Tekil Mesaj gösterimi
Alt 12-07-2014, 04:34   #25
Kullanıcı Adı
Cihannur
Standart
Alıntı:
zülcenaheyn Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

Osmanlıca dersi... Benim sempati ile baktığım bir olay... Ama bu seçmeli değil de zorunlu hale gelince o zaman bu bir dayatmaya giriyor, bir vatandaş tipi oluşturma yoluna giriliyor...

Kemalizm İslam karşıtı olarak bir eğitim dayatmasında bulundu, bu artık kaldırıldı ama şimdi yeni bir dayatma başlıyor.....

Demokrasi ne azınlıkların diktatörlüğü ya da dayatmasıdır ne de çoğunluğun bir dayatmasıdır, demokraside dayatma O-LA-MAZ!

Çoğunluğun seçtiği iktidar olur, hükumet kurar ama azınlığın seçtiği de vardır, azınlığın seçtiğinin sesi az çıkıyor, sesi yetmiyor diye temel insan hakları görmezden gelinemez ve bir dayatmaya uğrayamaz.

Şu Osmanlıcayı seçmeli yapıp cemevleri problemi çözülse ne olur? Hiçbir şey olmaz sadece demokrasi uygulanmış olur ama insanların dersi devleti ele geçirip hayallerindeki insan-vatandaş tipini yaratmak...

Bunu Atatürk başaramadı, Erdoğan da başaramaz...

Bu milletin her bir bireyi ne "Laik-Kemalist bir Türk" olacaktır ne de "Dindar ve Kindar Türkiyeli" olacaktır!

Vatandaşı tek tipleştiren ideolojik akımların devri geçmiştir, böyle devletlerin de ömrü kısa sürelidir.

Artık küreselleşen ve demokratikleşen bir dünyadayız. Evet şu anda Türkiye geçmişi ile yüzleşip kültürü ile yeniden barışıyor ama elbette Türkiye bünyesinde barındırdığı otoriterleşme ile de yüzleşecektir.

Bu otoriterleşme Kemalizmde de var Sağ yapılarda da var.

İşte olay bundan ibaret.
Mesele madem bu raddeye kadar geldi, öyleyse müsaadenizle mevzuyu derinleştirelim.

AK Parti kadrolarının çekirdeğini oluşturan insanların Necmettin Erbakan ekolünde yetişmelerinin bazı avantajları olduğu gibi çok önemli bir dezavantajları da oldu: Devletçi zihniyet.

AK Parti'yi kuran kadrolar maalesef ki Erbakan'ın devletçi zihniyetinin etkisi altında siyasi kimliklerini oluşturdular. Devletçilik ki en berbat şeylerden biridir. Temelden başlayalım: Niye bir devletimiz var? Bu kadar insan toplanıp niye devlet kurduk? Devlete gereksinimimiz var mı?

Basitçe izah edeyim: Belli bir topluluk içinde yaşadığımız ve topluluk olarak bazı zorunlu ihtiyaçlarımız bulunduğu için zorunluluktan dolayı devlet kurduk. Mesela iç güvenlik ihtiyacı. Herhangi bir hırsızlık olayında vatandaşlar olarak hırsızı kendimiz yakalayıp kendimiz cezalandıramayacağımıza göre bunu bizim yerimize yapacak bir mekanizmaya ihtiyaç var; o da devlettir. Mesela dış güvenlik ihtiyacı. Herhangi bir düşman ülkenin Allah korusun ki ülkemize saldırması durumunda vatandaşlar olarak elimize tabanca tüfek alıp o düşman ülkeyle savaşamayız. Bunu bizim yerimize yapacak bir mekanizmaya ihtiyaç var; o da devlettir. Zorunluluklarımız olduğu ve zorunluluklarımızı bizim yerimize ancak devlet gibi bir mekanizma yerine getirebileceği için devletimiz var. Yani zorunluluklarımız olmasa devlet de olmayacak. Zorunluluklarımız ortadan kalkarsa devlet de ortadan kalkar.
Devletin var olması şart değil.

Peki ya, halkının olan ve halkına hizmet için var olan devlet, bir gün gelir de halkına savaş ilan ederse (28 Şubat döneminde olduğu gibi) ne yapılmalı? O devletle savaşılarak kendisine haddi bildirilmeli ve kendi halkının ve ülkesinin düşmanı olma zilletine düşmüş olan o devlet, halkına ve ülkesine düşman olmaktan vazgeçirilmeli. Müslüman Türk Milleti'nin, 28 Şubat 1997 Askerî Darbesine ve 28 Şubat sürecine verdiği tepki işte budur. Ülkesine ve milletine saldırarak gayrimeşru çizgiye düşmüş olan devlet, Türk Milleti'nin basiretli müdahalesiyle doğru yola çevrilmiş ve kendi halkına ve kendi ülkesine saldırmaktan men edilmiştir.

JFK filminde geçen, aklımda kaldığı kadarıyla şöyle bir sözü hatırlıyorum: Bir vatanseverin en önemli görevi, ülkesini devletine karşı savunmaktır. Şimdi internetten baktım da bu sözü söyleyen kişi Edward Abbey isimli biriymiş ve o söz de şöyleymiş: Bir vatansever her zaman ülkesini hükümetine karşı korumaya hazır olmalıdır.

AK Parti'nin bazı devletçi uygulamalarına ben de karşıyım. Dershaneler meselesinde baştan beri tavrımı koydum ve dershanelerin zorla kapatılmalarının doğru olmadığını dile getirdim. Dershanelerin zorla kapatılması benim demokrasi anlayışıma ters. İsteyen istediği dershaneyi açar, isteyen kişi de parasını verir ve orada ders görür, istemeyen kişi de dershaneye gitmez, hem ders almaz hem de para ödemez.

AK Parti genel politika olarak her şeyi devletin öncülüğünde ve etkinliği altında yapmaya çalışıyor. Ben ise daha çok özel teşebbüs yanlısı ve daha özgürlükçüyüm. Bugün böyle yapıyorsun, her şeyi devletin etkisi altına alıyorsun iyi de, yarın bir gün devlet, tıpkı 28 Şubat sürecinde olduğu gibi yine kötülerin eline geçerse ne yapacağız, ne yapılacak? Kapsamını genişletmiş, alanını büyütmüş güçlü bir devlet kötülerin eline geçerse; halkına, masumlara, gariplere ne büyük zulümler yapabilir maazallah.

Evet, Erdoğan'ın mizacından kaynaklanan belirli bir otoriterleşme var. Bunu kabul ediyorum. Ayrıca bu otoriterleşmede Erbakan ekolünün de etkisinin olduğu kanaatindeyim. Lakin bunun büyütülecek kadar derin bir otoriterleşme olmadığı açıktır. Erdoğan, bir Putin kadar otoriter değil. Türkiye'nin genelinde baskıcı bir ortam yok.

Türkiye'nin temel meselesi demokrasi ve özgürlüktür. İnsanlar demokrasiyi ve özgürlükleri içlerine sindirdiklerinde hem daha hoşgörülü hem daha gelişmiş hem de daha müreffeh bir toplum olacağız inşaallah.

Türkiye'de özellikle laik kesimde hem demokrasiyi hem de özgürlüğü içine sindirememe sorunu var. Yerel seçimde bazı illeri AK Parti, CHP'den, bazı illeri de CHP, AK Parti'den aldı. Bu, demokrasinin güzelliğidir. Yarın bir gün AK Parti iktidardan düşüp ana muhalefet partisi olabilir ki, normaldir. Daha sonraki bir seçimde de tekrar iktidara gelebilir; bu da normaldir.
Mahkeme kadıya mülk değil. Laik kesim hazımsızlık sorunu yaşıyor; iktidara gelemedikçe azgınlaşıp sağa sola saldırıyor. Demokrasilerde iktidarları millet belirler. Laik kesimin buna saygı göstermesi gerekiyor. Başka yolu yok; laik kesim ya serbest ve demokratik genel seçimlerle iktidara gelecek ya da hep muhalefet olarak kalacak.

Laik kesim eninde sonunda şunu anlamak zorunda: 4 askerî darbe yaptılar da ne oldu?! Sağcı sayısı mı azaldı?! Milletin sağ partilere % 70'lere varan oranlardaki oy desteği mi azaldı?! Laik kesimin, iktidar hırsı için ülkede gerginlik çıkarmasına hem gerek yok hem de çıkarabileceği gerginlikler sonuç alıcı değil. Laik kesim, olayı en aşırı noktaya götürse de yine sonuç alamaz. Mesela diyelim ki laik kesim azdı azdı ve ülkeyi Allah korusun ki iç savaşa götürdü. İç savaş sonrası ne olacak ki?! Ülkenin iktidarını yine millet belirleyecek. Laik kesimin şunu mutlaka anlaması gerekiyor: Ne yaparlarsa yapsınlar milletten kurtuluş ve kaçış yok ve milletin onayı dışında elde edebilecekleri bir iktidar yok!

Konu Cihannur tarafından (12-07-2014 Saat 06:25 ) değiştirilmiştir..
Cihannur isimli Üye şimdilik offline konumundadır