![]() |
Dinler Arası Diyalog Bir Oyun Mu ? Bir Safsata Mı ?
Milli Gazete yazarı Mehmet Şevket Eygi, Müslümanların durumunun parlak olmadığını belirterek, Müslümanları köleleştirmek için Birleşik Orta Doğu Projesi’nin ortaya çıkarıldığını belirtti. İşte Mehmet Şevket Eygi’nin bugünkü yazısı:Dünya üzerindeki Müslümanların durumu şu anda parlak değil. Bin çeşit tefrika, nifak, şikak, çekişme, tepişme içindeler. İslâm âlemi geri kalmış, siyasî ve iktisadî hürriyetlerini yitirmiş; sadece petrol gelirlerini bile onu müreffeh (refahlı) bir şekilde yaşatabilecekken, ondan da yararlanamıyor. Müslümanlar örs ile çekiç arasında kalmışlar. Bir yanda dış düşmanlar, öte yanda iç düşmanlar. Bu karanlık tablo içinde yine de ümit verici gelişmeler var. İşte, en ufak bir uyanışa, kalkınışa, doğruluşa meydan vermemek için İslâm’ın Müslümanların ezelî düşmanları Tevhid Ehli’ni büsbütün parçalamak, şaşırtmak, daha fazla bağımlı ve köle haline getirmek için şeytanî planlarını tatbike başlamışlardır. Ta ki, bir uyanış olmasın, ta ki, Müslümanlar bir daha bellerini doğrultamasın.
Birleşik Orta Doğu Projesi bu maksatla ortaya çıkartılmıştır. Dinlerarası Diyalog ve Hoşgörü safsatası bunun için hazırlanmıştır. İslâm dünyasını kasıp kavuran dinde reform, dinde yenilik, dinde değişiklik rüzgârlarını hep karanlık mihraklar üflemektedir. İslâm dünyasını büsbütün köle ve bağımlı yapmak için geliştirilen planlar nerelerden kaynaklanıyor? -Bu işin başında İsrail ve dünya Siyonizmi vardır. -ABD’deki fanatik, agresif, militan Evangelist iktidar vardır. -Papalık vardır. -Uluslararası Farmasonluk vardır. Hıristiyanlardan ve Yahudilerden İslâm’a ve Müslümanlara aşırı düşmanlık yapmayanlara bir şey dediğimiz yoktur. Bugün ABD halkının yarısından fazlası Bush rejimine karşıdır. Birkaç ay önce yazmıştım, Kapalıçarşı’da karşılaştığım bir Amerikalı Hanım şöyle demişti: -Amerikalıyım demeye utanıyorum da Kanadalıyım diyorum…Bugünkü rejimin çirkin işleri yüzünden… Yahudilerin içinde Naturei Karta ismini taşıyan bir cemaat var. Onlar Siyonizme ve İsrail devletine karşıdır. Filistin Filistinlilerindir diyorlar, Yahudi devletinin yıkılmasını istiyorlar. Niçin? Çünkü kendi dinlerine göre dindar Yahudilerdir. Siyonizmin ve İsrail’in kuruluşunun Tevrat’a aykırı olduğunu biliyorlar. Yazık ki, bunlar küçük bir azınlıktır. İslâm dünyasını bölmek, parçalamak, daha da köleleştirmek isteyen düşmanlar, bu işi doğrudan doğruya yapamayacakları için, birtakım sözde Müslümanları kullanıyorlar. Kelimeye dikkat buyurunuz: K u l l a n ı y o r l a r… Bu iş için çok büyük paralar harcıyorlar, yekûn olarak milyarlarca dolar dağıtıyorlar. Tarihin her devrinde birtakım yarı mühtediler, bozuk Müslümanlar para karşılığında doğrudan doğruya veya dolaylı olarak ihanet etmişlerdir. Size Buharî’de bulunan bir hadîsten bahs etmek istiyorum: Resûl-i Kibriya Efendimiz (Salât ve selâm olsun O’na) “Otuz kadar Deccal ve kezzab çıkmadıkça Kıyamet kopmaz…” buyuruyorlar. Kezzab çok yalancı demektir. Hadîsin devamında “Bunlar, ya Tanrı olduklarını, yahut Peygamber olduklarını iddia ederler…” ibaresi yer almaktadır. Zamanımızda böyle Deccaller ve Kezzablar var mıdır? Vardır, vardır, vardır… Her aklı başında Müslüman bir an bile hatırından çıkartmasın ki, şu anda dinimizi bozmak için bir sürü fesat komitası gece gündüz var güçleriyle çalışmaktadır. Zengin Türkçe’de “tağşiş-i ezhan” terimi vardır. Zihinlerin karıştırılması demektir. Ülkemizde iyi bir din tahsili görmemiş milyonlarca Müslüman bazı temel konularda aldatılmak isteniyor. Bu konulardan biri Sünnet meselesidir.İlhamlarını Rahmanî kaynaklardan almayan bazıları “İslâm’ın bir tek kaynağı vardır, o da Kur’ân’dır;Sünnet kaynak değildir, hadîsler kaynak değildir” diyorlar veya buna benzer şeyler konuşup yazıyorlar. Sünnet elden gitti mi, hadîsler inkâr edildi mi din de elden gider. Bugün öyle “Yerli oryantalistler” zuhur etmiştir ki, bu adamlar mütevâtir hadîsleri bile inkâra cür’et etmektedir. Mütevâtir hadîsleri müteammiden inkâr edenin kâfir olmasından korkulur. Bir buçuk asırdan beri Batılı oryantalistler Sünnet’i yıkmak, hadîsleri çürütmek için çalışıyor. İslâm ne demektir? Hazret-i Muhammed’in aleyhisselâm, Allah katından getirdiği dindir. Aradan Peygamberi çıkarttınız mı İslâm kalmaz. Peygamber Kur’ân’ın en birinci, en büyük, en baş yorumcusudur. Peygamber Kitabullah’ın en güzel uygulamasını ortaya koymuştur. Peygamber, Allah’ın insanlara gönderdiği en güzel örnek ve modeldir. Müslümanlık, Hazret-i Muhammed’e iman etmekle olur. Şu dünyadaki 72 millet Allah’a inanmaz değil; Müslümanlarla kâfirlerin aralarını ayırt eden Hz.Muhammed’e olan imandır. Hazret-i Muhammed’e iman eden O’nun Sünnetini kabul eder. Peygamberi tasdik eden O’nun mütevâtir, sahih hadîslerini de kabul eder, onları din kaynağı olarak kullanır ve hayatına uygular. Peygamberi hafife alan, Sünneti inkâr eden, hadîsleri reddeden bir kimse asla din hocası olamaz. Böyleleri eski tâbirle müsteşrik, yeni tâbirle doğubilimci veya oryantalisttir. Böyle adamlara din konusunda itimad edilmez, onlara fetva sorulmaz. Bin dörtyüz küsur yıllık İslâm tarihinde daima bir ana cadde olmuştur. Peygamber bu ana caddeye “Sevad-ı a’zam” (büyük karaltı) diyor. İçinde büyük karaltı tabiri geçen hadîs şudur: “Ümmetim içinde ihtilâf çıktığı zaman siz büyük karaltıya tâbi olunuz (uyunuz, onun içinde bulununuz).” Büyük karaltı ne demektir?Büyük topluluk demektir. Bu topluluk bin dörtyüz yıldan beri Ehl-i Sünnet ve Cemaat topluluğudur. Sünnet’i ve hadîsleri inkâr edenler Ehl-i Sünnet’in dışına çıkmış olurlar. Bazı İslâmcıların ilhamlarını Kitabullah’tan, Peygamber Sünneti’nden, Sâlih Seleflerin tâlimatından değil; Amerikalılardan, İsrail’den, AB’den, gayr-i müslim oryantalistlerden aldıklarını üzüntü ile görüyoruz. Kur’ân ne diyor? Peygambere iman edin…Peygambere itaat edin… Peygamberi dinleyin… Peygamberi koruyun… Peygamberi örnek ve model olarak alın… diyor. Bir Müslüman, Peygamberi canından, çoluk çocuğundan, malından daha fazla sevmezse, Peygamber onun için yaratıkların en sevgilisi olmazsa o kişi kâmil mü’min, gerçek Müslüman olamaz. Bırakınız mütevâtir ve kuvvetli hadîsleri, ahlaka ve fazilete dair zayıf hadîsler bile Müslüman tarafından kabul edilmeli ve gerekleri yerine getirilmelidir. Bir örnek vereyim: Diyelim ki, namazın kılınması konusunda zayıf bir hadîs var. Müslüman bunu red mi edecektir? Hayır!.. Reddetmeyecektir. Çünkü bu hadîs, zaten Kitab ile, mütevâtir ve sahîh hadîslerle müeyyed bir hadîstir. Onun zayıflığı mânâsında değil, bize ulaşma şeklindedir. Onunla da amel edeceğiz. Ancak, Kitaba ve Sünnet esaslarına aykırı bir hadîs olursa onu kabul etmeyiz. Sevgili Müslümanlar! Şimdi beni iyi dinleyiniz: Âhir zaman fitnelerinin fırtınaları içinde bocaladığımız şu devirde, Müslümanların başına büyük bir çorap örülmektedir.Lâfı eveleyip gevelemeden arz edeyim: -Müslümanların can düşmanı agresif Evangelistler, yine agresif Siyonistler, misyonerler ve bilumum İslâm düşmanları âlem-i İslâm’ın başına, kendilerine itaat edecek ehlî (evcil), ılımlı, uysal bir halife seçmek üzere gizli hazırlıklar içindedirler. Bu sahte halife: -Hazret-i Muhammed’i inkâr eden, O’na yalancı diyen, Kur’ân’ı inkâr eden, O’na insan düzmesi kitap diyen, İslâm’ı inkâr eden kâfirleri de ehl-i necat ve ehl-i cennet olarak ilân edecektir. -İslâm dininin, Allah katında tek geçerli din olduğunu inkâr edecektir. - Dinlerarası Diyalog ve Hoşgörü ile yeryüzünde evrensel bir barış kardeşlik (!) havası estirecektir. -Müslümanları büsbütün tutsak etmek için hazırlanan projeleri, Evangelistlerin ve Siyonistlerin direktifleri ışığında ve onların gözetiminde uygulamaya koyacaktır. Evangelistler ve Siyonistler,İslâm dünyasının başına böyle evcil, ılımlı, diyalogçu, hoşgörülü, uygar, komilfo (gerektiği gibi) bir halife geçirebilirler mi? Böyle bir halifeyi İslâm dünyası kabul etmez. Bunda hiç kimsenin şüphesi olmasın. Büyük fitneler ve fesatlar zuhur edecektir. Mehdi’nin zuhuru, İsâ aleyhisselamın nüzulu zamanı yaklaşmıştır. Hz.İsa nüzul etmeyecektir diyenler mi var?.. Peki, bu konudaki yüzden fazla hadîs ne oluyor? Yirminci asrın büyük Ehl-i Sünnet âlimi Düzceli Zahid Kevserî hazretleri Hz.İsâ’nın nüzulu ile alâkalı kitabında bunu inkâr edenin dinden çıkacağını söylüyor. Sahte halife âhir zaman fitneleri içinde agresif İslâm düşmanı Evangelistlerin ve Siyonistlerin safında olacaktır. Onun taraftarları da… Onların Mehdi ordularıyla çarpışmaları da düşünülebilir. Ne kötü bir saf seçmişlerdir onlar! Milli Gazete [ Mehmet Şevket EYGİ ] |
Bu konulardan biri Sünnet meselesidir.İlhamlarını Rahmanî kaynaklardan almayan bazıları “İslâm’ın bir tek kaynağı vardır, o da Kur’ân’dır;Sünnet kaynak değildir, hadîsler kaynak değildir” diyorlar veya buna benzer şeyler konuşup yazıyorlar.
Sünnet elden gitti mi, hadîsler inkâr edildi mi din de elden gider. Bugün öyle “Yerli oryantalistler” zuhur etmiştir ki, bu adamlar mütevâtir hadîsleri bile inkâra cür’et etmektedir. Mütevâtir hadîsleri müteammiden inkâr edenin kâfir olmasından korkulur. Bir buçuk asırdan beri Batılı oryantalistler Sünnet’i yıkmak, hadîsleri çürütmek için çalışıyor. İslâm ne demektir? Hazret-i Muhammed’in aleyhisselâm, Allah katından getirdiği dindir. Aradan Peygamberi çıkarttınız mı İslâm kalmaz. Peygamber Kur’ân’ın en birinci, en büyük, en baş yorumcusudur. Peygamber Kitabullah’ın en güzel uygulamasını ortaya koymuştur. Peygamber, Allah’ın insanlara gönderdiği en güzel örnek ve modeldir. Müslümanlık, Hazret-i Muhammed’e iman etmekle olur. Şu dünyadaki 72 millet Allah’a inanmaz değil; Müslümanlarla kâfirlerin aralarını ayırt eden Hz.Muhammed’e olan imandır. Hazret-i Muhammed’e iman eden O’nun Sünnetini kabul eder. Peygamberi tasdik eden O’nun mütevâtir, sahih hadîslerini de kabul eder, onları din kaynağı olarak kullanır ve hayatına uygular. Peygamberi hafife alan, Sünneti inkâr eden, hadîsleri reddeden bir kimse asla din hocası olamaz. Böyleleri eski tâbirle müsteşrik, yeni tâbirle doğubilimci veya oryantalisttir. Böyle adamlara din konusunda itimad edilmez, onlara fetva sorulmaz. Bin dörtyüz küsur yıllık İslâm tarihinde daima bir ana cadde olmuştur. Peygamber bu ana caddeye “Sevad-ı a’zam” (büyük karaltı) diyor. İçinde büyük karaltı tabiri geçen hadîs şudur: “Ümmetim içinde ihtilâf çıktığı zaman siz büyük karaltıya tâbi olunuz (uyunuz, onun içinde bulununuz).” Büyük karaltı ne demektir?Büyük topluluk demektir. Bu topluluk bin dörtyüz yıldan beri Ehl-i Sünnet ve Cemaat topluluğudur. Sünnet’i ve hadîsleri inkâr edenler Ehl-i Sünnet’in dışına çıkmış olurlar. Bazı İslâmcıların ilhamlarını Kitabullah’tan, Peygamber Sünneti’nden, Sâlih Seleflerin tâlimatından değil; Amerikalılardan, İsrail’den, AB’den, gayr-i müslim oryantalistlerden aldıklarını üzüntü ile görüyoruz. Kur’ân ne diyor? Peygambere iman edin…Peygambere itaat edin… Peygamberi dinleyin… Peygamberi koruyun… Peygamberi örnek ve model olarak alın… diyor. Bir Müslüman, Peygamberi canından, çoluk çocuğundan, malından daha fazla sevmezse, Peygamber onun için yaratıkların en sevgilisi olmazsa o kişi kâmil mü’min, gerçek Müslüman olamaz. Bırakınız mütevâtir ve kuvvetli hadîsleri, ahlaka ve fazilete dair zayıf hadîsler bile Müslüman tarafından kabul edilmeli ve gerekleri yerine getirilmelidir. bence dinlerarası diyalog uydurma birşeydir.... |
Benim kaç gündür anlatmak istediklerimi kısmen yazmış herkesin okuması gereken bir yazı .
Siyonizm dünyada duyarlı müslüman istemiyor dünyada yaptığı zulüme tepki veren baş kaldıran ağırlığını koyan müslüman istemiyor bu yüzden dünyadaki pisliklerine tepkisiz müslüman cemaatleri yaratıp onları destekliyor onların yönetime hakim olmasını sağlıyor . |
kimilerine göre bir oyun kimilerine göre bir safsata bana göre ise gerekli ve elzemdir..
|
Bu konuda bir fikir sahibi olmak için evanjelizmin iyi bilinmesi gerekir.
Fethullah gülen hoca bir şey biliyor da konuşuyor. |
http://www.yenisayfa.com/Image/site/line01_kitap.gif http://www.yenisayfa.com/Image/Site/line02_kitap.gif http://www.yenisayfa.com/Image/Site/clear_white.gif http://www.yenisayfa.com/Image/Site/kose_02_kitap.gif http://www.yenisayfa.com/Image/Produ...8F7040C7F7.jpg
resmi büyüt http://www.yenisayfa.com/Image/Site/clear_white.gif Evanjelizm - Beyaz Saray'ın Gizli Dini Fiyatı : 7,50TL Yeni Sayfa Fiyatı : 5,99 TL ( 5,55 TL + KDV) Kazancınız : %20 Yazar : İsmail Vural Yayınevi : Karakutu Yayıncılık Dizi : Satırarası Dizisi Barkod : 9799758658410 ISBN : 975865841-7 Editör : Z. Aybike YILMAZ Çeviren : Kapak / Resimleyen : Basım Yeri / Tarihi : İstanbul 2003 / Mayıs Kapak Türü : Karton Kapak Kağıt Türü : Kitap Kağıdı Sayfa Sayısı : 126 Boyutları : 21,0 x 13,5 x 0,8 cm. Temin Süresi : 5 gün istek listeme ekle fiyatı düşünce haber ver Kitap Hakkında Okuyucu Yorumları Evanjelizm, Amerika'daki Hıristiyan toplumun fundamantalist kanadını temsil etmektedir. Yahudilere ve Siyonizm'e olan bağlılıkları ise Evanjelikleri diğer Hıristiyan topluluklardan ayıran en büyük özellikleridir... Evanjelikler, Eski Ahit'in; Yahudilerin 'Tanrı'nın Seçilmiş Halkı', Kutsal Topraklar'ın Yahudilerin malı olduğu, Yahudilerin Mesih'in gelişi ile birlikte bir dünya egemenliğine ulaşacakları gibi kehanetlerini tamamen kabul ederler. Bu konuda kendilerine düşen en büyük misyonun ise Yahudilerin egemenliğine destek olmak olduğunu düşünürler. 'Ortadoğu'da Amerika'nın Afganistan ve Irak ile başlattığı değişimin Evanjeliklerin amaçları ile bir bilgisi var mı? Amerika'nın Evanjelik Başkanı George W. Bush,'ya bidensiniz ya da düşma' diyerek dünyayı karşısına alabilecek gücü fundamatalist inançlarından mı alıyor? Evanjelizm'in amacı ne, dünyayı kıyamete mi sürüklemek istiyor? Evanjelikler Amerikan yönetiminde ne kadar etkililer? Amerikan dış politikasının karanlık bir yüzü var mı? Bush kendisini Mesih mi zannediyor, yoksa yeni bir Hitler mi doğuyor? Hıristiyanlar neden Siyonist oldular? Yahudiler Filistin'den sonra Babil'i de mi istiyorlar? Kuzeyden gelecek ırk hangisi? Barış deccalın habercisi mi? Irak son mu, yoksa devamı var mı? Evanjelikler İslamiyet'e nasıl bakıyorlar? |
Her din kendi dininin hakk olduğunu iddia eder. Dinimizin batıl dinlerle diyalog kurmasına gerek yoktur zira çok şükür bir eksiği yoktur!
Safsatadır. |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Erbakan statükoyamı çalışıyor konusundaki verilere cevap verememenin kuyruk acısıyla açılmış bir örümcek ağından başka birşey değil bu konu. Ancak kendileri gibi hastalıklı görüşçüleri tatmin etmek için açılmış. Bu hastalıklı görüşçülere sorsak peygamberimizin müşriklerle yaptıkları HUDEYBİYE anlaşmasınada utanmadan oda yahudi planı derlerse şaşırmam.
Dinlerarası Hoşgörü ve Diyalog çalışmaları niye yapıldı ?? Basın yoluyla yanlış gösterilen tanıtılan bilinen Türkleri, müslümanlığı - El Kaide terörüyle birleştirilen islamın hakikatte ne olduğunu göstermek için yapıldı !! Dış basın PKK'ya bile terörist demiyordu, hiç görmüşmüydünüz Türklerin nasıl bilindiğini örneğin Amerikada ?? Hiç seyrettinizmi 1 kere bile diyaloğun meyvesi programını ??? Sizin milletiniz dininiz dünyada kötü gösterilirken bilinirken siz milli görüşçüler neler yapıyordunuz bunu temizlemek için ??? İşte size örnek video, bunu seyredin ayağınıza kadar getirdim. Türklerin nasıl bilindiğini görün VE İSTANBULA GELDİKLERİNDEN SONRA MÜSLÜMAN OLMALARINI GÖRÜN ! http://fetullahgulen.wordpress.com/2...meyveleri-1-2/ Siz hastalıklı görüşçüler, AK Partiye oy vermek siyonizme oy vermek gibidir dediniz, köle olmak istiyorum demek dediniz şimdide müslümanlar köleleştiriliyor diyorsunuz yalancılar HANİ GÖSTERSENİZE BU DEDİĞİNİZ ZEHİR DİLİNİZE ÖRNEKLER GÖSTERSENİZE BUNU İSPATLASANIZA ATIP TUTTUKLARINIZIN NE KADAR YALAN OLMADIĞINI GÖSTERSENİZE ??? Asıl bu zehirli yalanlarla milli görüş cenahı asıl inananları aldatıyor haince kandırıyor asıl onların bu yaptıkları siyonizmin işine geliyor onlar siyonizme hizmet ediyorlar. Aynı işçi partililer komunistler nasıl sözde ABD karşıtı gibi görünüp gerçekte oraya yıllarca bağlıydılar bu milli görüşçüyüz diyenlerde aynen böyleler. |
Alıntı:
|
Normalde seni 3 gün uzaklaştırmam gerek fakat senin nasıl bir seviye ve ahlaka sahip olduğunu cümle alem görsün diye hiç dokunmuyorum :)
Hazreti papanızın elini öpen zaman gazetesi kurucularından alaattin kaya abinize ne diyorsunuz ? Küfretmeden cevap vereceksen ver 2. hakaret mesajında ceza vermek zorunda kalacağım ... |
Alıntı:
|
Peki Efendimiz islamı anlatırken diğer dinden olanlara islamı nasıl anlatmistir?
|
Diyalog safsatasının zararları
İslamı yok etme planımı ? Hoşgörünün Perde Arkası Alman Der Spiegel Dergisi‘nde, Fransız düşünür Bernard Henri Levy‘nin bir yazısı yayınlandı. Levy, bu yazısında, İslam aydınlanmasında din adamlarına büyük görev düştüğünü belirterek şöyle diyor: ‘‘Hıristiyan ve Yahudi din adamları yüzyıllarca önce nasıl kendi kutsal kitap ve yazılarını gözden geçirip onunla hesaplaştıysa, şimdi de kendi kutsal kitapları üzerinde çalışma sırası İslam bilginlerinde.’’ Şimdi size bu sözü tercüme edeyim: Yahudilik ve Hıristiyanlığın ilahi olma,yani Allah tarafından gönderilen orijinal mesaj özelliği yok edildi.Şimdi sıra İslamiyette.İslamiyetin orijinalliğini bozmak, ilahi özelliğini yok etmek şart,diyor. İşte, Papa’nın, Hıristiyan aleminin, hoşgörü, diyalog, sevgi, saygı vs. kampanyaları başlatmasının perde arkasındaki gerçek sebebi bu. Bunu yapabilmeleri için de,İslamiyetin dinamizmini yıkmaları, dinde reform, değişiklik yaptırmaları gerekiyor.Onların ifadeleri ile, İslamiyetin yumuşatılması,“light” leştirilmesi lazım.Bu, “Barış” adı altında yeni bir “Haçlı seferi” başlatılması demektir.Zaten tarih boyunca,Vatikan hiçbir zaman tavrını net bildirmedi.Sözü ile özü bir olmadı.Gerçek niyetleri hep saklı kaldı.Başarırlar veya başaramazlar,ama bu defa gerçek niyetlerinin;dinlerarası diyalog,hoşgörü adı altında, dinleri birleştirmek,sonra da bütün dünyayı Hıristiyanlaştırmak olduğu ortaya çıktı artık. Çünkü, bütün baskılara, zorlamalara rağmen hâlâ İslam, sadece İslam dünyasında değil tüm küresel bazda yegane adres ve cazibe merkezi. Bu Batı’yı korkutuyor. Çünkü, Hıristiyanlık diye bir din kalmadı. Çünkü Avrupalılar, Hıristiyanlığı işlerine nasıl geliyorsa öylece değiştirme yoluna giderek, yani dini kendilerine, çıkarlarına ve keyiflerine uydurarak,Hıristiyanlık din olmaktan çıktı.Öte yandan Hinduizm, Budizm ve Şintozim gibi Doğu dinleri, bu dünyaya söyleyebilecekleri bir şeyleri olan dinler olmaktan çok çok uzaklar: Fosilleşmiş, sadece birer aksesuar veya terapi işlevi görebilecek durumda bu dinler. Şu an dünyada onca baskıya, sindirmeye ve zulme rağmen dinamizmini, canlılığını ve hayatiyetini sürdüren ve insanlığa umut ve ufuk verebilecek olan tek din İslam dinidir. Batılılar bu gerçeği gördüler ve o yüzden,komünizmden sonra, İslamı hedef seçtiler. Bunun için şu iki şeyi yapmayı planlıyorlar:Birincisi,ne yapıp edip İslamı terörle, özdeşleştirerek mahkum etmek. Müslümanları terörist,zararlı kimseler olarak göstermek.İkincisi de, İslamın içini boşaltarak sadece ferdi bir inanç meselesi haline getirerek dünyaya,hayata ilişkin entelektüel, siyasi,ekonomik,kültürel taleplerini iptal etmeye çalışmak. Bunu sağlamak için de,İngiliz Sömürge Bakanlığı Hıristiyan misyonerlerine üç asır önce şu gizli talimatı verdi: 1- İslâm alimleri, toplum nezdinde küçük düşürülerek saf dışı edilmelidir. 2- Peygamberin dinden maksadı sadece İslâm dini değildir.Hıristiyanların ve Yahudilerin dinleri de Müslümanlıktır.Çünkü kaynakları birdir. Bu konu ısrarla vurgulanmalıdır. 3- Müslümanlar ibadetlerden alıkonulmalıdır.“Allah’ın ibadete ihtiyacı olmadığı” gibi gerçekler her an onlara telkin edilmelidir. Böylece ibadetten soğumaları sağlanmalıdır. 4-Müslümanların kılık kıyafetiyle, yaşayışıyla, yazı, karikatür ve fıkralarla alay edilmeli. 5- Müslümanların ellerinde gerçek Kur’an’ın olmadığı… Hadislerin uydurma olduğu söylenmeli… Ve onlar Kur’an ve Sünnet hakkında şüpheye düşürülmelidir. Özetlemek gerekirse, Hıristiyan aleminin hedefi, dinin temeli olan iman esaslarını bildiren kelâm ve fıkhı ilmini yok edip,İslamiyeti emir ve yasakları olmayan bir hümanizma, bir felsefi ahlâk sistemi haline getirmek… |
DİNLER ARASI DİYALOG VE BİR MÜSLÜMAN’IN HIRİSTİYAN OLUŞU
"Ramazan Ayı’ndan birkaç gün önceydi.Bir gönül dostuyla dini konular ve özel- likle oruç üzerine sohbet ediyorduk. Sohbet ettiğimiz mekan bir iş yeriydi.İçeride bulunan müşterinin bizi can kulağıyla dinlemesine memnun olmuştuk. Onun da sohbete katılmak isteyişi her halinde belli oluyordu.Üç-beş dakika bekledikten sonra “Abi siz hala orada mısınız ?” diye sordu. Bu soru karşısında biz de her halde parasının üzerini mi alamadı ya da eksik mi verdik diye şüpheye düştük ve sordum. “Hayır” dedi. “Ben onu söylemek istemedim.Siz hala Müslüman mısınız ?” Hayda ! Bu da nerden çıkmıştı? Tepemizden kaynar su dökülmüşe döndük. Ya- nımdaki arkadaş yumruğunu sıktı ve ayağa kalktı,vurmasına zor engel oldum.İnanın bıraksam dozer gibi ezip geçecek.Yerine oturttum ve sakin olmasını söyledim. “Hayırdır delikanlı bu nerden icap etti ? Sen ne oldun ?”dediğimde. “Ben Müslümanlıktan da, Türklükten de çıktım.Hıristiyan oldum.”deyiverdi. Hayretler içerisinde şaşakalmıştık.Anadolu’nun ortasında milli ve manevi değerlerine son bağlı Kırşehir’de böyle birisiyle karşılaşacağım hiç mi hiç aklıma gel- mezdi. “Bak delikanlı”dedim. “İnşallah bu dediklerin doğru değildir.Ancak Yüce Allah insanlara değişmeyen bir özellik vermiştir.O da insanların soyudur.Bir başka devletin vatandaşlığına geçebilirsin ama yine sana Türk uyruklu ... vatandaşı derler.Bunu hiç- bir şekilde değiştiremezsin.Bunu aklının bir köşesine yaz.Gelelim din konusuna hak din İslam dururken neden batıl olanını seçtin?Sen aklını mı kaybettin ? “Yoo abi ben ne yaptığımı gayet iyi biliyorum.Otuz yıl Müslüman olarak yaşadım.Ekmek buldum,katık bulamadım.Katık buldum ekmek bulamadım diyeceğim ama gerçekten katığı hiç bulamadım.Mutlu bir hayatım olmadı.Oysa şimdi para hış, kadın var,içki var bol bol eğleniyorum.Hayatı yaşıyorum hayatı.”derken gözlerinin içi gülüyordu. Tamam dedim kendi kendime,şimdi tam can alıcı yerinden yakaladım. “Gali- ba otuz yaşındasın.Senin bu yaşının üzerine artı otuz,artı otuz daha eklesek sonu ölüm değil mi?Gerçek olan öbür dünyada bu davranışının cezasını çekeceğini bilmiyor musun ?Hep cehennemde kalacaksın.Yazık değil mi?Kısacık bir ömür için geleceğini mahvediyorsun. “Bak abi,zamanında apdest aldım,namaz kıldım,oruç tuttum.Buna rağmen hocalar bizi hep ama hep ufacık yanlışlardan dolayı cehenneme gönderiyor.Koskoca hayatında bir yıl oruç tutmazsan ya da bir yıl namaz kılmazsan cehennemde yan da yan. Biz şimdi yanmaktan kurtulduk.Papaz efendi bize ey cemaat Hz.İsa müjdeliyor:Sizlerin Hıristiyanlığı seçmeniz cennete gitmek için yeterli sebeptir.Bizde zorluk yoktur.Yeyiniz içiniz,anlaşarak cinsel ilişkide bulununuz,hayatı doya doya yaşayınız.Yeryüzündeki bütün nimetlerden yararlanınız diyor.Bundan daha güzel ne olabilir ?” “Batıl olan bir dinin ne hükümlerinin,ne de o,dini temsil edenlerin söyledikleri- nin geçerliliği olur.İslamiyet’in gelmesiyle diğer dinlerin varlığı ortadan kaldırılmıştır. Hıristiyanlık ta ömrünü tamamlamıştır.Ondan dolayı papazın dediklerinin hiçbir tutarlı yanı yoktur.Çünkü Hıristiyanlık denilen bir din şu anda yoktur.Yeryüzünde tek hakim din İslamiyet’tir.Bunu unutma delikanlı.” “Sen necisin abi.” “Hiç,ben boz bir adamım.” “Peki sen mi daha iyi bilirsin,yoksa yukarıdakiler mi?” İşin vehametini anlamıştım.Sözün nereye geleceğini de...Elbette ki yukarı- dakiler daha iyi bilirlerdi.Çünkü onların çoğu bu konuda ilim tahsil etmişlerdi.Üzülerek “Onlar” dedim. “Olan bir şeyle olmayan bir şeyin diyaloğu olur mu?Sizin din adamlarınızla bizim din adamlarımız oturup diyalog yapıyorlar.Madem dinler arası diyalog var,öyley- se Hıristiyanlık ta var.Cennete gitmek için böyle bir kolay din dururken,İslamiyet’te beklemenin ve bir çok şartı yerine getireceğim diye çalışmanın ne anlamı var.” İyi akşamlar dileyip çıkıp gitti. İşte dinler arası diyalogun bir Müslüman’ı nerden nereye getirdiğinin en açık,en acı ve düşündürücü sonucu. Sayın diyalogcular din değiştiren bu insan sizin eseriniz.Ne kadar öğünseniz yeridir. İslamiyet’e ne Haçlı Seferleri,ne de misyonerlerin çalışmaları sizin kadar zarar vermemiştir. Allah sizlerden cümle ümmeti Müslüman’ı korusun.! Amin... Veysel TURGUT KIRŞEHİR |
Diyalog nasıl olmalıdır?
Yapılacak olan diyaloğun Kur’an ilkelerine ve Efendimiz’in tebliğ metotlarına aykırı düşmemesi gerekir. Bugün ülkemizde "ehli kitabın cennetlik olduğu" gibi söylemlerin artması ile ehli kitapla yapılan diyaloğun paralellik arz etmesi, bir yerde hata yapıldığı kanısını uyandırmaktadır. İnsanların bu konuda yanlış kanaatlere varmaması için diyalog, hoşgörü ve ehli kitap konularının didişme vesilesi olmaktan çıkartılmasında ve alternatif bir bakış açısıyla yeniden tartışılmasında fayda vardır. Bu noktada Kur’an’ın ehli kitaba yönelik olarak buyurduğu "Yanınızdakini doğrulayıcı olarak indirdiğime inanın da onu inkar edenlerin ilki olmayın." (Bakara, 41) ayetini ve Efendimiz’in Necaşi ve Heraklus gibi devlet başkanlarına gönderdiği mektuplarda geçen "Selam hidayete tabi olanlara" ifadesini hatırlatmakta fayda vardır. Efendimiz bu ifadeyi defalarca kullanmış iken, bizler bunu ehli kitaba bir sefercik olsun söyleyememişsek onlarla diyaloğa girmemizin de bir anlamı yoktur. Diyalogdan maksat kendimizi anlatmak ve ehli küfrü hidayete çağırmaksa, pısırık davranışlarla bunu becerebileceğimizi söyleyemeyiz. Şayet bu maksatlarla değil de Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmek maksadıyla bu işe girişmiş isek, bu bizim azıcık da olsa Kur’an’dan nasibimizi almadığımızı göstermektedir. Tevil ile tahrip edenlerin yorumlarını dikkate almazsak Kur’an’ın bu konudaki tavrı oldukça nettir: "Ey iman edenler! Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin, onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, şüphesiz o onlardan olur. Şüphesiz Allah, zalim kavmi doğru yola iletmez." (Maide, 51) Bu ayetteki ikaza uyulmadığı ve Yahudi ve Hıristiyanların arzularına meyledildiği takdirde şu ayette bildirilen sonuç ile karşılaşılacaktır: "`Sen onların dinine uymadıkça, Yahudiler de Hıristiyanlar da asla Sen’den hoşnut olmazlar. De ki: ‘Gerçekten doğru yol, Allah’ın yoludur.’ Sana gelen bu ilimden sonra onların arzularına uyarsan, Sana Allah’tan ne bir dost ne de bir yardımcı vardır." (Bakara 120) Bu ayetlere göre onları dost olarak bilmek yasaklanmıştır, fakat onlara iyilik yapmanın, adaletle davranmanın ve onlarla diyalog kurmanın bir sakıncası yoktur. Zira başka ayetlerde de konuyla ilgili şöyle buyrulmaktadır: "Zulmedenleri hariç, ehli kitap ile en güzel olan şeklin dışında bir tarzda mücadele etmeyin ve onlara şöyle deyin: Biz hem bize indirilen kitaba, hem size indirilen kitaba iman ettik. Bizim İlah’ımız da sizin İlah’ınız da bir ve aynı İlah’tır ve biz O’na gönülden teslim olduk." (Ankebut, 46) "Allah, sizinle din uğrunda savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayanlara iyilik yapmanızı ve onlara adil davranmanızı yasaklamaz." (Mümtehine, 8,) Yukarıda; kâfir olan ehli kitaba karşı güçlü ve onurlu durmamız gerektiğini söylerken, bu "onlarla mücadele ederken müminlere yakışmayan bir tarzda mücadele edelim" demek değildir. Müminler ehli kitap kâfirleri ile mücadele ederken bu ayetlerde de istenildiği gibi elbette en güzel usulü ve üslubu seçmek zorundadırlar. Savaş hukukunu gerektiren yerlerde ise elbette savaş kuralları geçerli olacaktır. (Bkz. Tevbe, 29) |
Alıntı:
|
Allah korusun bu diyalog meyveleri şaraba,haram dönerse ne olacak?Varmı acaba hiç örneği İslam dan uzaklaşıp,başka inanışa yönelen falan?Diyarbakırda 100 küsür Türk genç hristiyan oldu diyorlardı diyalog sonucu ama sağlam bir video olduğunu da düşünmüyorum açıkçası,Allah inancından sapanları doğru yola koysun.
|
off konuya bak :)
insan bi arar yav :) |
dinlemeye değer... Alıntı:
|
-) Diyalog nedir?
Dilimize Fransızcadan geçen Diyalog, “anlaşma”,”uyum sağlama” ve” bu yolda yapılan çalışmalar” demektir (4) .Geniş manada Diyalog, iki insanın, grubun, zümrenin, milletin, devletin veya herhangi bir topluluğun birbirleri ile tanışmasına; sözlü, yazılı, fikri, ticari vb şekillerde alış-verişde bulunmaları demektir. Diyaloğun gerçekleşebilmesi için tarfaların birbirini “anlaması”, anlaması için “tanıması”, tanıması içinde “bilmesi” gerekir! 2-) Dinler arası Diyalog nedir? Farklı dinlere mensub insanların inançlarını ve düşüncelerin birbirlerine zorla kabul ettirmeden eşitlik, hoşgörü, doğruluk, samimiyet, sevgi, saygı ve iyi niyet çerçevesinde, ortak olan veya olmayan bir meselede barış ve hürriyet atmosferinde, muhatabını öğrenmek, bilmek, tanımak, dinlemek ve anlamak maksadıyla karşılılı konuşabilmelerini, işbirliğine gidebilmelerini, birlikte yaşayabilmelerini, hatta uzlaşabilmelerini sağlayan bir karşılaşmadır (5) Değişik bir ifade ile, Dinlerarası Diyalog, dinleri temsil eden cemaatlerin, aralarındaki sorunları temsilcileri vasıtası ile karşılıklı görüşme sonucunda, çözüme kavuştarma eğilim ve gayretleridir. Biz müminler açısından, Dinlerarası Diyalog muhterem M.Fethullah Gülen Hocaefendinin Papaya gönderdiği mektubta beyan ettiği üzere, “Yanlış tanıtılan, teröristlerin dini diye tanıtılan İslamın, doğru tanıtılmasına (6) ve bu vesile ile İslam’ın temsil noktasında tebliğ edilmesidir. 3-) Dinlerarası Diyalog ne değildir? Dinlerarası Diyaloğa karşı çıkan zümrelerin bazıları, bundan tam olarak neyin kastedildiğini bilmediklerinden, bilmedikleri bir konu hakkında yorum yapıyor ve “Bir de hiç bilmediğin bir şeyin ardınca gitme; çünkü kulak, göz, gönül; bunların herbiri ondan sorumludur.”(7) Ayeti Kerimenin mesuliyetine muhatab oluyor! Dinlerarası Diyalog a) Dinlerin birleştirilmesi veya bir potada eritilip yeni bir “din “ üretme teşebbüsü değildir. b) Bir taviz verme veya taviz koparma hareketi değildir. c) Bir münazara veya polemik oluşturma ortamıda değildir. d) Bir misyonerlik faaliyeti olmamakla beraber, bir mümin muhatabının hidayetini ümit etme teşebbüsü olabilir. 4-) Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulunun Dinlerarası Diyalog ile ilgili Görüşü: Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde bulunan Din İşleri Yüksek Kurulu, halk tarafından yoğun bir şekilde sorulan Dini endeksli sorulara cevaplama merci’ olarak., bir din dörevlisinin sormuş olduğu sorya verdiği cevabta, Dinlerarası Diyaloğun gerekli olduğunu, Kuran ve Sünnet perspektifinde bir sakıncasının olmamasının yanısıra, İslam’ın temsil edilmesi noktasında bir zaruret olduğunu belirterek ,özetle şöyle tamamlamaktadır: ‘Sonuç olarak:Dünya barışı ve insanlığın problemlerinin çözümü için diğer din mesublarıyla dialog, dinimizin öngördüğü bir faaliyet olup, İslamın temel ilkeleri ve tevhit inancından taviz verilmesi anlamına gelmez! |
Konu hakkındaki düşüncelerimi izah etmeden önce Hudeybiye Barışı'ndan söz etmek istiyorum. Mekkeli müşriklere karşı kat kat üstün ve onlardan kat kat güçlüyken, onların artık gücü kalmamışken biz bu antlaşmayı yaptık. Hatırlarsanız bu antlaşmanın hemen hemen tüm maddeleri, sanki bizim aleyhimizeydi. Kısaca o maddelerden birkaçını hatırlayalım;
- Müslümanlar bu yıl Beytullah'ı ziyaret etmeksizin geri dönecekler. Gelecek yıl üç günden fazla olmamak üzere Mekke'ye gelip Beytullah'ı ziyaret edecekler. Bu üç gün süresince Mekkeliler şehir dışına çıkacaklar. - Müslümanlardan Kureyş'e sığınacak olursa, geri döndürülmeyecek, fakat onlardan müslümanlara sığınanlar geri döndürülecek (kaynak) Peki peygamberimiz bu antlaşmayı neden kabul etmişti? Çünkü peygamberimiz biliyordu ki, müslümanlık, islamiyet, öyle yüce, öyle güzel, öyle eşsiz bir değer ki, islamın girip de feth edemeyeceği bir kalp yoktur. Eğer dinler arası diyalog, her ne kadar bizim için olumsuz maddeler taşıyor olsa bile, şayet avrupanın islamı bir parça bile öğrenmesine vesile olacaksa, bu diyalog bizim için bir "Feth-i Mübin" yani apaçık bir zaferdir. Sık sık bu sözümü tekrarlıyorum. Affınıza sığınarak tekrar ifade etmek isterim ki, o dönem Mekkeli müşrikler, Medineli müslümanları imrenmişler ve onların yaşantılarna bakarak, akın akın islam dinine geçmişlerdi. Aynı şeyi günümüz için de söylemek, yani avrupanın, müslümanların yaşayışına bakarak akın akın islama geçeceğini söylemek, çok gerçekçi olmayacaktır. Ümit edelim ki hristiyanlar, bize değil, Kur'an'ı okuyarak, Sünnetlere bakarak bu dini tanısınlar, bu dini öğrensinler. Ve yine ümit edelim ki, biz müslümanlar da, üzerimizdeki cehalet toprağını atalım ve bu dine yakışır bir şekilde hareket edelim. |
Bediüzzaman'ın deyimiyle Osmanlı Avrupa'ya Avrupa islamiyete gebedir...
|
Alıntı:
Mekkeli Müşriklerle yapılan bu anlaşma medinenin güvenliği içindir... MEdine iki taraflı tehlike içindeydi... Birisi mekkeli müşrikler diğeride hayberli yahudiler... Peygamberimiz mekkelilerle sulh yapmışken hayberi feth etmiştir... Yani savaşmıştır... Bakın aynı savaşta Peygamberimizle Hz.Ali arasında geçen bir diyalog şu şekildedir... Kahraman Hz. Ali, mübarek sancak elde heyecanla ilerliyordu. Bir müddet gittikten sonra, "Yâ Resûlallah, ben onlarla neyi gerçekleştirmek için çarpışacağım?" diye sordu. Kâinatın Efendisinden şu cevap geldi: "Allah'tan başka ilah ve ibadet edilecek bulunmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Resûlü olduğuna şehadette bulununcaya kadar onlarla çarpış. Onlar bunu yaptıkları takdirde, can ve mallarını kurtarmış olurlar. Kalblerindekilerin hesabı ise Yüce Allah'a aittir." Bu cevabı alan Hz. Ali, kararlılık ve sevinç dolu bir sesle, "Yâ Resûlallah, onlar Müslüman oluncaya kadar kendileriyle savaşacağım" dedi. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem Efendimiz şöyle buyurdu: "Onların kalelerinin yanına varıncaya kadar vakar içinde ilerle. Sonra onları İslâma dâvet et. Müslüman oldukları takdirde mükellefiyetlerini bildir. "Vallahi, senin vasıtanla, Allah'ın onlardan bir tek kişiyi hidayete erdirmesi, senin için bir çok kızıl develere sahip olup onları Allah yolunda sadaka vermenden daha da hayırlıdır."Peygamberimiz (s.a.v.) bu sözleriyle aynı zamanda İslâmî fetihlerin maksadının ne olduğunu da ortaya koyuyordu. |
Yeryüzünde 2 çeşit insan vardır
1.si inananlar 2.si inanmayanlar "inanadığını zannedenler" İnananlar la inanamayanlar birleşemezmi? |
Hala Dinler Arası Diyalog çalışmalarına laf atanlar veya böyle safsata yakıştırması yapanlar...
Çaplar üstü hacimdeki beyninizi daha fazla yormadan biraz daha olgunlaşmayı,ergen sendromunu geçirmeyi ve vicdanınızda akl-ı selimin makes bulduğuna kani olduğunuz günü gördüğünüzde bu dedklerinizi tekrar ve tekrar düşünmeniz dileğiyle... |
Tüm dünyadaki inananlar ve inanamayanlar.
İnananlar bir tarafta inanamayanlar bir tarafata. |
İnanmak veya inanmamak ve bu özgür iradeye sahip olmak bir ayrışma sebebi olamaz...
|
Büyük düşünün siz türkiyesiniz.
|
Alıntı:
Ayrımı yapanlar onlar. dünyevi menfaatleri için bize yapmadıklarını bırakmıyorlar. |
Alıntı:
bu neyin nesi şimdi ;D;D bak işte sizden farkımız o herhalde... beynimizi yormamız... |
Allaha inanlar islamı seçecektir inanmayanlar diretecek ve bize karşı ellerinden geleni yapacaklardır.
Her türlü ittifakta bulunacaklardır'ki. Bu ittifak şu anda mevcuttur siyonistler ve evanjelistler buarada inanmayanlarıda katabilirsiniz ki bunlarda kendilerini katolik veya ortodoks olarak adlandırabilir. Son olarak bence siyonist ve evanjelistlerinde inandığını zanneden kişilerdir ve samimi değillerdir çünkü tüm hareketleri ve sözde inançları dünyevi çıkarlarından başka birşey değildir. |
Beyniniz bu kadar pespaye bir düşünme işinde bilinde yoruluyorsa vay sizin halinize...
Türkiye'ye çağ atlatan ve insanını iğne uciyle kuyu kazma mesabesinden kutsal bir emekle eğiten ve Anadolu insanına birşeyler yapabileceği fikrini aşılayan bu bükülmez bileği öpme vakti sıra sizde, tabi haka vicdani istidatlarınız yerinde duruyorsa... |
Beyniniz bu kadar pespaye bir düşünme işinde bilinde yoruluyorsa vay sizin halinize...
Türkiye'ye çağ atlatan ve insanını iğne uciyle kuyu kazma mesabesinden kutsal bir emekle eğiten ve Anadolu insanına birşeyler yapabileceği fikrini aşılayan bu bükülmez bileği öpme vakti sıra sizde, tabi haka vicdani istidatlarınız yerinde duruyorsa... |
Diyalog gereklidir değildir diyenler biraz daha okusun lütfen her anlamda kimsede kusura bakmasın.
|
Alıntı:
bizler cahil insanlarız... şimdi yazılarınızdan olmadık bi anlam çıkarır diyaloğa laf söyleriz gayretullaha dokunur sonra... o iğne uciyle kısmı iğne ucuyla mı acaba? |
'Diyalog gerekli değildir' diyen acaba bunu derken ne yapmış oluyor çok merak ediyorum...
Ya da diyalogsuz olarak bir insanla nasıl anlaşmayı ve içinin ilhamlarını ona katarmayı lanlıyor,pes doğrusu... |
Evanjelizm / Beyaz Saray'ın Gizli Dini http://www.kitapyurdu.com/getimageV3...&en=13,5&set=0
http://www.kitapyurdu.com/resim/beyazkose.gif http://www.kitapyurdu.com/resim/beyazkose.gif http://www.kitapyurdu.com/resim/Paylas.gif http://www.kitapyurdu.com/resim/dugme/digg.png http://www.kitapyurdu.com/resim/dugme/delicious.png http://www.kitapyurdu.com/resim/dugme/facebook.png http://www.kitapyurdu.com/resim/dugm...lebookmark.png http://www.kitapyurdu.com/resim/dugme/live.png http://www.kitapyurdu.com/resim/dugme/twitter.png [IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/MLTEC%7E1/LOCALS%7E1/Temp/moz-screenshot.png[/IMG] [IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/MLTEC%7E1/LOCALS%7E1/Temp/moz-screenshot-1.png[/IMG] http://www.kitapyurdu.com/resim/beyazkose.gif http://www.kitapyurdu.com/resim/beyazkose.gif İsmail Vural KARAKUTU YAYINLARI Evanjelizm, ilk kez Protestan Reformu sırasında Luther ve onun bağlıları için kullanılmıştır. Ancak bugün için Evanjelizm, Amerika'daki Hıristiyan toplumunun tutucu kanadını ifade etmektedir. Yahudilere ve Siyonizm'e olan ilginç bağlılıkları ise Evanjelikleri Hıristiyan dini içinde oldukça farklı bir yere oturtuyor. Evanjelikler, Eski Ahit'in; Yahudilerin ‘Tanrı'nın Seçilmiş Halkı’ olduğu, Kutsal Topraklar'ın Yahudilerin malı olduğu, Yahudilerin Mesih'in gelişi ile birlikte bir dünya egemenliğine ulaşacakları gibi kehanetlerini tamamen kabul ederler. Bu konuda kendilerine düşen en büyük misyonun ise Yahudilerin egemenliğine destek olmak olduğunu düşünürler. O zaman ‘Ortadoğu’da Amerika’nın Afganistan ve Irak ile başlattığı değişimin Evanjeliklerin amaçları ile bir ilgisi var mı?’ sorusu akla geliyor... Amerika’nın Evanjelik Başkanı George W. Bush, ‘ya bizdensiniz ya da düşman’ anlayışı ile tüm dünyayı karşısına alabilecek desteği fundamentalist inançlarından mı alıyor? Peki Bush ‘bizden misiniz?’ derken neyi kastediyor? Evanjelizm'in amacı ne, dünyayı kıyamete mi sürüklemek istiyorlar? Evanjelikler Amerikan yönetiminde ne kadar etkililer? Amerikan dış politikasının karanlık bir yüzü var mı? Bush kendisini Mesih mi zannediyor, yoksa yeni bir Hitler mi doğuyor? Hıristiyanlar neden Siyonist oldular? Yahudiler Filistin’den sonra Babil’i de mi istiyorlar? Kuzeyden gelecek ırk hangisi? Barış deccalın habercisi mi? Irak son mu, yoksa devamı var mı? Evanjelikler İslamiyet’e nasıl bakıyorlar? Bütün bu soruların cevabı Evanjelizm / Beyaz Saray’ın Gizli Dini’nde...SİTE:www.kitapyurdu.com http://www.kitapyurdu.com/resim/dugm...erime_ekle.gif http://www.kitapyurdu.com/resim/haberver_85.gif %30 indirimli |
All times are GMT +3. The time now is 05:13. |
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2025, Jelsoft Enterprises Ltd.
AK Parti Forum 2007-2023