutluyum. Erbakan’ın Libya’daki itibarı sebebiyle, sorunlarımızı çözeceğine inanıyoruz.” (03.09.1996 tarihli gazeteler) Erbakan da bu paraların tahsili için Libya’ya gitmişti. Erbakan Libya’da Kaddafi ile görüştü. Kaddafi’nin mizaç ve psikolojik yapısını bütün dünya biliyor. Görüşme sırasında Kaddafi, bazı patavatsızlıklar sergiledi. Erbakan Hoca Kaddafi’yi dinledi ve söylediklerine cevap verdi, yanlışlarını düzeltti, susmadı, kendine güvenen bir üslupla Türkiye’nin onurunu korudu. Müteahhitlerin haklarını gündeme getirdi, alacaklarını tahsil etti. O günlerde basında çıkan şu haber bunun ispatıydı: “Müteahhitler Libya’dan 15 milyar dolar kazandılar.” (12.01.2996) “Erbakan’ın Mısır, Libya ve Nijerya gezisi sayesinde Afrika ile köprü kuruldu.” (09.10.1996) Olay manipüle ediliyor Bütün bu güzel gelişmeler dururken, basın Kaddafi’nin tutumuna kafayı takmış, bu olayı bahane ederek hükümete ve Erbakan’a yüklenmeye başlamıştı. Bu başarıyı görmeyip ayrıntıya takılmaktan başka nasıl izah edilirdi? Amaç ise hükümeti yıpratmaktı. İş adamları da basının bu tutumundan rahatsız olmuştu. Sakıp Sabancı konu ile ilgili şu açıklamayı yapmıştı: “Hükümetin yıpratılmasını bekleyenler yanlış yapıyor.” (17.11.1996) Mehmet Barlas da daha gezi öncesi başlatılan kampanya karşısında olayı “işin anasını unutup danasına takılmak” olarak nitelendirerek şunları yazıyordu: “1974 sonrasında, Amerikan ambargosu yediğimiz zaman, Türk askerî uçaklarına yedek parçalar Libya’dan gelmedi mi? 1980’lere girerken, Türkiye’nin ihracatçıları ve müteahhitleri, ilk provalarını Libya’da yapmadı mı? Hiç unutmayalım.” (Sabah, 29.09.1996) Erbakan, Libya gezisinde tam bir devlet adamı olgunluğu göstermiş, Kaddafi’ye kabadayı üslubuyla cevap verme hafifliğine düşmemiş, fakat susmayan, kendine güvenen ve ikna eden yaklaşımıyla devlet onurunu korumuştu. Aslında bu gerçekleri basın da biliyor. Fakat, gerek husumet, gerekse seviyesiz siyasi rekabet sebebiyle hakikati gizliyorlar. Hatta bu çevrelerin kendi aralarında, Erbakan’ın başarılarına iç geçirdiğini de görürsünüz. Daha kısa bir süre önce Yalçın Pekşen, “Gardrop Dinciliği” başlıklı yazısı içinde Erbakan’a yapılan haksızlık konusunda şöyle yazmıştı: “Kaddafi’nin çadırında yaşananlar ise, -hakkını yemeyelim- onun değil, Kaddafi’nin patavatsızlıklarıydı.” (Akşam, 27.1.2002) Erbakan Türkiye’nin önünde gidiyor Uluslararası ilişkiler uzmanı Prof. Dr. Bener Karakartal, “Erbakan’ın başarıları ve devlet adamı olgunluğu”nu Erbakan’ın Afrika gezisi sonrası verdiği bir mülakatta şunları söylemişti: “Erbakan Türkiye’nin bir adım önünde yürüyor. Türkiye’nin Erbakan’dan öğreneceği çok şey var. Türk demokrasisi şu anda Erbakan’ın gerisinde yürüyor. Siz hiç Erbakan’ın “kavgaya kavga ile cevap” verdiğini gördünüz mü? Sinirlilik ve hırçınlıkla bütün vaktini diğer parti liderlerine sataşarak geçirdiğini gördünüz mü? Türkiye’de siyasetin içine sürüklendiği tüm “sinirlilik ve gerginlik” ortamına rağmen Erbakan kavganın dışında ve üstünde yer almaktadır, polemiklere girmemektedir. Ve hepsinden önemlisi tebessümü ve güleryüzlülüğü ile Erbakan Türk siyasetçilerine demokrasi dersi vermektedir. İşte demokrasinin ta kendisi budur. (Nedim Odabaş’ın Röp. Millî Gazete, 30.11.1996) Bütün bu gelişmeler ortada iken, bazı basın kuruluşlarının Erbakan aleyhinde yerli yersiz kampanya yürütmesi, hiç de anlaşılabilir bir tutum değildir. Sanki bu anlayıştaki basın için başarılı olmak suç. Türkiyemizin güzel günlere ulaşması için vargücüyle çalışmak affedilmez birşey (!) Halbuki, muhterem Erbakan siyasi hayata atıldığından beri ne istiyordu. İşte bazıları: – Yaşanabilir bir Türkiye istiyor. – Kendi gücüyle kalkınmış bir Türkiye istiyor – Dış güçlerin müdahalesinden kurtulmuş bağımsız bir Türkiye istiyor. Basın sorumluluğunu bilmeli Basının ülkenin yüzünün gülmesi için yapılan her türlü çalışmaya destek vermesi gerekmez mi? Fakat öyle olmuyor. Bazı basın kuruluşlarında kronik bir “Erbakan fobisi” oluşmuş. Hem de haksız yere “siyasi yasaklı bir lider” haline getirilmesine rağmen… Bazıları “kafese konulmuş arslan”a karşı kahramanlık gösterisinden özel bir zevk alıyorlar, herhalde… “Hakkı yenilmiş bir siyasi lider”in hakkını savunmak basının görevleri arasında olmalı değil mi? Basın Türkiye’de güç ve itibar kazanmak istiyorsa, bunun yolu dürüst ve bu ülkenin gerçeklerine uygun yayın politikası uygulamaktan geçer. Yerli yersiz temiz insanlara cephe almak, ambargo uygulamak basına hiçbir şey kazandırmaz. Basın aslî görevinin ne olduğunu çok iyi bilmeli ve ülkeye karşı sorumluluğunu hiçbir zaman unutmamalıdır. |
neyse konuyu yeterince dagittik bu konuyu bilare tartisalim kardesim..
simdi konuya gelelim ne diyorsun sorun nerede, neden devamli sehit haberleri aliyoruz? |
Alıntı:
Alıntı:
|
15 günlüka skeri yolllamışlar,bu zihniyetle daha çok veririz,11 taneye şükür ediyorum ben.Daha fazla verilebilirdi.Şuan ki sistemle 1 günde yüzlerce şehit vermek mümkün bundan emin olun.
3 Aylık eğitimin yarısı zaten yürüyüşle geçiyor yok açılış töreniymiş yok yemin töreni yok kapanış töreniymiş.Geriye kalan eğitimde hiç bir şeye zaten yaramıyor.Gençlere yazık,ailesine yazık.Dağa yollaan şuan ki askerler yorgunluktan uykusuzluktan zaten bitkin durumda,onları bekleyen kanı bozuklarda illa karşılama töreni hazırlarlar.Bu yüzden şükür yinede 11 şehide. |
kardes videoda ne aktardiysan acilmiyor bende gerci acilsada farketmez ben belki yüzlerce kez söyledim kopyala yapistir haber, video, yazilara kendi adima itibar etmiyorum cünkü ben burada sizlerin fikirlerini merak ediyorum o aktardiklarinizi bende bulabiliyorum..
|
[QUOTE=Galevera;756293]neyse konuyu yeterince dagittik bu konuyu bilare tartisalim kardesim..
simdi konuya gelelim ne diyorsun sorun nerede, neden devamli sehit haberleri aliyoruz? bu konuları tamamına erdirelim herkes tatmin olsun.Bir daha siyonist basının 28 şubatta ürettiği hollywood senaryolarını duymak istemiyorum. |
[QUOTE=zilzal;756299]
Alıntı:
simdi konunun önemine yakismayan tartismayi burada sonlandirip, bunu bilare baska konuda tartisabilecegimizi deklare ediyorum degerli kardesim.. yinede emegin icin tesekkürler.. |
Alıntı:
bu erbakanın bir çadırda türkiye cumhuriyeti başbakanı sıfatıyla yediği azarı geçiştirdimi? erbakan aslanmı kesilmişti orada bütün türkiye rezalet diye inliyordu dur ben iki resim koyayımda o günü anlatan en iyi kareler... hocam burada ne yapıyor tavanda ne gördü acaba? http://img341.imageshack.us/img341/5783/eeeeil.png peki ya abdullah gül neden bu halde? http://img22.imageshack.us/img22/4808/ererere.png |
Alıntı:
Sen bir izle inş... |
Konunun aslına gelince hep söylüyorum genelkurmay kendi varlığını kendi popülaritesini sürdürmek için memleketin çocuklarını feda ediyor
|
AKINCI:SEN BU GERÇEKLERİ KAPATMAK İÇİN KOMİKLİKLERİNE DEVAM EDERSEN ERGENEKONUDA YOK SAYMIŞ OLURSUN.
NE VAR FOTODA NORMAL TOPLANTI. ÇOK KOMİKSİN.:evet: |
[QUOTE=zilzal;756299]
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
bknz.kaddafi çadırı bknz.mgk |
Devlet BAHÇELİye kızarsınız bağırıp çağıranlşardan hoşlanırsınız.Hoca O çadırda bağırıp çağırsa idi Tüm Türkiyeyi kandırırdı.Sizinde hoşunuza giderdi.Bir kere karşısındaki gafil bir müslüman.
|
|
|
Alıntı:
|
Alıntı:
gerekli yede ezdirmeyeceksin kendini diyorum hadi kendini ezdirdin bu ülkeyi ezdirmeyeceksin... o gafil müslüman neden recep tayyip erdoğana aynı tavırları sergileyemiyor... |
Alıntı:
sana link beğendirmeye çalışıyor insanlar sabahtan beri :hihi2: |
AKINCI BU OLAYIN KÖŞEYE SIKIŞANLARIN KULLANDIĞI BASİT BİR KOMPLO OLDUĞUNU HERKES BİLİYOR.AMAÇ KARŞINIZDAKİNİ KIZDIRMAK AMA BOŞ VER VARMI ELİNDE HOCAMA AİT SİYONİZT BASININ 28 ŞUBAT SENARYOLARINDAN CEVAP VERELİM.
Mesela kanlı kansız,arka bahçe,abdest suyu,kayıp trilyonlar. Hangisini arzu edersin. |
Alıntı:
|
[QUOTE=AKıncı 34;756314]ben eline halat al sağa sola fırlat demiyorum...
gerekli yede ezdirmeyeceksin kendini diyorum hadi kendini ezdirdin bu ülkeyi ezdirmeyeceksin... o gafil müslüman neden recep tayyip erdoğana aynı tavırları sergileyemiyor... Aynı aptallığı bir daha yaparmı. |
All times are GMT +3. The time now is 14:11. |
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2025, Jelsoft Enterprises Ltd.
AK Parti Forum 2007-2023