AK Gençliğin Buluşma Noktası
Forum Köşe Yazarlığı Ak Parti Forum Köşe Yazarları buraya.



Cevapla
Stil
Seçenekler
 
Alt 03-24-2011, 22:03   #1
Kullanıcı Adı
alperen
Standart SEYR-Ü SEFER
SEYR-Ü SEFER
ALPEREN GÜRBÜZER



Yaşadığımız bunalımların izdirabını bir hastalık seyri değilde bir aşk nöbeti olduğuna kanaat getirip yeniden yola koyulmalı ki zafer peşinde değil, seferle yükümlü olduğumuz anlaşılabilsin.
Üzerimizdeki ölü toprağı atarcasına yeniden nefesimizi soluklayıp yeni ufuklara kanatlanmak güzel bir duygu olsa gerek.. Dolayısıyla bütün yasakçı ve engelleyici tavırlara aldırış etmeden hak ve hakikat yolunda kararlı adımlar atmak mecburiyetimiz var. Çünkü omuzlarımızda taşıyacağımızı hissettiğimiz tarihi misyonumuz bunu gerektiriyor. Önümüze şimdiden dikenli taşların koyulduğunu, hatta engebeler kurulduğunu ve bin bir türlü yasaklamaların getirileceğini bildiğimiz halde, elbette ki o müthiş heyecanımızın doruğuyla ülkemizin meseleleri ile dertlenmek birinci önceliğimiz olacak. Ta ki toplum felah bulana kadar durmak yok, yolumuza devam etmekte karar kılmalı da.
Neredeyse nefes almamıza bile müsaade vermeyen zinde güçlerin var olacağının farkına vararak yılmadan usanmadan gönül seferberliği başlatmak anbean zaruridir. Artık vaziyet bambaşka, topluma giydirilmeye çalışılan elbise dar geliyor çünkü. Yani zorla dikte ettirilmeye çalışılan suni reçeteler öz benliğimizi tırpanlar hale gelmiş durumda. Öyle ki yetti gayri diyecek noktaya gelen insanlar geleneksel değerlerimizle modernliğin kucaklaştığı dönemi ne zaman görebileceğiz diye feryat etmekteler. Zaten o özlediğimiz bu büyük buluşma gerçekleşebilirse kimlik krizinin sona ereceği de muhakkak. Ümidimiz hala taptaze. İşte bu umut dolu sevinçle bilgi çağının ötesine geçeceğimize inancımız tam. Bu yüzden sevdamız yüreğimizde bir ateş, bu böyle biline.
Toplumumuzda cereyan eden hastalıkların sebeplerini iyi etüt edip med-cezir çizgilerimizi istikamete çevirecek çözümler üretmek geleceğimiz için mecburidir. Fakat gel-gitler arasında sıkışmış bir halimizin devamında çıkar sağlayanlar var sanki. Yaşadığımız şu güzelim Türkiye’mizde farklılıklarımızı bir ayrılık unsuru görmeyip, bu coğrafyada yaşayan herkesimi aynı kilimin desenleri olarak gördüğümüz zaman umulur ki gerilim çıkartmak isteyen aklıevvellerin çabalarını boşa çıkartmak mümkündür hala.
Ülkemizde acilen el atılması gereken mesele, topluma tek tip düşünme yönünde sürekli dayatılan çarpık uygulamalardır. Anlaşılan çoğulculuğun ve çeşitliliğin önündeki engeller kaldırılmadıkça, sular hiç durulmayacak gibi. Zira farklı kimlikte farklı kültürde insanlarla tanışmak kültürel zenginliğimizin icabıdır. Elbette ki modernliğin ve geleneğin kendi içinde açmazları olabilir. Önemli olan küçük meseleleri büyülterek bir yerlere varamayacağımızı anlamaktır. O halde gerek modernizm ve gerekse geleneğimiz kendi içinde dönüşmesini sağlamaktan başka çaremiz yok.
Dönüşüm ve yenilenme ancak katılımcı demokrasi zeminde yeşerebilir. Herkes kendi fikrini dayatmacı yöntemlerle karşı tarafa dayatmaya çalışırsa gerilim doğar, dahası Allah korusun fikirler yerine silahlar konuşabilir de.
Öncelikle Türkiye kilimi çok zengin, bir o kadarda renkli ve bu kilimde kuşkusuz her unsura yer var elbet. Yeter ki farklılıklarımız ayrılık olarak telakki edilmesin, demokratik çerçevede birbirimizi anlamaya çalışalım gerisi kolay. Hoşgörü kültürümüz farklılıklar arasında diyaloğu sağlayan tek yegâne çimentomuz. Bundan dolayı herkesin kendi iç dünyasında başlatacağı faşizan ve dayatmacı düşüncelere karşı mücadeleye hazır olması lazım. Nitekim yasakçılığı kendi iç bünyemizde görmediğimiz sürece bir başkasına tavsiyede bulunma hakkımız olamaz. Laf icabı demokratik görünmek kolay, önemli olan hem iç dünyamızda hem de dışta yasakçı tavırlardan kurtulabilmek ve kendimize söz geçirebilmektir. Bu gerçeklerden hareketle ikiyüzlülüğü bir tarafa bırakarak çok renkli ve zengin düşünce ortamının temellerini atmalıyız. Aksi takdirde demokrasi kültürümüze ve toplumumuza yazık etmiş oluruz.
Unutmamak gerekir ki her türlü düşünce ve fikir ancak hür bir seyr-i âlem de seyretmekle boy verebiliyor. Hakeza İslam düşüncesi özgür bir zeminde yeşerebilme elastikiyetine sahiptir. Gergin ortamlar İslami yaşamaya engelleyici durumlardır. Bu yüzden İslam’ın militarizme değil İnsan-ı kâmile ihtiyacı var. Geleceği öfke kin ve terörde değil tefekkürde aramalı. İslamı otoriter ortama çekme dine hizmet değil aksine onu baltalamaktır. Bakın Ortadoğu’da bitmek tükenmek bilmeyen kavgaların ardında umumiyetle otoriter zihniyetin yaşatılma çabaları söz konusudur. Dolayısıyla otoriter düşüncelerin ana damarları kesilmediği sürece kanayan yaralar durmayacağa benziyor. Bu nedenle Ortadoğu cinayetçiliğini İslam sanırsak bizim Saddam gibilerden farkımız kalmazda.
Akışkanlığımızı otoriter alanlara kaydırmadan pembe şafaklara seyrü sefer eylemeli. Totaliter düşünceler hangi kesimden gelirse gelsin asla kabulümüz olamaz. Böylemi olmalıydık. Elbette ki hayır... O halde taraflar birbirini anlamaya çalışmalı, tanışmalı ve bir arada yaşamanın formüllerini ortaya koymalı. Zira Osmanlı kendi devrinde farklı kültüre sahip insanlarla bir arada yaşamanın nasıl olabileceğini bütün cihana göstermiş, onun içinde Devleti Aliyye altıyüzsene bu uğurda seyr-i sefer eyleyerek uzun süre ayakta durmayı başarabilmiştir. Osmanlının bakiyesi hükmünde olan Türkiye’de yaşamak el ele güzel, neden olmasın ki.
Ne zaman ki kendimizi inkâr ettik, yolumuz yol bilmedik ve batının bütün değerlerini baş tacı yaptık o zaman düşüşümüz kaçınılmaz olmuş. Geldiğimiz şu noktada artık batıdan vazgeçemeyiz. Tabiî ki bir yönümüzle batıya bakacağız, ama batının teknolojisine ve aramızda var olan müşterek kabullerimize itibar ederek yol alacağız. Kendimizi unutmadan dünyaya açılmak zarar vermez, bilakis zenginlik doğurur. Günümüzde kendi yağımızla kavrulur anlayışı artık gerilerde kaldı. Öyle ki zamanımızda sınırları politikacılar çizmiyor, sınır ötesi stratejiler (seyr-i seferler) belirliyor. Madem durum vaziyet bu, yapmamız gereken var olduğumuzu tüm âleme ispatlamak ve misyonumuza yakışır tarzda yerellikten evrenselliğe uzanan bir seyir takip etmektir.
Dünyaya açılmakla doğululuğumuzdan vazgeçme anlamı çıkarılmamalı. Tam aksine kendi değerleriyle yoğrulmuş ve sürekli modernliği (teknoloji ve bilgi üretimi) ön plana alan anlayışla yola çıkmayı ülkü edinmeli de. Nitekim Seyri seferimiz hem gelenekselliğimiz hem de modernlik üzerinedir.
Gazamız mübarek olsun demeli şimdiden. Çok uzun ve inci bir yoldayız, seyri sefer uğruna gönüllü erler az çıkabilir de. Unutmayalım ki Allah’ın Habib-i tek başına yola koyuldu, ama bugün milyonlarca Müslüman var dünyamızda artık. Demek ki başlangıçta kemmiyet değil keyfiyet önemliymiş, sonrası malum her ikisi de gerekli.
Ülkemizin kaderi bu olmamalıydı. Türkiye çağlar üzerinden sıçrama seferine koyulurken hem doğulu hem batılı hem de kendisi gibi kalabilmeliydi. Çünkü ülke gerçeklerine baktığımızda toplumun bağrında kâh doğu, kâh batı ve kâh kendi gibi olmak denilen iz düşümleri var. Bu durum çelişki gibi görünse de aslında zıtmış hale getiren yanlış izlenen politikalarımızdır. Oysaki farklılıkları doğurgan hale ve zenginliğe dönüştürebilirdik pekâlâ. O halde sömürge olmadan misyonumuzun gereği olarak gül dalında solmadan dünyanın o özlediği sevgi ruhunu yaymalı.
Velhasıl; insanlık bunalımın girdabında, kendine uzanacak muhabbet ellerine muhtaç. Daha bundan başka ne diyebiliriz ki seyri seferimiz kutlu olsun demekten başka.
Vesselam.

 

alperen isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı





2007-2023 © Akparti Forum lisanslı bir markadır tüm içerik hakları saklıdır ve izinsiz kopyalanamaz, dağıtılamaz.

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir.
5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, şikayetlerinizi ve görüşlerinizi " iletişim " adresinden bize gönderirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır.



Bulut Sunucu Hosting ve Alan adı
çarşamba pasta çarşamba bilgisayar tamircisi